Patronsuz Medya

Sıcaktı, havale geçirmiş olabilirim

Ahmet Büke - 9 Temmuz 2004  


Gözlerimi açtım. Yanımda uzanıyor. Kıvırcık saçları yastığa dağılmış. Dudaklarının üzerinde tomurcuklanmış iki damla var. Kolunu bana doğru uzatmış, parmak uçları değmek üzere. Mor göğsü inip kalkıyor. Gözlerimi açıp kapıyorum. Hâlâ orada.

Yataktan fırladığım gibi banyoya koşuyorum. Su, su, buz gibi. İhtiyacım var şimdi. Tokat gibi çarpıyorum suyu. Yüzümde havlu kapıya çıkıyorum. Yavaşça indiriyorum gözlerimdeki perdeyi. Yatak odası boş. Mutfaktan ses geliyor. Sanki birisi cam bardağı lavaboya bıraktı. Orada. El sallıyor. Omuzlarına bir tişört atmış. Karşı apartmanın camlarında yansıyan güneş kalçalarına düşüyor.

Geri dönüyorum. Bol köpüklü tıraş iyi gelir mi acaba? Aynadaki gözlerim uykuya geri dönmek için yalvarıyor. Yüzümün sağ yarısı bitmişken arkamdan geçiyor. Derin nefesler alıyorum.

Gömleğim, ütülü pantolonum. Çorabımın teki nerede? Lanet olsun! Getirip önüme atıyor. Benden önce giyinmiş bile. Şifoniyerin üstünde yan yana duran nokta küpelerini takıyor. Sonra yanıma oturuyor. El aynasıyla yüzüne bakıyor. Kaşlarını düzeltiyor. Kokusu göğsüme, enseme, saçlarımın arasına her yere doluyor.

Yok bu böyle olmayacak. Koridora koşuyorum. Telefon, numaralar…

Alo, günaydın.

Esniyor önce.

Sana günaydın. Ben uyuyordum.

Bir şey söylemek istiyorum. Hani geçen gece… Aslında o gece sende kalmak istemiştim.

Ama kedim aç deyip apar topar gittin.

Evet de yalandı. Bizimkisi geceleri eve hiç gelmez zaten.

Galiba gülüyor. Elimde ahize arkama dönüyorum. Ya, yanılmamışım gülüyor işte.

Ben şimdi sana geliyorum.

Ciddi misin. Sabah sabah hem de.

Ne demek bunun sabahı akşamı mı olur. Bu kadın beni öldürecek.

Bir dakika takvime bakayım da.

Ne takvimi yahu.

Kâğıt hışırtıları, sayfaları çeviriyor galiba.

Tamam tamam. Tehlikeli günler daha başlamamış. Gel canım sen.

Ah bu kadın ne kadar da edepsiz.

Anahtarımı alıp kapıyı açıyorum. Koridordan bana gülüyor. Hadi çabuk ol dercesine elini sallıyor. Ben sana birazdan gösteririm. Ayaklarıma Tarçın dolanıyor. Bizim kart zampara dönmüş. Eğilip Tarçın'ın sırtını okşuyor. Kapıyı üzerilerine kapatıyorum.

Asansöre binip 7. katın düğmesine basıyorum. Ayakkabımı giymeyi unutmuşum. Ayağımda şıpıdık terlikler. Sallanarak çıkıyorum. Kapısı yarı açık. Arkadan gülümsüyor bana.

Çok güzel ekmek çarpsın ki.

diYorum

 

Ahmet Büke neler yazdı?

105
Derkenar'da     Google'da   ARA