Seyit Balkuv
İnsanlar maddî miras olarak ebeveynlerinden her zaman bir servet almıyor. Bazen büyük bir borç yükü, arkadan gelenlerin omuzlarına yüklenebiliyor. Pek hoş bir durum olmasa gerek bu, ama çaresi yok değil. Kolay mı zor mu hiç bilmem ama reddi miras yoluna gidebiliyor vârisler. Devam »
Ahmet Deniz Ölmez
Çamaşır makinesinin hızla dönen kazanı adeta bir zaman makinesi gibi şimdi. İnşaat kumları, kalemden oyuncaklar, çiviler, ipten kemerli pantolonlar, büyük umutlar; cep telefonları, bilgisayarlar, yeni nesil oyuncaklar, durmak bilmeyen beklentiler... Devam »
Hilal Taşdemir
Türk toplumunun belki de hiç bir zaman alışamayacağı, kabullenemeyeceği bir yöntem. Oysa ki adres sormak kadar saf bir yardım isteği aslında. Yolunun üzerinde uygun bir yerde bırakırsın, fazladan yol gitmen talep edilmez. Hem hiç bir zorlama da yoktur. Devam »
Seyit Balkuv
Artık yeter, gidip denize gireceğim. Karıncayla karınca olmayacağım. İnsanım ben. Gelişmiş modern bir varlığım. Gelecekle ilgili planlarım var benim. O planları düşüneceğim. Derkenar'a yazacağım meselâ. İsmini "Yaz sıkıntısı" koyacağım. Devam »
İlker Tortop
Eş, dost, eski arkadaşlar bu hayvan sevgimizi duyunca hep aynı şeyi söylüyor, "bu kadar yumuşak olma, hayvan bu, ürer, türer, ölür be" diyorlar. Ve ben hâlâ sokaklarda yaralı kedi ve yavru köpek bulmaya devam ediyorum. Devam »
Elif Vural
Bugün için bütün dünya birbirinin boğazına sarılmış gibi görünebilir ama milyon yıllardan bahsediyoruz, vaktimiz var. Rekabet duygusuyla gözü kararmış saldırgan ve zengin erkeklere değil, zeki ve barış yanlısı erkeklere âşık olacağız ve gelecek nesillere onların döllerini aktaracağız. Devam »
Ahmet Faruk Yağcı
Ellerimi arka tarafında ne çok bastıracak ne de yüzeyden geçecek şekilde orta şiddette bir baskı ile gezdirdim. İkinci turda kuyruk sokumunda ele gelen bir şişlik saptadım. Dikkatle muayene edince bunun derin dokular arasında gelişmiş bir abse olduğunu anladım. Abi haklıydı. Devam »
Ahmet Hamdi Tanpınar
Asrımızın ileride tarihini yazacak adam, elbette ki müstahzar salgınını göz önünde tutacaktır. Yaşar bu salgının en büyük kurbanlarındandı. İstanbul'da birkaç ecza deposundan başka doğrudan doğruya ecza fabrikalarıyla temasa girmişti. Devam »
Ahmet Faruk Yağcı
Siyah pantolon, siyah triko bluz ve ucu sivri siyah ayakkabıları vardı. Sol kolundaki saatin kadranı bebek siması büyüklüğündeydi. Ucunda kocaman mor ve yassı bir taş sallanan kolyesi de dikkat çekiyordu. Kuzgun siyahına boyanmış saçları omuzlarına dökülüyordu. Devam »
Erdem Abaka
Neden güzele ve ümit verene dair öneriler aldığımızda umurumuzda olmuyor da, ihtiyacımız olmayanı tüketme hastalığımız yüzünden başımıza gelmeyen kalmadığı halde, "tüketim canavarı olma" denildiğinde dinimize küfredilmiş gibi celâlleniyor, aslan kesiliyoruz? Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Ayna ayna, söyle bana şimdi; var mı benden daha bilgilisi, daha ayarcısı, daha ironik olanı? Karıncaya binip belini incitmeyen; ormanda on kaplan gücünde olup, kodu mu oturtan, oturttuğu kalkamayan? Karizmayı tekel yapan; adını dağlara yazdırıp, Mısır'daki sağır sultana bile ezberleten? Devam »
Erdem Abaka
Düşünüyorum ki, yaptığımız iş ne kadar sıkıntılı olursa olsun, bunları belli oranda çekilebilir kılmak yine de elimizde. İşlerimizde ve genel olarak hayatımızda sıkıntı verene değil de ümit verene odaklanmak daha doğru bir yol olabilir. Devam »
Seyit Balkuv
Kendini başkalarıyla eşit görmek ve fikrini söylemekten imtina etmemek aynı zamanda iki negatif duygunun yanınıza yaklaşmasını da engellemiş oluyor; öfke ve alınganlık. Zaten olaylar karşısında şişmemizin esas sebepleri de onlar. Devam »
Erdem Abaka
Nihayet yere indiğimi hissettiğim anda sıçrayarak uyandım. Ter içinde ve nefes nefese kalmıştım. Kucağımdaki gazeteleri yataktan aşağı atarken kendi kendime şöyle dedim: "Sadece bir rüya, sadece bir rüya..." Devam »
Necdet Şen
Bir de ne yapıyorum biliyor musunuz sevgili kardeşlerim, daha tanışır tanışmaz tepeden tırnağa yağlayıp yıkayan, hayatının direğini, yaşam koçunu, can yoldaşını bulmuş gibi davranan tutkulu insanlardan uzak duruyorum. Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Anaokuluna giden bebelerin ceplerinde bile cep telefonu olmak zorunda. Zorda kalırsa annelerini arayacaklarmış! Zannedersiniz ki, organ mafyası telefonu olmayan çocukları bir bir tespit ediyor ve onlar asla evlerine dönemiyorlar! Devam »
Ahmet Faruk Yağcı
Bu aralar fırsat bulup da çocukluğumun sokaklarını arşınladığımda bakkal önü dikilen delikanlıları görünce eski günlerden ufak bir esinti hissediyorum. Kendi zamanımın tipleri ile kıyaslayıp kendimce onların aile hikâyelerini yazıyorum. Devam »
Elif Vural
Erkek egemen bir toplumda yaşadığımız bilinmedik bir sosyolojik gerçek değil ama yine de mutena semtlerin, büyük şirketlerin steril ortamlarında yaşayıp giden benim gibiler için çoğu zaman, sanki başka ve uzak bir ülkenin gerçeği. Devam »
Ahmet Faruk Yağcı
Açık oturumlarda "sözde" demeden konuşamazsınız diye masaya yumruk vurmalar. Gamlı bakışlar ve kendini önemseyen tavırlar. Burada bizim borumuz öter havaları. Üniversite hocalarından başkumandan tavrı ile açıklamalar. Aba altından sopa göstermeler. Devam »
Ali Türkan
Alkol lobisinin bastırması sonucu, alkolden çok daha az zararlı uyuşturucuların yasaklanmasını, uyuşturucu ticaretini ve bu ticaretin yılda beş yüz milyar amerikan doları cirosu olduğunu, bunun yaklaşık elli milyarının Türkiye üzerinden aktığını ve bu miktarın yüzde 5 - 7 gibi bir kısmının cennet vatanımızda kaldığını, kara parayı, vatan için kurşun sıkan "kahramanları" anlatmak, azıcık sosyal içerikli takılabilmek için başlamıştım ama galiba gerçekten karta kaçıyorum. Devam »
Necdet Şen
Ağzınızdan çıkan her kelimeyi son sözünüzmüş gibi söylemek, yazdığınız her satırı vasiyetinizmiş gibi yazmak, bu sorumluluk duygusunu içselleştirmek, belki size külfet gibi gelebilir; ama bilin ki pişmenin, olgunlaşmanın başka yolu yok. Devam »
Candan'ın Not'una cevap: Bu sitenin sezgileri kuvvetlidir Candan. Adamın gözüne bir bakar, yedi...
Büdütör - Bir doktordan mektup
3. maddeye cevap: Yöneticilik yapan zatın, aktif hekimlik yapmaması bence durumu...
Candan Dinç - Bir doktordan mektup
Elinize sağlık:) Sadece bunu demek için yorum penceresi açmam pek uygun olmadı sanırım. (Site...
Candan Dinç - Asabım bozuk, o halde haklıyım!
Güç ve iktidar arzusu kadında da oluyor; öte yandan, bunları bir kadın ifade etse, hemcinslerinin...
Candan Dinç - Mahremiyetle saldırganlık arasındaki ince sınır
İnsanların ve hayvanların kendi davranışlarını oluştururken copy/paste yaptığını okumuştum bir...
Necdettin Han Hamam - Reddi miras
Stanislaw Lem
Ve artık kimse anlık tepkiler göstermediği için - ders çalışmak için, sevmek için, isyan edip başkaldırmak için, unutmak için hep ilaç kullanılıyor - yönlendirilmiş duygularla doğal duygular arasındaki ayrım ortadan kalkmış durumda. Ceplerimin içinde yumruklarımı sıkarak yürüdüm sokaklarda. Yo hayır, öfkeden. Kitap Kurdu »
Edward W. Said
Yirminci yüzyılda entellektüeller ya da entelijansiya -fikirleri karşılığı para alan yöneticiler, profesörler, gazeteciler, bilgisayar ya da hükümet uzmanları, lobiciler, allameler, sendikalı köşe yazarları, danışmanlar- adı verilen genel bir gruba ait olan insanların sayısındaki artışla birlikte, insan artık bağımsız bir ses olarak entellektüel birey var olabilir mi diye sormak zorunda kalıyor. Kitap Kurdu »
Ayşen Sivrikaya
Hande'ye oda arkadaşının nasıl biri olduğunu sordum. Bizden oldukça büyük, hukuk mezunu, biraz çatlak, ama idare edilebilir biri olduğunu söyledi. Sadece "biraz çatlak" mı? Şimdi düşünüyorum da Hande gerçekten çok iyi kalpli ve ziyadesiyle iyimsermiş. "Ya üstteki odalar?" Devam »
Atatürkçülüğün tabulaştırılması yoluyla siyasal sistemle kurduğu ilişki sayesindedir ki ordu, darbe ve aktüel politika arasında var olan ilişkiyi örtebilmiş; siyasal sisteme müdahalesinin ekonomik, ideolojik, stratejik, politik nedenlerini geri plana çekerek bu müdahaleyi sistemin tabuları ve totemleri adına yapılan bir görev olarak sunabilmiştir.
© 2000-2009 ~ Derkenar web dergisi, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi ürünüdür.