Bu mesajı 100 kişiye gönder!
Enver Turan
Az işkillenip göndereyim dersin ama yazmak seni canından bezdirir, kurdeşen döktürür sana. Çünkü fermanı yazan el fotokopi çekmene de müsaade etmemektedir. Birinci elden yazacaksın, kendin yazacaksın, ev ev dolaşacak dağıtacaksın. Devam »
Konuş yavrum konuş
Ahmet Faruk Yağcı
İstiklâl mahkemeleri nizamın tesisi için darağaçlarını kurduğu zamanlardan kalan bir geleneğin temsilcisidir Onur Öymen. Dili güzel kullanan, güzel giyinen, temsil yeteneğine sahip bir adam olabilir ama yine de konformisttir, ölümün ve kan dökülmesinin çare olduğunu içselleştirmiştir. Devam »
Dünyanın yeni sorunu: Küresel ısınma
Seyit Balkuv
Karbon salımını düşürmek için alınacak en önemli, en birinci tedbir, daha az tüketmek, daha az tüketmek, daha az tüketmektir. Oysa bugün dünyadaki hâkim sisteme göre ekonomi çarkının dönmesi ancak artan veya en azından azalmayan üretim-tüketim hareketi ile oluyor. Devam »
Kabaramazsın kelfatma!
Ali Sedat Çetinkoz
Elinde sopa olan adamın gizliden iş gördüğü en yaygın araç, önceden sinemaydı, şimdi televizyon. Reklâmlara bakıyor, görüyor, aynı şeyleri taklit ederek, yine de çok farklı biri olmak istiyoruz. Devam »
Küçük bir mavi yıldız
Erdem Abaka
Oysa ben, anlamsız ve temelsiz korkuları kaşıyarak insanları tedirgin eden durumlardan beslenen üsluplarıyla, korunaklı köşelerinden zihinlerimize pervasızca taarruz eden gazeteciler değil aklı ve sağduyuyu öğütleyen adam gibi gazeteciler istiyorum. Devam »
Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime
Erdem Abaka
İnsan sonradan pişman olacağı şeyleri bilerek nasıl yapar? Daha sonra pişman olacak mıyım şimdi sağ ve nispeten sağlıklıyken onu daha sık ziyaret etmediğim için? Evimin ihtiyaçlarını gördükten sonra artırdığım üç kuruşla ona bir şeyler alabileceğim bir gün geldiğinde hayatta olmazsa eğer, kendimi affedebilecek miyim? Devam »
Tarzan zor durumda
Necdet Şen
Ama tahminim o ki, bugün değilse yarın, yarın değilse bir başka gün Aydın Doğan da kendinden evvelki medya padişahları gibi sert kayaya toslayıp girdiği bu güç oyunundan mağlup çıkacak ve semirmekten devleşmiş ekonomik kütlesinin ağırlığı altında ezilecektir. Devam »
Vita
Ahmet Faruk Yağcı
"Bak kızım" diye söze başlamış kadın. "Gençsin, güzelsin, oğlum da seni seviyor. Lâkin hem hoppasın hem de müsrifsin. Geçen sokağın öte yanından gülmeni duydum. Olmaz bu! Şimdi de odada ateş varken tutup kibrit ziyan ettin. Böyle davranırsan oğlum ev bark olamaz!" Devam »
Çocuğun istikbali sözkonusu
Necdet Şen
Çocuk nasıl yetiştirilir, ben hiç bilmem. Onların istikballeri nasıl garantilenir? Müdür milletvekili profesör babası nasıl olunur, hiç bilmem. Doğayla ve kendi iç dünyalarıyla uyumlu evlâtlar yetiştirmenin yolu hangi marketteki hangi ürünü satın almaktan geçer, kafam bunlara da basmaz. Devam »
3 Çocuk yapma 3 Kitap oku!
Mehmet Atılgan Aslan
Okumaktan bu kadar çok nefret edip de özel okullara ve dershanelere bu kadar çok para harcayan dünyada başka bir ülke daha var mıdır acaba? Eğitime ve kültüre bu kadar kolay, sadece para ödeyerek sahip olabileceklerine inanan başka zavallılar var mıdır? Devam »
Mühendislik Ahlâkı
Seyit Balkuv
Mekteplilere yakışan, sadece 20 kişiyi işsiz bıraktıklarının farkında olmak değil, 20 kişiyi daha şirketlerinin ürettiği malları satın alamayacak kadar yoksul insan grubuna kattıklarını da görmeleridir. Devam »
Meyva ile Sebze nasıl ayırdedilir?
Osman Patlıcan
Önlem olarak, domates de dahil, her türlü meyva ve sebzeyi, "vitamini kabuğunda" falan demeden soyarak yemeliymişiz. Ama buna rağmen, ne adamakıllı yıkamak ne de kabuğunu soymak, yüzde yüz koruma sağlamazmış. Devam »
Hiç akılda yokken...
Ahmet Faruk Yağcı
Don de Lillo, Cosmopolis kitabındaki kahramanına "en yakındaki kişinin en büyük tehlike olduğunu" düşündürtür. Ürperticidir. Ben de şimdileride sıradan ve normal görüntülü potansiyel suçlular ile ne kadar iç içe olduğumuzun merakı içindeyim. Devam »
Leonard Peltier'den Güler Zere'ye
Mehmet Atılgan Aslan
Demokrasinin işlevselliği, toplumumuzun vicdanıyla doğru orantılı. Güler Zerre'nin dışarıda tedavi görmesi, ya da evinde ölmesine izin verilmesine kaç sağ görüşlü insanın evet diyeceğini gerçekten merak ediyorum. Devam »
Beyin verimliliği mi, beyin göçü mü?
Alper Uzun
Kişi bir yerden sonra belki de kendini düşünmek zorunda. Dönüp de ne kendisine, ne de çevresine bir faydası olmayacak ise belki de dönmemeli. Belki de verimli ve mutlu olduğu yer neresi ise orada kalmalı. Devam »
Dünyayı edebiyat değiştirecek
Mehmet Atılgan Aslan
Çünkü devletin amacı insanları tek tip yetiştirmektir. Toplumu, bireyleri tek bir rengin altında itaate sürüklemektir. İnsan ruhunu yüzeysel sorunlarla boğmak, onu düşünmekten ve yaratıcılıktan uzaklaştırıp niteliksiz bir milliyetçilikle saldırganlaştırmak, onu dogmalara, kanunlara, yalanlara ve ideolojisizliğe sıkıştırmak. Devam »
Zeytin dalı kurumadan
Erdem Abaka
Beş yaşındaki kuzenimizin bir benzeri de "onlar"da var. Kokusunu içimize çekmeye doyamadığımız yavrumuzdan da. Elini öpüp hasretle kucakladığımız anamızdan, pamuk yanaklı ninemizden "onlarda" da var. Can kardeşimiz oralarda bir yerlerde. Devam »
Ramazan Sohbeti
Vahap Demir
Okuyup yazmış olmak ya da toplumun önem verdiği yerleri işgal ediyor olmak bazen olan biteni kavramayı kolaylaştırmaz, tersine zorlaştırabilir bile. Dolayısıyla, "nerede o eski ramazanlar" geyiği gayet gereksiz, içi boş sızlanmalardır bana göre. Devam »
Eğitim fetişizmi
Ali Türkan
Çünkü, sizinki eğitim fetişizmi bile değil; yalnızca refah şovenizmi. İşe bunu anlamakla başlayın önce. Belki gerisi gelir ve adam olmayı düşlediğiniz günlere geri dönersiniz. Sobanın üstünden yayılan mandalina kabuğu kokusuyla mutlu olabildiğiniz günlere. Belki o zaman, dostlarımı "beni ilgilendirmeyen" şeyler yüzünden kırmak zorunda kalmam artık. Devam »
Yakın Tarih Dersleri 04
Ali Sedat Çetinkoz
İyi midir kötü müdür bilmiyorum, öyle bir konumdayız ki, bizim her bir siyasi problemimiz aynı zamanda bir dünya siyaseti problemidir. O yüzden de bu özürün sadece lokal bir sonucu da olmayacaktır. Bu yüzden, işin içine "iyi sıhhatte olsunlar" mutlaka katılacaktır. Devam »
Yazacaksın da ne olacak?
William - Necdet
Yazarlığı geçim kapısı olarak görmeyen amatör bir yayıncı olarak, şahsen, lâf cambazlığına değil, içtenliğe ve bir de dişe dokunur bir sözü olan içeriğe değer verdiğimi, bu vesileyle bir kez daha tekrarlamış olayım. Devam »
Yazınızı beğeniyle okudum. Kaleminize sağlık. 'Uydurduğu yalanı Allah'a isnat edenden daha zalim...
Mina - Bu mesajı 100 kişiye gönder!
Bir de şöyle bir örneği bu mesajların: Bu mesajı silersen benden hoşlanıyorsun, ...
Engin Morgıç - Bu mesajı 100 kişiye gönder!
Yapmayın Levent Bey, 4.5 milyon yıldır dünyanın başına gelen anlattığımız büyük değişimler veya...
Seyit Balkuv - Dünyanın yeni sorunu: Küresel ısınma
Engin Ardıç bugünkü yazısında Burak Eldem'in kitabına yazdığı önsözden ve Marduk meselesinden...
Erdem Abaka - Dünyanın yeni sorunu: Küresel ısınma
Ali'yi yazılarından tanıyordum, günün birinde kendisiyle bir çay içimi ahbaplık etmek fırsatım da...
Ayşe Aksoy - Be mübarek, bu kadar da kötü olunmaz ki!
İstanbul'un Bir Yüzü
Refik Halid Karay
Nemika, dünyayı hayret içinde bırakan o emsalsiz güzelliğini sade kocasına hasretmekten büyük bir saadet ve iftihar duyarak sadık ve vefakâr bir ömür sürmektedir. Osman Bey gün gittikçe çirkinleşiyor. Nemika yaşlandıkça güzelleşiyor, fakat aralarındaki muhabbet zerre kadar almıyor, değişmiyor... Kitap Kurdu »
Küreselleşen kuşağım ve Cem Karaca
Ziynet Türe
Bu yeni ekonomide, küreselleşen dünyada var olabilmenin tek yolu buydu. Bu koşturmacada benim kuşağımın insanlığı, emekleme aşamasında kaldı. Herhangi bir kişinin maneviyattan kaynaklı acılarını algılamaya hiç vakitleri olmadı (ne yazık ki bu gidişle olamayacak da). Bizim kuşak küreselleşti, yazışmalarına, konuşmalarına bol bol yabancı kelime bulaştı, 'küresel' olduk ama 'küresel yuvarlaklar' olmak adına insan olamadık işte. Cem Karaca »
Sahibi geldi
Cem Karaca
-Ah ah nerede o eski İstanbul?
O eski Kalamış, o boğaz, o güzelim sahiller?
- Vallahi haklısın azizim.
Halk sahilleri doldurdu, vatandaş denize giremiyor.
- Kültürsüzlük canım n'olacak? Bir sürü köylü işte! Cem Karaca »
Bir uzay macerası: Terketmek
Utku Ünal
Bana uzun uzun ekmek ağacının meyvelerinin toplanmasını, bir kısmının kurutulup peksimet yapılmasını, fazlaca olgunlaşmış olanlarının uzun tahta leğenlerde bekletilip mayallanmasını, tortularından arındırılmasını, şarabı bekletmenin inceliklerini, sert tadını yumuşamak için şekerli çiçek özlerinin eklendiğini, bu nedenle renginin maviye çaldığını keyifle anlatmaya koyuluyor. Kendiyle barışıklığı beni de rahatlatıyor, koltuğuma iyice yaslanıyorum. Devam »
Havanızı Görürüm Efendiler
Deniz Türkoğlu
"Caddelere çok bulaşmadan, yasak insan basmış ara sokaklardan-derkenarlardan, tabelâlara toslaya toslaya, o kaldırım benim ötekiler senin olsun, ve fakat bu kez baltacı mehmet gazabıyla kanı kımızlı ve katerina'sına fena takmış kafayı, "ehliyet eniştem olur" hamili kart edasıyla gezmeye çıkıyorum. Üç günlük ömrümde sıkmayın canımı, zaten arabanın üçüncü taksidini de Kemalettin Tuğcu ödesin, o ödemiyorsa Suna Tanaltay'a gönderin, bi daha da gelmeden önce haber verin. Devam »
Gordion Düğümü
Deniz Türkoğlu
Bu yazıda yalnızca gezegene hayret ediyorum; hayrettir, bu gezegen yerinden bile kıpırdamıyor. Duruyor, susuyor. Üzerinde tepinen, patlayan, kan döken, eziyet eden yokmuş gibi sessiz sedasız bekliyor. Neyi? Kim bilir belki de hamasetten hakikati, ahlâktan husumeti, merhametten cinayeti, idrâkten pişkinliği çıkarıp atacağımız ve kendi özgür iradelerimizi en büyük hazinelerimiz olarak kucaklayacağımız günü bekliyordur." diyordum. Devam »
Derkenar'a yazmak için verem olmak mı lazım?
Yalçın K.
Çizgilerle, çizgi romanlarla ilgili makalelerinize dair bir şeyler söylemişim. Ama -bir kaçı dışında- başından sonuna okuduğum farklı konulardaki pek çok yazınızda kafamı meşgul eden sorulara benzer bir bakış açısıyla yaklaştığınızı, genellikle de söylediklerinizin sorulara daha sistemli yanıtlar geliştirmeme katkısı bulunduğunu belirtmeden geçmek istemem. Belki bu mektup bir dönüm noktası olur da, bundan sonra bir şeyler okuduğumda, o yazıyla ilgili tepkilerimi çabucak iletme alışkanlığı edinirim. Mektup »
Dubai için "kaynak" sözcüğünü kullanmam aslında bir ironi. Çünkü bu, çölün ortasında yalancı cennet inşa etme düşüne dayalı bir model. Üretime, sanayi, tarım veya hizmete dayalı olmayan bu model sadece insanlara eğlence, gösteriş, sorumsuz tüketim ve insan tahayyülünü zorlayan fanteziler sunuyor.