Patronsuz Medya

Vat69 gururla sunar!

  Meltem Tolunay - 22 Ekim 2003


Kırmızı bir elbise üzerimde, yırtmacı tüm bacağımı açıkta bırakan. Duvarlar kırmızı kadifeyle kaplanmış. Ve halılar, onlar da kırmızı. En acı nağmeleri çalıyor arkada sazlar. Yoğun bir sigara dumanı, alkol kokusuna bulanmış. Ben sadece bir sis görüyorum. Herkes ve her şey bambaşka bir dünyada benim için. Aynı mekânda ama farklı zamanlardayız. Sazlar yavaşlıyor, şarkıya giriyorum. Hastayım yaşıyorum görünmez hayalinle.

Sözcükler ağzımdan çıktıkça içim yıkanıyor. Gözlerimden akan yaşlar boyalara karışıp yanağımdan göğsüme süzülüyor. Ben saatlerce ve herkes gittikten sonra bile söylüyorum. Arkamda bana aşık bir kemancıyla, ama bunu fark etmediğim.

Bazen Bu hayatta ne yapmak istersin? En büyük hayalin ne? gibi sorularla karşılaştığımda, kendimden geçerek yukarıdaki sahneyi anlatıyorum. Soruyu soranlarda derin bir sessizlik oluyor önce. Büyük bir gazinoda astsolist olmak mı istiyorsun yani? diyorlar beni illâ da şablonlara uydurmak isteyip.

Hayır diyorum gülerek bildiğiniz -aslında hiç bilmediğiniz- Beyoğlu'nun arka sokaklarındaki 8. sınıf bir pavyonda sesi güzel olduğu için para karşılığı satılmayan ama yine de orada şarkı söyleyebilmek için orasını burasını göstermesi gereken bir kadın olmak istiyorum.

Karşı taraf bu cevap karşısında iki tür tepki gösteriyor. Ya önce susup, kibarca konuyu değiştiriyor ya da alemsin valla deyip gülüyor. Çünkü hayallerin bile bir sınıfı var. O sınıfa ait sınırları zorlayan hayallerden bile rahatsız oluyorlar. Oysa adı üstünde, hayal işte. Hiç bir kaygısı, onay beklentisi, eleştirilme korkusu olmamalı hayallerin.

Bu hayal nereden oluştu ya da altında hangi anlamlar yatıyor, açıkçası bilmiyorum. Hayal olarak hoşuma gidiyor ve biliyorum ki şiddetli bir darbe beni çok rahatlıkla bu hayali gerçekleştirmeye götürebilir. Yani yapılabilirlik boyutu da var üstelik. Kırmızıyı ve şarkı söylemeyi çok sevmem, tamam da, mizanseni niye pavyon seçiyorum bunu ben de düşündüm.

Belki yaşananların daha gerçek olması, her gün yaşadığımız ikiyüzlü orta sınıf ahlakının orada çırılçıplak kalması ya da benim mazoşistliğim. Tabi defalarca seyrettiğim Türk filmlerinin bilinçaltımı işgal etmesi de olabilir sebep. Ama şu kesin ki, çok iyi ailelerden, çok iyi okullarda okumuş bir çok arkadaşım adlarının önüne gelecek bir sözcük, onların kullanımına tahsis edilecek bir araba ya da yurtdışı seyahatleri için çok daha fazlasını verdiler güç sahiplerine. Yani karşılığında bir şey beklenerek verilen her öpüş, her sevişme her kahkaha aslında aynı içtensizlikte benim için. Verilen yerin Hilton ya da Laleli'de bir otel olması sadece hijyen faktörlerini etkiliyor. Yaşananın bir alış veriş olmasını değil.

Toplumun giydirdiği ağır olma etiketinden, karısının poposuna bir şaplak patlatıp ulan ne güzel kadınsın sen Neriman! bile diyememiş, ev oturmalarında bile gidip koltukların ayrı köşelerine oturmuş, karısıyla ancak bayram sabahlarında yanaktan alelacele öpüşmüş yani cinselliği güdük yaşamış tüm Türk erkekleri gibi bir parça işve, bir parça sıcaklık için pavyonlara sığınanların yalnızlığı da ayrı bir neden belki. Para karşılığında alınan makaslar, sıkılan uyluklar, metal kahkahalar ve ağızda kalan bir pas tadı. Ölümüne hüzün!

Sonra ne mi olur? Yavaştan gün ışımaya başlar. Mardin'in bir köyünden türkücü olma hayalleriyle gelip boğaz tokluğuna pavyonda çalışan 15-16 yaşlarında kavruk bir delikanlı elinde eski bir süpürgeyle kırmızı halıların üstünde geceden kalan kırıntıları süpürmeye başlar. Ama bazı lekeler hiç çıkmaz, özellikle derinden kusulanlar.

Bardaklar masalardan alınıp bir su yıkanır, ruj izleri hâlâ üzerindedir. Kapının önüne kıvrılmış bir şarapçı terslenip yerinden zorla kaldırılır, yeşil plastik bir hortum tüm pislikleri temizlemek istercesine kırık kaldırım taşlarına tutulur. O suya basmamak için üzerinden atlayanlarsa normal yaşamların sterilliğine sığınmış, hayalimi duyunca şaşıran insanlardır. Yani hepimiz.

Yorumlar

Acaba bu film sahneleri mi? Benim tüylü Neriman Köksal terliklerime olan derin bağliliğim:) Bu arada, terlikler icin cok tesekkürler Cüneyttt!

Sheman - 25 Ocak 2009 (21:45)

diYorum

Meltem Tolunay neler yazdı?

Etiketler

Aile AKP Ali Türkan Amerika Araba Aydın Beslenme Bilim Cem Karaca Cehalet CHP Cinsellik Çevre Çizgi Roman Çocuk Demokrasi Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekonomi Erkek Fanatizm Felsefe Feminizm Gençlik Hayat Hayvanlar Hoyratlık Hukuk İnternet İslâm Kadın Kapitalizm Kariyer Kedi Kemalizm Kent Kitap Kişilik Komplo Konut Kültür Kürtler Mavra Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mizah Modernite Müzik Necdet Şen Nefret Nostalji Pazarlama Polemik Portreler Psikoloji Reklam Safsata Sağlık Sanat Savaş Sevgi Seyahat Sinema Siyaset Spor Şiir Tarih Teknoloji Telefon Televizyon Terör Toplum Tutunamayanlar Vicdan Yazmak Yalnızlık Yaşlılık Yergi Yoksulluk

Derkenar'da     Google'da  

87