Seyit Balkuv - 26 Kasım 2008
Küçük kızları lolipopla kandıran sapık amcalar olduğu gibi, okumuş abileri, ablaları malumatla kandıran sazan sarrafı amcalar da vardır.
Bu amcaların, okudukları kitaplar, seyrettikleri filmler, tiyatrolar hayli bir okka tuttuğundan ve bütün sermayeleri de bu olduğundan, cahil olan ve cehaletiyle bir sorunu olmayanlarla frekans tutturamazlar.
Onların gözü sizin üzerinizdedir. Bilginin sonsuzluğunu idrak etmeye başlayıp da kendi bilgisizliğine hayıflanan, yapamadıklarının tesellisini tescilli bir kahramanda arayan kuzucukların kokusunu dünyanın bir ucundan alırlar.
Alırlar ama asla saldırmazlar. Hipnotize ederek avlayan baykuşlar gibidirler. Sizi öyle bir efsunlarlar ki, hem onların açık bekleyen ağızlarına tıpış tıpış girersiniz hem de özgürleştiğinizi, aydınlandığınızı sanırsınız. Avlanmanın eğlenceli yanı da budur zaten.
Bu amcalar beyin fetişisti olduğundan cinsiyet ayrımı yapmazlar. Orgazm anında beyninize fışkırttıkları ayrıkotu tohumlarını kendi can suyunuzla beslemeye başladığınızda, onlar duvara bir çentik daha atarlar.
Avlanan, avcının feveranıyla, avcının kelimeleriyle, avcının tekrarlanaduran esprileriyle konuştukça, avcı ile av arasındaki yakınlaşma artar. Avlanan avcıya fazla benzeyecek olduğunda ise biter. Çünkü avcı kendine fazla benzeyenleri sevmez. Çünkü avcı kendini de sevmez.
Neden, kimden bahsettiğimi anlamadıysanız henüz onlardan biriyle karşılaşmamışınız demektir. Bu iyi. Ama "asıl olan bilgidir" diyor, bilgi yolunda, bilgi treninde yol alıyorsanız risk altındasınız unutmayın.
Avcının şakalar, fıkralar, hikâyelerle dolu konuşması gözünüzü mü kamaştırıyor? Tatlı diline, bitmek tükenmek bilmeyen bilgisine; ama yemek pişirmeden Bolşevik ihtilaline, tangodan kuantum fiziğine kadar her konuda bitmek tükenmek bilmeyen bilgisine hayranlık duymaya mı başladınız?
Dikkat, zokayı yutmak üzeresiniz. Zihninizle egonuz size bir oyun oynamaya hazırlanıyor. O amcayı yüceltmek ve dolayısıyla diğer birilerini aşağılamak üzeresiniz. Tabii siz yücelen tarafta kalacaksınız. Ama diğer taraf, daha doğrusu zihninizin diğer tarafta kalan yarısı sizi durmadan rahatsız edecektir.
Bu amcaları nasıl mı tanırız?
Öncelikle karizmatiktirler, tabii meraklısına karizmatik. Güzel olmaları gerekmez. Hatta çoğu zaman çirkin bile denebilecek durumdadırlar. Ama bunun önemi yok. Onların tavrı, duruşu konuşması, müstakbel avlarını hülyalı hallere sokmaya yeter de artar.
Dahası, bu amcaların marjinal uzmanlık alanları vardır. Mesela sizin Türkçesini bile ilk kez duyduğunuz bir bitkinin, Latince, Rusça ve Sırpçadaki karşılıklarını, etimolojik tarihçesini ve bu bitkiyi keşfeden mucidin hayat hikâyesini bilirler.
Bilmekle kalsalar mesele yok. Ama bu durumda sadece çok küçük bir gruptan cılız bir ilgi görürler. Tabii bu çok can sıkıcı bir durum olduğu için meydanı boş buldukça atıp tutmaya bayılırlar. Zaten bunu düzenli aralıklarla mutlaka yapmak durumundadırlar. Yoksa bir süre sonra bildiklerini unuturlar.
Aslında bu amcaların bilgileri her zaman doğru değildir. Pek çok şeyi yanlış, eksik veya tüm yönleri ile değerlendirmeden anlattıkları çok olur. Bu fark edilse bile, pek büyük bir sorun teşkil etmez. Çünkü av, zaten av olmaya gönüllüdür. Birkaç sürçü lisanın önemi yoktur.
Hatta av olamayacak kadar kart biri yanlışı ortaya koyup düzeltmeye çalışsa bile avcıya zeval gelmez. Çünkü insanları ikna etmeniz için gerçekleri söylemeniz yeterli olmaz. Tiyatral bir üslupla onların gözlerini kamaştıramıyorsanız hiç uğraşmayın. Zira hem doğru bilgiyi verir, hem de poponuza bozguncu, ukala, agresif, kıskanç damgalarını yersiniz.
"Bilgili bir insanı takdir etmenin ona özenmenin avlanmakla ne ilgisi var" diyenler için bir örnek daha verelim. Mesela siz hoşluk olsun diye, klasik müzik konserine ilk kez giden birinin tanık olduğunuz şaşkınlık vakasını anlatırsınız. Avcı amca bunu fazlasıyla komik bulur ve gülme krizine girer.
Anlattığınız hikâyenin karizmatik amcayı bu kadar güldürmesi sizin de hoşunuza gider, beraber gülüşür, şakayı süslersiniz. Sonra, karizmatik amca, şaşkınlık geçiren kişinin "Mozart'ın bir eserinin bile ismini ezbere söyleyemeyeceğini" söyler ve yine gülme krizine girer.
Siz kulübe kabul edilmeniz hazzı ile bir taraftan gülmeye devam eder, bir taraftan da "Neydi lan Mozart'ın eserlerinin isimleri" diye kazınırsınız.
Geçmiş olsun, avlandınız.
Avcı amcalardan korunmanın en kolay yolu bu amcalardan uzak durmaktır. Uzak duramıyor ama av da olmak istemiyorsanız, zayıf taraflarını gıdıklayıp onları etkisiz hale getirebilirsiniz.
Biraz izlerseniz fark edersiniz ki, bu amcalar hayatla aralarına bir mesafe koyarak yaşarlar. İnsancıl duyguları olmayan, adeta bir uzay gemisinden dünyayı seyrederek bilgi toplayan androidler gibidirler. Her şeyi bilirler ama hiç bir şeyin parçası değildirler. Bunu ortaya çıkardığınızda süngüleri düşer.
Mesela, "Roma devrindeki çok zengin komutanın nasıl zengin olduğunu" anlatırken, araya girip bu zenginlik yanında halkın fakir olduğunu teyit ettirin. Ardından "günümüzde de zenginlik ve fakirliğin kutuplaştığını ve zengin biri olarak bundan üzüntü duyup duymadığını" sorun.
Cevap veremeyecek, saçmalayacak, anlattığı konuya hızla geri dönmeye çalışacaktır. Israrla fikrini almaya çalışın ve konuyu "olaylar karşısında duygusal tepkisinin ne olacağı" merkezinde tutun. Çok geçmeden süngüsü düşecek, sessizleşecektir.
Ben, tüm bunları nerden mi biliyorum? Zamanında epey avlandım da oradan.
Ne yapalım, bazen zaman kaybederek öğreniyorsun, bazen para kaybederek. Bazen de kafanı duvarlara vurarak.
Daha önceleri neredeydiniz?
İnsan ilişkilerini derinlemesine gözlemleyen ve kendi özgün fikirlerini geliştiren biri olduğunuzu düşünüyorum. Kaleminiz gittikçe açılıyor ve her yazınız bir öncekinden daha lezzetli oluyor. Keyifle okuyorum. Kaleminize sağlık.
Yasemin Özalp - 8 Aralık 2008 (20:43)
Bu yazı eşe dosta tavsiye edilir
Yazarlar
Seyit Balkuv
Ali Türkan
Dinlediği müziktir, kitap onun okuduğu kitaptır, yemek onun yediği gibi yenmelidir ve kadınlar (veya erkekler) onun beğendiği gibi giyinmeli, öyle konuşmalı, öyle yaşamalıdır. Tüm bu keskin çizgilerin arasına, bir de devlete bağımlılığını koyunca, aklıma gelen ideolojik tanımlama, İtalya'nın verimli topraklarının oralarda bir yerlere denk düşüyor, ama gene de birilerine o sözcükle hitap etmeyi tercih etmiyorum. Devam »
Necdet Şen
Bir 18 yaşındaki kızının sedef gibi ışıldayan tenine, bir evdeki köroğlunun pörsümeye yüz tutmuş etine ve bir de komodinin üstünde duran 20 yıl öncesine ait nişan fotoğrafına bakan aile reisi (bilincini boş ver) bilinçaltında ne arzular? Ne engeller evin herifini? Her şeyin bal gibi farkında olan anneler neden susar? "kazaen"? Devam »
Erdem Abaka, dikkatiniz ve nazik uyarınız için çok teşekkür ederim. Yorumunuzu...
Necdettin Efendi - Totem ve Tabu
Konuyla doğrudan alâkalı olmamakla beraber, küçük ve önemsiz bir ayrıntıdan...
Erdem Abaka - Totem ve Tabu
Orhan Pamuk'la konuşan(!) adam bildiriyor: Evet sayın seyirciler meraktan kurdeşen...
Özgür Sarıkaya - Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?
Sayın Solmaz Abilyondlu, siz de pek bir alıngansınız. Soruyu yanlış yerde sorup,...
Erdem Abaka - Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?
Ya bişey yazmayayım dedim, ellerimi bağladım; buna bari karışma dedim; sen sus...
E.D - Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?
Müslümanların katledilmesi olayları tabii oldu. Ama bunlar 1915'teki tehcirden sonra 1917'de oldu. 1915'te Ermenilerin mecali mi vardı ki?
1914'te 40 yaş altı bütün Ermeni erkekleri askere alındı.
Hrant Dink - Neşe Düzel (Radikal)
Mehmet Atılgan Aslan
Ne zaman yüreğimizdeki faşistin sesini susturup başkalarının da en az kendimizinki kadar konuşmaya ve düşünmeye hakkı olduğuna inanacağız, işte o zaman egemen burjuva -asker demokrasisinin değil, gerçek sosyal demokrasinin bize tanıdığı hakkı ellerimize almış olacağız... Devam »
Necdet Şen
Peki, öyle olsun Ali. Işıltının çok azıyla bile mıhladın ya şunca insanı bilgisayar karşısına, vallahi sana aşk olsun! Metreslere ve yeğenlere ardına kadar açık olan yayınevleri ve gazete dergi sayfaları sana hiç açılmadı ya, bu ülkenin yekpare yayıncısına da yuh olsun! Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Bizim bayramlarımız, daha çok hüzünle harmanlanmış bir sevinçtir; daha vicdani, daha merhametli. Zevk almayı alkol, eğlence ve verilen hediyeden çok; yüreğimizi paylaşmada ve hal hatır sormada bulmaya çalışırız. Devam »
Serdar Demirdirek
Devletin kolluk güçleri üzerinde bazı oyunlar oynanmaya çalışılıyor ve en başta devletin kendi personeli buna çanak tutuyor. Belki bilerek belki de bilmeden ateşe körükle gidiyorlar doğrusu. Sonuçta içlerindeki şiddet arzusunu bastırmak için polis olan birçoklarını da duymuyor değiliz. Devam »
Seyit Balkuv
Krishnamurti, bilginin her yerde zaten mevcut olduğunu, insanların bilgiden nasibini alması için zihnindeki koşullanmaları, önyargıları bertaraf etmek üzere yoğunlaşması gerektiğini, insanın doğru, sarsılmaz olarak kabul ettiği tüm belleğini ortadan kaldırması gerektiğini savunmuş. Devam »
Özgür Sarıkaya
Hep "al, al, al" diyen sisteme almak da yetmiyor artık. Yeni argümanlar çıkarıyor karşına. Aslında bu şeylerin gerçek sahibi (henüz) değilsin diyor. Ne zaman ki sigortalattın, hah işte şimdi oldu. Mal senindir. Hayırlı olsun tepe tepe kullan. Devam »
© 2000-2009 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi ürünüdür. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.