Seyit Balkuv - 5 Eylül 2008
Şu ilkokulların açılış günleri beni duygulandırır hep. Burunlarında anne kokusu, boğazlarında koca bir yumru, okul bahçelerinde şaşkın şaşkın dolaşan, nasıl uyum sağlayacağını bilememenin küçük travmalarını yaşayan, titrek yürekli, yarısı bebek çocuklar.
Bağrın o kadar geniş mi ey koca dünya? Henüz önyargıları oluşmamış, zihni ona buna koşullanmamış, kalbi yeni doğmuş kedi tüyleri gibi tertemiz binlerce kuzucuk anne babalarının olmasını istediği şeye dönüşebilmek adına kapını çalıyor.
O anne babalar, en temiz sevgileriyle, henüz duygularını gizlemeyi bile öğrenmemiş gözleri buğulu çocuklarını, kapısından girenleri para kazanabilen mahlûkata dönüştüren uğultulu bir makinenin ağzına doğru hayır dualarıyla gönderiliyorlar.
O makineye girenler, bir taraftan cılız bir fidandan gencecik bir ağaca dönüşecek, bir taraftan da farkında bile olmadan, yüksek basınç altında eski, paslı kalıplara dökülecekler.
Çocuklarının robota dönüşmesini istemeyen anne babalar kendi yolunu çizmek isteyen yavrularına her türlü desteği verecek. Bebeklerini klasik müzikle uyutmayı denemenin dışında müzikle ilgisi olmayan ebeveynler, çocukları bir sabah aniden Fazıl Say'a dönüşürse onun önünü kesmeyecekler, ısrarla dershanelere göndermeye çalışmayacaklar.
Gecenin kör karanlığına kadar ekran karşısındaki sanal yaratıkları alt etmek için klavyenin tuşlarını hırsla ezen, kalan zamanını da karısıyla didişerek harcayan babalar, biricik oğullarının bir sabah Can Yücel olarak uyanma ihtimalini asla göz ardı etmeyecekler.
Göz ardı etmeyecekler ama onlara, "Dövüş Kulübü" yazarı Chuck Palahniuk'in dediği gibi "ihtiyacı olmadıkları şeyleri satın alabilmek için sevmediği işlerde çalışmaları gerektiğini" her fırsatta hatırlatacaklar
Ya da Radi Fiş'in dediği gibi "seven analar, başlarına bir şey gelir korkusu ile çocuklarının körpe ruhlarının, tüm dünyayı içine doldurmak istercesine uçuşunu destekleyecek yerde, boyunlarına sarılıp, onları evrenin ve insanın birliğinin yüce gizine dokunmaktan alıkoyacaklar, bencilliğin alçaklığın uçurumuna çekecekler".
Çocuklar zaten masum. Anne babaları ise kim suçlayabilir ki?
Belki miniklerin pek çoğu bugün gözyaşları ile karşıladıkları yeni gürültülü hayatlarının cenderesinde bir vınlama olmaktan ileri gidemeyecek. Bunaltıcı, uğultulu bir hayatın getirdiği bezginliği itici güç olarak kullanıp, sükûnete doğru yol alamayacak, yığınların dikkatinden uzakta kalma ve kendi özgün çizgisini çizme basiretini gösteremeyecek
Ve belki sadece pek azı okulun ilk gününde pıt pıt atan saf kalbini hatırlayabilecek ve onu bulmak için bütün yolu gerisin geri kat etmeyi ve bu uğurda yalnız kalmayı göze alacak kadar gözü kara olacak.
Gelecekte ne olurlarsa olsunlar, şu an için bir önemi yok. Bacaklarında dolanan sabah serinliği ile çişi gelen çıplak bacaklıların, ilâhî yolculuklarına attığı bu ilk adım kutsallığından bir şey kaybetmiyor. Hem çocukların, hem ebeveynlerin, hem de izleyenlerin gözlerini nemlendiriyor.
Bu yazı eşe dosta tavsiye edilir
Seyit Balkuv

Ali Türkan
Umudu, biz öldürdük. Birileri, bizim ne mal olduğumuzu, kolayca teslim olacağımızı bilmese, yeni dünya düzeni kurmaya cesaret edebilir miydi? Tüm taframıza, dünyayı anlama gayretimize, okumuşluğumuza ve sol çakmamıza rağmen, bugün yakındığımız her şeyin üstünde kuluçkaya yatarak, dünyanın kirinde önemli bir paya sahip olduk. Kimse, bir tüfek dipçiğiyle beynimizi parçalamadı. Hayattayız ve bu da çok güzel. Devam »

Necdet Şen
Seçkin cemaatimizin asıl muradı, zihnen "sınıfsız imtiyazsız üniform bir kitle" olmakla birlikte, sosyal anlamda kara kafalı kalabalığın eskiden olduğu gibi bundan sonra da kendi sefil muhitinde yaşamaya devam etmesi ve boyasız ıskarpinleriyle şık kaldırımlarımızı kirletmemesidir. Çok lâzımsa biz onlara köy enstitüsü falan yaparız. Yeter ki gelmesinler. Devam »
Ayhan Erol ölçmüş, biçmiş, tartmış yazmış yazısını abilerim , ablalarım. Bu konuda...
Dr. Dertli Dermanî - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Sizden daha iyi, daha dürüst, daha akıllı bir insan mıyım bilemiyorum. Ama sizden daha...
Necdet Şen - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Üfürmek kolay, sağlık personelinin sorunları hakkında bir yazı yazabildin mi? Sanmıyorum...
Ayhan Erol - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Ne kadar sahici bir aşk öyküsü. Daha doğrusu, ne kadar sahici bir öykü. İnsanın kendisini bu...
Sedef Türker - Neredeydin ki günlerdir?
Bu dünyada ne kadar büyük bir boşluğu doldurdukları ancak yokluğunda farkedilen insanlar vardır...
Mutlu Olsen - Halk böyle istiyor
İşler sarpa sardıkça, bizim aydınlar iyiden iyiye beyaz atlı prensini bekleyen genç kızlara (daha kötüsü buhranlı kadınlara) benziyorlar. Öyle olunca, mesele sadece AKP'nin kof çıkması değil, platonik aşklarının hepsi hayal kırıklığına mahkûm.
Seyit Balkuv
Dikkat, zokayı yutmak üzeresiniz. Zihninizle egonuz size bir oyun oynamaya hazırlanıyor. O amcayı yüceltmek ve dolayısıyla diğer birilerini aşağılamak üzeresiniz. Tabii siz yücelen tarafta kalacaksınız. Devam »
İlker Tortop
Gençliğimi özlüyorum ben. Omzumdaki romatizma ağrılarına rağmen özlüyorum o günleri. Beyazlara muhtaç değildik, tuğladan ocağımız yetiyordu gülerek yaşamaya. Etrafımızdakileri etkilemek zorunda değildik ve hayat çok ucuza geliyordu. Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Şimdilerde emekliliklerini yaşayan iki üst derece hakim ve iki cumhurbaşkanından başka başına fötr takan devlet adamı var mı bilmiyorum. 70'li yıllarda gurbetçilerin izine gelirken giydiği, yeşil ördek tüylü Bayerisch fötrler bile artık kayboldu. Devam »
© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi ürünüdür. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.