Patronsuz Medya

Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime

Erdem Abaka - 26 Ekim 2009


Sabahtan başladı yağmur. Her bir damla diğerinin arkasından o kadar yakın takip ediyordu ki sicim gibi dedikleri bu olsa gerek. Öğlen birden kesildi sonra. Ama sadece ara verdiği belliydi. Şimdiyse gökyüzü gri siyah, garip bir renge büründü. Ne lacivert ne de mavi.

Az önce "Aynalar'ı dinliyordum Volkan Konak'tan. Ne tuhaf. Başka zaman olsa hiç önemsemeyeceğim hatta çekilmez bile gelebilecek bir şarkı nasıl da keyif verdi. Şimdiyse ziyadesiyle hüzünlü bir şarkı çalıyor. Sevdiğine çiçek adıyla seslenen, arada da şiiri olan bir şarkı. Ne arabesk ne de türkü, pop desen hiç değil. Ama keyifli işte.

İşler epey hafifledi. Ama gelen giden oluyor elbette. Devamlı müşterilerimizden bir kadıncağız var. Biraz kilolu. Eski bir baş rehber. Binanın arkasına gidişte iki üç basamak var. Yerler de karo fayans gibi acaip bir şey. Islandı mı kayıyor tabii. Kadıncağız o tarafa doğru giderken ayağı kaydı ve kapaklandı basamaklarda. Ne kötü bir durum, hele de böyle bir insanın düşüşüne şahit olmak.

Hassaslaşıyor muyum ne? Gerçi hiç gülememişimdir böyle şeylere. İnsanların kendini mahçup hissedecekleri vaziyetler oluştuğunda ben onlardan daha çok mahçup olurum niyeyse.

Yaşlı ve yatalak bir annesi var kadıncağızın, düştüğünde "bir ben eksiktim zaten" dedi ya, içim cız etti. Kendi annem babam aklıma geldi. Ne olduğunu bilemediğim bir hisle, anlamlandıramadığım bir sebeple, aramaktan kaçtığım annem. Sonra şurada bana 5 dakika mesafede, tek başına tavukları ve kedileriyle yaşamaya çalışan yalnız insan, babam.

Heyhat, bir zamanlar gece kulüplerini dolaşan, bir gecede bir memur maaşı yiyen, havada rakı kadehi tokuşturan adamla şu zayıf çelimsiz aksi ihtiyar aynı kişi mi? Aynı kişi mi "para su gibi akıyor azizim" diyen kişiyle şimdi bir ton kışlık odunun parasını denkleştiremeyen kişi?

İlginç adamdır. Çok sıkıntılar çekti ama bize de çektirdi. Hayatımdaki başarısızlıkların müsebbibi o mu? Onun yüzünden mi bir sap olamadım herhangi bir baltaya?

Kızgın mıyım?

Belki evet. Ama beni zayıf ve donanımsız yetiştirdiğini düşündüğüm için değil. Belki şimdi ben de onun kadar zayıf düştüğümden bu zor günlerinde ona yardımım dokunamadığı için olabilir. Şimdi hayatının bu zor ve sıkıntılı günlerinde elimde torbalar dolusu erzak, bir karton uzun samsun ve litrelik yeni rakı şişesiyle yanına gidip "oduncuya haber verdim geliyor bir ton odun" diyemediğim için.

Ne olurdu her şey farklı olsa, "ben çalıştım yaptım siz de çalışın yapın" diyen bir baba yerine desteğini görebildiğim bir baba olsaydı. Şimdi ne kendine ne de ona faydası olan, kıymetsiz bir adam olmak yerine, bayram günleri bir gömlek alıp yanına gidebilen hayırlı bir evlât olabilirdim.

Anlatmaktan bıkmadığı Aydınlıkevler Lisesi inşaatını, Kazıkiçi bostanlarını, Siteler'de nasıl esnaflığa adım attığını bıkmadan tekrar tekrar dinlerdim. Onunla taban tabana zıt düşünmeme rağmen ben de saydırırdım AKPye. Memleketin elden gittiğinden dem vurur, orduyu yıpratmak isteyen satılmışlardan girer, cia ajanı işbirlikçi ajan gazetecileriden çıkardım. Ana avrat düz giderdim "vatanı bölmek isteyen şerefsizler" yaratıp kafamda. Sırf o mutlu olsun diye!

İnsan sonradan pişman olacağı şeyleri bilerek nasıl yapar? Neden yapar? Bilmem. Hem yapıyorum hem de sebebini bilmiyorum. Daha sonra pişman olacak mıyım şimdi sağ ve nispeten sağlıklıyken onu daha sık ziyaret etmediğim için? Evimin ihtiyaçlarını gördükten sonra artırdığım üç kuruşla ona bir şeyler alabileceğim bir gün geldiğinde hayatta olmazsa eğer, kendimi affedebilecek miyim?

O gün geldiğinde onun ta orta mektep öğrencisiyken terennüm edip hüzünlendiği şarkıyı duyduğum vakit ben hâkim olabilecek miyim bu sefer gözyaşlarıma?

"Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime,
Titrerim mücrim gibi bakdıkça istikbalime"

 

 Yorumlar

Erdem Bey, "Son pişmanlık fayda etmez!" demiş atalarımız. Belki de çok geç olmadan onu affetmelisiniz ki sonra kendinizi affetmeniz gerekmesin. Haddim olmayarak karıştım affola. Saygılarımla.

Figen Karışır - 31 Ekim 2009 (22:42)

Maalesef çok zor bu türden ebeveynleri anlamak. Kendi hayatlarını sonuna kadar tam gaz yaşayıp, "dur şurda bir çocuk vardı bi bakiim, sonra kaldığımız yerden devam ederiz diyerek çocuğa bakmaya gittiklerinde, yokmuş yavu, böyümüş o kazık kadar adam olmuş" dediklerinde de iş yine yavrulara düşer tabii. O çocuk kendi kendine hayatı tırmalayıp, kazıp, gömüp kendi yolunu bulmuştur artık. O çocuk bu sayede çok şey öğrenir ama içindeki eksik, yerine konulmayı bekleyen duygular onu hayat boyu acıtır. Fakat o gün gelip de pişman olmamak için de şimdi yalnız olan ve destek bekleyen babaya bir paket samsun da helâli hoş olur.

Pınar Balkuv - 4 Kasım 2009 (23:40)

Benim de diyeceklerim var…

Ad Soyad
e posta   (yayınlanmayacak)
« 7470

Erdem Abaka yazıları

  Erdem Abaka'nın web sitesi: Kerdeme

Editörün Önerisi

İyilik-Sağlık

Necdet Şen

Sendikasına "benim için ne yaptın?" diye sormayı akıl edemeyen sağlık çalışanı, yüzüne vurulan acı gerçek karşısında kolay yola sapıp hırçınlaşıyor. Gel gör ki hamlık diploma ile telâfî edilemiyor.


Son Yorumlar

Bildiğimiz üzüntü duygusunu depresyon&q…
Bunalım Burhan » Ayol, bunlar sağlam insanı…

Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu

ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu

Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü

Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu

 

Web Gezgini

Sosyalizmin Muaviye´si Stalin'dir

İki şeyi birbirinden ayırmak lâzım. Dünyada sosyalizm diye bir şey hiç olmadı. İslâm'ın başına gelen tabiri caizse, sosyalist teorinin de başına geldi.

Demir Küçükaydın (Adil Medya)


Son Yazılar

İslamlık ve Sosyalizm

Hikmet Kıvılcımlı

Bugün hâlâ -gözü kararmış vurguncu, derebeği, ezgici olmayan- her Mümin ve Müslüman, o Ganimet Sûre'sinin en birinci ayetini bir, bir daha, namusluca okuyup anlamıya çalışabilir. Kur'an ortadadır.


Talât Paşa Ruhu

Erdem Abaka

Bir "milletler topluluğu" yaratma hayalinden bir çırpıda vazgeçerek, adına ihtilâl yapılan halkların kanları ve acıları üstüne çelik bir çekirdek inşa eden İttihatçı zihniyet, Türk halkının sırtına taşınması zor bir yük bindirdi.


Kürk cinayettir!

Hülya Yalçın

Canlıların yaşam hakları doğumla başlar ve biri diğerinden üstün kılınamaz. Hele ki "KÜRK" kullanmak için öne sürülebilecek hiç bir tartışma götürür mazeret yoktur.


Yüzyılın aşkı: Güzide ve Bilal

Gökhan Akçiçek

Hayat her aşkı sonlandırmak istese de, buna direnen âşıklar, aşkı son nefeslerine kadar taşıyorlar. Gövdeden çıkıp, ruhta eriyen aşk, yaşama sunduğu insan sevgisinin tutkulu bu inadı karşısında, bazen ölümü bile çaresiz kılabiliyor.


Etiketler





Şu an 213 pasif seyirci Derkenar'a bakıyor

   

Yazı Boyutu
597 - 2626 - 2889  
©