Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

İşkencecilere af yok!

Kâmuran Kızlak - 9 Nisan 2008


Kemalizm'in "üstad-ı azam" postunda oturan ruhani bir kişiliğin benim gibi resmi veya sivil üniforması, rütbesi, apoleti olmayan önemsiz adamlarla zaman harcayacağını hiç sanmam.

Ama ben yine de şansımı denemekten yanayım.

Velev ki İlhan Selçuk ile bir araya gelebilme şansım olsa, ona aşağıdaki soruları sorardım:

Sayın İlhan Abi...

12 Eylül'ün ilk günlerinde Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan cuntayı onaylayıcı yazılar Kenan Evren'in anılarında bile yer alıyor. Peki sonra nereden icap etti de cuntacılarla arada bir hafiften limoni olmaya başladınız?

Ziverbey'de ağırlanmış tecrübeli biri olarak ilk günlerde adamların şerrinden mi çekinmiştiniz?

12 Mart'taki gibi yine bir "Devrimci Ordu" yanılsaması mıydı?

Acaba, sizin solculuğunuzla aynı anlamı taşımayan Sosyalist Sol hareketlerin memleketten biçilmesini hayırlı mı bulmuştunuz?

Yoksa, cuntacılar Kemalizm postunda size bir kıçlık yer bile vermek istemediler mi?

Ordunun "ilerici" yapısı ve rolü hakkındaki fikirleri insanların aklına üstadınız Doğan Avcıoğlu ile siz soktunuz. Yoksa, bu tezinizin çuvallamış olmasına mı içerlemiştiniz?

Halen orduyla iş tutmaya çalıştığınıza göre bu son seçenek pek olası görünmüyor.

Belki de aradan geçen 20 senede ordu değişmiş ve hepsi de sizin gibi sapına kadar Kemalist olmuştur. Bu durumda elbette yanılan benim.

Merhum patronunuzun "Ben Atatürkçü Değilim" adlı kitabının 12 Eylül Cuntası günlerinde yayınlanmış olması aklıma Portekiz'dekine benzer bir Albaylar Cuntası kışkırtıcılığı yapmak gibi münafıkça fikirler getiriyor.

Portekiz'de Salazar'ı deviren Albaylar Cuntası'nın yıldönümünde attığınız kocaman kocaman "Karanfiller Devrimi'" başlıkları geliyor gözümün önüne. Gazetenin ön sayfasının neredeyse dörtte birini bu haber kaplamıştı.

Ayrıca, aynı günlerde yayınlamaya başladığınız Cemal Madanoğlu'nun anıları yüzünden, 12 Eylül Cuntacıları mesajı doğru algılamış olmalılar ki, gazetenizin yayını bir kaç gün durdurulmuştu. Yoksa anıların yayını mı yasaklanmıştı, tam hatırlayamıyorum.

Ordunun alt kademelerinden olası bir karşı cunta girişimi memleket ve sizin için hayırlı mı olurdu, hiç bir fikrim yok. Merak ediyorum: Böyle bir girişim durumunda 12 Eylül'cülerin yapacağı ilk iş bahçeye mitralyözü kurup hepimizi biçmek olur muydu? Zaten arayıp durdukları fırsat ellerine geçmişken kullanmaktan çekinirler miydi?

Sizin gibi Ziverbey Köşkü görmüş, bir eli daima derinlerde ve Ordu'nun içinde olmuş bir insanın bunu düşünememiş olması bana çok anlamlı geliyor. Nurhak'da, Kızıldere'de ve darağaçlarında bizden önce biçilen "Devrim Şehitleri"ne bir kaç yüz bin nefer daha eklenir ve "Arslan Kahramanlar" olarak yad edilirdik miydik?

Son olarak bir üzüntümü de iletmek istiyorum: Ben de siz pişdarımızı (öncümüzü) izleyip devletin bekâsı için işkencecilerimi affetmeyi düşündüm. Konuyu Uluslararası Af Örgütü için çalışan Kanadalı avukat arkadaşa açtığımda kıpkırmızı kesilip bana "hangi hakla" diye gürledi. Meğer Aydınlanma'nın beşiği olan uygar memleketler sistemli işkenceyi artık "insanlığa karşı işlenmiş suç" olarak algılıyorlarmış. Bu kapsamdaki bir suçu ve suçu işleyenleri affetme hakkım yokmuş.

Böyle bir durumun sizin gibi ruhani bir kişiliği kapsamadığını biliyorum. Siz dilediğinizi bağışlar, dilediğinize el verebilirsiniz.

Saygılar sunarım değerli Abi'ciğim. Ellerinizden öperim. Çoluk çocuk da selâm eder.

 

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

O çocuklar büyüdü Ahmet abi

Ali Türkan

Ve bir gün, kendi seçtiklerini yaşamış bir ben olarak öleceğim. En güzeli, biraz maçam sıksa, tüfengi alıp vuruşa vuruşa çekileceğim dağlara. Zirveye varınca da elimi kulağıma atıp "kiiiime kin ettin de giydin allarıaaakin iken ırak ettin yolları" mayasına dayanacağım. "Ceymis Simpincinsın.", Earl of Yalova (deermişiiiim). Serialin başını kaçıranlar için ilk yazıya kestirme yol Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Nabız

Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.

Ata Soyer (Evrensel)

En Son Yazılar

Kaşıyan Adam

Vahap Demir

Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir.   Yazar

Ramazan geldi, hazırlıklar tamam mı ey medya?

Ali Sedat Çetinkoz

Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK.   Yazar

Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Murat Örem

Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor.   Mektup

Bir doktordan mektup

Süheyla Apaydın

Türkiye'de gün geçtikçe bozulan bireysel ahlak nedeniyle kaybolan "saf insanlık", maalesef ilk önce kendini insanla uğraşan mesleklerde göstermektedir. Uğraşısı insan olan hekimin, bu bozulmadan kendini tamamen kurtarması, soyutlaması mümkün değildir.   Mektup

Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Vahap Demir

Silgi ortasından delinerek boyuna asılmalı, böylece kaybolması önlenmeliydi. Muntazam kıyafetimizde görüntüyü bozan tek unsur boyunlara asılan silgilerdi. Tek parti döneminin üniform anlayışını sadece tek parti dönemi anlayışının ülkeye yaşattığı sefaletin delebiliyor olması kayda değer bir ironiydi.   Yazar

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°