Patronsuz Medya

Evliyalar, Bursa, çocukluk ve şu hayat

Erdem Abaka - 2 Mart 2010


Ben bir Ankara çocuğuyum. Çocukluğumun neredeyse tamamı Ankara'da geçti. Baba tarafından akrabalarımızın büyük çoğunluğu Bursa'da olduğu için özellikle bayramlarda Bursa ziyaretleri farz olurdu. Bu yüzden o şehirde de çocukluk anılarım çoktur.

Muhtemelen babamın huysuz bir adam olması yüzünden, anne tarafı akrabalarımız aynı sıklıkla ziyaret edilmezdi. Bu yüzden memleketin, anne tarafından akrabaların olduğu kısımlarında çocukluk hatıram yok denecek kadar az.

Çocukluğumun Bursa'sı çok ilginçti. Akrabalara yapılan bayram ziyaretleri genellikle keyifli olurdu. Bahçeli müstâkil evler henüz okul çağına bile gelmemiş bir çocuk için keyifli olmaz mı? Bayram harçlığından bahsetmiyorum bile. Bursa'nın kendine özgü daracık sokakları, ahşap mimari özelliklerini o yıllarda muhafaza eden eski evleri. İlle de çıkmazları. Çıkmaz sokak kavramıyla Bursa'da tanıştım ben. Gidersin gidersin bir yere gelirsin, hop, sokak biter.

Sonra hemen her mahallede olduğunu sandığım simit fırınları. Kokusu sokağı saran o susamlı mucizeler. Binbir çeşit acaip oyuncak satan küçücük ve hep güler yüzlü bakkallar.

Ve türbeler. Görüntüleri hafızamda bugün bile canlı olan, hüzünlü birer ibretlik gibi duran metruk türbeler. Sanırım ben ahirete dair ilk duygularımı o daracık sokaklarda ve çıkmazlarda, arasında gezindiğim bu türbeler sayesinde edindim. Kapılarında devasa kilitleriyle bu türbeler bazen korkutucu olsa da nedense garip bir huzur da veriyordu insana.

Sonra bahçesinde yatır bulunan, evet, yatır bulunan komşu evleri. Başı örtülü insanlar, evlerde ritüel şeklinde yaşamlar. Bizim "çağdaş" yaşantımızdan ne kadar farklıydı. Hemen her evin duvarında asılı bez torbalar içinde Kur'an-ı Kerim'ler. 99'luk 999'luk tespihler. Küçücük bir çocuk için ne gizemli dünya. Harry Potter maceraları halt etmiş!

Asrî diyebileceğimiz ortalama bir Ankara çocuğu için Bursa bambaşka bir şehirdi. O zamanların Bursa'sında ben bilmeden bir imparatorluğun ilk başkentinin vekarını dinginliğini yaşamamış mıyım meğer? Şimdiki aklım olsa ya da şimdiki yaşımda o zamanları yaşayabilmiş olsam çok daha farklı gözlerle bakmaz mıydım o şehre?

Akrabalar içinde en sevdiğim kuşkusuz halamlardı. Onları bu kadar seviyor oluşumda rahmetli eniştemin payı yok mudur? "Büyükbaba" derdim ona. Dede, nine ve benzeri akrabalar daha önce rahmetli olduğundan büyükbabalık makamına yerleştirmeye biri gerekiyordu demek ki. Hayatımda tanıdığım en sakin en yumuşak başlı insan oydu sanırım. Bir kez bile kızdığını görmediğim bu insan vakitsizce çekildi hayattan. Uzun yol ve kamyon şoförlüğü yaparak hayatını kazanan bu evliya gibi adamın vücudu çektiği yüke ancak 57 yıl dayanabildi.

Halam ince, uzunca dal gibi tipik bir Selânik kızıydı. Okuma yazmayı 45 yaşından sonra öğrenmişti. 12 Eylül sonrasında ilan edilen okuma yazma seferberliği günlerini hatırlar mısınız? İşte o zamanlarda. Kur'an okumayı da sonradan öğrendi. Onu hangi seferberlikte öğrendi bilmiyorum. Ailemizin üstüne titrediği ve çok sevdiği bu insan bizlerden hem saygı hem takdir görüyordu. Günlük yaşantısı ve hayata bakışı bizler gibiydi. Sadece düzenli olarak namazlarını kılardı. Annemle de arası çok iyi olan halamı bağnaz olmadan dinî görevlerini yerine getirebilen örnek bir insan olarak görüyorduk.

Bursa ziyaretlerinden bazılarında bazen bizimkiler beni halamda bırakırlar, onlar başka akrabalarda kalırlarken ben halamda hükümdarlık ederdim. Bu saltanatta, sülâlede henüz torun olmamasının da payı vardı elbette. Halamın komşuluk ilişkileri çok iyiydi. Zaten o yıllarda herkesinki iyiydi galiba. Akşamları misafiri hiç eksik olmazdı. Genelde hürmet göstermek için gelenlerin yanısıra zaman zaman akranları olan komşu kadınlar gelirdi. Hepsi başörtülü hepsi mütedeyyin. Bu ziyaretlerde bazen o yıllarda altın çağını yaşayan kasetçalarlardan çeşitli vaazlar dinlenirdi.

Halamlarda kaldığım akşamlardan birinde ben, çocukluğun insana verdiği en büyük haklardan biri ve doğal kazanım olan şımarıklıklarımı yaparken, o ve birkaç arkadaşı teypten sanırım yine bir vaaz dinliyorlardı. Dinledikleri o zamanların ve oraların derin bir hocasıydı muhtemelen, ama kim bilir kimdi?

Vaaz bir yandan sürer, hoca efendi teyp kasetinden esip gürlerken ben de şımarma derecesini kat be kat artırmaktaydım ki umulmadık bir şey oldu. Halamın sertçe uyarısıyla kendime geldim. Bir başka evliya olduğunu düşündüğüm bu müşfik insan kızmıştı. Daha önce halamı hiç böyle görmemiştim. Bana şöyle dediğini hatırlıyorum:

"Sus da dinle sarışın başı açık anan da azıcık dinlese başını örtüp cehenneme gitmekten kurtulur."

Ya da buna benzer bir şeyler işte.

Dindar ve evliya gibi bir insanın nasıl olup da böyle bir hale dönüştüğünü o zamanlar hiç anlamadım tabi. Çocuk aklımla, başı açık ve sarışın olmanın cehenneme gitme sebebi olmasını da anlayamamıştım.

Bildiğim hepi topu iki duayı o ezberletmiştir bana. Ama namaza alıştıramadı. Zorlamadı da zaten. Sanırım bu tip bir eğitim için yeterince yumuşak başlı değildim. Hatta bir miktar asiydim galiba. Zaten inanç meselesi de çok sağlam çıkmadı bende. Halam şu anda hayatta ve sülâlenin en büyüğü o. Allah uzun ömür versin. Yine evliya gibi bir insan. Tatlı bir ihtiyarcık oldu. Artık torun torba seviyor.

Ben kazık kadar adam oldum. Kendime hâlâ uygun bir balta arıyorum sap olabilmek için. Kokaine tövbe eden Megastar Tarkan dışarıda. Bazı şeyler için tövbe etmeyen bir takım adamlar içeride. Tufaya gelip gelmediklerini düşünüyorlar herhalde.

Güneş parıldadıkça parıldıyor. Bahar kapıyı zorlamakta. Çınar ağacının tohumları dökülüyor üstümüze. Garson Tahir'in isim babası olduğu kedicik "Sitifın" patilerini yalıyor. Tahir ameliyat oldu evinde yatıyor. Mehmet Usta fırın yakma telâşında, diğer garson Mehmet spor gastelerine bakıyor.

Hayat usulca akıp gidiyor.

 

 Yorumlar

Pek hoş bir yazı kaleme almışınız. Bana Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Bursa'da Zaman şiirini hatırlattı. Kaleminize sağlık.

Mina - 5 Mart 2010 (13:00)

Benim de diyeceklerim var…

Ad Soyad
e posta   (yayınlanmayacak)
« 7073

Erdem Abaka yazıları

  Erdem Abaka'nın web sitesi: Kerdeme

Editörün Önerisi

İncitebiliyorum, o halde varım!

Necdet Şen

İnsan dediğin, ne kadar güvence ararsa arasın, tüm incinebilirliğiyle ortadadır ve kendi incinebilirliğinden alması gereken ilk ders de muhtemelen incitmenin özündeki kötülüğü görmek ve bu kötülükten kaçınmak olmalıdır.


Son Yorumlar

Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu

ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu

Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü

Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu

Türkiye Cumhuriyeti mi illüzyon, Mustafa Kema…
Bunak Moruk » Talât Paşa Ruhu

 

Web Gezgini

Bir logokrasinin son günleri

Vaclav Havel Güçsüzlerin Gücü'nde (1978) bir zerzevat dükkânı işleticisinin soğan ve havuçlar arasında üzerinde "Dünya İşçileri Birleşin" sloganı yazılı bir pankart sergilemesini tahlil eder. Havel işleticinin mesajının "Ben zerzevatçı XY, burada yaşıyorum ve ne yapmam gerektiğini biliyorum.

Şükrü Hanioğlu (Sabah)


Son Yazılar

İslamlık ve Sosyalizm

Hikmet Kıvılcımlı

Bugün hâlâ -gözü kararmış vurguncu, derebeği, ezgici olmayan- her Mümin ve Müslüman, o Ganimet Sûre'sinin en birinci ayetini bir, bir daha, namusluca okuyup anlamıya çalışabilir. Kur'an ortadadır.


Talât Paşa Ruhu

Erdem Abaka

Bir "milletler topluluğu" yaratma hayalinden bir çırpıda vazgeçerek, adına ihtilâl yapılan halkların kanları ve acıları üstüne çelik bir çekirdek inşa eden İttihatçı zihniyet, Türk halkının sırtına taşınması zor bir yük bindirdi.


Kürk cinayettir!

Hülya Yalçın

Canlıların yaşam hakları doğumla başlar ve biri diğerinden üstün kılınamaz. Hele ki "KÜRK" kullanmak için öne sürülebilecek hiç bir tartışma götürür mazeret yoktur.


Yüzyılın aşkı: Güzide ve Bilal

Gökhan Akçiçek

Hayat her aşkı sonlandırmak istese de, buna direnen âşıklar, aşkı son nefeslerine kadar taşıyorlar. Gövdeden çıkıp, ruhta eriyen aşk, yaşama sunduğu insan sevgisinin tutkulu bu inadı karşısında, bazen ölümü bile çaresiz kılabiliyor.


Etiketler





Şu an 168 pasif seyirci Derkenar'a bakıyor

   

Yazı Boyutu
15 - 34 - 43  
©