Erdem Abaka - 11 Ocak 2010
Elbette TRT radyosunun marifetidir. Yurttan sesler korosu, Beraber ve solo şarkılar, türküler.
İlk türküleri radyodan duymuşumdur herhalde. Kulağıma ninni fısıldandığını hiç sanmıyorum. O şans herkese nasip olur mu?
Evde Türkçe şarkı çokça dinlenirdi ama. En çok da sanat müziği. (O ne demekse?) Babam, sağ olsun az mı terennüm ederdi neredeyse klâsikleşmiş şarkıları. Bazen radyodaki şarkılara eşlik eder bazen kendi söylerdi. Sesi de fena değildi canım. Yiğidi öldür hakkını yeme.
İlkokulda da, öğretmenler -ki çoğu köy kökenli olduğundan mı artık nedir- türkü konusu önemliydi. Siz ne diyorsunuz yahu, ben müdür yardımcısından bağlama dersi aldım. Ufak tefek olduğumdan cura almışlardı bana. Ama çabuk son buldu. Dinlemeyi daha iyi beceriyorum galiba.
Halk ozanlarının başında kaçınılmaz biçimde Aşık Veysel. Uzun ince bir yolda giden bizlerin sadık yâriydi kara toprak. CHP'nin resmî halk ozanı Âşık Veysel'in zamanında Kızılay'a sokulmadığını öğrendiğimde amma şaşırmıştım. Şimdiyse bu memlekette hiç bir şey şaşırtmıyor beni.
Sonrasında çağdaş ve şehirli bir aile eğitiminin kaçınılmaz sonucu olarak pop ve batı müziği girdi hayatımıza. Bir üstünlük emâresi olarak batı müziği dinlemek fiyakalıydı. Bu arada türküler geri plana düştü tabî.
Sonra özgün müzik dönemi geldi. Solcu arabesk desek yanlış mı olur acaba? Ya da onun gibi bir şey işte. Ahmet Kaya kasetleriyle geçen nescafeli geceler ve gün doğumları. "Saçlarına yıldız düşmüş koparma anne" deyip, gecenin kıyısında durduk. Kefenin cebi yoktu elbette koynumuza yıldız doldurduk. Ve işte o yine o dönemlerde türküleri tekrar keşfettik. Tolga Çandar'lı zamanlarımız oldu. Çökertme'yle eşkıyalığa özendik. Ege türkülerini çok sevdik.
Oğluna Emrah adını koyan Cem Karaca'yı döneklikle suçladılar, burkulduk. Kimdir bu Emrah dedik dinledik meselâ Cengiz Özkan'dan;
Ne feryâd edersin divâne bülbül
Senin bu feryâdın anam gülşene kalsın
Bu dünyada eremezsen murâda
Huzur-u mahşere anam divâne kalsın
Vurulduk türküye, ağladık.
Türküleri küçümsemeyin dostlarım. Türküleri ıskalamayın. Türküleri ıskalayan hayatı da ıskalar. Varsa çoluğunuza çocuğunuza en az birkez türkü dinletin. Ve siz de dinleyin elbette. Bakın nasıl sizden gelecek bu sözler, bu nağmeler, kendinizi dinlemiş olacaksınız türkü dinleyince.
Bir sabah erkenden yol alırken otomobilinizle, Gülay'a kulak verin meselâ. "Sen gelmez oldun" desin. "Bir fırtına tuttu bizi" türküsünü Cengiz Özkan'dan dinleyin bir kez. Olmadı Şevval Sam'ı deneyin. Kim bilir belki de Zara'nın söyleyişini beğeneceksiniz.
Bir fırtına tuttu bizi deryaya kardı
O bizim kavuşmalarımız mahşere kaldı
Mapusanede yata yata yanlarım çürüdü
Pencereden baka baka elâ gözler süzüldü
Bir sonbahar sabahı, ağaçların üstüne inen sislere dalarak bırakın kendinizi derinden gelen sese:
Çamlığın başında tüter bir tütün
Acı çekmeyenin yüreği bütün
Ziyâmın atını pazara tutun
Gelen geçen Ziyâm ölmüş desinler
Hâlâ dinlemediyseniz eğer Âşık Veysel'in bir türküsünü dinleyin. Dinleyin ki şu yalan dünyadan gelip geçerken kulağınıza ve de yüreğinize bir güzellik fazladan değsin.
Bir kökte uzanmış sarmaşık gibi
Dökülmüş gerdana saçların güzel
Ufukta gözlerin bir ışık gibi
Kara bulut gibi kaşların güzel
Belki batı müziğine meftunsunuz. Hakikaten kulağınız da yatkın, sosyal statünüzden aldığınız eğitime kadar her şeyinizle donanımınız tam. Maşallah. Bestecileri de tanıyor, eserlerini biliyorsunuz. Ama hayatınızda bir kerecik olsun Neşet Ertaş, hayattayken üstelik, dinlememişseniz kaç para? (İlahi Nil kulakların çınlasın!)
Bilmem neden böyle soldum
Niye düştüm zara bülbül
Yoksa yardan mı ayrıldın
Belli bahtın kara bülbül
Neşet Ertaş'tan olmazsa, Mircan'a kulak verin. O da güzel söyler. Sonra bir de Kırmızı Buğday'ı dinlersiniz belki. Hoşunuza giderse eğer. Ne dersiniz?
Kırmızı buğday ayrılmıyor sezinden
Mevlam, mevlam versin güzellerin gencinden
Kim ayrılmış ben ayrılam eşimden
Yürü yürü dilber salman saçın sürünsün
Açıver açıver cepkenin elmas gerdan görünsün
Merak etmeyin, sevdiğiniz modern yaşantıdan koparmaz bunlar sizi. Yine dolaşabilirsiniz metropolünüzün ışıltılı caddelerinde. Alışveriş merkezlerine yine alırlar sizi. Türkü dinlediniz diye küçümsenmekten korkmayın. İnanın bana ruhunuzda bir ferahlama hissedeceksiniz. Dinginlik yanı sıra.
Eğer aradığınız derinlik, tecrübelerlen damıtılmış hayat bilgisi türkülerde yok diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Türküleri keşfedin bakın neler söyleyecekler size. Pir Sultan'a kulak verin meselâ, isterseniz Gülay'ın sesiyle:
Pir Sultan Abdal'ım dağlar aşalım
Aşalım da dost iline düşelim
Çok nimetin yedim helâllaşalım
Geçti dost kervanı eyleme beni
Ya da
Pir Sultan Abdal'ım gülüm dermişler
Bu şirin canıma nasıl kıymışlar
İster isem dünya malın vermişler
Sensiz dünya malı n'ederim dostum
Dostum dostum gelsene canım
Sizin paşa gönlünüz hangisini isterse, belki bir bardak çay belki bir fincan filtre kahve eşliğinde. Ya da ne içmek isterseniz işte.
Siz bakmayın modern yaşantının kurallarını sizin adınıza belirleyenlerin söylediklerine. Nasıl yaşamanız gerektiğini sizlere dayatanların etkisinden kurtulun artık. Çok geç olmadan bu topraklardan çıkan seslere kulak verin. Lâf aramızda, Hülya Avşar'ın bile şansı var halâ. Ruhi Su oralarda bir yerlerden bakıyor bize ve gülümsüyor müşfikçe. Gelin bu davete kulak verin.
Neme lâzım, sonra caz, blues ya da rock dinlerken o türlerin kendi yurdunuzdaki karşılığı olan türküleri es geçtiğinizi görüp de üzülmeyesiniz. Benden söylemesi.
Şimdi deminden beri zikredip sözlerini alıntıladığım türkülerden bir ziyafet çekeceğim kendime. Çayımı hazırladım bile. Ustaları bekletmek olmaz.
Haydi bana eyvallah.
Erdem Abaka yazıları
Erdem Abaka'nın web sitesi: Kerdeme
Ali Türkan
Çünkü (nasıl anlatsam?) fitbol, bütün kifayetsiz muhterislerin "taraftar" gazıyla "bir şey" olabildiği bir alandır. Ortalama seyircisinin ve okuyucusunun zekâ düzeyinin düşük olduğu varsayımından yola çıkılır.
Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu
ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu
Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü
Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu
Türkiye Cumhuriyeti mi illüzyon, Mustafa Kema…
Bunak Moruk » Talât Paşa Ruhu
Vaclav Havel Güçsüzlerin Gücü'nde (1978) bir zerzevat dükkânı işleticisinin soğan ve havuçlar arasında üzerinde "Dünya İşçileri Birleşin" sloganı yazılı bir pankart sergilemesini tahlil eder. Havel işleticinin mesajının "Ben zerzevatçı XY, burada yaşıyorum ve ne yapmam gerektiğini biliyorum.
Hikmet Kıvılcımlı
Bugün hâlâ -gözü kararmış vurguncu, derebeği, ezgici olmayan- her Mümin ve Müslüman, o Ganimet Sûre'sinin en birinci ayetini bir, bir daha, namusluca okuyup anlamıya çalışabilir. Kur'an ortadadır.
Erdem Abaka
Bir "milletler topluluğu" yaratma hayalinden bir çırpıda vazgeçerek, adına ihtilâl yapılan halkların kanları ve acıları üstüne çelik bir çekirdek inşa eden İttihatçı zihniyet, Türk halkının sırtına taşınması zor bir yük bindirdi.
Hülya Yalçın
Canlıların yaşam hakları doğumla başlar ve biri diğerinden üstün kılınamaz. Hele ki "KÜRK" kullanmak için öne sürülebilecek hiç bir tartışma götürür mazeret yoktur.
Yüzyılın aşkı: Güzide ve Bilal
Gökhan Akçiçek
Hayat her aşkı sonlandırmak istese de, buna direnen âşıklar, aşkı son nefeslerine kadar taşıyorlar. Gövdeden çıkıp, ruhta eriyen aşk, yaşama sunduğu insan sevgisinin tutkulu bu inadı karşısında, bazen ölümü bile çaresiz kılabiliyor.
© Derkenar - Sitedeki içerik 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.
(Ayrıntılı bilgi için, bakınız »
Derkenar'ın Manifestosu)
Şu an 183 pasif seyirci Derkenar'a bakıyor
Yazı Boyutu
Büyük
Standart