Patronsuz Medya

22 Ağustos 2008 Cuma

 Google Web   Derkenar  

 

Kim s!ker Bukowski'yi!

Ali Türkan - 18 Şubat 2004


Sağ bacağını sürüye sürüye, yanıma kadar geldi. Para isteyecekti herhalde. Tam cebimdeki bozuklukları çıkartmaya davranıyordum ki, marketlerde kullanılan ve bütün dünyalığını yüklediği arabadan, üç kitap çıkarttı.

- Kitap değişir misin benimle? diye sordu.
- Yanımda kitap yok ama cigaram var, dedim.
- O da olur, deyip oturdu yanıma.

Bu parkta yaşıyordu herhalde. Saçı sakalı iyice birbirine karışmıştı. Bıyıkları ve parmaklarının uçları, sigaradan sararmıştı iyice. Kalın asker kaputunun altından, kat kat giydiği kazaklar belli oluyordu. Yeşil, üstüne kırmızı, arada alacalı, en üstte de siyah... Kazaklara baktığımı anlamış olacak ki,

- Soğuk oluyor sokaklar, dedi.
- Öyle.

Arabanın içine eğilip bir şeyler aradı. Bir şişe "Korn" çıkardı.

- İçer misin?
- Bu saatte içmem.
- Saati olur mu?
- Olmaz mı?
- Doğru, zamanı neyle ölçtüğüne bağlı.
- Sen neyle ölçüyorsun?
- Aha bununla! deyip elindeki şişeyi kaldırdı.

Kitapları, oturduğumuz bankın üstüne bırakmıştı. En üsttekine baktım, Paul Auster'in Vertigo'su. Yükseklik Korkusu diye çevirmişlerdi galiba. Aklıma Bar Fly filmi geldi nedense.

- Bukowski okudun mu hiç? diye sordum.
- Kim s.ker Bukowski'yi.

Okumuş anlaşılan. Hem okumuş, hem de çözmüş. Bukowski'ye Bukowski'yi sorsalar, o da böyle bi şey derdi herhalde.

- Can Yücel okudun mu peki?

"O da kim?" gibisinden baktı yüzüme. İstediğim cevabı alamamıştım, "boşver" gibisinden elimi salladım.

Eşofmanları içinde kısa boylu bir kız geçti önümüzden koşarak. Bir süre arkasından baktık ikimiz de.

- Güzel kalçaları var, dedim yalnızca.
- Kullanışlı olur bu boydakiler, dedi o da.
- Bu kalçalarla kolay doğurur bu, dedim, üste çıkarak.
- Elimden gelen yardımı yapardım o konuda, dedi ve gülmeyle başlayıp ciğerinden parçalar çıkartarak öksürmeyle bitirdi.

Sabahtan ekmek hazırlamıştım. Çantadan çıkartıp yarısını ona uzattım, yarısını da kendime aldım.

- Neden veriyorsun ekmeğini bana?
- Var da ondan.
- Kahven var mı?
- Yok.
- İyi olurdu.
- Evet.

Ekmeği aralayıp içinde ne olduğuna baktı. Beğenmiş olacak ki, bıyıklarının ağzına giren kısmını da ısıra ısıra girişti. Bir yudum da elindeki şişeden çekti. Şişeyi burnuma doğru uzatıp,

- İstemediğinden emin misin? diye sordu.
- Neden veriyorsun içkini bana?
- Az önce, bana bir parça ekmek veya ekmek parası verirsin belki diye verdim.
- Şimdi?
- Sevdim seni.
- Sağol.
- Yok, gerçekten sevdim.

Kalktım.

- Beş dakika bekle o zaman.
- Neden?
- Ben de seni sevdim; şuradan iki kahve kapıp geliyorum.
- Boşver.
- Benim de canım çekti şimdi.
- İyi ya, al öyleyse.
- Süt, şeker?
- İstemem.

Kahveleri alıp geldim. Ekmeğinden ısırmamıştı bir daha. Kâğıt bardağı iki avucunun arasına alıp bir süre ellerini ısıttı. Konuşmadan ekmeklerimizi yedik. Kahve de iyi gelmişti hakikatten.

- Sormayacak mısın? dedi.
- Neyi?
- Bu hallere nasıl düştüğümü.
- Yok.
- Ben anlatsam, dinler misin peki?
- Dinlerim.

Pantalonunun arka cebinden bir cüzdan çıkarttı. Güldüm. O da güldü cüzdana bakıp. İkiye katlanmış bir fotoğraf çıkarttı cüzdandan. Yetmişli yıllarda çekilmiş, o silik renkli fotoğraflardan. Güzelce bir kadın ve bir çocuk...

- Araba kazası, dedi.
- Anladım.
- İşte o zamandan beri...

Cüzdanın içindeki kâğıtların arasından, bir de ehliyet çıkarttı. Çoktan tedavülden kalkmış, defter gibi bir şey. Siyah beyaz bir resmi vardı. Yakışıklı adammış.

Aksayan bacağını gösterip,

- Bu nasıl oldu, diye sordum.
- Yaktılar birkaç yıl önce.
- Nasıl, yaktılar?
- Faşistler... Birkaç dazlak... Bu parkta uyuyordum gene; üstüme benzin döküp kibriti tutuşturdular.
- Sonra?
- Sonra da kaçtılar. Gebermedim ama bu kaldı işte.
- Ucuz atlatmışssın.
- Evet.

Kalktım. Cebimden bi yirmilik çıkartıp verdim. Almak istemedi.

- Borç, dedim.
- Borç, dedi ve aldı uzattığım parayı.
- Kimin kitaplarını getireyim sana? Bukowski ister misin?
- Kim s_ker Bukowski'yi be!

Banim bardağımda kalan kahveyi kendi bardağına dökerken, elimle bir selâm verip ayrıldım yanından.

 

Ali Türkan

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

Son Yorumlar

En sonda masonların ayrımcılık yaptıklarını belirtirken bazı örnekler vermişsiniz, bedensel...
Selami Güneyler - Amerikan Dolarında Mason Simgeleri

Arthur Miller'in Satıcıın Ölümü adlı eseri bir tiyatro yapıtıdır. Öncelikle. Ama bunun...
Cüneyt Uzunlar - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Sevgili Necdet Cumhuriyet'te yazdiginiz zamanlari hayal meyal hatirliyorum. Gozden irak olan...
Cihat Sahinkaya - Uğur Mumcu

Değerli necdet şen (yazım kurallarına uymayacağımı peşinen söyliyeyim) o malûm gazetenin sıkı bir...
Emin Turan - Uğur Mumcu

Bugün kullandığımız birçok teknolojiye zemin hazırlayan, birçok bilimsel buluşun ve dünyaca kabul...
Ahmet Ardal - Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Zamansız bebeklerin ölümleri

Çocuk sağlıklı doğmaz. Hayatı boyunca sağlıklı olmaz. “Ben ona kiviyle ıstakozu püre yapıp yedirdim,” değil. Senin karnında dokuz buçuk ay boyunca beslenmesi doğru dürüst ŞART! ŞART! ŞART! Ve hiç bir şeyle bunun: bu sürenin/anne karnı koşullarının telafisi mümkün değil.

Perihan Mağden (Radikal)

En Son Yazılar

Gidiyordum yelkenimin rüzgârında

Seyit Balkuv

Fakat, bu sefer de nereden geleceği belli olmayan arsız parazit esintiler, evrensel düşünmeye, hayatı sevmeye, fikr-i sabitleri yok etmeye uğraşan yelkenciye bunun bedelini ödetmek için can atar. Karşı ağırlıklarından azade olmak uğuna mücadele yeteneği körelmiş tekneyi bir o yana, bir bu yana yatırır, bir boş anını bulursa da batırıverir.   Yazar

“Uygarlığın” Küçük Çocuğu ile Şişman Adamı

Ahmet Deniz Ölmez

Peki, bunca zamanın ardından -bunca yaşanmışlık ortadayken- biz insanlar, diğer Uzak Asyalarda; Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslarda, Afrika'da, kan kokusuna duyduğumuz iştahı ne kadar dizginleyebildik? Ve doğanın her alanında muktedir olan bizler, ne kadar dindirebildik kendi doğamızdaki "Barış" adlı ağlayan çocuğun gözyaşlarını?   Yazar

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°