Ali Türkan - 5 Şubat 2002
Galiba yaşlanmanın en kötü işareti, gençlerden hoşnut olmamak. Eğer bir insan, "ulan, biz gençken böyle değildik!" diye yakınmaya başlamışsa, bir yerlerinden toprak kokusu da gelmeye başlamıştır; bir ayağı çukurda, bir gözü mezar taşlarındadır.
Aslında eski mevzu bu gençlerden, gençlikten yakınma. Antik Yunan'da bile şeytmişler... Koskoca filozoflar işi gücü, evrenin sırrını, hayatın anlamını falan bir yana bırakıp "bunlar adam olmaz" diye laga lugaya başlamışlar zaman zaman. Bence bu tip serzenişlerin altında biraz da kıskançlık yatıyor. Dünyayı "bunlara" bırakıp gitmenin hüznü belki de...
Yaşlanmanın bir diğer önemli belirtisi de dikkatli olmak. Düşündüklerini açık etmemek, birinin yüzüne bir şeyleri açık açık haykırmak yerine, yıllarca süzülmüş sözlerle inceden "geçirmek".
Yaşlılığın en kötüsü, kurnazlığı, hinliği, iki yüzlülüğü, yalancılığı da birlikte getireni oluyor sanırım.
Nerede birisi, kendinden genç birinin kulağını "hayat tecrübesiyle" büküyorsa, orada o kulak bükenin, yaşamında ıskaladığı şeylerin acısını çıkartma gayreti de vardır. Sokakta öpüşenlere bozuk atıyorsa, sokakta öpemediği kızların, çizemediği kestanelerin hıncıyla yapıyordur bunu.
Nerede birisi, genç kızlara "kıçını sallama, şunu bunu giyme, şu ruju sürme" diyorsa, zamanında bunları yapamadığı için kuduruyordur aslında.
Ama yaşlanmıştır ve hayat tecrübesi diye öğrendiği en önemli, belki de tek şey, açık çıkışların insanın başını belâya soktuğudur. İnceden işlemeyi, sokmayı, iğnelemeyi öğrenmiştir. Öfkesini taze tutmayı becerememiş, öfkeyle kalkanın zararla oturacağına inanmış, inandırılmıştır.
Her "namuslu" çıkışının ardından işsiz, parasız kalmış, sevdikleri tarafından terkedilmiş, yalnız kalmıştır...
Çoğu insanda da ters teper böyle şeyler.
Hazır satanizm tartışmaları, gençlik sorunları falan ayyuka çıkmışken, "üç beş kelâm da ben edeyim" şu konularda dedim. Dedim ama tartışmalar da bitti bitiyor gibi bir şey. Gene geç kaldım anasını satayım! Hani hiç bir şeye geç kalınmazdı? Benim hayatım, her şeye geç kalarak geçti Edip usta.
Aslında biraz bekledim de. Satanizm tartışmaları sürerken, satanizmle ilgili birkaç satır çıksın, birileri "friends of the devil" başlıklı yazılar yazsın, anti din, bireyin en önemli role sahip olduğu bir karşı dünya gibi herzeleri ortalığa saçsın falan ama köşe esnafı gene, ezberlediği dört reçete ile durumu idare etti. Bu kadar satanizm yazısı yazıldı, Aleister Crowley'in adı bile geçmiyor. Oysa herif şeytanın odacısı gibi bir şey; hangi taşı kaldırsan, altında onun adı. Hangi yana baksan, karşında buruk acı... "Tek yasa, canın ne istiyorsa onu yap" tarzı bir manifesto ile hristiyanlığa posta koymuş, "tanrının değil benim iradem var" dedikten sonra "lekesiz Meryem'i parça parça edin!" diyecek kadar ileri götürmüştür her şeyi.
Tabii bu satanizmin hikâyesi.
Gençleri bu işe iten asıl nedenler, gene bu düzenin, toplumun hastalıklarında yatıyor. Başarı ve güce bu kadar odaklanmış bir toplumda, devlet, din gibi kurumların işlemeyişi gençler arasında bir güvensizlik duygusuna neden oluyor. Yıllığı bilmem kaç bin dolarlık okullarda okutulan ve başarılı olmaları, ülkeyi yönetecek kadroyu çıkartmaları beklenen gençlerin kafasında "bu devletle, bu düzenle başarılı olsan ne olur?" gibi bir soru olduğu kesin.
Çocuklar güçlü olmak istiyor amcası. Damarlarındaki asil kan bu güce yetmediği için, güç şeytan'da artık. Kendi yaşamlarını düzenleyecek bir güce sahip olamayan, din gibi özellikle küçük insanın kendine saygı duymasına, kendini güçlü hissetmesine neden olan kurumlara da güveni kalmayan (bak: 28 Şubat) gençler, onlara birey olarak ne kadar önemli olduklarını, asıl irade'nin bireyde olduğunu anlatan bir öğretiye sarılıyorlar tabii.
İnsan köşe esnafıysa, en azından o çevreye ait bir guruptan heavy metal birkaç parça dinlemeli, şarkıda ne anlatıldığına biraz kafa yormalıydı diyorum.
Bu konuda benden bu kadar. İşi yazmak olan, bunun için para olan ve hergün meyhaneden arta kalan zamanlarında beş bin vuruşu kurtarıp çuvalla para götürenlere sorulacak sorular var ve bunları da mesleği gazetecilik olanlar sorsun. Satanizmin cinsellikle, çeşitli ayinleriyle falan ilgili boyutu hakkında da bir şeyler yazarlar belki... Bunun için de kitaplar okumalı, sokağa çıkıp o gençlerle falan görüşmeli, kıçlarını o koltuktan kaldırmalılar yani. Gazetecilik de kapıda "marka kesenlerden" daha fazla emek ister sanırım.
Hani bi sokağa çıksalar, tuzu kuru ailelerin bunalımlı çocuklarının sorunları yoluna konduktan sonra, sıra on iki yaşında "eti senin kemiği benim" diye tesviyeciye çırak verilenlerin sorunlarına da gelir belki.
Ali Türkan

Ali Türkan
Tıpkı o filmlerdeki gibi, ölenlerin "kötü" adamlar olduğuna inandırıldığımız zaman, bizim için sorun kalmıyor. Bu da altıncı kaynana şekerinden daha zor bir denklem haline geldi benim için. Üstelik bir şeyler de fena değişti. Tek başına sekiz kişiye dalanlara hayranlık duyulmuyor artık. Bütün dünyanın bir araya gelip bir ülkeye dalması alkışlanıyor, olağan karşılanıyor. Delikanlılık öldü harbiden. Yazar

Necdet Şen
Bir yanda açlıktan kırılan Etyopya, Sudan, Bangladeş gibi ülkelerin halkları, diğer yanda zıvanadan çıkmış bir tüketim çılgınlığı. Yaralı parmağa işemenin enayilik sayıldığı böyle bir dünyada insanların bu kadar hoyratça saçıp savurmalarına ne demeli? Necdet Şen
DTP'nin kapatılmasını demokratik nizamımız için doğru bulmuyorum fakat siyasi hamle inisiyatifini "dağ kadroları"ndan alan bir siyasi hareket, kendi meşruluğunu bile silah haline getiriyor demektir. Niçin mücadele ediyoruz ki biz? Silahsız politik mücadele için, sivil siyaset için.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim? Kitap Kurdu
İlker Tortop
Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız. Yazar
Alper Uzun
İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor. Yazar
Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir
Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?
Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban
Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?
Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi © 2000-2008 Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.