Ali Türkan

Yalağuz

Ali Türkan - 5 Ocak 2002


Non, je ne suis jamais seul avec ma solitude.

(Heh, heh! Fransızca'yı Galatasaray Lisesi mezunlarına bırakmayacağız herhalde.)

Olmadı. Yalnızlık üstüne birkaç satır yazmazsam rahatlayamayacağım. Herkes kendi yalnızlığını yaşıyor. Yani tıpkı gönül işlerinde olduğu gibi, yalnızlık konusunda da bir formül yok; yoğurdu bildiğin gibi yiyeceksin.

Önemli olan, yalnızlıkla terkedilmişlik arasındaki o karanlık bölgede boğulmamak, "kalabalık" günlerinle, o günlerden kalmış hesaplarla uğraşmamak. Çünkü yalnızlık başkalarını değil, kendini özlemesi, kendindeki mükemmelliği aramasıdır kişinin. Hatta Tanrı'yı araması, ona bir adım daha yaklaşmasıdır. O hep yalnız olana yaklaşmak, onu daha iyi anlayabilmek değilse amaç, meselâ Doğu felsefesinde aylarca, yıllarca bir hücreye kapanmanın ne gibi bir nedeni olabilir?

Günümüzde farklı elbette. "Gönüllü" yalnızlık çok az insanın harcı. Dışarıda ister "gürül gürül" de, ister "paldır küldür", bir hayat varken ve o hayatın nimetlerinin de hayatta "aslolan" olduğu öğretilmişken sana, tüm bunlardan uzakta kalmak, hepsini tekmeleyebilmek her delikanlının da harcı değil; zaten şart da değil. Gönüllü olman gerekmiyor. O kadar çok terkedilmiş, aşk, meşk, gönül işlerinde yenilmiş insan var ki son zamanlarda; yalnızlık nüfus patlaması geçiriyor. Üstelik işçi sınıfı bile birleşir, üretim araçlarını eline geçirir, devleti ortadan kaldırır belki ama yalnızlar birleşmez. Zaten DÜNYANIN TÜM YALNIZLARI, BİRLEŞİN! gibi bir slogan da, eşyanın tabiatına uymaz.

Bu nedenle, çekeceksin. Ya çekeceksin ya da yalnızlıktan korktuğun için "meclisi" severmiş gibi yapacaksın. Aslında hoşlanmadığın insanlarla rakı sofrasına çökecek, derdini anlatabilmek için dert dinleyecek, kabul görmek için boktan esprilere gülecek, oyunu kurallarına göre oynayacak, hayatı tabelâya göre yaşayacaksın. Derdin, maça kızını kol altındakine yedirmek olacak. Bütün hayat da iki çek, bir yat düzeninde, kitabına uygun olarak geçecek. Çünkü yalnızlık ayıptır. Yalnız olanlar da kavgacı, huzursuz, ekşimiş, rendelenmiş insanlardır. Bak, şurada ne güzel oturmak varken evlerine kapanır, duvar kâğıtlarındaki desenleri insan yüzüne, yelkenliye falan benzetirler. Çoğu da işe yaramaz adamlardır. İşe yaramadıkları için de aramaya değmezler.

Farkına varmayacaksın yalnızların. Yalnız diye farkına vardıkların, "çok yalnızım" diye her fırsatta zırlayan, yalnız kalabilmek için kalabalıkları seçen, aslında yalnızlığı da bir pazarlık malzemesi olarak kullananlar olacak. Sen onun sözümona yaralarını sararken, o da senin kulunçlarını kıracak.

Ben memnunum yalnızlığımdan. Arada bir yakınsam da, oynamadan sürdürebiliyorum yaşamımı. Biliyorum, gerçekten yalnız ve yalnızlıktan kurtulmak için çabalayan çok insan var yeryüzünde. Bu da benim "özel" olmadığımı, bu dünyada, bu kurallarla yaşamayı beceremeyen milyonlarca insandan biri olduğumu gösteriyor bana. "Yalnızlık güzeldir ama insan, ona yalnızlığın güzel olduğunu söyleyen birine ihtiyaç duyar" demiş Balzac, belki de bunun için arada sırada karışıyorum insanların arasına. Bunu söylemeseler bile, yaşadıklarım her seferinde nasıl olsa öğretiyor yalnızlığın "güzel" olduğunu.

Eskiden korkardım, şimdi korkmuyorum da yalnızlığımdan. Ekmek parası kazanmak için taksi kullanıyor ve asıl yalnızlığı o zaman görüyorum. Çiftler biniyor kullandığım arabaya. Eğlenceden, dost ziyaretinden, meyhaneden falan dönüyorlar. Öyle, konuşmadan yol alıyoruz. Birbirlerine hiç bir şey söylemiyor, hiç bir şey anlatmıyorlar. İşte asıl ve korkulacak yalnızlık, iki insanın birbirine söyleyecek sözü olmamasıdır.

Ne garip, en çok böylelerini görünce yalnız hissediyorum kendimi. Hatta yalnız da değil, kimsesiz... En çok böyle anlarımda eskilerde kalmış, ya da bu dünyadan göçüp gitmiş bir dostu, sevdiğim bir kadını veya saçlarımı okşayan bir eli, uzaklarda oldukları için hep bir şeylerin eksik olduğu "yeni" dostlarımı özlüyorum. Ve en çok böyle anlarda, dostlarımın o kadar da uzak olmadığını düşünüyor, sevgiyi metreyle ölçme sazanlığından sıyrılıyorum.

Moustaki haklı: Non, je ne suis jamais seul avec ma solitude...

Yalnızlığımla hiç başbaşa kalamıyorum. Epey şanslı bir herifim galiba.

 

Görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?


Adınız Soyadınız
E Posta adresiniz (gizli kalacak)
« ( Rakamı kutuya yazınız )

 

 

Ali Türkan

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

O, Pavel'in sevdiği kadındı

Ali Türkan

Kadın farkında bile değildi onun. İşyerindeki angutlar da sürekli şişmanlığıyla alay ediyorlardı zaten. (Bir keresinde çalıştığı bölüme gitmiştim. Yirmi yaşlarında bir it, yanından geçen Pavel'in göbeğini tutup sallamıştı eliyle Tam üstüne yürüyordum ki, eliyle engel oldu Pavel.. Yazar

Bu düzen böyle mi gidecek?

Necdet Şen

Hayatımızda her geçen gün daha da belirleyici bir rol oynayan televizyon yayınlarının ve algı dünyamızı egemenlerin uygun gördüğü istikamette şekillendiren reklamcıların çağında, kamu vicdanının ilelebet galebe çalabileceğinin garantisi var mı?   Necdet Şen

Web Gezgini

Bir asteğmenin günlüğünden: Terör niçin bitmiyor?

Şehit asteğmenin günlüğü:

"Bugün var ya aşkım... Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum.

Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, gidelim öldürelim diyoruz göndermiyorlar.

Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar.

Nuh Gönültaş (Bugün)

En Son Yazılar

Yaban

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim?   Kitap Kurdu

Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

İlker Tortop

Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız.   Yazar

Son Yorumlar

Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban

Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?

Tüm Yorumlar

 Google Web   Derkenar  
 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

85