Ali Türkan ~ 25 Ekim 2001
Kıçımdaki pantalonun ağı iyice epridi, gün ışığını salıyor muhtelif yerlere... Her an her şey ortaya dökülecek diye de ödüm kopuyordu ne zamandır.
Bu yüzden yaptım bir hovardalık ve her yerine baka baka, çekiştire çekiştire sağlamlığından iyice emin olduğum bir kot pantalon aldım. İyi de oldu yani... Evde bir bayram havası; çocuklar "baba kendine bir şey almış" diye ti'ye bile aldılar beni.
Evde bayram havası da, ben son zamanlarda garipleştim biraz. Pantalonu kutlamak için çeşitli etkinlikler düşünülürken, öööle dalmış gitmişim. Önce ufaklık farketti ve "neyin var baba?" diye sordu. "Yok bi şey" deyip takındım neşeli maskemi.
Aslında savaşa takmıştım kafayı. Orada insanlar ölüyor, biz burada pantalona seviniyorduk. Dünya değişiyordu be!
Cıgara içmek için bahçeye indim, kafamda bu cümle: Dünya değişiyor.
Ne değişiyoru? İşte benim dünyam değişmişti. Pantalona sevinemiyor, çocukların keyfine katılamıyordum. Yoksa bu muydu istenen? Sevinci de mi unutmamız gerekiyordu? İnsanlık tarihinin bu en yavşak savaşı, yalnız birkaç "mürteci"ye değil de, bize, bizde insan kalan şeylere karşı mı açılmıştı aynı zamanda?
Sevinecek bir şey bulamayalım yaşamda, sevmeyelim, konuşup gülüşmeyelim, kavga etmeyelim, arkadaşlarla bir araya gelip kafaları çekmeyelim, eee tabii sevişmeyelim de... Belki de en önemlisi, bi boka başkaldırmayalım da...
Sahi kime karşı açıldı bu savaş?
Ertuğrul Özkök'ün ama'sı geldi aklıma. Aile terbiyem izin vermez, kimsenin ama'sını karıştırmam işin içine ama böyle üçüncü türden ama'ların mucidi olan bir halkın arasında yaşamama rağmen, bu ama'ya şaşırdım doğrusu.
Mesela Alman üniversiteleri Arap öğrenciler hakkındaki bilgileri polise vermeye başladılar bile... Öyle ya, ama falan olmaz bu konularda.
Hay ama'sını...
Geçenlerde de bir üniversitenin "amfi"sine dalıp, hem de ders ortasında, yedi Arap öğrenciyi çıkardı polis... Aaa, dünya yıkılmadı. Üniversite rektörü devreye girip ortalığı ayağa kaldırmadı.
Hani üniversite özerkliği, hukuk devleti, şarrrr? Hepsi tamam AMA onlar Arap be!
Ben senin ama'nı...
Bu mu istenen? Hepimiz duygusuz, duyarsız böceklere mi çevrilmek isteniyoruz? Gerileye gerileye nereye kadar gideceğiz daha? Bir şeylerin sonuna mı geldik, başlangıçta mıyız? Ölümden sonra hayat var mı? Benim kafam karıştı usta.
Hani, savaşı hep sevmeyiz AMA eski savaşlar gibi olsa diyorum. Delikli demir olmadan. Barış zamanlarında, pas tutmamak için keçeye pala sallayacaksın, yavşak akınında da bileğe kuvvet... Mübalağa cenk olurdu be! "Senin baban böcek" diye celallenip "hoyda bre!" diye naralar ataraktan dalacaktın "küffar" sürüsüne de alayını önüne katıp dökecektin denize... Breh, breh!
Kore Savaşı'da yavşaktı ama bu kadar değil. Hiç olmazsa geriye "bi gün hiç unutmam, Tiong Seng havzasındayız, yüzbaşım çağırdı beni..." türünden mavralar kaldı. Bu savaştan geriye "valla orada bir düğme vardı, şu saatte 'bas' dediler ben de bastım" kalacak...
Ne o öyle? Görünmez uçaklarla gelip çoluğun çocuğun tepesine bomba yağdırmak? Bu mu teröre karşı ama'sız, amansız mücadele? Yoksa bi Brüksel Lahanası'nın yazdığı gibi "barış için savaş" bu mu yani?
Ben kararımı verdim arkadaş. Pantalona da sevineceğim, geleceğe de inanacağım, önüme gelen hatuna sevdalanıp, daha bir sürü de çocuk getirteceğim bu dünyaya. Siz de öyle yapın bana sorarsanız. Hiç olmazsa nesil ıslah olur, dünya bunlara kalmaz.
Benim oğlanın adı da Cihat, iyi mi? AMa hanımın çok sevdiği dedesinin adı...
Kaldır "ama"yı... Ebu Cihad da olduk bu yaştan sonra. Kesin, kapıyı kırıp dalarlar bu gece benim eve ve ziyaretçim yeşil soğanla kızılcık reçeli getirir bundan sonra.
Hay, ama'sını eşekler kovalasın!
Bölüm: Yazarlar
Ali Türkan
+ Yazıların tam listesi
devrim, Günümüzün Nevrotik İnsanı için dedi ki: Bahsedilen belirtilerden birini bile gösteriyorsanız kendi iyiliğiniz için hemen doktora gidin... (Devam)
Cavit Olgun, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Yaziniz için sagolun, ama ben onyillar oldu, cumhuriyet gazetesi denince tapu daireleri ve karakol... (Devam)
Cüneyt Uzunlar, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Sanırım 1986 idi. Cumhuriyet'i, evet, bir kimlik gibi kıç cebimizde taşıyorduk. İstanbul... (Devam)
12 Eylül 'devlet iktidarı'na neredeyse tapınan bir zihniyete sahipti. Askeri yönetimden sivil yönetime geçişte, iktidarın elinin kuvvetli olmasını istiyordu. Hukuk düzenini orasından burasından sıkıştırmasının nedeni de buydu.
Seyit Balkuv
"Erdemli insan" olmak için mutlaka kötülüklerle, adaletsizliklerle mücadele etmek mi gerekiyor? Sadece "iyi insan" olarak yaşamaya çalışmak yeterli değil midir? Haksızlıklar, adaletsizliklerle dolu bu dünyada, hangi çabalarımızın "daha iyi bir dünya" için bir katma değeri vardır? Yoksa bu çabalar bizi asabi ve gergin biri yapmaktan başka bir işe yaramaz mı? Yazar
Necdet Şen
Öyle bir ağız dalaşı ki, bunu "kim haklı?" diye izleyenlerin eline geçecek tek şey, ancak kafa karışıklığı ve utanma hissi olabilir. Belki bir de "ben bu kadar lâubaliliğe müstehak mıyım?" sorusu. Şahsen ben kendimi buna müstehak görmüyorum. Ülkemi de. Dilin Kemiği
Seyit Balkuv
Kendimizi çok da bilgili olmadığımız bir konuda atıp tutarken veya uyduruk bir toplantıya çağrılmadık diye tansiyon hapları yutarken buluyorsak veya bir gün haksızlıklar karşısında kükrerken ertesi gün haksızlığa sebep olan gücün yanında süt dökmüş kediye dönüyorsak, birey olarak kendi değerimizin tescili ile ilgili bir takıntı sorunu yaşıyor olabilir miyiz? Yazar
Kâmuran Kızlak
Artık ismini hatırlayamadığım Kapitalizmin geleceğini gören o akıl-fikir adamı "Neo Liberal Vaiz" her kimse büyük adammış. Haddim olmayarak buradan ben de bir kehanette bulunayım bari: Her gün biraz daha azgınlaşan Kapitalizm korkarım insanlığın sonunu getirecek. Kendi başını yer inşallah. Yazar
Ümran Davran
Gözleri görmeyen o kadar çok kedi vardı ki ortalıkta. Felçliler, ön ya da arka patileri olmayanlar. Yani sokakta yaşayamayacak onlarca kedi. Tek dertleri sevilmek gibi görünüyordu. Elimi bulup yanaklarını, başlarını sürtüyorlardı. Benim de canım fena halde yanıyordu. Yazar
© 2000-2008 Derkenar.com ~ Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar iznimiz olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.