Ahmet Büke - 7 Ocak 2005
Bizim en has seslerimiz klarnetten namı diğer gırnatadan çıkar. Kısa pantalonlu bir çocukken hatırlıyorum; keşkek dövülen mahalle düğünlerinde, havadaki alkol bulutu iyice ağırlaştığında Efe Kemal Amca kıç cebinde fahrettin kerim rakı şişesi olduğu halde meydana fırlar ve gırnatacıya "Kel'o, çal gari bir harmandalı" diye seslenirdi. Kel Ali de, "Emrin olur beyim," diyerek tahta sandalyesinin üzerine çıkıp derin bir soluk alırdı. İşte o andan itibaren dünya durur, kuşlar ağılaşır, diğer sesler geriye çekilir gırnatanın hükmü başlardı. Efe Kemal ve Kel Ali sesleri ve diz vuruşlarıyla zamanın atar damarını kendilerine göre yeniden başlatırlardı.
İşte bu yüzden eğer tanrının bir şarkısı varsa onu klarnet sesiyle söyler gibi gelir bana hep.
Bizim Kel Ali öleli çok oldu ama ondan sonra da vazgeçmedim klarnet dinlemekten. Mesela diğer bir Ali, Kara Ali yani Ali Kayacı. İnsanı hüngür hüngür ağlatır. Hele o nihavend parçası yok mudur, şu Nuri Bilge Ceylan'ın Kasaba filminin müziği.
Barbaros Erköse de bir tanedir doğrusu.
Ama bence bizde ustaların ustası rahmetli Şükrü Tunar'dır.
1907 yılında Edremit'te doğan Şükrü Bey, Hasan isimli bir işçinin oğludur. Ailesinde hiç müzisyen olmamasına rağmen doğuştan getirdiği müzik yeteneği bir süre sonra ortaya çıkar. 1921 yılında İzmir Musiki Cemiyeti'ne girer. Ama sanatında esas yükselişi İstanbul'da olur.
Onun en çok Mes'ud Cemil ile olan anısını severim. Bu arada Mes'ud Cemil de Tamburi Cemil Bey'in oğludur.
"1927'de Yeni Postane üzerinde, "Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi" adı ile İlk istanbul Radyosu kurulmuştu. Bu teşekkülün müdürü de, muavini de, muhasebecisi de, her şeyi bendim. Radyoya intisap etmek isteyenler de bana geliyorlardı. Bir gün asker elbiseli, fakir görünüşlü, hasta halli, çelimsiz bir delikanlı geldi.
- Efendim, dedi, acaba radyoda arada sırada bana bir iş verebilir misiniz?
- Oğlum, dedim, elinden ne gelir?
- Ben klarnet çalarım.
- Başka bir sanatın yok mu?
- Var efendim, ben Kadıköy'ünde sobacılık ederim.
- Sazın yanında mı?
- Yanımda efendim.
- O halde dinleyelim.
Ceketinin iç cebinden klarnet parçalarını çıkardı, birbirlerine geçirdi. Klarnetin bazı mandallarının yayları bozulmuş olacak ki, lastikle tutturmuştu.
Evvelâ kabadan bir "uşşak" gezindi. Derhal dikkatimi çekti. Sanat kıymetini anladık.
- Otur! dedim. Oturdu. Bağdat'ın tamire muhtaç olduğunu hissettiğim için hademe ile bir 29'lukla biraz peynir, pastırma ve taze ekmek aldırdım, yedirdim, içirdim.
- Türk musikişinasları içinde en çok kimi seversin?
- Cemil Bey'i severim efendim.
- Nereden tanırsın?
- Plaklarından tanırım.
- O halde bana bir hicazkar taksim eder misin?
Sırf hicazkar olarak mükemmel taksim etti. Bir de harikulâde bir sanat inceliği göstererek tavır itibariyle merhum pederimi hatırlatacak eda ile nağme oyunları yaptı ve hiç bir zaman o üslûbun dışına çıkmadı.
Hayran oldum. Bir iki 29'luk daha aldırıldı. Delikanlı coştu, sanki elindeki klarnete temessül etmiş gibi idi. O gün klarnetle ney hüviyeti bir rast taksim etti ki, şimdiye kadar bunu hiç bir klarnette görmemiştim..."
Şükrü Tunar'ın kayıtlarını dinlerken en çok da taksim aralarında arkadan gelen haykırışları severim. Bir kadın sesi "Nur ol Şükrü Bey, yaşa Şükrü Bey!" diye kendinden geçer.
Şükrü Bey 15 Temmuz 1962'de sahnede Zeki Müren'e eşlik ederken bu dünyadan göçer. Geriye unutulmaz icrası ve besteleri kalır: Kürdilihicazkâr "Gözü ceylan gözüdür, bakışı mestanedir" , hüzzam "Ay öperken suların göğsünü, sahilde yıkan" , hüseynî "Geçti sevdalarla ömrüm ihtiyar oldum bugün" ...
Yattığın yerler de nur olsun Şükrü Bey.
Hamiş: Kalan Müzik olmasa halimiz ne olurdu allah bilir. Kalan'ın Şükrü Tunar CD ve Kitabı meraklılar için bir tane sayılır.
Bu yazı eşe dosta tavsiye edilir
Ahmet Büke
+ Yazıların tam listesi

Ali Türkan
Sokağı tut ve birkaç ay ortalarda görünme. Kaçmaz da fena sopa yersen, "yok ben duymadım, bana kimse söylemedi" diye zırlama. Gene unutmadan, kıçının kılları kadayıf olmuş bir takım büyüklerinin size lâf sokmasına da izin verme fazla. Dünyanın içine, düzeltelim derken biz ettik, size de bizim yediğimiz nanelerin sonuçlarına göre ayar çekmek kaldı. Suçsuzsun yani. Devam »

Necdet Şen
Kırk yıldır solcuyum, sesim gitgide cılızlaşıyor. Artı değerden, emekten, sermayeden, sınırsız ve duvarsız bir kardeş sofrasından söz etmeyeli uzun zaman oldu; mütemadiyen savunmadayım. Devam »
Ayhan Erol ölçmüş, biçmiş, tartmış yazmış yazısını abilerim , ablalarım. Bu konuda...
Dr. Dertli Dermanî - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Sizden daha iyi, daha dürüst, daha akıllı bir insan mıyım bilemiyorum. Ama sizden daha...
Necdet Şen - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Üfürmek kolay, sağlık personelinin sorunları hakkında bir yazı yazabildin mi? Sanmıyorum...
Ayhan Erol - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Ne kadar sahici bir aşk öyküsü. Daha doğrusu, ne kadar sahici bir öykü. İnsanın kendisini bu...
Sedef Türker - Neredeydin ki günlerdir?
Bu dünyada ne kadar büyük bir boşluğu doldurdukları ancak yokluğunda farkedilen insanlar vardır...
Mutlu Olsen - Halk böyle istiyor
İşler sarpa sardıkça, bizim aydınlar iyiden iyiye beyaz atlı prensini bekleyen genç kızlara (daha kötüsü buhranlı kadınlara) benziyorlar. Öyle olunca, mesele sadece AKP'nin kof çıkması değil, platonik aşklarının hepsi hayal kırıklığına mahkûm.
© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi ürünüdür. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.