Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

Üç Renk Yalıçapkını

Ahmet Büke - 6 Mayıs 2004


Deniz bu, dünyanın en büyük bardağı. Sabah erkenden bin parçaya bölünüyor. Şu büyük kuşlar var ya, kar helvası gibi kanatları. Diyemedim isimlerini. Dönüp duruyorlar üstünde. Dalıp çıktıkça, suyun onca dağınıklığını topluyorlar sanki.

Hemen arkamda eski bir tramvay izi var. Pasaport'ta oturuyorum. Atların tıngır mıngır nalları. Duydum sabahın köründe. Elinde külâh dolusu can eriğiyle çocuğun biri deydi omzuma. Koşa koşa geldi. Elektrik direğini geçerken siyah beyaza döndü dünya.

Annelerimiz yıkayıp, silmişti elimizi yüzümüzü. Sokak kiri gider de güneş yanığı gitmez ki.

Biz çocuktuk. Gülecektik elbet ebelensek de. Koştur, koştur sırtımız ter içinde. Pamuklu fanilamızın içine sokuşturulan zoraki havlular, Sensun gazoz kapakları. Sayayım mı daha? Bronşit en milli marşımızdı.

Lan biz efkârı ne bilelim. En fazla, gözleri yerde duman rengi kedi yavrularını sevmişiz koynumuzda. Ya da terazisi bozulmuş uçurtmamız piçin birine, kahverengi elektrik direğine takılmış. Hamurdan tutturduğumuz melek kanatları açılmış çarpa çarpa. Tamam dizlerimiz kanamış. Sonra da kabuk bağlamış. Tırnağımızın ucuyla kaldırmışız. Kim daha çok acıya dayanacak oyunu için sayışmışız.

Yahu biz daha kısa pantolonluyuz. Kamışa falan su yürümemiş. Nerden bilelim duvardaki zincirlerini kıran amca resminin Tenekeci Eşref'in rahmetli babası olmadığını.

"Uzatmalı itin biri, Yusuf'u gaflette vurmuş."

Sen ağız dolusu leblebi tozuyla "Yusuf" dedin mi hiç. Bulursan dene bir bak. Gör biz ne şen çocuklardık da yine de sustuk o sabah. Daha bir gece önce Hıdrellez mi neydi. Ateşin külleri sıcakken ablanın birisi ağladı köşe başında. Tokasını usulca sıyırdı saçından. İnce bileği açıldı. Gördüm ben. Afişli duvarların önünde iğdeler açıyordu. Ben böyle bir koku hatırlamıyorum daha. Oysa üstümüz açılmış, zayıf omuzlarımız üşümüş uyurken, yâni sabahın seherinde neler olmuş. Saatli Maarif yaprağını yırtamamıştı annelerimiz.

Sen delirdin mi, hepimiz daha çok çocuğuz. Yumruk sıkmasını falan bilmeyiz. Öfkelenmeyiz öyle. Nerden bilelim kelimelerin "kifayetsiz" olduğunu.

Sonra trahoma olmuş bir ülkenin elleri olduk. Büyüdük yâni çaresiz. Dalga mı geçiyorsun, bizi sevmediler elbette. İnsan hiç taklacı güvercinlerinin boynunu kırar mı?

Hah hatırladım. Elinde can eriği külahıyla koşan çocuk kayboldu ya şimdi. Martı değil mi bu kuşlar. Denizleri bir onlar unutmaz zaten.

Arkamdan ısrarla atlı tramvaylar geçiyor. Kuran çarpsın duyuyorum tıngırtılarını.

 

Yorumlar

En fenası, ağzın leblebi tozuyla doluyken gülmeye kalkmak. Bu işi ille de yapacaksan hastaneye yakın bir yerde yapmakta yarar var.

Yusuf - 21 Mayıs 2007 (16:06)

 

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

Hep Akdenizliyiz canım!

Ali Türkan

Ana dilinde her cümleye sekiz "eeeeeööö" sıkıştırsan bile, şakır şakır Grekçe, Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca, efendime söyleyeyim, Hititçe, Frigce, Moğolca konuşur; hat sanatımızın eşsiz örnekleri kadar, Rembrandt'tan da zevk alır; "aslı yok yaylasında bin beş yüz koyunum var" türküsünü, Munch'un "Çığlık" tablosundaki figür söylüyormuş gibi dinler; Tom Waits ve Ümmü Gülsüm'e aynı mesafede durursun. Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Nabız

Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.

Ata Soyer (Evrensel)

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°