Patronsuz Medya

 Google Web   Derkenar  

Ben sana muhtar olamazsın demedim ki!

Ahmet Büke ~ 30 Mart 2004


Bir seçim de böyle geçti.

Ama bu diğerlerinden oldukça farklıydı galiba. Bir kere belediye başkanı olma heveslilerinden çok muhtar adaylarından bunaldım ben şahsen. Meğer mahallesini, yöresini, orada yaşayan insanları, kedileri, köpekleri hatta osuruk böceklerini yani yerel her şeyini seven ne kadar fedakar Türk insanı varmış da bugüne kadar bilememişiz biz.

İki ay boyunca coştu yataklar, çağladı er meydanları. El bezi kadar mahallelerden turna sürüsü misali serdengeçtiler fışkırdı. Parelendi canlar hizmet aşkıyla.

Nihayetinde mikro siyaset ihtirası kar topu misali yuvarlandı, geldi kapımıza kadar dayandı. Ne dayanması yahu, günde on kere kapıyı aşındırdılar.

- Zırrrrr.
- Buyurun.
- Efenim, bendeniz emekli harita mühendisi Nebi İzobar.
- Yaa.
- Muhtar adayınızım da, beni sandıkta şey ederseniz çok şerefyap olacağım.

Politik arsızlık, siyasi yaş küçükken yani daha yolun başındayken öğreniliyor galiba.

- Zır zır, zırrrr.
- Üf be.
- Günaydın. Sabah namazını eda edip heman geldim.
- Neden kardeşim kazaya bıraksaydın ya.
- Oyunuzu bana verin, cami hoparlörlerini kıstırmazsam namerdim.

Bazıları da hem zile hem de kapı tokmaklarına asıldılar.

- Zıırrrr, tak tak, zırr, TAK kardeşim TAAK..
- Yuh artık.
- Biraz önce kim geldi kapınıza.
- Sütçü.
- Yalan söylemeyin rakip aday geldi gördüm ben.
- Kardeşim mahallenin sütçüsü de adaymış.
- Yapma ya, bak sen şerefesize. Siz ona vermeyin, bana verin
- Olur olur. Meslek neydi?
- Tüpçü.

Hani bıktınız iyice, kapının merceğinden bakıp, ayak parmaklarınızın ucunda geri kaçıyorsunuz, televizyonu falan en kısık seste dinliyorsunuz diyelim.

Yırttınız değil mi?

Siz öyle sanın. Bayrak inmez, ezan susmaz, muhtar adaylarınız yılmaz. Kimi dükkanından, kimi ise daha süvari, egzozu patlamış hacı muratı marifetiyle seyyar biçimde yayındaydı. Yedi gün ve yaklaşık yirmi saat:

- Köle miyim ben aaaa, ver deyince vereyimmm, hep seni göreyiiiiim, bu defa Sabiha'yı seçeyiiim...

Yani onların diğer adaylardan ne farkları var, değil mi? Diğerleri gibi bütün kamusal alanlara, trafolara, duvarlara, elektrik direklerine gül yüzlü afişlerini asacaklar, ip gerecekler, yerleri kirletecekler, patırtı çıkaracaklar, mahalleyi bitmez bir kına gecesine çevirecekler elbette.

Tabii bu seçimin bir başka özelliği de çok sayıda kadın muhtar adayının olmasıydı. Önce insan boş bulunup hafif bir tebessümle karşılıyor durumu. Ne güzel renk gelecek yöremize hissi koynunuza konuyor. Ama kadın muhtar adaylarının tarz-ı siyasetlerinin de o aynı nakarat ve aynı kabalıkta ortalığa yayıldığını görüyorsunuz. Misal, bizim mahallede adaylardan birisi üzerinde küçük fotoğrafı bulunan kolonya şişesi dağıtır dağıtmaz sokağı koca bir pankart kapladı:

"Oyunu satan şerefsizdir... Nafia Tayın"

Ah nerelere kaçalım derken bu da geldi geçti. Biz ailecek lokma döktürmeyi planlıyoruz. Bir de muhtar seçimlerinin diğer seçimlerden ayrılarak on beş yıl da bir yapılmasını talep ediyoruz.

 

 

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?

La Utopia de Baron Von Türkan

Ali Türkan

Kalk! Akşama çocukların gelecek, köfte hazırla!" diyor. Kalkıyorum. Mutfak camına, kanadı gümüşlü bi güvercin konuyor. Köfte için ufaladığım ekmekten birazını ona veriyorum. Önce kaçıyor, az sonra ürkek ürkek girişiyor ekmek kırıntılarına. Sonra, çoğalıyor güvercinler. İki dilim daha ufalıyorum. Kıyma da koyuyorum azıcık. İki köfte az yesek n'olur yani? (Bu arada, köfte, Farsça'da "dövülmüş, ezilmiş" demek olan "küfte" kelimesinden gelir. Malûm, etimoloji sözlüğü.) Yazar

Son Yorumlar

devrim, Günümüzün Nevrotik İnsanı için dedi ki: Bahsedilen belirtilerden birini bile gösteriyorsanız kendi iyiliğiniz için hemen doktora gidin... (Devam)

Cavit Olgun, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Yaziniz için sagolun, ama ben onyillar oldu, cumhuriyet gazetesi denince tapu daireleri ve karakol... (Devam)

Cüneyt Uzunlar, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Sanırım 1986 idi. Cumhuriyet'i, evet, bir kimlik gibi kıç cebimizde taşıyorduk. İstanbul... (Devam)

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Kendi düzenine sığamamak

12 Eylül 'devlet iktidarı'na neredeyse tapınan bir zihniyete sahipti. Askeri yönetimden sivil yönetime geçişte, iktidarın elinin kuvvetli olmasını istiyordu. Hukuk düzenini orasından burasından sıkıştırmasının nedeni de buydu.

Murat Belge (Radikal)

En Son Yazılar

Ne yersem zayıflarım?

Seyit Balkuv

"Erdemli insan" olmak için mutlaka kötülüklerle, adaletsizliklerle mücadele etmek mi gerekiyor? Sadece "iyi insan" olarak yaşamaya çalışmak yeterli değil midir? Haksızlıklar, adaletsizliklerle dolu bu dünyada, hangi çabalarımızın "daha iyi bir dünya" için bir katma değeri vardır? Yoksa bu çabalar bizi asabi ve gergin biri yapmaktan başka bir işe yaramaz mı?   Yazar

Matbuatta kabileler savaşı

Necdet Şen

Öyle bir ağız dalaşı ki, bunu "kim haklı?" diye izleyenlerin eline geçecek tek şey, ancak kafa karışıklığı ve utanma hissi olabilir. Belki bir de "ben bu kadar lâubaliliğe müstehak mıyım?" sorusu. Şahsen ben kendimi buna müstehak görmüyorum. Ülkemi de. Dilin Kemiği

Segovia'nın gitarı

Seyit Balkuv

Kendimizi çok da bilgili olmadığımız bir konuda atıp tutarken veya uyduruk bir toplantıya çağrılmadık diye tansiyon hapları yutarken buluyorsak veya bir gün haksızlıklar karşısında kükrerken ertesi gün haksızlığa sebep olan gücün yanında süt dökmüş kediye dönüyorsak, birey olarak kendi değerimizin tescili ile ilgili bir takıntı sorunu yaşıyor olabilir miyiz? Yazar

Dünyanın en eski sektörü

Kâmuran Kızlak

Artık ismini hatırlayamadığım Kapitalizmin geleceğini gören o akıl-fikir adamı "Neo Liberal Vaiz" her kimse büyük adammış. Haddim olmayarak buradan ben de bir kehanette bulunayım bari: Her gün biraz daha azgınlaşan Kapitalizm korkarım insanlığın sonunu getirecek. Kendi başını yer inşallah. Yazar

Kimsesiz kedilerin kimsesi

Ümran Davran

Gözleri görmeyen o kadar çok kedi vardı ki ortalıkta. Felçliler, ön ya da arka patileri olmayanlar. Yani sokakta yaşayamayacak onlarca kedi. Tek dertleri sevilmek gibi görünüyordu. Elimi bulup yanaklarını, başlarını sürtüyorlardı. Benim de canım fena halde yanıyordu. Yazar

 
eXTReMe Tracker

© 2000-2008 Derkenar.com ~ Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar iznimiz olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

° °