yarın

Yarın

Ahmet Büke - 15 Şubat 2004


(Nuray ve Erhan'a)

Koparılmış yama gibi duran damalı arsaya uzanırdım. Sağım solum gözü kapalı ebeler, kazan çömlek patlatmış kuşlarla dolu olurdu. Üzerimde Nisan ayları kokusu. Dişlerimin arasında yeşil çizgili çayır dipleri. Gelincikler başlardı benden sonra. Onların arkasında pelitler, bozuk meşelikler. Üzerimdeki mavilik kat kat koyulaşır, bana yaklaştıkça yekpare bir serinlikle düşerdi. Halbuki ne kadar uzakmışım gökyüzüne. Yattığım yerden elimi uzatınca bu şeffaf atlası karıştırabilirim sanırdım.

Göbeğimde dolanan karıncalar ince, kıvrak, noktanın en küçüğü kadar ayaklarıyla ezdikleri yollarını kestim diye, ellerinde şikâyet dilekçeleri oraya buraya koştururlardı. Ama toprak çekerdi beni. İçine. İçindeki en şakacı odalarına. Dertop ederdim kendimi. Nefesim iç içe geçer, kemiklerim geriye sarar, ufalırdım. Öyle ki annem gelip arasa bulamazdı beni. Papatyanın beyazındaki toz kadar olurdum. Alnımda güneş, altımda zamanın tüm tuzları.

Yerin yaşı kıçıma geçince uyanırdım rüyadan. İçim geçivermişti ya hani. Hakikaten karıncalar sıkıntılıydı benden yana. Yuvarlanıp yollarını açardım. Yüzüstü kalırdım. Bahar ipek mendilini yüzüme sürerdi. "Yaşamanın en güzeli" derdim kendi kendime.

Sonra ellerim ensemde yastık, karşıcı çıkardım. Onlar çam denizi tepelerin ardından, ufacık, nohut kadar doğumlarıyla belirirlerdi önce. Küreklerini göğün suyuna vurdukça yaklaşırlardı. En tepede, hemen önlerinde bir alıcı kuş çığlık çığlığa geçerdi. Tam altında ben, yamalı arsanın en küçük çocuğu.

Bana koştukça büyürlerdi. İçlerinden birini seçer, her hareketini izlerdim. Mesela önce yelkenli olurdu. Dolu rüzgârıyla bir bıçak ucu gibi fırlardı ileriye. İplerinde salkım saçak adamlar. Kıçında koca bir davul. Derken davul parelenir, gergin çevre ipinden kurtulur ve bir tavus kuşuna dönüşürdü. Koca kalyon yuvarlanır, dev kuşun ardında kaybolur giderdi. Yetişir mi? Yok öyle şey. Daha yeni başladı şaklabanlığa. Tam ortadan ikiye bölünürdü ansızın. Biri dedemin fötrü olur, diğeri de dün kırdığım havan eli gibi uzardı. Tel kadayıfı olup açılırlardı göğün sinisinde.

Bulutlar dünyanın en güzel kısa filmlerini izlettiler bana çocukluğum boyunca. En absürd, en komik, en yalancıydı onlar. Bir yanım hiç gerçeğe basmadı bu yüzden. Hayatın kurgusunu da böyle akıcı sanıp sonraları oraya buraya toslamam da bundandır.

Artık hepsi geride kaldı. Ama bulutlar hâlâ geçiyorlar üzerimden. Şimdi yine görüyorum onları. Yine uzanıyorum boylu boyunca. Yerin soğuk beton olması bile keyfimi bozmuyor. Bana verdikleri gökyüzü parçasını nasıl ufalttıkları da umurumda değil. Havalandırmanın dört duvarı, dört duvarın en üstüne çektikleri çizikli teller, tellerin üzerinde nöbet türküleri ama geride katmer katmer bir gökyüzü duruyor.

Üstelik burada son günüm. Kimse bilmiyor benden başka. Yarın son sayımın bir eksiği olacağım. Yine bu saatte, ellerim ensemde yastıkken, tam tepemde, bu şehrin durulması en yasak noktasında koca kulaklı bir fil duracak. Üzerinde gümüşten bir semer. Beni alıp o sevimli alnına doğru Ganj'ın gözüne uçuracak. Ardından belinde palaları, adem azmanı yeniçerilerin eğildiği bir kayığa dönebilir bindiğim beyazlık, bilinmez ki.

Sonra nereye konar, nerede dururum bilinmez. Belki o arsaya geri dönerim. Yok, yok kesin dönerim. Dönmeliyim...

 

 

Bu konuda görüşlerinizi alalım


Adınız Soyadınız
E Posta adresiniz (gizli kalacak)
« (Onay Kodu)

 

 

Bu yazı eşe dosta tavsiye edilir

 

 

La Utopia de Baron Von Türkan

Ali Türkan

Kalk! Akşama çocukların gelecek, köfte hazırla!" diyor. Kalkıyorum. Mutfak camına, kanadı gümüşlü bi güvercin konuyor. Köfte için ufaladığım ekmekten birazını ona veriyorum. Önce kaçıyor, az sonra ürkek ürkek girişiyor ekmek kırıntılarına. Sonra, çoğalıyor güvercinler. İki dilim daha ufalıyorum. Kıyma da koyuyorum azıcık. İki köfte az yesek n'olur yani? Devam »

Siyasî Magazin

Necdet Şen

Sürekli didişen kravatlı pop starlarının falsolu reflekslerini bir kere daha yersen ne olacak hiç lâfını etmesen ne olacak, dünya algıları "severim / nefret ederim" seviyesinde seyreden niyet tavşanlarına o günkü husumet dozunu zerketmekten başka?   Devam »

Son Yorumlar

Ayhan Erol ölçmüş, biçmiş, tartmış yazmış yazısını abilerim , ablalarım. Bu konuda...
Dr. Dertli Dermanî - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz

Sizden daha iyi, daha dürüst, daha akıllı bir insan mıyım bilemiyorum. Ama sizden daha...
Necdet Şen - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz

Üfürmek kolay, sağlık personelinin sorunları hakkında bir yazı yazabildin mi? Sanmıyorum...
Ayhan Erol - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz

Ne kadar sahici bir aşk öyküsü. Daha doğrusu, ne kadar sahici bir öykü. İnsanın kendisini bu...
Sedef Türker - Neredeydin ki günlerdir?

Bu dünyada ne kadar büyük bir boşluğu doldurdukları ancak yokluğunda farkedilen insanlar vardır...
Mutlu Olsen - Halk böyle istiyor

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

'Aydınlar'ın beyaz atlı prensi

İşler sarpa sardıkça, bizim aydınlar iyiden iyiye beyaz atlı prensini bekleyen genç kızlara (daha kötüsü buhranlı kadınlara) benziyorlar. Öyle olunca, mesele sadece AKP'nin kof çıkması değil, platonik aşklarının hepsi hayal kırıklığına mahkûm.

Nuray Mert (Radikal)

Son Yazılar

Gezme ceylan bu dağlarda, seni avlarlar

Seyit Balkuv

Dikkat, zokayı yutmak üzeresiniz. Zihninizle egonuz size bir oyun oynamaya hazırlanıyor. O amcayı yüceltmek ve dolayısıyla diğer birilerini aşağılamak üzeresiniz. Tabii siz yücelen tarafta kalacaksınız. Devam »

Gençliğe Övgü

İlker Tortop

Gençliğimi özlüyorum ben. Omzumdaki romatizma ağrılarına rağmen özlüyorum o günleri. Beyazlara muhtaç değildik, tuğladan ocağımız yetiyordu gülerek yaşamaya. Etrafımızdakileri etkilemek zorunda değildik ve hayat çok ucuza geliyordu. Devam »

Yakın Tarih Dersleri 02

Ali Sedat Çetinkoz

Şimdilerde emekliliklerini yaşayan iki üst derece hakim ve iki cumhurbaşkanından başka başına fötr takan devlet adamı var mı bilmiyorum. 70'li yıllarda gurbetçilerin izine gelirken giydiği, yeşil ördek tüylü Bayerisch fötrler bile artık kayboldu. Devam »

 Google

 

© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi ürünüdür. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.

76