Ahmet Büke - 17 Kasım 2003
hiç kimse kusura bakmasın. burada enayi yazmıyor. bir millet çoktan uyandı da sahuru etti bile.
milyar dolarlık bütçelerle, bıyıkları yeni terlemiş bilgisayarcı çocukları araklayıp ve dahi gerçeğin tıpkısı voltranlar yaratarak dünyayı üç taksitle kurtarma madiğine girmenin manası yok. kamyonla para döksen, afilli platolar kursan, üçte ikisi suni, hormonlu filmler çeksen de faydasız.
matrix olsa olsa sıfırcı melâhat'in bütünleme sorusu olur.
hafızayı beşer şaşar belki ama yağma yok. bizim bildiğimiz dünya kurtuldu.
tertemiz bitti iş. yerli malı haftalarında çok pişmiş köy yumurtalarını yerken bunun iddiasına girildi ve arap sakızı kadar açık seçik ispatlandı.
şimdi göbeklenmiş, çocuk çoluğa karışmış bir nesil bunu gözleriyle gördü. sinemacı yakup şahit, ışıkçı tıs sabit amca şahit. alaska, frigolar, mahalle bakkalları, teksasların yırtık cilt kapakları, ucu delik lâstik ayakkabılar, yedi, sekiz, dokuz ruslar domuz tekerlemeleri, "sinemaların önü", boklu balık tezgahları yani hepsi, yani hepimiz, hadi hep beraber; "valla, billa, tilla bu dünya kurtuldu."
cüneyt abimiz bir kısrak başı gibi uzandı ruhumuza. bu oku kırık dünyayı iki kulağından tutup kurtardı. hem teriyle, göz nuru ve el emeğiyle yaptı bunu. o dibine kadar inandı yaptığı işe. üstelik millet ne der, aman haddimi aşar mıyım titrekliğine kapılmadan vurdu uzaylı deccalların boynuna boynuna.
şimdi dalgayla karışık onu hatırlayanların çokluğuna bakmayın. aslında ezilip geçilen bu civanı mert delikanlının şahsında biraz da dünyayı kurtarma umudu.
o günlerde entertipler, rotatifler böylesine "enseyi karartmamıştı". çarşıda, pazarda, okulda, tarlada ve fabrikada "yeni bir dünya mümkün" şarkısı tespih taneleri gibi çevriliyordu. herkes durduğu yerden, kendi baktığı zaviyeden bu hayatı ters yüz edip yeniden üstüne oturtmak ve paça ayarı yapmak istiyordu. işte "dünyayı kurtaran adam" tam da burada doğdu. o tahta, sunta talaşı samanyolunun, peluş battaniyeden uzaylı lavuğunun, yüz mumluk feza gemilerinin kısacası maaile bu koşturmacanın altında yatan cevahir buydu.
attan inip uzay gemisine binen cüneyt arkın, mazlum milletlerin kâğıttan kaplanları kıçından ısırma ihtimalinin henüz bitmediği bir zaman diliminde kendi şarkısını kendi bildiği gibi söyledi. kim ne derse desin "dünyayı kurtaran adam" bir iddiaydı. iki, üç daha fazla iddiamız olsaydı bugün emin olun başka yerlerde olurduk.
şimdi kuzey mahallelerde oturan zengin çocukların pentium 31'li bilgisayarlarıyla kodladığı "kurtarmalı" filmleri izlemek zorunda bırakıyorlar bizi.
kanmayın hiç birine.
üstelik arap kadri abimizin sol şeyi bile olamayacak sanço pançolar ve kız kurusu, ütü markası isimli sevgililerle dünya falan kurtulmaz.
hem aslına bakarsanız cüneyt abimiz bugün bile o neo denilen adamı basmane'deki şahane dünya pavyonunun tabelasına lamba diye takar da yakar bile.
Bu yazı eşe dosta tavsiye edilir
Ahmet Büke
+ Yazıların tam listesi

Ali Türkan
Niye konuşsunlar ki? Konuşunca, derin devletten önce, "o kafa" dikilmedi mi karşılarına? Ve gene dikilmeyecek mi? Çünkü onlar, "mare nostrum" olamadılar. Çünkü ileri gittiler, hadlerini aştılar. Stalin gibi bir diktatörümüzün olmaması ne kötü değil mi? Memlekette meşhur olmaya yeten "boktan devrimciler" edebiyatı, insana evrensel ün getirmiyor işte. Devam »

Necdet Şen
Zanneder ki üç beş köşe yazısı okuyarak kâinatın sırrını çözdüğünü zanneden niyet tavşanı, hayat çizgi filmlerdeki gibi mutlak iyi ile mutlak kötü arasındaki bir boks maçıdır. Şu tarafta kahramanlar bu tarafta borazanlar. Devam »
Ayhan Erol ölçmüş, biçmiş, tartmış yazmış yazısını abilerim , ablalarım. Bu konuda...
Dr. Dertli Dermanî - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Sizden daha iyi, daha dürüst, daha akıllı bir insan mıyım bilemiyorum. Ama sizden daha...
Necdet Şen - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Üfürmek kolay, sağlık personelinin sorunları hakkında bir yazı yazabildin mi? Sanmıyorum...
Ayhan Erol - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Ne kadar sahici bir aşk öyküsü. Daha doğrusu, ne kadar sahici bir öykü. İnsanın kendisini bu...
Sedef Türker - Neredeydin ki günlerdir?
Bu dünyada ne kadar büyük bir boşluğu doldurdukları ancak yokluğunda farkedilen insanlar vardır...
Mutlu Olsen - Halk böyle istiyor
İşler sarpa sardıkça, bizim aydınlar iyiden iyiye beyaz atlı prensini bekleyen genç kızlara (daha kötüsü buhranlı kadınlara) benziyorlar. Öyle olunca, mesele sadece AKP'nin kof çıkması değil, platonik aşklarının hepsi hayal kırıklığına mahkûm.
Seyit Balkuv
Dikkat, zokayı yutmak üzeresiniz. Zihninizle egonuz size bir oyun oynamaya hazırlanıyor. O amcayı yüceltmek ve dolayısıyla diğer birilerini aşağılamak üzeresiniz. Tabii siz yücelen tarafta kalacaksınız. Devam »
İlker Tortop
Gençliğimi özlüyorum ben. Omzumdaki romatizma ağrılarına rağmen özlüyorum o günleri. Beyazlara muhtaç değildik, tuğladan ocağımız yetiyordu gülerek yaşamaya. Etrafımızdakileri etkilemek zorunda değildik ve hayat çok ucuza geliyordu. Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Şimdilerde emekliliklerini yaşayan iki üst derece hakim ve iki cumhurbaşkanından başka başına fötr takan devlet adamı var mı bilmiyorum. 70'li yıllarda gurbetçilerin izine gelirken giydiği, yeşil ördek tüylü Bayerisch fötrler bile artık kayboldu. Devam »
© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi ürünüdür. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.