Ahmet Büke - 14 Mart 2003
Aslına bakarsanız yaşamımız engellenemez olaylarla dolu.
Misâl, doğduk muhakkak öleceğiz. Turp yedik gazdan kaçınmak mümkün değil. Rakıya illâ ki zam gelecek, erkek doğdunuz kestirmekten başka çareniz yok, Süleyman Bey hep iki koç kurban edecek.
Say allah say yani...
Bu savaş da çıkacak. Kaçınılmaz, engellenemez. Herkes aynı fikirde. Kovboy savaş çizmelerini giydi bir kere. Hem de İngiliz kadifesiyle parlattı onları.
Az sonra "kara kızım hazır mı?" deyip binecek paletli ölüm kuşuna. Cebinde bir revolver. Altı mermiden birisi de bizim çocuklardan mı olacak?
Bilinmez.
Bize belletilen bir şey varsa o da bu savaşın kaçınılmaz olduğu. Gerisi meçhule giden bir gemi gibi.
Hem geçenlerde okudum da Amerikanın atacağı bazı akıllı bombalar koca bir mahalleyi buharlaştıracak kadar güçlüymüş.
Bizim mahalleyi düşündüm. Otuyla böceğiyle, kurduyla bebeğiyle herkesi.
Bakkal İbrahim Amca'nın tüm yumurtaları kırılır mesela. Kırılmak ne kelime sahanda gibi pişer hepsi.
İbrahim Amca gariptir, sattığı yumurtaları çok sever. Elleriyle siler, yerleştirir hepsini. Kimseye dokundurtmaz. Kendisi gazeteden yaptığı külâhın içine yerleştirir tek tek.
"Oğlum sen biliyor musun ki bunda ne emek vardır? Tavuk denen bu harika hayvan, kendi canından yaratır yumurtayı, özenle paketler, ıkına sıkıla çıkarır verir sana. Önünde eğilmek lazım bu emeğin cahil çocuk" der hep bana.
Sonra Madam Mary'nin torunu için ördüğü yün hırka da yanıp kül olur. Kadıncağız feri sönen gözleriyle aylardır uğraşıyor.
"Ah mori, bu kış yetiştiremedim ama seneye giyer be! Sen bilmezsin Adaları, nasıl soğuk eser yel denizden denizden!"
Geçenlerde yün çilelerini beraber yumakladık. Ben kollarımda onları döndürürken, Madam Mary kimsenin bilmediği bir şarkı söyledi.
Sarmış matem buraları Saz benizli ovaları, Boynu bükük yuvaları Sen himaye et Yarabbi!
Ama en çok Sabit Ağabey üzülür bu bombaya. Çünkü Enver Sedat için yaptığı kulübe de yakılır, yıkılır.
Sabit Ağabey mahalledeki boş arsadaki eski Ford'un içinde yaşıyor. Galiba bu şehirde Tekel birası içen son kişi.
"Bana madalya vermeleri lazım, bu işletme benim sayemde ayakta kalıyor çocuk."
Çok horluyorum, uykusu bölünüyor diye köpeğine yani bu dünyadaki en iyi arkadaşına tahtadan kulübe yaptı geçenlerde.
Neden mi köpeğinin adını Enver Sedat koymuş?
"Çocuk vallahi yüzü ona o kadar benziyor ki, hele gülünce tıpkı O. Aman kaderi benzemesin yavrumun" diyor.
Şimdi düşündüm de bu akıllı bombalar buraya düşse...
Ama bir yerlere düşecek işte.
Irak'ın bir mahallesinde de var mıdır, Bakkal İbrahim, Madam Mary, Sabit Ağabey?
Babam "hayatın boş işlerle uğraşmakla geçiyor hep" der.
Biliyorum bu yazı da boşuna oldu. Ama kaçamadım işte. Yazdım...
Bu yazı eşe dosta tavsiye edilir
Ahmet Büke
+ Yazıların tam listesi

Ali Türkan
Hatta yalnız da değil, kimsesiz. En çok böyle anlarımda eskilerde kalmış, ya da bu dünyadan göçüp gitmiş bir dostu, sevdiğim bir kadını veya saçlarımı okşayan bir eli, uzaklarda oldukları için hep bir şeylerin eksik olduğu "yeni" dostlarımı özlüyorum. Ve en çok böyle anlarda, dostlarımın o kadar da uzak olmadığını düşünüyor, sevgiyi metreyle ölçme sazanlığından sıyrılıyorum. Moustaki haklı: Non, je ne suis jamais seul avec ma solitude. Devam »

Necdet Şen
Ben de sıkıldım. Atlasam mı acaba? Bahçem serin. Kadınım kitap okuyor. Kedilerim sevgi yumakları gibi dolanıyor bacaklarımın arasında. Gitarımın tınısı tatlı. Hayata dair şarkılar yazıyor, sadece dostlarıma söylüyorum. Devam »
Ayhan Erol ölçmüş, biçmiş, tartmış yazmış yazısını abilerim , ablalarım. Bu konuda...
Dr. Dertli Dermanî - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Sizden daha iyi, daha dürüst, daha akıllı bir insan mıyım bilemiyorum. Ama sizden daha...
Necdet Şen - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Üfürmek kolay, sağlık personelinin sorunları hakkında bir yazı yazabildin mi? Sanmıyorum...
Ayhan Erol - Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz
Ne kadar sahici bir aşk öyküsü. Daha doğrusu, ne kadar sahici bir öykü. İnsanın kendisini bu...
Sedef Türker - Neredeydin ki günlerdir?
Bu dünyada ne kadar büyük bir boşluğu doldurdukları ancak yokluğunda farkedilen insanlar vardır...
Mutlu Olsen - Halk böyle istiyor
İşler sarpa sardıkça, bizim aydınlar iyiden iyiye beyaz atlı prensini bekleyen genç kızlara (daha kötüsü buhranlı kadınlara) benziyorlar. Öyle olunca, mesele sadece AKP'nin kof çıkması değil, platonik aşklarının hepsi hayal kırıklığına mahkûm.
Seyit Balkuv
Dikkat, zokayı yutmak üzeresiniz. Zihninizle egonuz size bir oyun oynamaya hazırlanıyor. O amcayı yüceltmek ve dolayısıyla diğer birilerini aşağılamak üzeresiniz. Tabii siz yücelen tarafta kalacaksınız. Devam »
İlker Tortop
Gençliğimi özlüyorum ben. Omzumdaki romatizma ağrılarına rağmen özlüyorum o günleri. Beyazlara muhtaç değildik, tuğladan ocağımız yetiyordu gülerek yaşamaya. Etrafımızdakileri etkilemek zorunda değildik ve hayat çok ucuza geliyordu. Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Şimdilerde emekliliklerini yaşayan iki üst derece hakim ve iki cumhurbaşkanından başka başına fötr takan devlet adamı var mı bilmiyorum. 70'li yıllarda gurbetçilerin izine gelirken giydiği, yeşil ördek tüylü Bayerisch fötrler bile artık kayboldu. Devam »
© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi ürünüdür. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.