Resimli hayat ansiklopedisi, akıl fikir ilim irfan yuvası. Parayla pulla satılmaz. Genel merkezi, şubesi, ilçe, bucak teşkilâtı yoktur. Hızlı Gazeteci'nin yazar çizer felseferi Necdet Şen efendi hazretleri tarafından 2000 senesinden bu yana yapılıp edilmektedir.
Seyit Balkuv
Kendimizi çok da bilgili olmadığımız bir konuda atıp tutarken veya uyduruk bir toplantıya çağrılmadık diye tansiyon hapları yutarken buluyorsak veya bir gün haksızlıklar karşısında kükrerken ertesi gün haksızlığa sebep olan gücün yanında süt dökmüş kediye dönüyorsak, birey olarak kendi değerimizin tescili ile ilgili bir takıntı sorunu yaşıyor olabilir miyiz? Yazar
Kâmuran Kızlak
Artık ismini hatırlayamadığım Kapitalizmin geleceğini gören o akıl-fikir adamı "Neo Liberal Vaiz" her kimse büyük adammış. Haddim olmayarak buradan ben de bir kehanette bulunayım bari: Her gün biraz daha azgınlaşan Kapitalizm korkarım insanlığın sonunu getirecek. Kendi başını yer inşallah. Yazar
Ümran Davran
Gözleri görmeyen o kadar çok kedi vardı ki ortalıkta. Felçliler, ön ya da arka patileri olmayanlar. Yani sokakta yaşayamayacak onlarca kedi. Tek dertleri sevilmek gibi görünüyordu. Elimi bulup yanaklarını, başlarını sürtüyorlardı. Benim de canım fena halde yanıyordu. Yazar
Seyit Balkuv
Takım arkadaşlığı, grup çalışması, dostane çalışma ortamı yaratma martavallarına kıymet vermeyin. Yönetim tarafından böyle bir program uygulanmaya çalışılırsa, destekliyor görünün hatta ekibinizi bu yönde cesaretlendirin, fakat asla kendinizi bu grubun içine sokmayın. Zaten yönetim kademesinin yer almadığı böyle bir program kısa süre içinde unutulup gidecektir. Yazar
Seyit Balkuv
Ali Rıza Bey artık yaşamıyor. Ona benzeyen yaşlı nesil, bazen öfkeli ama çaresiz, bazen kayıtsız, genç nesillere teslim ediyor yaşam alanlarını. O yeni nesil ise, gün geçtikçe daha az benziyor Ali Rıza Bey'e. Onlar yürürken bir yerlerini kaşımıyor. Eşine dostuna ulu orta küfretmiyor. Herkese saygılı ve görgülü davranıyor. Şifresini kimseyle paylaşmıyor. Kadere inanmıyor, herkesin kendi kaderini çizebileceğine inanıyor. Yazar
Kâmuran Kızlak
Asıl patırtı da ondan sonra koptu zaten. Ne satılmışlığım, ne bilmem kimin adamı olmam ne de yedi sülalem kaldı dil uzatılmadık. Bunları yazanlar sıradan adamlar da değildi üstelik. Partide eğitim, örgütlenme gibi işlerde ciddi görevi olan adamlardı. Sonra da 2-3 gün içinde forum sayfasını kapattılar. Niye kapattılar, hiç anlayamadım. Yazar
Seyit Balkuv
Aklıma yıllar önce televizyonda izlediğim bir haber geliyor. Bavul ticareti amacıyla Rusya'dan İstanbul'a gelen kadınların kaldığı bir otelde çıkan yangından bahsediyordu haberde. Kadınların bir kısmı kendini dışarı zor atmıştı. Çoğunun malları otelde yanmıştı, aralarında içerde kalıp yaralananlar, ölenler de vardı. Zavallı kadınların çaresiz gözyaşları kameralara takılıyordu. Yazar
Kâmuran Kızlak
Ben de abimizi izleyip devletin bekâsı için işkencecilerimi affetmeyi düşündüm. Konuyu Uluslararası Af Örgütü için çalışan Kanadalı avukat arkadaşa açtığımda kıpkırmızı kesilip bana "hangi hakla" diye gürledi. Aydınlanmanın beşiği olan uygar memleketler sistemli işkenceyi artık "insanlığa karşı işlenmiş suç" olarak algılıyorlarmış. Bu kapsamdaki bir suçu ve suçu işleyenleri affetme hakkım yokmuş. Yazar
Seyit Balkuv
Hadi boşver, bahar geldi, çıkayım bulutlara bakayım, yelleneyim rahatlayım diyorsun. Kapanırım çilehaneye, topraklarım kafatasımın içindeki gerilimi diyorsun. Topraklıyorsun da bir miktar, ama asla dolmuyor içindeki boşluk. Benzerini arıyorsun, dert ortağını, haldaşını arıyorsun, başkasının yüzünde görmek istiyorsun kendini. Öyle yaratmış Allah baba. Yazar
Kâmuran Kızlak
Sanatçı olmadığım için bin kere hamd-ü senalar olsun. Yoksa, kendimi aydınlatma yükü bile ziyadesiyle ağır gelirken, bir milleti aydınlatmak gibi bir yükü nasıl taşırdım, üstelik milletin hiç ipinde değilken? Seni dinlemeyen, kendine yabancı bulan ve söylediklerinden ibret almayı ve dolayısıyla aydınlanmayı reddeden millete düşman olmak da işin cabası. Milletin kahir ekseriyetine düşman olmak bana çok fazla gelirdi. Yazar
Seyit Balkuv
Ne zavallı bir durum, içimden onlara acımak geldi. İşte o adamların popüler olması medyaya bir şekilde kapağı atmış olmalarıymış demek. Bu durumda istediğin kadar zırvala kimse senin zavallılığını görmüyor. Kırmızı kart gördüğün anda, Nazım Hikmet olsan yok sayılacaksın demek ki, çok ilginç bir durum çok. Yazar
Kâmuran Kızlak
Çalışanlar Kapitalizm tarafından daha iyi pozisyonda, daha bilerek ve daha profesyonelce düdükleniyorlar, işyerinde kendilerini sanki partonmuş gibi algılıyorlar, şirketin kârlılığı için gecelerini gündüzlerine katıyorlar, şirket yıllık kârını açıkladığında sevinçten taklalar atıyorlar, ait oldukları sınıfı unutuyorlar ve hatta hakir görüyorlar. Yazar
Seyit Balkuv
Acaba, eski ilkel dönemlerde tüketim araçlarından yoksun, maddi ve manevi sıkıntılar yaşayan insanoğlu, önce tüketim sayesinde bazı aydınlanmalar kazanıp, ardından tüketim alışkanlığından vazgeçerek aydınlanma yolunda ilerleme kaydetmek kaderinde mi? Yazar
Kâmuran Kızlak
Zaten bizim tarihimiz 19 Mayıs 1919'da başlar. 19 Mayıs 1919 günü öncesinde kalan hiç bir kimse, hiç bir kurum veya hadise vs bu tarihten sonrasına geçmediğine göre, bu tarihten önce olanlar bizi ırgalamaz. Bu tarihten önce olanların hesabını gidiniz Vahidüddün Efendimiz'den veya Saltanat'tan arta kalanlardan sorunuz. Yazar
Kâmuran Kızlak
Domuz yellenmesi kadar kıymeti olmayan yazılara sırf yazarın adı veya ilişkileri yüzünden eşek yüküyle telif (yabancıysa bir de çeviri) ücreti ödeyerek 1000'er adet basan yayıncılar (aslında bu adamlara turfanda kabak kabzımalları demek geliyor içimden) biraz dikkatle baksalardı on binlerce satabilecek bir cevheri görürlerdi. Yazar
Halid Özkul
İnsanı insan yapan iki öznedir sevmek ve onur. Onurlu insanlar destansı severler. Destansı sevenler onurlu insanlardır. Bu insanlar aynaya bakmaktan korkmazlar. Çünkü aynaya baktıklarında ben-kendimin yüzünün suretini görebilirler aynada. Ama soysuzlar aynaya bakamazlar. Yazar
Ali Sedat Çetinkoz
Efendiler, Bir kere bu "Akıllı ol" sözü, öyle vara yoğa; kahvede, ofiste, okulda, camide uluorta söylenmez. Bu lafı edecek kişinin çok sağlam arkalarının olması gerekir. Bu arkalar, "emanet"i bellerinde teşhir ederek taşıma ruhsatına ve yoldan çıkan toplumu yeniden inşa fakültesinden diplomaya sahiptirler. Şartlar oluştuğunda, başbakan asıp, anayasayı bile değiştirecek güçleri vardır. İyi ki de varlar. Yoksa memleketi satacak şu şerefsizler! Yazar
Ümran Davran
Komşu ilçelerde benzer mahallelerde büyümüştük. Komşu liselerde okumuştuk birbirimizden habersiz. Birbirimizden haberimiz olduğunda sen Almanya'daydın. Gece gündüz soluksuz takside çalışıyordun ve dünyanın en tembel kedisi olan Zeytin'i yalayarak ona yalanmayı öğretmeye uğraşıyordun. Yazar
İlknur Karakuş
Yani demem o ki Ali Türkan, adaşın olan dayımla aynı yaşta, benzer bi kış günü, aynı "ansızın"la ıslık gibi çıkıp gittin hayatımızdan. Şimdi dönüp dönüp "ama neden, ama neden? " diye diye yazılarını okumak kaldı bize. Bir de o 'malum' şarkıyı söylemek tabii. Yazar
Ahmet Büke
Ali bu dünyadan alacaklı gitti. Çünkü o, kimsesizlerin kimsesiydi. Ama hiçbirimiz ona kimse olamadık. Kızıl bir bulut gibi geçti aramızdan. Acılı ama eli kire değmemişlerin huzuruyla çekildi sahneden. Onu sevenlerin onun için yapacağı belki de tek bir şey var geride. Herkes eşine dostuna sımsıkı sarılsın, zor gününde hiçbir şey yapamasa bile omuzda duran sıcak bir el olsun. Ali böyle bir dünyanın özlemini çekti çünkü. Yazar
Ümran Davran
Önce üç dört aylık, geceden daha karanlık bir yavru çıktı park etmiş araçların birinin altından, sonra da üç renkli bir dişi. Aynı anda içmeye başladılar suyu. Oturduğum basamağın hemen sağındaki ortancaların altında bir kıpırdanma oldu. O yana baktım ve kafası tekir gövdesi bembeyaz bir kedinin uykulu gözleriyle bana baktığını gördüm. Gözüme bakmayı sürdürerek esnedi ve sanki gaipten haber almış gibi bahçe duvarını atlayıp su kabının başında yerini aldı. O içmeye başladığında siyah yavru suya kanmış ve yalanmaya başlamıştı. Yazar

Ali Türkan
gelecek vaadetmiyor" diye sepetlediler gençliklerinde? Ve şimdi, aradan yıllar geçtikten sonra, Yusuf'un yüzüne bakınca, hangi vicdan azabını, hangi yarım kalmış aşkı düşünüyorlar? Ve Ali'ye kimler "sığ" dedi? Hangi reklamcı, piyasa ekonomisine inanmış köşe yazarı, Ali'de hiç olmamış gençliğini görüp derin derin iç çekiyor ve Ali içerdeyken onlar neredeydiler? Neden Aliler, bu toplumun hem günah keçisi ve hem de vicdan azabı yapıldılar? Kenara itilmiş hüzünlü çocuklardı onlar. Ve ancak TV dizilerinde sevebildi onları bu toplum. Yazar
Sıla, Psikolojikman için dedi ki: Ne tesadüf! Az önce yine bu sitede bir yazı okumuştum ve orada da benzer bir saptama vardı... (Devam)
espapapapapam, İlhan Abi'nin Cumhuriyet'i için dedi ki: Kurulmuş saçmalıklara aranan çaresiz, edilgen çözüm önerileriyle doludur bu ülke. Uzun dağ... (Devam)
ayşegül şero, Be mübarek, bu kadar da kötü olunmaz ki! için dedi ki: Yüreğinin sustuğunu bu siteden öğrendiğimden beri, her arada girip yazılarını okuyorum. İkidir bir... (Devam)
Sinem Orakçı, Dülger Balığının Ölümü için dedi ki: Bir hikâyeyi orda geçen kahramanın tadını falanını filânını düşünerek çözemezsiniz. Orda ne... (Devam)
Herkes kendi grupçukları içinde bazı sorgulamaları yaptı. Ama sonuçta sol hareketin felsefi olarak toptan ne kadar sorgulandığı çok tartışma götürür. Bence bugün bunu yapmak lâzım. Bir de yeni bir askerî vesayet tartışmasının yapıldığı dönemde. Vesayet rejimi konuları gündeme geliyor. O günleri yeni baştan sorgulamak faydalı olur.
Oral Çalışlar - Mehmet Baki (Aksiyon)
Necdet Şen
Maalesef eşyanın tabiatı bu yoldaş. Marks efendi hazretleri de buyurmamış mı "nasıl yaşarsan öyle düşünürsün" diye? Şimdi de genel sekreter yoldaş yazar kasanın ardına geçeli beri, dükkân kirası, götürü vergi, haldeki roka fiyatı, garsoniye, haydariye, şakşuka ve dahî bu akşamki hasılatın neredeyse tamamının ertesi günkü iaşe gideriyle başa baş örtüştüğünü gördükte, hiddet eyleyüp "Ulan hasılat şu, mesarif bu ve gün geçmiyor ki her ikisi yekdiğerini sıfırlamasın! Hani benim kendi aydınlık yarınlarım için üreteceğim artı değer?" diye sormayacak mı? Dilin Kemiği
Necdet Şen
Zamanında süngüyü görünce donunuza sıçmış, Selimiye kışlasının nizamiye kapısında uzun mu uzun TESLİM OLMA kuyrukları oluşturmuş, araziye iyi uyabilmek için kiminiz rock kültürünü kiminiz cinsel devrimi keşfetmiş, tebdili kıyafet dolanmıştınız; ama artık tehlike geçti, saklandığınız deliklerden kafanızı uzatıp eski sekter söylemlerinizle sizden daha az keskin olanların kafalarını koparmaya devam edebilirsiniz. Dilin Kemiği
© 2000-2008 Derkenar.com ~ Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar iznimiz olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.