Karl Marx sağ olsaydı

Köylüden her zaman nefret etmişlerdi. Köylü onlara verdiği tepkilere "dinci" bir kılıf bulduğu zaman da, nefret dozunu büsbütün arttırmaları kolay oldu.

AKP'den nefret ediyorlar... DYP'den de etmişlerdi, ANAP'tan da, AP'den de, DP'den de.

Çünkü bu hareketlerin başını çeken eşraf ve tüccar "hırsız", kitle desteğini veren de "ayaktakımıydı" onların felsefesinde...

Cumhurbaşkanına ve başbakana çok kızıyorlar.

Hayır, bunlar "dinci" oldukları için değil.

Cumhurbaşkanına Kayserili bir tornacının oğlu olduğu için, başbakana da Rize göçmeni bir Kasımpaşa çocuğu olduğu için kızıyorlar.

Sürmekte olan "düşük yoğunluklu soğuk iç savaş", bir sınıf savaşıdır.

İktidar partisine gazete sayfalarında dümdüz gidenlere bakınız: Hepsi ya Ankaralı memur çocuğudur, ya üniversiteye bir şekilde bulaşmışlığı vardır, kimi zaman da ikisi birden!

Engin Ardıç (Sabah)


Sükûnet tavsiyesi

Ama iktidardaki parti başörtüsü konusunda bilinen değişikliği yaptığında, Deniz Baykal 'kaos yaratıyorsunuz! ' diye höykürmüştü. O zaman, normal bir insan, 'Kaos olacak ne var ortada? ' diye şaşırabilirdi. Ama Deniz Baykal olacakları önceden bilmesi ve uyarıda bulunmasıyla namlıdır (bir tek, partisinin seçim performansını önceden bilemez). İşte, kaos çıktı. Zaten seçim öncesinin o hummalı günlerinde de, Deniz Baykal, Anayasa Mahkemesi'ne ağır tarihi sorumluluğunu hatırlatmış ve mahkeme de gerekli çoğunlukla ilgili tarihi kararını vermişti.

Şimdi görevimiz, 'makûl vatandaşlar' olarak, başlayan 'hukuk süreci'nin sonunu sabırla beklemek. Bu, birinci görevimiz. Ama hepsi bu değil. İkinci bir görevimiz daha var: Olaylar arasında bağlantı kurmamak. Bu ülkede her şey kendi başına olmaktadır. Onun için, zinhar, bağ kurmayacağız.

Murat Belge (Radikal)


Yeni anayasayı kim yapsın?

Türk medyası aslında siyasetle ilgilenmez. Daha ziyade bir 'policy maker', yani icraat planlamacısı olarak çalışır. Yani bir nevi gönüllü, heveskâr devlet bürokratıdır.devlet denen padişah, tebdili kıyafet, sürekli memleketi ve Cumhuriyet'i teftiş eder.devlet denen padişah, medyayı ve gündemi ve siyaseti ve konjonktürü oradan oraya sürükler. Bu sürüklenme bir veridir, tartışılmaz.

Bu yüzden siyaset yazarken devlet adabının dışına çıkmamak çok önemlidir. Çünkü siyaset yazıları devlete hitaben, gizli bir dilekçe gibi yazılır. Öneriler halka değil üstü kapalı ya da açık bir şekilde devlete yapılır. Siyaset köşenizde devletin dairesindesinizdir. Ona göre. Kelimelerinizin düğmelerini iliklemeyi unutmayın.

H. Gökhan Özgün (Radikal)


Mobbing nedir?

Mobbingcinin özellikleri arasında kötü kişiliği, bunu patron olması nedeniyle ilahi hak olarak görmesi, şişirilmiş benmerkezcilik, narsist kişilik, çocukluk travmaları vs.de sayılabilir.

Mobbing'in bireye, işyerine ve topluma etkileri:

1. Bireye etkileri: İşyerinde psikolojik taciz sürecinde en büyük zarar gören bireydir. Mobbing'in birey üzerinde ekonomik, sosyal etkilerinin yanı sıra fiziksel ve ruhsal sağlığına da etkileri oluyor. Bozulan fiziksel ve ruhsal sağlığın tedavisi için yapılan harcamalar ve bireyin işten ayrılmasıyla kaybolan ekonomik gelir kaybı ve zedelenen sosyal imajla karşı karşıya kalınıyor. İşyerinde dışlanan bireyin, mesleki kimliğini yitirmesinin ardından, depresif davranışları nedeniyle zamanla arkadaşları tarafından da terk ediliyor. Bunları takiben, aile içinde de başarısız ve elindekileri kaybeden kişi olarak algılanan birey kendisini yalnız hissediyor. Tüm bunlar da fiziksel ve ruhsal sağlığın bozulmasına yol açıyor.

Muhammed Örtlek (Radikal 2)


Taraf olanların dikkatine!

5. AKP'nin 'kendine güvenli' mesajlarına kanmayın. AKP şaşkınlık içindedir. Kendine bütün güvenini yitirmiştir. Paralize olmuştur. 'Bazı şeyler bu memlekette artık olmaz' ruh halinden, bir gecede 'Bu memlekette olmaz olmaz' ruh haline geçilmiştir. Bir gecede 'yarını meçhul' bir ülke yaratılmıştır.

6. AKP'ye verilen mesaj net olarak şudur. Geri çekilmiş, top çevirerek idare etmeyi deniyor olabilirsiniz. Bu yetmez. Biat etmelisiniz.

Bu düzenle uzlaşmak bile mümkün değildir.

Ya biat edersiniz, ya da...

7. AKP'nin radikalleşmekten başka hiçbir çaresi kalmamıştır. Ya radikalleşecek, ya da yok olacaktır. Cumhurbaşkanından davacı olunan bir ülkede umarım AKP bunu idrak etmiştir. Burada söz konusu olan radikallik, 'Müslüman muhafazakârlık' değildir. Olamaz. Bunun mümkün olmadığını da yine umarım ki, AKP artık hazmetmiştir. Buna karşı savaşmanın tek yolu, radikal demokratlıktır.

H. Gökhan Özgün (Radikal)


Plan ne kadar ayrıntılı?

Öyle veya böyle, bir süreç başladı ve bundan böyle hiç kimse, bu olay olmamış gibi yaşayamaz. Bunun ilerideki aşamalarında Türkiye'de ya demokrasi kelimesinin de telaffuz edilemediği bir ortam oluşur (ve bugünün dünyasında varolabildiği kadar sürer) ya da 'iyimser senaryo'ya girilir ve bu tünelden, demokrasi bir hayli güçlenmiş olarak çıkılır. Her iki ahvalde de bugünkünden epey farklı bir Türkiye'de bulacağız kendimizi.

Şu sıra, birinci ihtimali göze alanlar, bununla varolmaya razı olanlar veya bundan kendilerine fayda bekleyenler, 'Bu bir hukuk sürecidir' diyorlar.

Oysa bu süreç için söylenecek son söz 'hukuki' olduğu. Bu ülkenin en önemli sorunlarından biri, yargıyı, belirli bir politikanın militan uygulayıcısı haline getirmesi ve bunu insanların zihninde normalleştirmesidir.

Murat Belge (Radikal)


Röflesi ve reflüsü olmayan iyi aile kızı arıyorum

Bazı hastalıkların zaman zaman moda olmasında hastaların da, doktorların da, ilaç endüstrisinin de rolü var.

Hastalardan başlayalım: Onlar artık gastrit ve ülser teşhislerinden bıkmışlardı ve kendilerine yeni ve mümkünse 'modern' bir hastalık arıyorlardı. Reflü Hızır gibi yetişti.

Aynı şey doktorlar için de geçerli. Üstelik 'kamu doktorları' için her yeni hastalık, her yeni ilaç... Toplantı, seminer, kongre; yani promosyon ve bedava seyahat-yeme-içme... 'muayenehane doktorları' için de yeni hastalar ve daha çok kazanç anlamına geliyor.

İşin kaymağını ise her zaman olduğu gibi ilaç ve tıbbı âlet endüstrisi yiyor. Belirli bir hastalığı gündeme getirerek, abartarak, âdeta bir 'hastalık paranoyası' yaratmak ve sonuçta da tüketimi artırmak bunların temel felsefesi.

Ahmet. R. Küçükusta (Star)


Çevreci mi olalım paranoyak mı?

Amaç tavşanı da tazıyı da tutmak olunca Katina'nın altın makası şakırdamaya başlıyor. Ama ne şakırdama.

Türkücü Mahsun Kırmızıgül 'Beyaz Melek' adlı bir film yaptı ve kaça mal olduğunu tekrarlamaktan helak oldu. Sanatı bütçeye endekslemek belki de en son sinemacıların aklına gelmeli oysa (Deep Throat, Eraserhead, Blair Witch Project üçlüsü yeter mi?). Her neyse; sonuçta film internete düştü ve yapımcı şirket paylaştıran web sitelerine mahkeme kararıyla erişim yasağı getirdi. Nasıl bir mantıksa mahkemeye sunulan listede dünyanın en büyük film bilgi sitesi imdb. Com da vardı. Ama mahkemeye yapılan başvurudaki bir harf hatası yüzünden imdb. Com yerine bomboş bir site olan imbd. Com sansürü yedi. Nasıl ama?

M. Serdar Kuzuloğlu (Radikal)


Fakir Asker - Zengin Asker

Dünyada iki türlü asker var. Fakir asker ve zengin asker.

Zengin asker Amerikan filmlerindeki asker gibi. İnsan bakmaya doyamıyor. Kapı gibi. Her tarfından pırıl pırıl teçhizat fışkırıyor. Robocop sanki. Bir de fakir asker var. Kavruk, eciş bücüş. Üstü başı dökülüyor. Bizim asker de eskiden böyleydi. Ama şimdi değişti, tarz yaptı, artık çok zengin duruyor. (...)

Artık anladım, zengin asker her yere girer. Yani, dünya senin. Hem de bütün dünya arkanda.

Yalnız zengin asker girdiği yerden çıkmıyor. Zengin ama, bir türlü zengin kalkışı yapmıyor.

Çünkü fakir asker öldür öldür bitmiyor.

Bir de merak ediyorum. Altımızı oyan Amerika, Avrupa, niye şimdi arkamızda?

Arkamızdan mı oyuyorlar yoksa? Ama olmaz, zengin asker zengin askeri oymaz. Hiç oymadı daha.

Artık Türk'ün tek düşmanı kaldı dünyada.

O da PKK. O da yok olursa, sakın düşmansız Türk askerlikten soğumasın. Bundan korkarım. Elbette ordumuz da korkuyordur aynı şeyden.

H. Gökhan Özgün (Radikal)


Azgelişmiş bir ucubenin anatomisi

Derken, kaçınılmaz olarak siyasi analiz siyasi görüşün yerini almaya başladı. Siyasi görüşün ne kardeşim? Cevap. Demokrasiye giden yol, uzun, çetrefilli ve karmaşıktır. Enteresan bir siyasi analiz. Peki siyasi görüşün ne? Bu işte. Siyasi görüşüm, demokrasi çetrefilli bir yoldur. Bu siyasi bir görüş değil ki, uyanık kardeşim. Bu bir siyasi analiz.

Bildiğiniz gibi siyasi analiz bir metadır. İhtiyacı olan siyasi odaklar, meselâ think tank kuruluşları tarafından alınıp satılabilir.

Gördüğünüz gibi hasbelkader ben de siyasi analiz yapabiliyorum.

Ama benim bu iklimde siyasi görüşüm basit. Demokrasi istiyorum. Şimdi istiyorum. Çünkü ben siyaseten eblehim. Ve bu yüzden bütün umudumu cahillere yükledim.

Bindim işte bir alamete, gidiyorum. Ve zaman geçiyor.

Think tank. Think tank. Think tank...

H. Gökhan Özgün (Radikal)


Savaşmanın maliyeti nedir?

'Operasyon'la ilgili 'çok öldürdük' edebiyatı tam gaz devam ediyor. Amerikalı gazeteci oralara gitmiş, derken PKK'lıların ölülerini gömmelerinin fotoğrafı çekilmiş. Medya kuvvetleri hemen yeni atağa geçiyor: 'İşte, çok öldürmüşüz! '

Bu tutum şimdi 'vatanperver'liğin olmazsa olmaz koşulu haline getirildi. 'Öldürelim, daha çok öldürelim! ' 'Girelim, hiç çıkmayalım! ' diye haykırınca, 'vatanperver'sin, 'Bütün bu ölümler, öldürmelerin sonu nereye varacak? ' diye düşünüyorsan, 'vatan haini'sin. Bir toplum için -ve tabii komşularından başlayarak bütün insanlık için- bundan daha tehlikeli bir ruh hali olamaz.

Murat Belge (Radikal)


Hormonlu gıdalar yüzünden kızlarda ergenlik yaşı 6'ya düştü

Özellikle hormonlu yiyecekler ve katkı maddeleri yüzünden kızların ergen olma yaşı 6'ya kadar düşebiliyor. (...) Erken yaşta reglin, boyun uzamasına engel olduğunu bildiren Doç. Dr. Atabek, "Gelecek nesillerin daha uzun olacağı söyleniyordu, ancak bu durum gidişatı tam tersine çevirecek. Özellikle genç kızların boyları gelecek yıllarda daha kısa olacak. Aynı etkiler nedeniyle sperm bozukluğu yüzünden erkeklerin de boy konusunda sorun yaşaması bekleniyor. Erken ergenlik psikososyal sorunlara yol açıyor. Düşünün, 6 yaşında regl, olan bir kız çocuğu, bu sorumluluğu nasıl üstlensin? Ayrıca ergenliğe erken geçiş nedeniyle henüz çok küçükken göğüsleri büyüyor. Taşıyamıyor, kamburluk ortaya çıkıyor. Bütün bunlar çocuğun sosyal hayattan, arkadaşlarından uzaklaşması anlamına geliyor" diye konuştu.

(Cnn Türk)


DTP ne istiyor?

Söz elbette PKK'ya da geldi. Sorduk: "Neden PKK'dan silah bırakmasını istemiyorsunuz? "

Türk kafa salladı: "Hükümet demokratik reformları çıkarsın, PKK silahsızlanmazsa ilk biz bayrak açarız. "

(...) Sonra bir anısını anlattı:

"1993 Nisan'ı. Öcalan bir aylık ateşkes ilan etmiş ve uzatabileceğini açıklamıştı. Talabani devreye girdi, Cumhurbaşkanı Özal'la görüştü. Daha sonra Talabani ile Bekaa Vadisi'ne gitmeye karar verdik. Özal teşvik etti, hatta 'Diğer partilerden de temsilci al, daha iyi olur' dedi. Özal bir çözüm geliştirmişti: PKK süresiz ateşkes ilan edecek, sonra silah bırakacak, örgüt üyeleri silahsızlaştığını bir kâğıda yazacak, zarfa koyacak ve yetkililere teslim edip evine dönecek. 5 yıl suç işlemezse zarf imha edilecek. Bir çeşit af. Öcalan kabul etti. Ertesi gün basın toplantısıyla dünyaya açıklayacağını bildirdi.

Talabani, beni ve Feridun Yazar'ı Şam dışında bir restorana götürdü. Yolda radyodan haberleri dinlerken bir anda yıkıldık: Özal ölmüştü. "

Erdal Şafak (Sabah)


Web Gezgini

 Google Web   Derkenar  

Kime "gıcık olduğunu" söyle bana, kim olduğunu söyleyeyim sana

Necdet Şen

Maalesef dünyaya at gözlüğüyle bakan bazı küçük insanlar var aramızda. Bu insanlar kendi kimliğini şu ya da bu kişiye duyduğu antipati üzerinden tarif ediyor. "Kesinlikle karşıyım!" "İyi de, senin fikrin ne o zaman?" diye sorsan makul bir şeyler bulup söyleyemiyor.   Necdet Şen

Son Yorumlar

Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?

Arkadaşlar, Necdet Şen'in Star Gazetesindeki yazılarından tanıyorsanız, O'nu eksik tanıyorsunuz...
Mehmet Mehmet - Star'a veda

Siz ayrıldıktan sonra Star gazetesinin web sitesinden uçurulan yazılarınızı Derkenar'a almışsınız...
Firdevs Altun - Ceset Pornografisi

Nefret duygusunun bazıları için bir getirisi olmalı ki kaşıyıp duruyorlar. Haber bültenlerinin,...
Necmi Ziya - İnsan neden nefret eder?

Benim de yukarıdaki yorumları okuyunca dingilim kaydı. Çok şeker çocuklarsınız. Anneleriniz sizi...
Dumur Abi - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü

Tüm Yorumlar

En Son Yazılar

Neanderthal ve biz

Alper Uzun

İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor.   Yazar

İnsan neden nefret eder?

Kâmuran Kızlak

Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler.   Yazar

Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Seyit Balkuv

Kemal Tahir'in dediği gibi rezil bir geçmişe sahip olsa bile, günümüzde sadece zenginler için değil işçiler için bile en yüksek refah düzeyinin Batı'da olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, Batı sistemini elden geldiği kadar Doğu'ya uyarlamak insanların hayat şartlarının iyileşmesine yardımcı olmaz mı?   Yazar

Güce tapanlar tarikatı

İlker Tortop

Çok değil yirmi yıl önce yani benim gençliğimde kızlara dik dik bakmak yürek isterdi. Ayrı ayrı merdivenlerden sınıflara girilirdi, etekler şimdiki gibi göbekte değildi. Bir kızın elini tutmak, onunla tenhada konuşmak en havalı aksiyondu bıçkın gençler için. Şimdiyse toplumun bu kadar tatminsiz olmasına şaşırmak mı yoksa şaşırmamak mı gerekiyor bilemiyorum.   Yazar

Star'a veda

Necdet Şen

Eskiden hüsranlarım çok uzun sürerdi. Zannederdim ki bütün bunlar bir tek benim başıma geliyor. Uzun uzun yas tutardım. Kendime acımaktan ve "boşa geçen" hayatım için yazıklanmaktan marazî bir zevk alırdım. Kolum kanadım düşer, dünyaya hoyratlığın egemen olduğunu düşünürdüm. Şimdi bunlar çok kısa sürüyor. Karar verene kadar.   Necdet Şen

Serseri miyiz ki yazın ceketsiz gezelim?

Vahap Demir

Efendi adam kışın da kazak giymezdi çünkü kazağı da serseriler giyiyordu. Efendi adam efendi gibi üşürdü ama hasta da olmamalıydı. Ülkemiz fakir ama onurluydu ve maalesef hastalık tedavisi için yurtdışından gelen ilaçların karşılığında onur kabul etmiyordu köftehorlar. İlle de dolar olmalıydı.   Yazar

Lego seti gibi bir dünya

Alper Uzun

Proteinlerin üç boyutlu yapısına baktığınızda tıpkı o LEGO setleri gibi birbiri içine geçmiş ve yapacağı işe göre özelleşmiş parçalar var. Yakın bir gelecekte istenilen bir takım proteinler böyle LEGO setlerinin parçacıkları gibi takıp çıkarılacak. Ona göre ilaçlar yapılacak. Bireye özel ilâç geliştirilmesinde belki de en heyecan verici adımlar böyle atılacak.   Yazar

Mini mini birler

Seyit Balkuv

Gelecekte ne olurlarsa olsunlar, şu an için bir önemi yok. Bacaklarında dolanan sabah serinliği ile çişi gelen çıplak bacaklıların, ilâhî yolculuklarına attığı bu ilk adım kutsallığından bir şey kaybetmiyor. Hem çocukların, hem ebeveynlerin, hem de izleyenlerin gözlerini nemlendiriyor.   Yazar

Kaşıyan Adam

Vahap Demir

Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir.   Yazar

Ramazan geldi, hazırlıklar tamam mı ey medya?

Ali Sedat Çetinkoz

Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK.   Yazar

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

64