Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

AB ve Orta Asya

Yani bir gireceğiz Avrupa'ya, bir ucundan, biraz duruma intibak ettikten sonra, 'Yahu, benim bir de kardeşim vardı, iyi çocuktur. Gelsin şu köşeciğe sığınsın, hiç ses sedası çıkmaz' diyeceğiz. 'Duydunuz mu, eniştem geldi? Hay Allah, nereden de öğrenmiş burada olduğumu? . ' Böyle sürüp gidecek yani: Bir Azeri, ardından bir Kara Kalpak, bir Yakut, bir Samoyet...

Böyle bir komik oyun falan yazılabilir de, uluslararası ilişkilerde pek olası görünmüyor. Fakat anlaşılan adamların gözünü korkutmuşuz.

'Bunlar her şeyi yapar' diye bakıyorlar.

"Şimdiye kadar" dedim orada, "AB'ye uygun görülmüyorsak, bunun nedeni bizim kendi standartlarımızın yetersizliğidir diye düşünüyordum. Bunun sorumlusunun Kırgızlar, Kazaklar olduğunun hiç bilincinde değildim. "

Galiba bir yerlerde bir ofis var; oranın çalışanları her gün oturup 'Türkiye'nin AB'de olmaması için bir neden daha' düşünüyor. Kimi Türk, bu çalışanların, kimi de Avrupalı.

Murat Belge (Radikal)


Tekrar merhaba 1938

Şeyh Sait isyanının hemen ardından Takrir-i Sükun Kanunu ve askerî harekatla yetinmeyip bir de gizli reform planı yaptık: Eylül 1925 Şark Islahat Planı. Burada her şeyi inceden inceye hesapladık. Kimi önlemler şöyleydi:

- Ermenilerden kalan arazinin Kürtlere kiraya dahi verilmemesi ve buraların evleri, hayvanları, tarım araçları ve bir yıllık geçimleri hükümet tarafından sağlanacak biçimde Balkan ve Kafkas göçmenleriyle iskan edilmesi. On yıl içinde buraya 500 bin göçmen yerleştirilmesi (md. 5).

- İsyanı bastırma masraflarının bölge halkına ödetilmesi (md. 8).

- Bölgedeki 'tali memuriyetlere dahi Kürt memur tayin' edilmemesi. Burada görev yapacak jandarma dahil bilumum memurlara 'tahsisat-ı fevkaladelerinin' yüzde 75'i oranında zam verilmesi, ordu mensuplarına "1 ilâ 5 nefer tayını" oranında zam yapılması (md. 10).

Baskın Oran (Radikal 2)


Pozitif milliyetçilik

Akın Birdal'ın Diyarbakır'dan aday oluşuna karşı bazı çevrelerin "neden Türk birini aday gösteriyorlar? " karşıt propagandası yayılmıştı. Ne kadar emekçi, insan hakları mücadelecisi, hatta Kürtlerin dostu olduğunun önemi yoktu. O "klan"dan değildi! Neyse ki, Diyarbakır halkı bu primitif milliyetçiliğe prim vermedi. Yine Baskın Oran'dan desteğin çekilmesini nasıl izah edeceğiz?

Aysel Tuğluk (Radikal 2)


Ordu ve AKP'nin "Kürt Sorunu"na Çözümü İslam Kardeşliği

Ordunun üst kademesi ile AKP'nin çıkarları birbirine uymuştur. Diyeceğim, ordunun üst kademesi kendi laisizm iddialarıyla çelişen bir yeni adımla bölgesel egemenlik bağlamında, AKP ile olan çatışmasını minimize etme yönünde bir adım attı. O nedenle ordu üst kademesi ile AKP arasındaki ilişkiler beklenen sertlikte gitmiyor. Egemenlik paylaşımı söz konusu çünkü. Söylediğimiz gibi Türkiye'nin bölgesel hâkimiyet iddiası açısında içinde askeriyenin rolünün arttığı bir plan ABD ile birlikte kabullenildi. Bu Kürt meselesinin ordunun istediği gibi çözüleceğine dair güvence gibi gözüktü.

Ertuğrul Kürkçü (Bianet)


Aleviliğin İslamla hiçbir ilişkisi yoktur

Alevilik, İslamiyetten çok önceleri oluşmuş, Mezopotamya kökenli, Zerdüşt kökenli bir inançtır. İslamiyetle, Müslümanlıkla, Dördüncü Halife Ali'yle, 12 İmamlarla hiçbir ilişkisi, hiçbir bağı yoktur. Alevilerin, 12 İmamlar adına, Ali adına yalvarış-yakarış içinde olması, dualar etmesi, kendisi olmamasının, kendisine empoze edilmiş bir ritüeli yaşıyor olmasının dikkate değer bir görüntüsüdür.

Müslümanlığın hiçbir koşulunu yerin getirmeyen Alevilerin, Müslümanlıkta ısrarlı olmaları dikkate değer bir konudur. Alevi olan ama namaz kılan Aleviler de var deniyor. Onları, artık asimile olup Müslüman olmuş kişiler olarak değerlendirmek daha doğrudur.

İsmail Beşikçi (Mavi Defter)


Hümanist Ekol, Benim Suç Ortağımdı

Adalet Ağaoğlu böyle bir tavır sergilerken, Zeynep Oral gibi profesyonel bir gazeteci çok duygusal bir yazı yazmıştı, bu yazma eylemini destekleyen. Liberal bir kadındı; hümanist bakışıyla bizim ne yapmak istediğimizi anladı, bence. Oysa bazı 'solcular' ciddi derecede rahatsız oldular. Acaba goşistler, komünistler yeniden egemen olup, 12 Eylül'ün sağladığı 'sanat yapma özgürlüğü'nü ihlal mi edeceklerdi? Maalesef, Türkiye'deki solun önemli zaaflarından biri, hümanizmadan yoksun oluşu. Beni en şaşırtansa, Nevzat Çelik hapiste açlık grevi yaparken, destek istediğim Attila İlhan'ın, "Arkanızda kimin olduğunu biliyorum, ben kendimi kullandırmam, " demesi ydi. Oysa naif bir ruh haliyle, 16 yaşında genç şair olarak hapse konan Attila İlhan'ın Nevzat Çelik'le en iyi empati kuracak kişi olduğunu sanmıştım.

Osman Akınhay – Berat Günçıkan (Mavi Defter)


Amerikan istihbaratıyla "ulusal" savaş...

Amerikan istihbaratından faydalandıklarını nasıl da gururla anlatıyorlar! En ufak bir gurur kırılması yaşamadan, "Amerika'nın hava sahasını açtığından", "Amerika'nın izin verdiğinden" bahsediyorlar. Daha düne kadar, PKK'yı koruyan bir düşman statüsündeki ABD'den bahsederken, bugün hiçbir şey olmamış gibi, Irak'a sürpriz bir ziyaret yapan Condolezza Rice'ın "bizi" nasıl haklı gördüğünü, Barzani'ye yüz vermediğini sevine sevine anlatıyorlar. Nihayet büyük ağabeyin gözüne girmenin sevincini yaşayarak...

Ferhat Kentel (Gazetem)


PKK'nın bitmesini kimler istemez?

Ana faktör paradır! Terörle mücadele ediyorum diye Ankara milyarlarca dolar harcadı bugüne kadar. Bu para buhar olup uçmadı. Birilerinin cebine girdi. Mesela:

* Silah tüccarları ve onların komisyoncuları iyi kazandı. PKK'nın bitmesi hiç hoşlarına gitmeyecek.

* Türkiye'nin doğusu " mahrumiyet bölgesi" haline geldi. Sivil ve askeri bürokrasi; lojmanıyla, tazminatıyla orada " ek gelir" imkanı buldu. Bazı memurlar, devlet kademelerini daha hızlı tırmanma şansını yakaladı.

* Kimi aşiretler, mensuplarını " korucu" olarak devletin hizmetine sundu. Bunların her biri aylığa bağlandı. PKK yoksa, para da yok.

* Uyuşturucu kaçakçılarını ve onlardan nemalananları da unutmayalım. Kaotik ortamda işlerini pek güzel yürüttüler. İyi para kazandılar.

* " Paradan" başka işin içinde " itibar" meselesi de var elbette: Bazı siyasetçiler ve bürokratlar, terör üzerinden (mesela rakiplerini " başarısızlıkla" suçlayarak) avantaj sağladı.

Emre Aköz (Sabah)


Kaypaklar: Yalnızca onların bayramını kutluyorum!

En oy atmamaları gereken seçimde herkesten önce seçim sandığına koşar ve çok gizli oylarını atıverirler sandığa. Birbirleriyle konuşmadan görüşmeden, hepsi de oybirliği yaparlar. Ve dengeleri bir anda altüst ederler. Bir oraya oy verirler, bir buraya. Dönek ve haindirler yani. Kendi 'milletlerine', cemaatlerine sürekli ihanet ederler. Bunlarla ilgili kimse araştırma yapamaz. Çünkü bunların başları illa bağlı, göbekleri illa yağlı değildir. Burnunuzun ucundayken bile görünmezler. Bu yüzden araştırmacı görünümlü felaket sondajcılarımızın hesap makinelerini çın çın öttürmezler. Bunlar sondaja mondaja gelmez maalesef. Çok 'derin toplumdur' bunlar.

Kadın attığı oyu kocasından, oğlan attığı oyu babasından, arkadaş attığı oyu kankasından saklar.

H. Gökhan Özgün (Radikal)


MSN sohbetinizi birileri dinliyor

Haydi bu bir ihtimal; biraz daha paranoyak düşünelim: Ya birisi aslında zaten şifrelerimi ele geçirmiş de benimle birlikte bütün hayatımı an be an gözetliyorsa? Yazdığım ve aldığım her mektubu, yüklediğim her fotoğrafı, yarattığım her belgeyi, konuştuğum her kişiyi, konuştuklarımı, gezdiğim siteleri izliyorsa? İmkânsız diyebilir misiniz buna? Üstelik istihbarat, teknik takip dediğimiz o bin yıllık sanat zaten bu değil midir?

Ben şimdi size iki taraf arasında şifresiz bir protokol kullandığı için devletin bütün MSN kayıtlarını izlediğini ve arşivlediğini söylesem itiraz edebilir misiniz? Teknik olarak imkânsız diyebilir misiniz? Gazetelere haber olarak geçen olaylardan o an dikkat çekmeyen birkaç örnek sıralasam şaşırır mısınız?

M. Serdar Kuzuloğlu (Radikal)


Adalet herkese lâzımdır; gün gelir polisin de ihtiyacı olur!

Emniyet Genel Müdürlüğü, soruşturma için polis müfettişlerini görevlendirdi. "Başbakan'a hakaret" suçlamasıyla açılan soruşturma kapsamında 15 polisin görev yerlerine yazılı talimat gönderilerek bu kişilerin bilgisayarlarına el konulması istendi.

Polislerin öncelikle MSN adres ve kayıtları incelemeye alındı, el konulan bilgisayarlarının hard diskleri kopyalandı. Daha sonra bu kopyalar incelenmesi için Ankara'ya gönderildi. İncelemenin sonucuna göre, dava gündeme gelecek.

(NTV)


ODTÜ efsaneleri: Akla ziyan hikayeler

Şehir efsaneleri kısaca modern zaman mitleri ya da sözlü tarihin yakın zaman ürünleri olarak tanımlanabilir. Bir çoğu akla ziyan hikayeler; Japonlar'ın Bedrettin Dalan'dan Haliç'i temizlerken çıkartılan çamuru büyük rakamlar ödemeyi göze alarak satın almak istemesi gibi. Bu şehir efsanesinin akla ziyanlığı çok açık, çünkü bu efsane şöyle devam ediyor: Bedrettin Dalan bu garip istek karşısında hemen karar vermiyor, ülkenin en önemli bilim adamlarını topluyor ve onlardan Haliç'in çamurunun öneminin ne olduğunu bulmalarını istiyor. Sonuçta bu çamurun bir örneğinin dünyada olmadığı, çok değerli bir sanayi ham maddesi olduğu ortaya çıkıyor. Tabii Bedrettin Dalan bu değerli çamuru Japonlar'a kaptırmıyor. Türkiye kullanıyor mu? Hayır. Peki neden satıp ülkeye döviz kazandırmıyor...

Haluk Kalafat (İzinsiz Gösteri)


İnceldiği yerden...

Bunca yangın içinde ben, oturdum, adlarını bildiklerimi değil, adlarını hiç ezberlemediğim, hayatım boyunca birkaç dakika gördüğüm o insanları düşünüyorum. Niye bilmiyorum. Kayboluyorlar belki, belki ondan. Durmadan kayboluyor insanlar, yanan ateşten uçuşan kül gibi uzaklaşıyorlar. Durmadan tutmak istiyorum onları. Hatırlamazsam, onları tek tek aklımdan geçirip yüzlerini iyice ezberlemezsem bu ülke üzerinde işlenen dev cinayet başarılı olacak gibi geliyor. Eğer, ancak, aklımda tutarsam uçuşup gitmez bu insanlar, bu ülke, ülkem, ülkemiz. Gibi. Tuhaf.

Ece Temelkuran (Milliyet)


Bizim büyük çaresizliğimiz...

İster Kürt deyin, ister dağ Türkü, ister Türk, ister ova Kürdü. Savaş bu isimlere bakmıyor. Ölenlerin memleketlerine bakın. Bir tarafta Türkiye'nin her yerinden çocuklar bunlar. Diğer tarafta ise, PKK'lıların memleketlerini bilme imkânımız yok. Onlar homojen, dağda doğdular sanki, orada büyüdüler ve ölüverdiler bir gün, sessiz sedasız.

Güzin Same (Kuyerel.com)


Kandil Dağı bombalanmış...

Ama Kürt sorunu her şeyin ötesinde bir insanlık haliyse; insanlık hali, aklın da ötesinde bir vicdan meselesidir. Vicdan ise kuru bilgilerle, bulgularla değil, bunlara ilaveten duygularla harekete geçebilir. Ancak vicdan sayesinde insanlık hallerine insani çözümler öne çıkabilir ve insan aklındaki eksikler dahi tamamlanabilir. Özellikle Kürt sorununda "duygusal" olmak şarttır. Yani beş duyumuzu devreye sokmak... Vicdanlarımızı kanatan bir dalgayı, Kürt dalgasını bütün duyularımızla hissetmekten vazgeçmemek...

Melih Pekdemir (Birgün)


Gelecekbilimcilerin gündemi tatsız

Kısıtlı kaynaklara rağmen doğaya en uyumsuz canlı türü olan insanlığın dünya üstündeki artışı hiçbir zaman yavaşlamadı. Bunun devam eden yıllarda da sürmesi bekleniyor. Ancak öte yandan gelişen sağlık hizmetleri, özellikle gelişmiş ülkelerde artan gelir seviyesi ve iyileşen gündelik yaşam koşulları yüzünden ortalama insan ömrü de uzuyor. Dolayısıyla 2050 yılına doğru 9.2 milyar insanı beslemeye çalışan bir dünyada yaşıyor olacağımız tahmin ediliyor.

M. Serdar Kuzuloğlu (Radikal)


Web Gezgini


 Necdet Şen Star'da

Oyopsu Tozuu!

Ali Türkan

"Sağlam kafa sağlam vücutta olur" şiarıyla büyüyor, söyleyene güvenip bunun doğru olduğunu sanıyorduk.), yani yığınla eşekliğin bir araya gelmesinden dolayı, Memo'yu görmemezlikten gelip geçip gittim önünden. Tam benim evin kapısından giriyorduk ki, avazı çıktığı kadar bağırdığını duydum Memo'nun: - Oyopsu tozuğuuuuuu! Bi daha, ne yaptıysam barışmadı benimle. Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

En Son Yazılar

Kaşıyan Adam

Vahap Demir

Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir.   Yazar

Ramazan geldi, hazırlıklar tamam mı ey medya?

Ali Sedat Çetinkoz

Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK.   Yazar

Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Murat Örem

Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor.   Mektup

Bir doktordan mektup

Süheyla Apaydın

Türkiye'de gün geçtikçe bozulan bireysel ahlak nedeniyle kaybolan "saf insanlık", maalesef ilk önce kendini insanla uğraşan mesleklerde göstermektedir. Uğraşısı insan olan hekimin, bu bozulmadan kendini tamamen kurtarması, soyutlaması mümkün değildir.   Mektup

Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Vahap Demir

Silgi ortasından delinerek boyuna asılmalı, böylece kaybolması önlenmeliydi. Muntazam kıyafetimizde görüntüyü bozan tek unsur boyunlara asılan silgilerdi. Tek parti döneminin üniform anlayışını sadece tek parti dönemi anlayışının ülkeye yaşattığı sefaletin delebiliyor olması kayda değer bir ironiydi.   Yazar

Gidiyordum yelkenimin rüzgârında

Seyit Balkuv

Fakat, bu sefer de nereden geleceği belli olmayan arsız parazit esintiler, evrensel düşünmeye, hayatı sevmeye, fikr-i sabitleri yok etmeye uğraşan yelkenciye bunun bedelini ödetmek için can atar. Karşı ağırlıklarından azade olmak uğuna mücadele yeteneği körelmiş tekneyi bir o yana, bir bu yana yatırır, bir boş anını bulursa da batırıverir.   Yazar

“Uygarlığın” Küçük Çocuğu ile Şişman Adamı

Ahmet Deniz Ölmez

Peki, bunca zamanın ardından -bunca yaşanmışlık ortadayken- biz insanlar, diğer Uzak Asyalarda; Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslarda, Afrika'da, kan kokusuna duyduğumuz iştahı ne kadar dizginleyebildik? Ve doğanın her alanında muktedir olan bizler, ne kadar dindirebildik kendi doğamızdaki "Barış" adlı ağlayan çocuğun gözyaşlarını?   Yazar

Kuş tüyü Vicdan

İlker Tortop

Darbeyi alkışlayan, faşist sivilleri alkışlayan, zorbaları alkışlayan bu halkın vicdanı neresinde? Bizim güvenlikli sitelerde oturup, siyah camlı arabalarla gezmemiz; savaşa karşı olmamız, sokak hayvanlarına karşı olmamız, Avrupa Birliği'ni istememiz daha iyi bir ülke için yeterli değil sanırım.   Yazar

Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Seyit Balkuv

Aslında üniversite diploması denen şey, ortak menfaatlerini korumak adına bir araya gelen diğer üniversitelilerin birbirine sokularak oluşturduğu ayrıcalıklılar kulübüne kabul pasaportunuzdur. Yoksa gerçek anlamda üniversite bitirmeniz sizi daha erdemli yapmaz.   Yazar

Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret

Ahmet Deniz Ölmez

Kimseye, vicdanının kabul etmediği bir iş zorla yaptırılamaz. Bu, çok ilkel ve çağdışı bir yöntemdir. Bugün, inançlı bir kişiye, "inanma!" baskısı yapmak ne kadar despotça ise, silahı, savaşı, öldürmeyi kabullenmeyen kişiye, silah verip, savaşa gönderip, "öldür" demek de, o kadar despotça ve saçmadır.   Yazar

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°