Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

Çok yakın tarih

Özetlersem: ABD, PKK' yı istediği gibi kullandı; Türkiye'ye saplayıp AKP iktidarını zorladı. Medya azdı, militerleşti. AKP de askerileşerek araziye uymakta büyük beceri gösterdi önce. Sonra, ABD' ye koşturuldu. Sanki sadece Biz Onlardan bir şeyler istemişiz gibi yapıldı. ABD Bizden ne istedi, ne kabul ettirdi, asla belli olmadı. ABD artık iyice kuklalaşmış, tetikçileşmiş silahlı örgütü kenara, daha ziyade İran'a karşı kullanmak üzere çekmeye başladı. Türkiye'de ise iktidar ile orduyu birbirini törpületerek birbirine yaklaştırdı.

Özetin özeti: "Terörist saldırılar" ile köpürtüp Beyaz Saray'da duruladı, kuruladı!

Umur Talu (Sabah)


Virüsler pazarlama yapmaya başlarsa ne olur?

Virütik pazarlama çalışmaları kimi zaman oyun, kimi zaman promosyon, kimi zaman blog, kimi zaman da video podcast'ler şeklinde karşımıza çıkabiliyor.

En başarılı öncü denemelerden birisi 'Blair Cadısı Projesi' adlı filmdi. Virütik pazarlamayla 22 bin dolarlık bütçeye karşılık 248 milyon dolar kazandırdı yapımcılarına. İnternetteki hikâyesini araştırırsanız daha iyi anlarsınız.

Dolayısıyla hayran olduğunuz o blog, heyecanla takip ettiğiniz o genç ve güzel kızın videoları ya da sürekli arabanızın üstüne düşen broşür, balkonunuzun demirlerine takılan tül, bir şarkıda kulağınıza çalınan konuşmalar, izlediğiniz dizideki kahramanın sürekli verdiği yemek siparişi o kadar da tesadüfi olmayabilir, kim bilir?

Serdar Kuzuloğlu (Radikal)


Yapmaktan kaçınacağın neyin kaldı?

İnsanlar yaptıklarıyla övünüyorlar, ve insanın yaptıklarıyla değil sadece, yapmadıklarıyla da insan olduğunu, olabileceğini unutuyorlar. Oysa insan olmaktan söz eden herkesin 'yapmak' zorunda olduğu şeyler kadar, 'yapmamak' zorunda olduğu şeyler de vardır. İnsan bir şeyleri yaptığı, yapmayı istediği kadar, bazı şeyleri de yapmadığı, yapmayı istemediği için insandır.

Başarmak, sadece bir şeyler yapmayı değil, bir şeyler yapmamayı da başarmak demektir.

Dücane Cündioğlu (Yeni Şafak)


'Bugün hiçbir şey almıyoruz!'

Bugün 25 Kasım Dünya Satın Almama Günü. İlk olarak 1992'de Kanada'da kutlanan etkinlikleri Türkiye'de de 2002'den beri Tüketiciler Birliği teşvik ediyor. Genel başkan avukat Bülent Deniz, bu yıl da 'tüketim çılgınlığına bir gün ara vereceklerini' söylüyor. Birlik kampanya kapsamında konserler, alışveriş merkezlerinde alışveriş yapılmayan bölgeler oluşturulması, kredi kartlarının imha edilmesi gibi etkinlikler düzenlemeye çalışıyor. Deniz, "Geçtiğimiz günlerde açılan teknoloji marketlerinin ilk günündeki izdiham ve yağma, tüketim çılgınlığının ulaştığı noktanın ne kadar acınası ve tehlikeli olduğunu gösteriyor" diyor. Deniz, yağmalama noktasına ulaşan çılgınlık hakkında, "24 saat boyunca hiçbir şey almayarak tepkimizi sembolik olarak gösteriyoruz" diye konuşuyor.

Aa (Radikal)


Bilmem anlatabiliyor muyum?

Bir şey ifade etmeye çalışırken ağzınızdan çıkıveren bir kelimeye, basit bir davranışınıza takılıp sizin anlatmaya çalıştığınız şeyin tam tersini algılayan insanlarla siz de karşılaşmış olmalısınız. Sizin canınızı sıkan bu durum politikacılar emniyet süpabı olabiliyor. Onlar öyle kelime-kavram canbazlığı yapıyorlar ki, hem söylediklerin tersi olması durumunda kendileri için manevra alanı bırakmış oluyorlar hem de aynı sözlerle iki karşıt düşünceli insanın takdirini alabiliyorlar.

Uzun zamandır birbirini tanıyan veya birbirine benzeyen insanlar ifade edilmeye çalışılan şeyi daha kolay anlıyorlar. Galiba kolay anlamanın kolay anlaşılabilmenin diğer şekli ise çok boyutlu düşünmemek, empati yapmamak, olaylara basit neden sonuç ilişkileri ile yaklaşmak yani pragmatik olmak. Bu durumda, ifade edilmek istenen şeyi yanlış anlamanız ihtimal dahilinde ama kısa yoldan, bir şekilde bir hükme varacağınız muhakkak.

Seyit Balkuv (Seyit'in S'si)



Fikir Dansözü

Saadet'in sesi kesildi ama o da ne? Onlar ne diyorsa, benzerlerini bugün İlhan Selçuk söylüyor. Adeta 'Yeşil Bayrak Koalisyonu'!

AKP'nin "faizci düzeni" savunduğunu, "Amerikancı" olduğunu yazıyor (bir ara da AKP'yi, Başkan Bush'a şikayet etmişti.) Üstelik de Kuran'dan alıntılar yaparak...

Yani "dinci-şeriatçı" dediği AKP'nin dine aykırı davrandığını ispatlamaya çalışıyor.

Birisi çıkıp "Yahu birader, bu ne yaman çelişki" dese, cevabı hazır: "Milli Görüş hiç olmazsa milliydi."

Neyse... Benim asıl anlayamadığım ne biliyor musunuz? Hayır, yanıldınız, İlhan Selçuk değil; bu kıvrak fikir dansözlüğünü saygıyla izleyenler ki biliriz, aynı kişiler gerçek dansözleri fena halde küçümser.

Emre Aköz (Sabah)


Polisin öldüren tekmesi

14 Ekim: Sertan Çelik, Taksim'de müziğin sesini kısmadı diye trafik polisince darp edildi. Tutuklandı.

7 Ekim: 19 yaşındaki Ferhat Gerçek, Yenibosna'da Yürüyüş dergisi satarken çıkan arbede sonrası polis kurşunuyla vuruldu. Felç oldu.

18 Eylül: Polonyalı Dariusz Witek, Yabancılar Şubesi misafirhanesinde intihar etti. Kimse görmedi.

20 Ağustos: Nijeryalı Festus Okey, Taksim Polis Merkezi'nde polis tarafından vurularak öldürüldü.

10 Ağustos: Taksim Polis Merkezi'de dövülüp yola atılan Mehmet Nezir Çirik'in dalağı alındı.

29 Temmuz: Avukat Muammer Öz, Moda'da kimlik soran polisle tartışınca dövüldü; burnu kırıldı.

26 Temmuz: Gazeteci Serkan Tekpetek, zorla sokulduğu polis aracında dövüldü, araçtan atıldı.

17 Haziran: Hırsızlık iddiasıyla gözaltına alınan 24 yaşındaki Mustafa Kükçe, üç karakol gezdirildikten sonra Ümraniye E Tipi Cezaevi'nde öldü.

8 Haziran: Taksim Polis Merkezi'nde dövülen Sezai Yakar'ın burnu ve eli kırıldı.

5 Haziran: Transseksüel Esmeray, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü önünde bekleyen iki polisçe "Geçmek yasak" diye dövüldü.

Timur Soykan (Radikal)


Kasadaki Vicdan ve bizim Medya

Bize anlatılan hikâyelerin sıradan özneleri, kitleleri, toplumsal acıları hiç olmuyor. Kendilerini, başkasını öldürmedikleri, olağandışı bir şey yapmadıkları sürece.

Patronlar, CEO'lar, yönetmenler, müdürler, komutanlar başımız üstünde; ama yüzbinlerce insan, insan olarak yok.

Çünkü bankadan orduya, medyadan okullara, madenden tersaneye onların insanlıktan çıkarılışlarını tartışmak ateşten gömlek.

Kendi sorunlarını kendi elleriyle gömmeye mahkûm edilmişler. Dillerini yutmaya. Kapının dışına atılmaktansa içerideki her şeye razı olmaya.

Umur Talu (Sabah)


Onikinci Gezegen

Marduk Gezegeninde yaşayanlar altın toplamak için Dünya'ya, Mezopotamya bölgesine inerler. Altın madenlerinde Anunnakiler olarak adlandırılan işçi sınıfı çalışmaktadır. Altın madenlerindeki zor çalışma koşulları ve ölümler Anunnakileri, elit ve egemen sınıf, Nefilimlere karşı ayaklandırır. Kitaptan Anunnakiler ve Nefilimler ile ilgili bir alıntı yapayım. "Kadim metinler Anunnakileri Dünya'ya yerleşme işine görev alan alt rütbeli tanrılar, Nefilim halkı, görevleri yerine getiren, işleri gören tanrılar olarak tarif etmektedirler."(Sayfa 348) Nefilimler, Anunnakileri yatıştırmak için yeni bir işçi sınıfı arayışına girerler. Genetik bilimdeki bilgilerini kullanarak çeşitli hayvanların melezlemesi ile yeni bir işçi ırkı oluşturmaya çalışırlar. Sümer silindir mühürlerde tasvir edilen başı farklı, gövdesi farklı hayvan figürleri bu genetik çalışmanın sonuçlarıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar başarılı sonuç vermez.

Faik Murat Zaman (Alternatif Yaşam)


Nerede yaşamak isterdiniz?

Belki de araştırmanın en kritik sorusu şu: Kuzey Irak'ta bir Kürt Devleti kurulsa yaşamak için oraya mı gidersiniz yoksa Türkiye'de mi kalırsınız?

Bu soruya verilen cevaplar çok iyi değerlendirilmelidir. Ayrıca, diğer sorulara, mesela 'Neden daha fazla şehit veriyoruz?' sorusuna yüzde 40.3 oranında 'Fikrim yok' diyenlerin, bu soru karşısında fikirlerini çok açık bir şekilde ortaya koyduğunu görüyoruz.

'Fikrim yok' diyenlerin oranı yüzde 3.8'de kalırken, 'Evet, Kuzey Irak'taki Kürt Devleti'ne giderim' diyenler sadece yüzde 1 oranında. Katılımcıların yüzde 95.2'si hiç tereddütsüz olarak 'Hayır, Türkiye'de kalırdım' cevabını veriyor.

Şamil Tayyar (Star)


Brezilya'nın Vahşi Batısı

Son 40 yılda Amazon yağmur ormanlarının yüzde 20'sine yakın bir bölümü kesilerek yok edildi -bu, Avrupalıların koloni kurma çabalarının başladığı 450 yıl öncesinden bu yana tahrip edilen alanı aşan bir miktar. Uzmanlar önümüzdeki 20 yıl içinde ağaçların yüzde 20'lik bir kesiminin daha yok edilmesinden korkuyor. Eğer bu gerçekleşirse, ormanın ekolojik yapısı geri dönüşümü olmayacak şekilde değişecek. Amazon, atmosfere bıraktığı nem ile kendi üzerine düşen yağışın yarısını kendi üretiyor. Ağaçsızlandırma sonucu yağış miktarında yaşanacak azalma, kalan ağaçların da kuruyarak ölmesi ile eşanlamlı.

Scott Wallace (National Geographic)


PKK sorunu neden çözülemedi?

- " Elinde çekiç olan, her sorunu çivi olarak görür. " Sıkı bir ulus devlet ideolojisi ve milliyetçilikle yetişen Türk subayları... Ellerinde çekiç taşımanın tabiatı gereği... Bugüne dek sorunu, güç kullanarak sonlandırmaya çalıştı... Bunu yaparken hem siyasetçileri, hem de medyayı susturdu... Ancak başarısız olduklarını artık onlar da kabul ediyor.

- Bu mücadele içinde... Hem Ankara, hem de PKK... Soruna, siyaset içinde, yani " dövüşerek " değil " konuşarak " çözüm arayacak sivil muhatapları sindirdi, hatta yok etti. Bugün, " gelin konuşalım " dendiğinde, ortada kala kala DTP kaldı.

Emre Aköz (Sabah)


Pakistan'daki son müdahalenin arkasında kim var?

Avrasya fay hattında Pakistan cephesine ilişkin yeni gelişme bu. ABD işgali Afganistan'dan Pakistan'a doğru genişliyor. Tabi hedefte İran var. O da dağıtılırsa Batı yüz yıllık bir planı gerçekleştirmiş olacak. Kızıldeniz'den Afganistan'a kadar önlerinde kimse kalmayacak. Bu uğursuz senaryoyu kıracak tek bir güç var: Bu bölgenin direnci. Ve bu güç, hesapları birer birer bozacak ve 21. Yüzyılın tarihini yapacak. O zaman herkesin oyunu kendi elinde patlayacak. Şu anki kavganın sebebi, Pakistan'ın nükleer gücü ABD ya da İsrail için tehdit olmaktan çıkarma, bu silahlara el koymadır.

Ibrahim Karagül (Yeni Şafak)


"Asker Gazeteci"ler ve Yanlışta ısrar

Bu soruyu, yalnızca bazı tiplerin kendilerini 'askere yakın' görmelerine bakarak soruyor değilim. Küçük yaşlardan beri 'asker' özentili büyütülen nesilleriz ve bu yetişme tarzı insanın kişiliği üzerinde kalıcı izler bırakabiliyor. Ayrıca 'asker-gazeteci' ilişkisinde de bunu teşvik eden bir yön var; Genelkurmay Başkanlığı, yıllar önce, 'Mehmetçik gazeteci' diye yaygınlaşan bir isimle ödül de dağıtmaya başlamıştı.

'Akreditasyon uygulaması' da bu tür kişilik sapmalarına yol açıyorsa şaşırmalı mıyız?

Fehmi Koru (Yeni Şafak)


Özkök, Hürriyet, generaller, vs... Yanılgı ve bedeller...

Toplumsal dalganın bu denli dışında kalıp, bu denli yanılıp, sonuçta bu denli etkisiz olup, büyük bir geminin kaptanlığını sürdürmek kolay bir iş olmasa gerek"

En azından olup bitenden stresli bir iş olduğunu anlıyoruz"

Aslında işin beni ilgilendiren tarafı burası değil.

Şurası: Evet, Özkök ne öngördüyse tersi gerçekleşiyor. Ama bu tersine gelişmelerin hemen hepsi Türkiye'nin hayrına oluyor. Bunlar Türk siyasetinin normalleşmesini, krizlerini aşmasını, kendi dengelerini bulmasını ifade ediyorlar"

Neden?

Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak)


"Son kurşunumuza kadar savaştık"

Çatışma günü akşam üzeri ben bazı şifreli konuşmalar kaydettim. Bunları Türkçeye çevirerek komutanımıza bildirdim. Daha sonra görevi teslim ettim. İstirahata çekildim. Saat 24 sıralarında çatışma başlayınca ben de silahımı alarak kestirme cihazın olduğu mevzi bölgesine gittim. O bölgede çok yoğun el bombası ve silah atışı vardı. Fuat arkadaşım ve Halil uzman çavuş o mevzideydiler. Ben de o kayaların arkasında siper aldım ve bir şarjör süresince ateş ettim. İkinci şarjörü taktığımda silahım tutukluk yaptı. Teröristlerin eline geçmesin diye kayaların arkasına saklandım. Şehit olan Mustafa Uzman Çavuş beni 81'lik havan mevzisine çağırdı. 3 sefer Mustafa uzman ile havan atışı yaptık. Bu arada yakınımdaki mevzilere sızma oldu ve yoğun olarak mevzilere el bombası gelmeye başladı. Herkes dağılmıştı.

Cihan Haber Ajansı (Yeni Şafak)


Web Gezgini


 Necdet Şen Star'da

Öfkenin demlenmişi

Ali Türkan

Hayal kırıklığına uğrayanlar. Hani o nefis Küba şarkısındaki gibi, "yirmi kere hayal kırıklığına uğradıysan, yirmi birincinin hakkından da gelebilirsin" diyenler. Tüh! Zincirleme gitmişim ve tek sigaram kalmış. Bu mevzuyu, başka zaman yazarım artık. Şu sonuncusu da, yazı bittikten sonra içilen cigara olsun bari. Nasıldım hayatım? Berlin Damımıza damımıza kar yağdı Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

En Son Yazılar

Kaşıyan Adam

Vahap Demir

Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir.   Yazar

Ramazan geldi, hazırlıklar tamam mı ey medya?

Ali Sedat Çetinkoz

Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK.   Yazar

Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Murat Örem

Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor.   Mektup

Bir doktordan mektup

Süheyla Apaydın

Türkiye'de gün geçtikçe bozulan bireysel ahlak nedeniyle kaybolan "saf insanlık", maalesef ilk önce kendini insanla uğraşan mesleklerde göstermektedir. Uğraşısı insan olan hekimin, bu bozulmadan kendini tamamen kurtarması, soyutlaması mümkün değildir.   Mektup

Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Vahap Demir

Silgi ortasından delinerek boyuna asılmalı, böylece kaybolması önlenmeliydi. Muntazam kıyafetimizde görüntüyü bozan tek unsur boyunlara asılan silgilerdi. Tek parti döneminin üniform anlayışını sadece tek parti dönemi anlayışının ülkeye yaşattığı sefaletin delebiliyor olması kayda değer bir ironiydi.   Yazar

Gidiyordum yelkenimin rüzgârında

Seyit Balkuv

Fakat, bu sefer de nereden geleceği belli olmayan arsız parazit esintiler, evrensel düşünmeye, hayatı sevmeye, fikr-i sabitleri yok etmeye uğraşan yelkenciye bunun bedelini ödetmek için can atar. Karşı ağırlıklarından azade olmak uğuna mücadele yeteneği körelmiş tekneyi bir o yana, bir bu yana yatırır, bir boş anını bulursa da batırıverir.   Yazar

“Uygarlığın” Küçük Çocuğu ile Şişman Adamı

Ahmet Deniz Ölmez

Peki, bunca zamanın ardından -bunca yaşanmışlık ortadayken- biz insanlar, diğer Uzak Asyalarda; Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslarda, Afrika'da, kan kokusuna duyduğumuz iştahı ne kadar dizginleyebildik? Ve doğanın her alanında muktedir olan bizler, ne kadar dindirebildik kendi doğamızdaki "Barış" adlı ağlayan çocuğun gözyaşlarını?   Yazar

Kuş tüyü Vicdan

İlker Tortop

Darbeyi alkışlayan, faşist sivilleri alkışlayan, zorbaları alkışlayan bu halkın vicdanı neresinde? Bizim güvenlikli sitelerde oturup, siyah camlı arabalarla gezmemiz; savaşa karşı olmamız, sokak hayvanlarına karşı olmamız, Avrupa Birliği'ni istememiz daha iyi bir ülke için yeterli değil sanırım.   Yazar

Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Seyit Balkuv

Aslında üniversite diploması denen şey, ortak menfaatlerini korumak adına bir araya gelen diğer üniversitelilerin birbirine sokularak oluşturduğu ayrıcalıklılar kulübüne kabul pasaportunuzdur. Yoksa gerçek anlamda üniversite bitirmeniz sizi daha erdemli yapmaz.   Yazar

Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret

Ahmet Deniz Ölmez

Kimseye, vicdanının kabul etmediği bir iş zorla yaptırılamaz. Bu, çok ilkel ve çağdışı bir yöntemdir. Bugün, inançlı bir kişiye, "inanma!" baskısı yapmak ne kadar despotça ise, silahı, savaşı, öldürmeyi kabullenmeyen kişiye, silah verip, savaşa gönderip, "öldür" demek de, o kadar despotça ve saçmadır.   Yazar

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°