Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

27 Mayıs ve çetecilik

27 Mayıs bir kurum olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin marifeti olan bir askerî darbe değildir. Genelkurmay Başkanı Şükrü Erdelhun ile, bir önceki Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Tunaboylu'nun, teğmenler tarafından tekmelenerek sıraya konduğu, birçok generalin tutuklandığı ve emekliye sevk edildiği bir teşebbüsü, kimse Ordu'nun kurumsal kimliğine mal edemez. Kore kahramanı Tahsin Paşa'nın rütbeleri sökülerek hakaretlere maruz kalması gibi sayısız örnek, Silahlı Kuvvetler'in bir kısmının diğer kısmına, aşağıdakilerin yukarıdakilere karşı giriştiği ve maalesef başarılı olduğu bir teşebbüsü yansıtır.

Mümtaz'er Türköne (Zaman)


Afferin İlhan Selçuk!

Peki, hiçbir şey değişmediyse İlhan Selçuk'u ölçüsüz Cola-Turka savunuculuğuna iten nedir? Vatan sevgisi mi? Yerli sermaye düşkünlüğü mü? Ülker'siz çay saati düşünememesi mi? Nedir?

Şudur:

Ülker, Cumhuriyet gazetesinin kimi etkinliklerine sponsor oluyor. Daha doğrusu, sadece tiraj ve reklam geliriyle ayakta durmaya çalışan bu gazeteye para akıtıyor.

Ahmet Kekeç (Star)


Hadi Ali, tut şu işin ucundan...

(...) Ali Kırca, insanların en gizli hallerini tartışma masasına taşıyarak, bir anlamda pornografik bir iş yapmıştı. ('Siyasal tecessüs'ten söz ediyorum. Bunun sonuçlarını, Ali Kırca'nın 'Altına ben de imzamı atarım' dediği postmodern darbe sürecinde yaşadık.)

Tabii işin bir de 'özel hayatın dokunulmazlığı' boyutu var ama, kendi programlarında Aczmendi lideri Müslüm Gündüz'ü yüzlerce kez giyindirip soyunduran Ali Kırca'nın bu konuyu tartışma gündemine taşıyabileceğini sanmıyorum. Cesareti olmadığı için değil, 'Bunu hangi yüzle yapıyorsun?' sorusuna verebilecek cevabı olmadığı için.

Fakat bu, pornografi ve tecessüs meselesini Siyaset Meydanı'na taşımasına engel değil.

Hem de süper bir program olur.

Ahmet Kekeç (Star)


"Emret komutanım"cı köşe çavuşları

Fatih Altaylı'nın 11 Haziran 2006 tarihli yazısını hatırlatan Aytaç şöyle diyor: "O yazıda Genelkurmay'ın önünde gazetecilere Atabeyler operasyonu ile ilgili belge dağıtan 25 yaşlarında, uzun boylu, tişörtlü bir şahıstan bahsediliyor. Yazıya göre Genelkurmay, bu görüntüleri incelenmek üzere Emniyet'e göndermişti. Bu kişinin bir polis olduğu ima ediliyordu. Emniyet sözcüsü bunu yalanladı. 16 Haziran günü Sabah bu kişinin polis olduğunu yazdı. Emniyet yine yalanladı. Eğer Emniyet'in basın sözcüsü, bize böyle bir bilgi gelmedi diye yalanlıyorsa, ve Genelkurmay açıklama yapmadan önce Fatih Altaylı Genelkurmay'ın yapacağı açıklamanın aynısını kendi köşesinde yazıyorsa, bu işi iyi okumakta fayda var."

Faruk Mercan (Aksiyon)


Milli Mücadele dediğimiz dönem fazlasıyla İslami

Soldan kaçışın temelinde ne vardı?

Demokrasi dediğimiz şey sol için bir ön şart. Osmanlı'da öncelikle meşruti anayasal zemini gerçekleştirme arzusu gözleniyor. Ancak o dönemde sol fikrin sahibinin Rusya olarak görülmesi ve son iki yüz yıldır yapılan her savaşta yenilmiş olarak çıkmaktan duyulan düşmanlık sosyalist akımların önünü kesti. Bir de Milli Mücadele'ye karşı olan çevreler Ankara'yı Bolşeviklikle suçlayıp din düşmanı olduğunu falan söylemeye çalışıyorlardı.

Mete Tunçay - Derya Sazak (Milliyet)


"Burası Plaza Cumhuriyeti"

Yalnız dikkatinizi çekerim, küçük çocuğun kakası üzerine çıkan rejim muharebesinde hernekadar "Vurun Kahpeye" kuvvetleri, yani haşema+tesettür mayosu ittifakı 14 kişi olsa da ilerici güçler 1-2 kişiyle bunlara direnmeyi başarmıştır. Bu üzücü olayda en azından sevinip ümitli olabileceğimiz bir yön bulmuş oluyoruz. Sonra, "Şiddeti öyle doğal ve sıradan bir maharetle arz ediyorlardı ki" cümlesini Halide Edip görse mutlaka Vurun Kahpeye romanında kullanırdı. Buradan haşema çetesinin şiddeti günlük hayatta çok tabii karşıladığı ve sürekli kullandığını öğreniyoruz. İlerici bir kimse ise yerden taş almayı dahi akıl edemeyecek düzeyde insancıl, merhametli.

(İzlenimler)


Lübnan'da olup biten nedir?

Bu savaş, asla Hizbullah'ı ortadan kaldırmaya yönelik bir askeri operasyon niteliği taşımadı.

Her şeyden önce, "savaşılan düşmanın", Batılı yaşam tarzının varlığına kastetmiş bir "terörist örgüt" olduğu yeterince güçlü biçimde zihinlere çakıldığında, Batı kamuoyunun, sivil halkın yok edilmesine nereye kadar tahammül edebileceği, saldırıları nereye kadar destekleyip onay verebileceği test edildi.

Mesajı yeniden ifade edersek, "Seni yok etmek istiyorum; ama bunu kendi cephe gerime anlatabilmem, açıklayabilmem için, senin açıkça benim karşımda yer alman ve bunu beyan etmiş olman gerekiyor."

Burak Eldem (2012 - Marduk'la Randevu)


Yoksa öcüler yer seni!

Şimdi bu bağlamda fikir yürütmeye çalışalım. Bir ürün olan Cumhuriyet'le birlikte hangi duygu satılmak isteniyor? Hiç öyle sağa sola bakmadan cevap verelim: korku. Peki, korku, aşk ya da merak gibi satılabilirliğine ilişkin olarak mutabakat sağlayabileceğimiz bir duygu mudur? Şöyle de sorulabilir: Bir ürünü korku duygusunun refakatinde satmaya/pazarlamaya çalışmak, masum bir iktisadi/ticari atraksiyon olarak kabul edilebilir mi?

M. Kemal Aydın (Birikim)


Balet ve Balerin

Dilde yer alan kelimeler neticede birer ' uydurma'dır. Bir nesneye, bir mesleğe, bir kavrama; bir 'ad' takarsın, olur biter. O ad (daha doğrusu, önce 'ses') toplumsal olarak kabul görürse... Ne ala! Kullanılır, gider. Yani dil, kolektif bir "Biz yaptık, oldu" mekanizmasıdır.

Bu temel ilkeyi akılda tutarak 'balet' meselesine bakalım... Gazeteler 'balet' diye yazıyor mu? Yazıyor. Televizyonlarda 'balet' kelimesi geçiyor mu? Geçiyor. Birisi bana, "Hasan balettir" dediğinde ben Hasan'ın bale yapan erkek sanatçı olduğunu anlıyor muyum? Anlıyorum. Az buçuk kültürü olan gazete okurları ve TV izleyicileri de anlıyor mu? Anlıyor.

O halde konu kapanmıştır: Türkçe'de kadın bale sanatçısına 'balerin', erkek bale sanatçısına ise 'balet' denir.

Emre Aköz (Sabah)


Con Ahmet'in devridaim makinası mı?

Steorn uzmanlarının yeni bir kapı açtığı tartışma 1600'lü yıllardan beri bilim dünyasını meşgul ediyor. "Bedava ve sonsuz enerji" üretebilme rüyası, bir kere başlatıldıktan sonra kendi kendine sonsuza dek çalışmaya devam edecek bir cihaz yapma isteğine dayanıyor. Bilim adamları bu şekilde sıfır maliyetle çalışan cihazın üreteceği enerji ile hayatı tamamen değiştireceklerini ileri sürüyor. Ancak son 400 yıldır bu alandaki çalışmalarda başarıya ulaşılmış değil. Bu nedenle patent ofisleri de fizik bilimini alt üst edecek bu iddiaları incelemeye değer bulmuyor. Steorn uzmanları, patent başvurusu yaparken işte bu gerekçeden dolayı mucize cihazlarını bir bütün olarak değil parça parça onaylatmak için girişimde bulunduklarını açıkladı.

(Hürriyet)


Muhammed'i nasıl bilirdiniz?

Bu beyinsizler önce anlamalı ki peygamberimizin krallığı onun için bir mevki değil, bir sorumluluktu. (Anlamayan) herkes bunu o kuşbeynine dahil etse iyi olacak. Yani peygamber için krallık bencillikten değil, yardım isteğinden çıkan bir eylemdi. Ayrıca üstün nitelikleri vardır, vurgu yapılmamış olabilir. Putlaştırmadı ve putlaştırılmadı, fakat sokaktan geçen adam da değildi. "Allah istese beni de peygamber yapardı" havalarına hiç girmeyin. O şekilde bir sorumluluk ve görev size yüklense sizin sigortanız atar, sebzeye dönerdiniz, ve bir sonraki hayata ceza olarak Türk pop'çusu, ya da köşe yazarı olarak gelirdiniz.

Murat Karun (Olan Biten)


Bu müzede çok önemli bir eksik var

28 Şubat postmodern darbesinin (ifade Erol Özkasnak'a aittir) 'değerli' elemanlarından Orgeneral Teoman Koman, Cavit Çağlar'ın İnterbank'ında yönetim kurulu üyeliğine, rahmetli Oramiral Güven Erkaya da Türkbank yolsuzluğuna karıştığı iddia edilen Korkmaz Yiğit'in danışmanlığına getirildiler.

Gerçi, 28 Şubat'a atfedilen yeni 'kemalist retorik' özel girişimciliğe ve nüfuz politikalarına karşı bir düzenlemeyi içeriyordu ama, 'ülkenin yüksek menfaatleri' bu görev paylaşımını zorunlu kılmıştı.

Koman iyi bir bankacı, Erkaya da başarılı bir finans adamı olarak Harp Okulları'nda yetiştiler. Birikimlerini 'özel sektör'de değerlendirdilerse suç mu?

Ahmet Kekeç (Star)


Şiddetten en çok askerler korkar

Anı bağımsızlaştırdığınızda, geçmişle hesaplaşmıyorsunuz, ileriye dönük tasarımlar yapmıyorsunuz, tamamen dürtüsel kalıyorsunuz. Dürtüsel, sorumsuz, tarihsiz ve geleceksiz kaldığınızda da, anlık ihtiyaçlarınız, arzularınız, güç gösterileriniz öne çıkıyor. Bu da şiddeti besliyor. Bir firmanın reklamında 'Just do it' diyor. 'İçinden geldi ve yap!' Anı yaşamak öyle yüceltiliyor ki, yaşamayanlar küçük görülüyor. Bu tutum hedonizme yönelik yaşamayı besliyor. Oysa haz alma hedefli yaşadığınız zaman, hedonizminizi engelleyecek en küçük bir engel karşısında vahşileşirsiniz. O zaman da en primitif saldırganlık dürtünüz en insancıllaştırılmamış haliyle ortaya çıkar. Anı yaşamayı sorgulamalıyız.

Neşe Düzel - Levent Küey (Radikal)


ATM'lerdeki gizli komisyona dikkat

ALTIN Nokta ve Ortak Nokta adıyla 23 bankanın ortak kullanıma açtığı ATM makinelerinde işlem yaparken, bakiye öğrenmek için bile döviz üzerinden komisyon ödemek zorunda kalınabiliyor. Bazı bankalar, ortak kullanıma açık ATM'lerden yapılan işlemlere uygulanan komisyon oranlarını kendi üstlenirken, bazıları tüm maliyeti müşterinin sırtına yüklüyor.

Erkan Çelebi (Hürriyet)


Kemal Tahir

Milli mücadeleyi anlattığı romanlardaki tezler Kemalistlerle arasını daha da açacak, Yorgun Savaşçı'dan uyarlanan TV dizisinin 12 Eylül darbecilerince yakılmasına kadar uzanacaktır. Bu sürece İlhan Selçuk'un Cumhuriyet gazetesindeki köşesinden yazdığı ihbar niteliğindeki eleştirilerin inkar edilemez katkısı, millici solun Kemal Tahir'e bakışını çok iyi yansıtıyor. (Söz konusu bakışın teorisyenliğine soyunan ve "verelim Kemal Tahir'i alalım Peyami Safa'yı" diyen Yalçın Küçük'le Kemal Tahir'in bugün aynı yayınevinde buluşması, tarihin garip bir cilvesi olarak kaydedilmelidir).

A. Ömer Türkeş (Pandora)


Türkler kitap okumuyormuş; utanmalı mıyız?

Kültürün doğrudan kitapla ilişkili olduğunu zanneden bu araştırmacı, bir modern zaman efsânesini sorgulamaksızın kabullendiği için yanılıyor. Bana öyle geliyor ki, kitaplardan değil de kitap dışı yollardan edinilen kültür (genel kültür ve bilgi değil, dikkat, sadece kültür) daha sahici ve fonksiyonel bir birikim anlamına gelir; kültür söz konusu olunca, bizatihi yaşanmış tecrübenin yerini hiçbir şey, hiçbir kitâbî kaynak ikaame edemez. Okumayı, kitaplarla birlikte yaşayıp onlarla hemhâl olmayı demokrasinin, insan haklarının, gelişimin yegâne yolu gibi anlamak, en başta insanlığın binlerce, belki onbinlerce yıllık tecrübesine ve hikâyesine sırt dönmek anlamına geliyor.

A. Turan Alkan (Aksiyon)


Nasıl Hacker Olunur?

* Ana dilinizi iyi yazmayı öğrenin. Programcıların iyi yazamayacağı yönünde yaygın bir klişe olsa da (tanıdığım en becerikli üstatlar dahil) şaşırtıcı sayıda üstat oldukça iyi yazabilir.

* Bilim-kurgu okuyun. Bilim-kurgu toplantılarına gidin (üstatlar ve çırakları ile tanışmanın iyi bir yoludur).

* Bir dövüş sanatı öğrenin. Dövüş sanatları için gerekli zihinsel disiplin üstatlık için gerekli olanla önemli benzerlikler gösterir. Üstatlar arasında en popüler olanları Tae Kwon Do, Karate, Wing Chun, Aikido veya Jiu Jitsu gibi aletsiz yapılanlarıdır. Batılı eskrim ve Asyalı kılıç sanatlarının takipçileri de görülmektedir. 1990'ların sonlarından itibaren yasal olduğu yerlerde tabanca ile ateş etmek de yaygınlaşmaktadır. Üstatlığa en uygun dövüş sanatları saf kuvvet, atletizm veya fiziksel dayanıklılık değil zihinsel disiplin, gerilimsiz farkındalık ve kontrol üzerinde duranlardır.

* Gerçek bir meditasyon öğretisi öğrenin. Üstatların daimi favorisi Zen'dir (önemli: Zen'i bir din olarak benimsemeden ya da mensubu olduğunuz dinden çıkmadan Zen'den faydalanmak mümkündür). Başka tarzlar da işe yarayabilir ama çılgınca şeylere inanmanızı gerektirmeyecek birini seçmeye çalışın.

* Analitik bir müzik kulağı geliştirin. Özel müzik türlerini anlamayı öğrenin. Bazı müzik aletlerini iyi bir şekilde çalmayı veya şarkı söylemeyi öğrenin.

* Sözcük oyunlarını anlama yeteneğinizi geliştirin.

Eric Steven Raymond (Belgeler)


Web Gezgini


 Necdet Şen Star'da

Eğitim fetişizmi

Ali Türkan

Çünkü, sizinki eğitim fetişizmi bile değil; yalnızca refah şovenizmi. İşe bunu anlamakla başlayın önce. Belki gerisi gelir ve adam olmayı düşlediğiniz günlere geri dönersiniz. Sobanın üstünden yayılan mandalina kabuğu kokusuyla mutlu olabildiğiniz günlere. Belki o zaman, dostlarımı "beni ilgilendirmeyen" şeyler yüzünden kırmak zorunda kalmam artık. Bunca üzüntüyü kaldırmaz bu bünye. Valla, yarım kilo leblebi helvası yedim bugün. Bana da yazık be! 18 Kasım 2006 - Trakya Kırsalı Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

En Son Yazılar

Kaşıyan Adam

Vahap Demir

Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir.   Yazar

Ramazan geldi, hazırlıklar tamam mı ey medya?

Ali Sedat Çetinkoz

Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK.   Yazar

Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Murat Örem

Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor.   Mektup

Bir doktordan mektup

Süheyla Apaydın

Türkiye'de gün geçtikçe bozulan bireysel ahlak nedeniyle kaybolan "saf insanlık", maalesef ilk önce kendini insanla uğraşan mesleklerde göstermektedir. Uğraşısı insan olan hekimin, bu bozulmadan kendini tamamen kurtarması, soyutlaması mümkün değildir.   Mektup

Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Vahap Demir

Silgi ortasından delinerek boyuna asılmalı, böylece kaybolması önlenmeliydi. Muntazam kıyafetimizde görüntüyü bozan tek unsur boyunlara asılan silgilerdi. Tek parti döneminin üniform anlayışını sadece tek parti dönemi anlayışının ülkeye yaşattığı sefaletin delebiliyor olması kayda değer bir ironiydi.   Yazar

Gidiyordum yelkenimin rüzgârında

Seyit Balkuv

Fakat, bu sefer de nereden geleceği belli olmayan arsız parazit esintiler, evrensel düşünmeye, hayatı sevmeye, fikr-i sabitleri yok etmeye uğraşan yelkenciye bunun bedelini ödetmek için can atar. Karşı ağırlıklarından azade olmak uğuna mücadele yeteneği körelmiş tekneyi bir o yana, bir bu yana yatırır, bir boş anını bulursa da batırıverir.   Yazar

“Uygarlığın” Küçük Çocuğu ile Şişman Adamı

Ahmet Deniz Ölmez

Peki, bunca zamanın ardından -bunca yaşanmışlık ortadayken- biz insanlar, diğer Uzak Asyalarda; Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslarda, Afrika'da, kan kokusuna duyduğumuz iştahı ne kadar dizginleyebildik? Ve doğanın her alanında muktedir olan bizler, ne kadar dindirebildik kendi doğamızdaki "Barış" adlı ağlayan çocuğun gözyaşlarını?   Yazar

Kuş tüyü Vicdan

İlker Tortop

Darbeyi alkışlayan, faşist sivilleri alkışlayan, zorbaları alkışlayan bu halkın vicdanı neresinde? Bizim güvenlikli sitelerde oturup, siyah camlı arabalarla gezmemiz; savaşa karşı olmamız, sokak hayvanlarına karşı olmamız, Avrupa Birliği'ni istememiz daha iyi bir ülke için yeterli değil sanırım.   Yazar

Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Seyit Balkuv

Aslında üniversite diploması denen şey, ortak menfaatlerini korumak adına bir araya gelen diğer üniversitelilerin birbirine sokularak oluşturduğu ayrıcalıklılar kulübüne kabul pasaportunuzdur. Yoksa gerçek anlamda üniversite bitirmeniz sizi daha erdemli yapmaz.   Yazar

Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret

Ahmet Deniz Ölmez

Kimseye, vicdanının kabul etmediği bir iş zorla yaptırılamaz. Bu, çok ilkel ve çağdışı bir yöntemdir. Bugün, inançlı bir kişiye, "inanma!" baskısı yapmak ne kadar despotça ise, silahı, savaşı, öldürmeyi kabullenmeyen kişiye, silah verip, savaşa gönderip, "öldür" demek de, o kadar despotça ve saçmadır.   Yazar

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°