Patronsuz Medya

Dünyanın bütün işsiz gazetecileri (!)

Aldığı ücretin azlığı dışında başka sorunlar da vardı. Gazete Marx'ın gönderdiği her yazıyı basmıyordu. İlgi çekeceğini düşündükleri yazılarını ise imzasız olarak gazetenin kendi mahreciyle yayınlıyorlardı. 1855 yılında, 'ya bütün yazı ve haberlerime imzamı koyun, ya da hiç birine koymayın' resti çekince, gazete, artık Marx'ın imzasını hiç kullanmamaya karar verdi. 1855 yılından itibaren Rusya konusuna yoğunlaşınca gönderdiği birçok haberin ciddi şekilde 'elden geçtiğini ve modifiye edildiğini' gördü. Sebebi sonradan anlaşılacaktı. Gazetenin, yazı işlerindeki Rus kökenli bir editör… Engels'in Pan-Slavizm ile ilgili yazdığı 15 kadar yazı hiç yayınlanmadı. Üstelik, gazete 1856 başkanlık seçimine daha fazla odaklanmak için dış haberlerde kesintiye gitme kararı almıştı. ABD'de 1861'de Güney-Kuzey iç savaşının da başlamasıyla gazetelerin dünya haberlerine ilgisi dibe vurdu. Gazete artık Marx'a haber başına 5 doları bile çok görüyordu. 1862 yılında Charles Dana, Marx'a artık kendisiyle çalışmayacaklarını bildirdi.

Cemal Tunçdemir (T24) 25 Ocak 2015

Başkanın uçağındaki adamlar veya paket gazetecilik

Gazeteciler, ister bir fiziksel otobüs veya uçağa doldurulsunlar isterse görsel bir metin etrafında toplansınlar, bir ortak alanı paylaşmaya başlamış oluyorlar. Aynı isim ve karakterlere muhatap oluyorlar, çok geçmeden de ortak bir dil ve duyarlılığa ulaşıyorlar. Başkanın otobüsündeki gazeteciler arasındaki fikir birliğiun sebepleri ile ilgili tespitleri de dikkat çekici. 'Otobüs'ü anne rahmine benzetiyor Cruose. ''Hepsi aynı rahmi paylaşıyor. Aynı sosyal arka plandan geliyorlar. Hepsi başkentin aynı isimleriyle görüşüyor, aynı haber kaynaklarından besleniyorlar. Hepsinin ellerine aynı dökümanlar tutuşturuluyor. Bir süre sonra aynı teorilere, aynı dedikodulara inanmaya başlıyorlar. Ve aynı haberleri yazmaya başlıyorlar.'' İşte bu nedenle de, ''sorduğunuz sorulara bağımsız cevap verme şansları, ilkokul çocuklarının çarpım tablosundan sorduğunuz sorulara bağımsız cevap verme şansları kadardır'' diye yazıyor Crouse.

Cemal Tunçdemir (T24) 23 Ocak 2015

O zaman polis niye var?

Halihazırda polissiz bir toplumu kurmayı bırakın, tahayyül etmek bile zor. Ancak sokaktaki rutin barbarlık ve teknolojik şövalyelik yayıldıkça, polis muhtemelen bunlara karşı bir kalkan olma, ortalama vatandaşı adi suça ve terörizme karşı koruma görevinden giderek çekilecek; belki de toplumdaki birçok silâhlı odaktan sadece biri haline gelecek. Zaten Amerika'nın bazı yoksul ve siyah bölgelerinde yaşanan aşağı yukarı bu. Eğer gidişat değişmezse, sıradan vatandaş mahallesindeki hırsıza karşı cihatçılardan medet umacak; cihatçıdan daha çok korkan mafyadan yardım isteyecek, vb Devletin önce sol eli kırılmıştı, şimdi de sağ eli bilim kurgu çizgi filmlerindeki mütantlara döndü. Dev gibi gövdesi ve zalimliği, kıt zekâsını ve sakarlığını saklayamıyor. Tam tersine ona trajikomik bir hava veriyor.

Daha nice fanatik, nice rehineyi basit bir alışveriş sırasında ortadan kaldırdıkça, çoğumuz kendine şunları sorar hale gelecek: Çocuğuma süt almaya bile korku içinde gideceksem, güvenlik güçleri niye var? Sadece siyah seyyar satıcıları boğazlamak, gençlerin ciğerlerini biber gazıyla doldurmak, uyuşturucu trafiğini düzenlemek, sonra da çocuklarımı üniformasıyla etkilemek için mi?

Cihan Tuğal (T24) 12 Ocak 2015

'Kötüler gerçekten yoğun bir tutkuyla mı dolular?'

İşte tam da burada, Yeats'in teşhisi mevcut durumu açıklamakta yetersiz kalmaktadır: Teröristlerin tutkulu yoğunluğu, gerçek bir inanca sahip olmadıklarının kanıtıdır. Haftalık bir mizah dergisindeki aptalca bir karikatürü kendisine yönelik bir tehdit olarak algılayan bir Müslümanın inancı nasıl bu kadar kırılgan olabilir? Köktenci İslami terör, teröristlerin kendi üstünlüklerine olan inançlarına ve kendi kültürel-dinî kimliklerini küresel tüketim uygarlığının saldırısından koruma arzusuna dayandırılamaz. Köktencilerle olan sorun, onların bizlerden aşağı olduğunu düşünmemizden çok onların gizliden gizliye kendilerinin aşağıda olduğunu düşünmeleridir. Bu nedenledir ki bizim onlara yönelik hiç bir üstünlük hissetmediğimize ilişkin aşağılayıcı ve politik doğrucu mahiyetteki sözlerimiz, onları daha kızdırıp kinlerini beslemelerine neden olmakta. Sorun kültürel farklılık (yani, kendi kimliklerini korumaya çalışmaları) değil, fakat tam tersi köktencilerin zaten bize benzemeleri, yani bizlerin standartlarını içselleştirmeleri ve kendilerini bu standartlarla değerlendirmeleridir. Paradoksal olarak, köktencilerde asıl eksik olan, kendilerinin üstünlüklerine yönelik gerçek bir ırkçı inançtır.

Slavoj Zizek (T24) 12 Ocak 2015

Bir fanatik fantezi olarak 'gerçek İslam bu değil'

Müslümanların büyük çoğunluğu ellerine silâh almasalar bile Charlie Hebdo gibi yayınlarda İslam'ın kutsal saydığı şeylere yönelik hicivleri kabul edilemez hakaretler olarak görüp kızıyorlar ve kendi ülkelerinde bu tür şeylere asla izin vermiyorlar (başka dinlere ve dinsizliğe her türlü hakaret her zaman serbest tabii). İfade özgürlüğü çerçevesinde kutsallar dâhil her şeyin sorgulanabilir olmasının bir toplumun yaratıcı potansiyeli ve hayatiyeti açısından ne denli kritik olduğunu henüz anlamak istemiyorlar.

İslam dünyası bu tür dönüşümleri şimdiye kadar yapamadı ya da yeterince yapamadı diye hiç yapamaz gibi tersinden bir özcülüğe savrulmanın âlemi olmadığı gibi, illa yapacaktır gibi medet ummalara da hiç gerek yok.

Eşitlik ve demokrasi mücadelesi, tüm dünyada olduğu gibi İslam ağırlıklı toplumlarda da, dindarların desteği olsa da olmasa da, din dâhil tüm sosyal ilişkileri eşitlik yönünde etkilemeye / dönüştürmeye devam edecektir.

Murat Paker (T24) 12 Ocak 2015

Ekmek, hürriyet, Hz. İsâ ve Asr Sûresi

Denilmişti ki 'Sen dünyaya insanların arasına ellerin çıplak olarak, basit varlıklar oldukları ve doğuştan onurlarını yitirmiş oldukları için kavrayamadıkları, korktukları, hatta içlerinde dehşet uyandıran bir özgürlük vaadiyle inmek istiyorsun. Bu özgürlük onları korkutur, çünkü insan için insanlardan meydana gelen bir toplum için özgürlükten daha ağır bir yük yoktur! Oysa bu çıplak ve güneşten kavrulan taşları görüyor musun? Onları ekmek haline getir! O zaman tüm insanlık daima içi titrediği halde, sana karşı şükran duyan uslu bir sürü gibi arkandan koşar. Elini çektin mi verdiğin ekmek hemen yok olsun…'

Hz. İsâ bu teklife, 'İnsan sadece ekmekle yaşamaz' diye cevap vermişti. Papaz ise Hz. İsâ adına kurulan ve tebliğini sahiplenen kilisenin, insanlara hürriyet yerine ekmek vadederek insanlara iyilik ettiği kanaatindedir. Papaza göre insanlar için vicdan hürriyeti çok câzip ve parlak bir şey gibi görünmekle beraber ondan daha çok ve endişe uyandırmaktadır. Katolik Kilisesi Hz. İsa'nın mesajını düzeltmiş, sırlı bir kurguyla insanlardan hürriyeti alıp yerine mutluluğu vermiştir. İnsanlığın bu yanlışını ıslah etmek için nüzûl ettiğini düşündüğü Hz. İsâ'ya karşı öfke doludur Engizisyon papazı.

Kilise insanların yükünü hafifletmiştir çünkü; insanlar hürriyetten korkarlar ama taşları ekmek yapmak mucizesini gösterdiğinde uysallıkla onu takip edeceklerdir. İsâ'nın insanlara gökyüzünden gelecek ekmeği vadetmesi, onlar indinde yeryüzündeki ekmekten daha değersizdir. Çünkü yeryüzünün ekmeği, insanların kime tapacağı sorusunun da karşılığıdır. İsâ, yeryüzünün kazandırdığı ekmeği, gökyüzünün vadettiği ekmek uğruna reddetmiş ve bunu insanları hürleştirmek için yapmıştır. Şöyle devam eder, 'Sen insanların iman ve vicdanı hür iradeleriyle bulmalarını istedin ve böylece kendi hükümranlığını sarstın.

Ahmet Turan Alkan (Aksiyon) 11 Ocak 2015

Model ülke koridor haline geldi

Türkiye, son yıllardaki yanlış politikaları ile aciz bir ülkeye dönüştü. Üstelik bu politikalarda bir değişiklik olacağına dair işaretler de yok maalesef. Sayın Ahmet Davutoğlu kısa süre önce CNN'de IŞİD'e karşı ittifakın yanında oluruz; Esed'i devirme hedefi de olursa dedi. AK Parti, Suriye rejimi kompleksinden kurtulmalı. Kurtulmazsa başka yeni sorunlar çıkacak. Suriye'de istediği hiç bir şey olmadı. Ne rejim yıkıldı ne askerî müdahale oldu ne tampon bölge ne de uçuşa yasak bölge fikri kabul gördü. Türkiye Suriye topraklarına girmeyi de göze alamıyor. Buna rağmen AK Parti iktidarının Suriye politikasını revize etme ihtimalini görmüyorum. U dönüşü yapmak istese bile yapamaz. Çünkü dış politikanın iflâsını ilân etmek olur. U dönüşü yaparsa iktidarı kaybedeceğine inanıyor. Ancak başka da çare yok.

Dr. Muhammed Nureddin → Sevi Aral (Aksiyon) 11 Ocak 2015

Fukara tesellisi: 'Gerçek İslam bu değil'

Hala, 'İslam bu değil', 'Zaten bu tür örgütleri Batılı güçler üretti' bahanelerine sığınmak, ortada çok önemli bir sorun olduğunu görmezden gelmenin, örtmenin gerekçesi olmaktan başka bir şey değil.

Evet, El Kaide'yi, ABD'nin Afganistan'da Sovyetlere karşı siyaseti besledi, büyüttü. Ama bu tek taraflı bir kirli iş değildi. Diğer taraf, zaten Soğuk Savaş döneminden itibaren, sabah akşam küfrettiği Batılı güçlerin yedek gücüydü. Bu konularda, daha önce de sayısız yazı yazdım. O karanlık tarihle yüzleşmeyen İslamcılık, 'dindarlık', dönüp dolaşıp 'IŞİD Batı tezgâhı' demekten öteye geçemiyor.

Madem öyle, ağız dolusu telin edin! İŞİD halifelik ilân edince, usul tartışmasına girişmeyin. Bir zahmet, 'Böyle rezalet olmaz, kim bu insanlar, İslam'ı ağızlarına nasıl alıyorlar' deyin bakalım da görelim hava değişiyor mu değişmiyor mu?

Madem öyle, gazetelerinizde, dergilerinizde El Kaide komutanlarına güzelleme yapmayın.

'İslam' anlayışınız bu konuda tereddüte düşmenize neden oluyorsa, zaten sorun burada başlıyor veya 'olay' burada bitiyor. Unutmayın, her Müslüman, İslam'ın temsilinden sorumlu.

Nuray Mert (Diken) 8 Ocak 2015

Fanatizm ve lümpenleşme yayılınca

Asıl önemlisi de giderek içe kapanmak, kendinden farklı olanları ve baş edilemeyen sorunları dışarıda bırakabildiğin, kurtulduğun illüzyonuna teslim olmak. Ötekileştirilenlerle ilişki ve diyalog yollarını kesmek, temas kanallarını yok etmek, yalnızlaşmak.

Bu noktaya gelince de sığınıldığı sanılan, hangisi baskın ise ister inanç, ister etnik, ister ideolojik kimlik olsun, o kimliğin fanatizmine-radikalizmine teslim olmak.

Bu psikolojik iklimle mücadele etmeden, çoğulculuğun ve bir arada oluşların kurum ve kurallarını oluşturmadan yeni terörizm çoğalacak ve yayılacak.

Bekir Ağırdır (T24) 8 Ocak 2015

Belirsizlikle başa çıkma sanatı

Belirsizlik hoşgörüı düşük insanlar belirsizlikten hızla kurtulmak isterler. Bunu da eldeki bilgilerle yetinerek, basit yanıtlardan memnun kalarak, siyah beyaz düşünme biçimini benimseyerek yaparlar. Her şeyin nasıl olduğundan, olacağından emin olmak isterler. İkircikliliği, güvende olmamayı kaldıramazlar. Oysa kim bu yolla güvende olmak ve belirsizliklerden kurtulmak isterse, yaşadıklarından yeni şeyler öğrenme ve deneyimli biri olma şansını yitirir. Bilinmeyenin bilincinde olmak deneyimin ve bilgeliğin temel karakteristiğidir.

Bazı soruları yanıtlayamacağını ya da o sorulara yanıt alamayacağını kabul eden kişinin belirsizlik hoşgörüı yüksek demektir. Yanıtsız kalan soruların hemen ve mutlaka yanıtlanmasıyla ilgili bir ihtiyacı yoktur ve yanıtlanamayan sorular, çözülemeyen sorunlar nedeniyle ortaya çıkan güvensizliğe tahammül edebilmektedir.

Belirsizlik hoşgörüının yüksek olması Raine Maria Rilke'nin mektuplarından birinde tanımladığı rahatlığı da beraberinde getirir: Kalbinizde çözülmemiş olarak kalmış her şeye sabır göstermenizi ve sorulara sevgi göstermeyi denemenizi rica ediyorum sizden… Önemli olan her şeyi yaşayabilmek. Şimdi soruları yaşayınız. Belki de günün birinde, yavaş yavaş, siz hiç fark etmeden, yanıtları bulacaksınız.

Alper Hasanoğlu (Radikal) 2 Ocak 2015

Diğergâmlık çilesi…

Hayatlarını başkalarına vakfeden insanların geçmişlerine baktığımızda esas olarak benzer bir çocukluk görürüz. Çocukluklarında kendi duygu ve arzuları önemsenmediği ve büyük ölçüde doyurulmadan bırakıldığı için, erişkin hayatlarında kendi duygu ve arzularını fark edebilmeleri de çok güçtür. Kendi duygu, arzu ve ihtiyaçlarına odaklanırlarsa egoist olarak da görülebileceklerine inandıklarından, başkalarının ihtiyaç ve isteklerini fark etmek ve onları karşılamak onların önceliğidir. Örneğin böyle bir kişi hiç bir zaman kendi maaşının arttırılmasına yönelik bir talep içinde olmazken, meslekdaşının haksızlığa uğramaması için mücadele edebilir.

Patolojik diğergâmlık adayları iyi bakım görmemiş, ihmal edilmiş çocuklardır. Böyle çocukların duygusal bir doyum yaşayabilmeleri mümkün değildir. Kendilerini sevilmeye lâyık, değerli, onaylanmış hissetmemişlerdir hiç.

Alper Hasanoğlu (Radikal) 2 Ocak 2015

AKP Türkiye'yi Dârülharp olarak görüyor

- AKP'nin son dönemde AB'ye karşı sertleşen açıklamalarını neye bağlıyorsunuz?

İçerde sıkıştıkça kaba bir milliyetçilikle böyle saldırıyorlar. Gerçi milliyetçiliğin rafinesi de olmaz. Milliyetçilik dünyanın en iğrenç şeyidir. Altını çizerek söylüyorum, milliyetçilik kadar iğrenç bir şey yoktur. Aşağılık bir şeydir. Bunu daha zarif yapanlar da var ama özünü değiştirmez.
Bu söylemin tamamen blöf olduğunu sanmıyorum. Hükûmet şu anda rant yaratamıyor kriz nedeniyle. Gelir düştü. Ortalama vatandaşın damarını iyi biliyorlar. Türkiye'de temsili seçmen BBP'lidir. Biraz milliyetçi, biraz muhafazakâr. Oyunun düşük olmasına bakmayın. Temsili seçmenin çizgisi Milli Görüş çizgisi değildir, BBP'lidir ama bunu iyi kullanamadığı için iktidara gelemez. AK Parti bunu ödünç alıyor. Ama ipleri atmak istediğini de sanmıyorum çünkü onun da maliyetinin çok büyük olacağını biliyor. İktidar, doların 4 TL olacağı bir sabaha uyanmayı göze alamaz. Özel sektörün 200 milyar dolara yaklaşan borcu var. Ayrıca yurt dışından gelen sendikasyon kredileri de etkilenir.

- Türkiye'de tabandan gelen ve hukuk devleti isteyen bir hareket olmadığını söylemiştiniz. Gezi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yaşam tarzları konusunda bir endişeyi halk dile getirdi. Erdoğan'ın yaptığı büyük hatalar nedeniyle yaşam tarzı argümanı üzerinden bir patlama oldu. Kürtaj, üç çocuk, bilmem ne… İnsanlar yeter dedi. Fakat objektif olarak bir hukuk devleti talebinin ifadesi değildi o. Ben oraya katılanların bir kısmını da çok yakından tanıyorum, kendi üzerlerindeki baskıyı kustular. Bu da demokratik bir şey, hoş bir şey. Hiç bir itirazım yok yani. Erdoğan da Kazlıçeşme'ye topladığı kalabalığın daha güçlü olduğunu düşünüyor. Söyleminden rahatsız olan kesimin azınlıkta olduğunu düşünüyor. Şu anda AK Parti Türkiye'yi Dârülharp (cihat ile İslam toprağı yapılacak gayrımüslim toprak) olarak görüyor. Çoğunluğu kontrol ediyorum, çoğunluğu azdırırım diye düşünüyor.

Eser Karakaş → Onur Erem (Birgün) 31 Aralık 2014

1915'e girerken

Soykırım mıydı değil miydi bilmecelerini, kim kimi kesti bulmacalarını bir kenara, elimizi ise vicdanımıza koyup 1915'te milyonlarla ifade edilen bir Osmanlı unsurunun artık Anadolu'da yok, bakayanın da gizlenerek veya ihtida etmiş halde var olduğunu görmek için. Hrant'ın deyimiyle dört dörtlük bir kültür soykırımını, muazzam bir medeniyet kaybını idrak etmek için.

Bu toprağın Müslüman olmayan vatandaşlarının artık burada yaşamıyor olmasının bu memleketin en büyük kaybı olduğunu kavrayabilmek için.

Ermenilerin o vakitler Büyük Felâket olarak adlandırdıkları soykırımın, yalnız kendi felâketleri değil bu memleketin de felâketi olduğunu akıl edebilmek için.

Öldürülen, kovulan, kaçmak zorunda bırakılan Gayrimüslim vatandaşlarımızın akıbetlerinin aynı zamanda beyin itlâfı, beyin göçü, burjuvazi, kültür ve medeniyet zayiatı olduğunu fark edebilmek için.

El konulan mal, mülk ve çocuklarının lânetini hesap edebilmek için.

Cengiz Aktar (Taraf) 30 Aralık 2014

Velev ki, fahişe…

Rahmetli Ulus Baker bir yazısında, 'statükonun sürdürülebilirliğini' mealen şöyle tanımlıyordu: Dünya hızla değişiyor, zaman hızla akıp gidiyor. Bu durumda, modern dünyada statükoyu korumaya çalışan bir muhafazakârın yaptığı, geçmişin değerlerini korumak değil, bugün sahip olduğu her neyse, onu gelecek kuşaklara dayatmaktır. Hâl böyleyken, ne korunmaya çalışan statüko artık geçmişin değerler bütününü anlatır ne de gelecek, anlamlı biçimde ele alınabilir.

Türkçesi: Her düşüncesini ve yaşam biçimini çoluk çocuğuna dayatmaya çalışan, dayattığının gelenekle bağı çoğu zaman bölük pörçük kurulmuş, katlanılmaz anne babalar. Yetişkinler. Yönetimler. Dolayısıyla, muhafazakârlıkla onun tarih içinde aldığı muhtelif biçimlerini; dincilik, gericilik, bağnazlık, tutuculuk gibi kavramlar ile bitiştirip birini diğerinin yerine kullanmamakta yarar var.

Murat Sevinç (Diken) 30 Aralık 2014

Bir yılın muhasebesi: Sanmasınlar ki yorgunluk yılgınlıktır

Ne kadar utanmaz, ne kadar iki yüzlü oluyor bazıları, inanamıyor insan. Dün söylediğini bügün inkâr edenden geçilmiyor ortalık.
Laf cambazlığı, 'siyaset teorisi' diye evire çevire geveleniyor

Ak saçından utanmadan itirafçı olan mı ararsınız, içinde bulunduğu çevrede tanık olduklarından zamanında hiç rahatsız olmayıp, gemi su alınca mahkemede aleyhte tanıklık yapan mı?

Zamanında, küçümsediği lidere dalkavukluk yarışında başı çeken mi ararsınız, lâf cambazlığını 'siyaset teorisi' diye evire çevire gevelemekten usanmayan mı?

Zamanında iktidar partisinde gelecek görmeyip veya yer bulamadığı için esip gürleyip, sonradan geç yakaladığı trende lüks seyahat uğruna sözcülüğe soyunan mı ararsınız, 'Ben de buradayım, milletvekili seçimlerinde beni unutmayın' mesajı vermek adına, gün aşırı yorum sayfalarını döşeyen akademisyen mi?

Hepsi ve daha neler neler bir kıyamet sergisi gibi gözlerimizin önünde biteviye akıp gidiyor. İzlemekten utanıyoruz, tanık olmaktan yorgun düştük.

Yorgunluğumuz bir yıl daha arttı ama sanmasınlar ki, yorgunluk yılgınlıktır, sanmasınlar bezginlik bitkinliktir.

Nuray Mert (Diken) 30 Aralık 2014

Neden?

- Neden yurdumda işlem görmemiş kahverengi şeker rafine edilip ağartılarak beyazlaştırılan yani üste masraf yapılan şekerden daha pahalıdır?

- Neden Türkiye'deki suç haritası sadece suçların işlendiği yere göre verilir de, suçluların nüfuslarının kayıtlı bulunduğu yere göre verilmez?

- Neden printer mürekkebi yeni mürekkep almak yerine yeni printer almayı düşündürecek kadar pahalıdır?

- Neden arabasıyla yayaya vurup kaçıp yayayı ölüme terk edenler cinayet suçlaması ile suçlanmazlar?

- Neden çocuk hırsızlara uygulanan cezada ebeveynlere pay verilmez? Çocuklarını eğitemeyen aileler çocuğun suçunda ortak değil midir?

- Neden İstanbul'un koskoca ilçelerinde topu topu 5 nöbetçi eczane olur? Hangi sebeple nöbetçi eczane sayısı insan sayısına göre düzenlenmez de, insanlar etraflarında yüz eczane varken, ta bilmem nerelere sürüklenir gecenin bir yarısı? İstanbul'un her ilçesi, en Türkiye şehirlerinin çoğundan büyükken…

- Neden Türkiye'nin en muhafazakâr hükümeti zamanında GDO'ya izin verilir? GDO Allah'ın yarattığını onun yarattığı şekilde beğenmemek ve değişiklik yapmak değil de nedir?

Kutsi Akıllı (Dişlekler Dişlek Olduklarını Söyleyemez) 30 Aralık 2014

Ahmet Kaya nerede linç edilmiş, kendisine 'yaratık' dediğim o yazıyı hak etti!

Aslında sizin bana ne sorduğunuzu anlayamıyorum. Ama aradan yıllar geçtikten sonra bir yazımdan cımbızla aldığınız bir cümleyi soruyorsunuz. Ben de hatırlamıyorum. İnşallah siz de en az 10 bin yazı yazarsanız ve yazdıktan sonra karşınıza sizin gibi genç gazeteci gelir ve size 22 sene önce yazdığınız yazının a harfinin neden b olmadığını sorar. Hata ettiğim zaman bunu itiraf ettiğime örnek veriyorum, neden hatanızdan çabuk döndün, diyorsunuz. Dönmesem, neden hatanızdan dönmüyorsunuz sorusu çıkıyor!

- Şekilden ziyade merakımız, benzer hatalarınıza rağmen kendinize Dikkat demek yerine neden önünüze gelen bilgiye güvenmeye devam ettiğiniz.

Kusura bakmayın! Benim hayattan aldığım ders bu kadarmış.

Oktay Ekşi → Hazal Özvarış (T24) 29 Aralık 2014

Masaya buyur! Ne içersin?

Necdet Şen
3 Ağustos 2003

Yazarları imza günü ve söyleşi için üniversitelerine davet edip sonra da yumurta yağmuruna tutanları da sonra hep birlikte tanıdık. O nedenle, kusuruma bakma sevgili okurum, ben imza günü ve söyleşi yapmıyorum. Neden mi?

Alageyik Destanı

Ali Türkan
9-16 Ocak 2002

Proleter patron yok ama patronların varlığını, aynı anlamda kapıcı, temizlikçi gibi meslek gruplarının olmasını, ille hiyerarşi olacaksa bunu belirleyenin erdem değil para olmasını böylesine kanıksamış olmamız üzüyor beni.

Bir dirhem et kaç ayıp örter?

Necdettin Porsiyon
7 Mayıs 2013

Kararlıyım, eğer kanun kuvvetiyle yasaklanırsa ve herkes sebzeyle beslenmeye başlarsa, ben de bu yasağa uyarım. Yazık, onları da Allah yarattı, değil mi?

Sefa geldi

Seyit Balkuv
8 Nisan 2009

Sonra hayatı düşünüyorum ve tabii ölümü. Oğlumun ayakları üstünde durduğunu günü görene kadar hayatta kalma iştiyakı taşıdığımı fark ediyorum. Kendime tarihler biçiyorum. Filân yılı göreyim yeter, fazlasını istemem diye pazarlıklar yapıyorum küçük aklımla.

Hayran mektubu

Charles Bukowski

neyse, içimden sana yazmak geldi. kitapların burada tekrar tekrar okunuyor. Benny senin yaşlı bir osuruk olduğunu söylüyor, iyi yazıyormuşsun ama onun ta$aklarını kesekâğıdında bile taşıyamazmışsın. sen böcek sever misin, Bay Chinaski?

Pano

Dünyanın bütün işsiz gazetecileri (!)

Cemal Tunçdemir (T24) 25 Ocak 2015

Aldığı ücretin azlığı dışında başka sorunlar da vardı.

Son Yorumlar

Zgr Tkn → Sırtımı hep kendim kaşırım
Zgr Tkn → Sırtımı hep kendim kaşırım
Levent Yaycı → Solculuğun kitabı
Elçin Balkuv → Solculuğun kitabı
Yavuz İnan → Je ne suis pas Charlie
Yavuz İnan → Çadır Tiyatrosu
Zgr Tkn → Neuzubillâh!Ne yemiş bu?
Necdettin Efendi → Neuzubillâh!Ne yemiş bu?
Zgr Tkn → Neuzubillâh!Ne yemiş bu?
Tiraje Vıcık → 2 penisli adamın karın kasları
Levent Bozkurt → 2 penisli adamın karın kasları
Dumur Abi → Bu nasıl haber dili?
Emre Sermutlu → Şeyh uçmaz danışman uçurur
Nejdet Tukaka → Cihangir Kolonisi'nin Azizesi: Pınar Selek
Veli Netameli → Cihangir Kolonisi'nin Azizesi: Pınar Selek
Necdettin Skywalker → Ben gene de iyimserim;)
Emre Sermutlu → Ben gene de iyimserim;)
Karman Karışık → Ben gene de iyimserim;)
Necdettin Kozmoz → Ben gene de iyimserim;)
Emre Sermutlu → Ben gene de iyimserim;)
Şima Mcgregor → Yazarsız evler
Melih Özel → Ben gene de iyimserim;)
Hiddettin Efendi → Bu nasıl haber dili?
Agnostik Necdettin Efendi → Agnostik Necdettin Efendi Camii
Hain Domdom → Ben gene de iyimserim;)
Necdettin Horoz → Ben gene de iyimserim;)
Bilge Bozkurt → Ben gene de iyimserim;)
Elçin Balkuv → Düşmanlığın kime?
Melih Özel → Şimdiki Aklım Olsa
Ahmet Faruk Yağcı → Şimdiki Aklım Olsa
Elçin Balkuv → Ah şu kahrolasıca erkekler!
Nebula → Bu nasıl haber dili?
Hain Domdom → Yazarsız evler
Yakup Kamer → Tommiks
Levent Bozkurt → Biriktirme, at gitsin, hayatına yazık!
Mustafa Everdi → Yazarsız evler
Durmuş Düşünür → Yazarsız evler
Ebru Lee → ABD Sineması ve Kültür Emperyalizmi
Silly Billy → ABD Sineması ve Kültür Emperyalizmi
Zgr Tkn → Sahilde bir mitomanzede
Mehmet Akar → Kalp krizi ve ilk yardım
Mehmet Akar → Kalp krizi ve ilk yardım
Yalçın Şahin → Alevîler düşman mı?
Melih Özel → Fikret Kızılok
Ernesto → Alevîler düşman mı?
Ermesi → Alevîler düşman mı?
Zgr Tkn → Memursun dediler vermediler
Levent Bozkurt → Memursun dediler vermediler
Beyinge Rekmeyen → Memursun dediler vermediler
Levent Bozkurt → Memursun dediler vermediler
Silly Billy → Devrimci Kemal, o binaları yıkabilir misin?
Macit Cünüoğlu → Memursun dediler vermediler
Zeynep Bozboğa → Memursun dediler vermediler
Beyinge Rekmeyen → Memursun dediler vermediler
Zgr Tkn → Memursun dediler vermediler
Levent Bozkurt → Memursun dediler vermediler
Nurdan Kılıç → Savaş Kör, yargı kör, vicdan kör

Derkenar'da     Google'da  

78