Patronsuz Medya

Yoksullar çocuklarını sevebilir mi?

Necdet Şen - Star, 4 Ağustos 2008


Bir gece canhıraş bir çığlıkla yatağımdan zıpladım. Üst katlardan geliyordu ses. Biri avaz avaz bağırarak yardım istiyordu.

Merdivenlere seğirttim. Başka komşular da vardı merdivenlerde. Basamakları üçer beşer çıktık.

Üst katlardaki komşulardan biri alev alev tutuşmuş, kendisini can havliyle attığı merdiven sahanlığında yerlerde yuvarlanarak sönmeye çalışıyordu.

Uğraştık didindik söndürdük sonunda. Hastaneye kaldırıldı. Aylar sürdü yanıklarının iyileşmesi.

Sonradan öğrendik, meğer yanmakta olan gazocağının hemen yanıbaşında benzinle leke çıkarmaya kalkışmış.

Hiç aklına getirememiş benzinin ne kadar kolay parlayabilen bir madde olduğunu.

* * *

Küçük bir ayrıntı: Üst kattaki komşumuz üniversitede hoca.

Çok kültürlü. Cumhuriyet ve Newsweek okuyor.

Ateşle benzinin yanyana olamayacağını da öğrenmiş oldu bu olay vesilesiyle.

* * *

İstanbul'un en tuzu kuru semtlerinden biri burası. Komşularımın hemen hepsi tatillerini Güney Fransa'da ya da Yunan adalarında falan yapan gayet "çağdaş" ve müreffeh insanlar.

Ama yine de bitişik komşusunun adını altı yıl boyunca merak bile etmeyen, alt katta oturanların kahvaltı sofrasının üzerine kilim paspas silkeleyebilen, şakır şakır Fransızca konuşmakla birlikte gecenin bilmem kaçında bağırıp höykürmekte ve kulağını temizlediği kirli pamukları, sivrisinek tabletlerini, sigara izmaritlerini pencereden bahçeye atmakta hiç sakınca görmeyen gayet nezih insanlar bunlar.

Türkiye'nin Avrupaî yüzü. Medarı iftiharımız.

* * *

İstanbul'un Balat semtinde büyümüş bir arkadaşım yıllar önce ziyaretime geldiğinde şöyle demişti:

"İlk gençliğimizde birkaç arkadaş belediye otobüsüne biner bu semtlere gelirdik. Sokaklarda dolaşırken 'acaba bu evlerde yaşayan insanlar nasıl kişilerdir?' diye sorardık birbirimize?"

Gülmüştüm. Anlatsam inanır mıydı bilemem ama bu semtlerde yaşayanlar da aynen onlar gibi kütür kütür osurur, onlar gibi temizler gırtlağını. Fazladan bir de aşırı kibirlidir.

Bu semtin insanları en anlamadığı konularda bile bilgiçlik taslayabilen, çulsuzun başına gelen her türlü kazayı onların hayvanlığına verebilen ve bu sayede kapısının önünde duran 150 milyarlık cipin kaç tane yoksulun ekmeksiz ve ilâçsız kalması pahasına getirilip oraya park edildiğini sorgulamaktan imtina eden değişik bir insan çeşididir.

Tek tek sohbet etsen görürsün ki hoş insanlardır çoğu. Yol yordam bilir, konuğuna likör çikolata ikram eder, kavga ederken bile "siz" der, alafranga yemek adlarını ve konçertoların opus numaralarını ezberden sayar.

Demokrasi kavramı üzerine kafa yoran, zengin olduğu halde yoksulun hukukunu savunabilen, hatta bunun için kendi rahatından feragat edebilen, hapislerde yatmış, coplanmış, gadre uğramış insanlar da çıkar aralarından.

Ama yine de "yaşamın gustosundan haberdar olmak" diye adlandırdıkları bir yabancılaşma ve yoksula iğrenerek bakma illeti onları ele geçirmiştir.

Paşa dedesinden kalma konakları müteahhide verip lüks apartmanlar yaptırtma lüksüne hiç sahip olamamış yoksul çoğunluğun derme çatma yığma evlerde yaşıyor olmalarını zevksizlik ve ilkellik olarak görebilecek kadar felsefeyi yalayıp yutmuş kişilerdir.

Bu yoksul insanların başına gelen her türlü belâyı onların cehaletine sevgisizliğine barbarlığına vermek gibi derin analizleri dillerinin altında hazır bekletirler:

"Hayvan bunlar. İstanbul'a sokmamak lâzım. Sırtları da kıllı zaten. Göbeklerini kaşırlar."

Onlar kadar zalim olmayan çok daha zarif burjuvalarımız da vardır. Asla küfür etmez, bayağılaşmaz, ince ince yererler bu geriliği:

"Ben dinî konulardan anlamam ama eğer anlasaydım onlara din kitaplarından alıntı yaparak 'sizin bu yaptığınız günah' derdim."

Yaaaa. Çok günah. Bilmemkaçıncı ayet. Öğrendiniz mi?

Bizim vaktimiz olmadı, öğrenemedik. Ateistiz zaten. Bize lâzım olmaz o bilgiler.

* * *

Memleketimin entelijansiyası İstanbul'un mutena semtleriyle Avrupa'nın mutena semtleri arasında gezip tozan bir turist kafilesi. Buralı değil. Olmaya niyeti de yok.

Gebze'nin doğusu Belucistan. Orada yamalı giysilerle dolanan ilkel ve çirkin bir primat kalabalığı yaşar. Her fırsatta ölürler bunlar. Ölmekle de kalmaz, bizden bol bol azar işitirler.

Çocuk sevgisini biz icat ettik. Patenti bizde. Henüz oralarda şubemiz yok. Hayatın değerini de bir tek biz biliriz. Çocuklarımızın doğumunu ve büyükannelerimizin ölümünü gazete ilanlarıyla duyurmayı da. Onlar hayvandır, sadece haykırır tepinir bayılırlar.

Bütangazı hortumu sadece Konya'nın kuş uçmaz kervan geçmez mezrasında kaçak yapabilir ve o esnada uyku sersemi bir çocuk elektrik düğmesine sadece o uzak mezralarda basabilir. Bunlar ilkelliktir. İlkel ve beş parasız olmayı onlar seçmiştir zaten. Ateist ve malumatfüruş olmaksa sadece bol kazançlı burjuvanın ulaşabileceği gayet derin bir insanlık mertebesidir.

* * *

Annemin evinin karşısında bahçe içinde bir çocuk yuvası vardı. Geçenlerde müteahhite verildi. Kaşla göz arasında nefis görünümlü bir apartman dikildi oraya. Sordum, dairelerin fiyatı 550 milyardan başlıyormuş.

Süleymancılara söyleyelim de o dairelerden birini satın alsınlar, bundan sonra kaçak kuran kursu açacaklarsa da oraya açarlar artık.

Tüpgaz patladığında çocuklar gene ölür ölmesine de, hiç değilse bina yıkılmaz.


 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 9457


 

Necdet Şen

Çingeneler zamanı

Ali Türkan

Adeyin döktürün biraz! Eeeeep beraber! Sıvgana bilkaya varacaaaam garıma da kızanıma bakacam masaları, sofraları guracaaaam kimseye muhtaç galmayacaaamaaade güzel emine'm kalksanaaalevent'e göbekleri atsanaaalevent paraları kazaaanıııırayilenin çileleriii azalır.  Devam


Masumsun

Necdet Şen

İyilik dayatılamaz. İyilik, seçme hakkı olanların bilerek yöneldiği ve bedelini ödemeyi göze aldığı bir erdemdir; düzen neyse onun buyruklarına boyun eğmiş kuru kalabalığın ortalama değerleriyle iyiliği karıştırmak ise cehaletin daniskası.  Devam


Son Yorumlar

Bilge Bozkurt - Köyden kente göç sürecinde yalnızlaşan insanın, biraz da dînî bütün bir kimlikse hele... İslâmî Cemaatler

Bade - Sevgili Alper Uzun, anlaşılması zor bilimsel konuları akıcı bir dille bize aktardığınız... GPS'li hayatlarımız

Muzaffer Terzi - Yazının sonunda söylemem gerekeni başında söyleyeyim de meramım güme... Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz

Melih Özel - Sevgili Faruk, gene bir solukta okunan, akıcı bir yazı yazmışsın. Son 4... Kozmik Deprem Senaryosu

Necdet Şen - 17 Ağustos depreminden sonra 2 hafta kadar Adapazarı'nda kalıp gönüllü olarak işin bir... Kozmik Deprem Senaryosu

Büdütör - Yine Radikal'den bir haber alt başlığı:"Yeni sürüm Beta 4.1, (...), dil çeviri fonksiyonuyl"... Bu nasıl haber dili?

Melih Özel - Ülkemizin en uzun süreli tahsilini yapan bireylerinin, bu uzun süre sonunda... Eğitim 'cehaleti' alır, eşeklik baki kalır (mı?)

Daha fazla Yorum »


Web Gezgini

CHP korkusu!

1977 seçimlerinde Şehremini'de sandık müşahidiydim. Bir ara yaklaşık 40 kişilik sakallı-çarşaflı bir grup geldi, oylarını kullandı. İçlerinden birini tanıyordum, dışarıda kime oy verdiklerini sordum, "AP'ye, yani Demirel'e" dedi. Sebebini sorunca "CHP korkusu" dedi. İçim cız etti.

Ali Bulaç (Zaman)


Son Yazılar

Ev alırken nelere dikkat edilir?

Durmuş Düşünür

Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil.  Devam


Dört anlaşma

Don Miguel Ruiz

Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır.  Devam


Kozmik Deprem Senaryosu

Ahmet Faruk Yağcı

Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak?  Devam


İslâmî Cemaatler

Vahap Demir

Sosyoloji bir anlama çabasının adıdır, değer yargılarını, inançlarını bir kenarda tutmayı, olan biteni en objektif haliyle resmedebilmeyi gerektirir.  Devam


Eğitim 'cehaleti' alır, eşeklik baki kalır (mı?)

Necdet Şen

"Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır" sözü ne yazık ki gerçeği tam yansıtmıyor, çünkü eğitimin cehaleti aldığı falan yok. Tam tersine, -eğer kişinin mayasında efendilik yoksa- bu cehaletin üstüne bir de lâf ebeliğini ve kendini bilmezliği ekliyor.  Devam


Evliyalar, Bursa, çocukluk ve şu hayat

Erdem Abaka

Ben kazık kadar adam oldum. Kendime hâlâ uygun bir balta arıyorum sap olabilmek için. Kokaine tövbe eden Megastar Tarkan dışarıda. Bazı şeyler için tövbe etmeyen bir takım adamlar içeride.  Devam


Editör'ün Önerisi

Paradigmanın İflâsı

Fikret Başkaya

Bize göre "çağdaş toplum"; kimyasal-biyolojik silahlara, F16'lara, nükleer füzelere, otoyollara, uzaktan kumanda aletine, Coca Cola'ya, robotlara vb. sahip olan değil; kendisi hakkında düşünme yeteneğine sahip olan, bugününü ve geleceğini tasarlayabilen toplumdur.  Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.   http://www.derkenar.com/necdetsen/yoksullar-cocuklarini-sevebilir-mi/

 

17 - 37 - 305 - 451

 

12 Mart 2010 Cuma
Web Derkenar
©