Necdet Şen

Sadece 2 hafta oldu!

Necdet Şen - 30 Ağustos 2002


Yok, hayır, ben müneccim falan değilim.

Hele ekonomist falan hiç değilim.

Dahası, ekonomi zerre kadar anlamadığım, ilgi alanıma hiç girmemiş bir konudur diyebilirim.

Ama "bunlar sallantıda, battı batacak" dememin üzerinden sadece 2 hafta geçmişken, teslim bayrağını çektiler işte.

Veezy ve Denizbank markalarıyla maruf Vestel kuruluşlarından söz ettiğimi sanırım anladınız. Gelin önce Vestelnet adındaki burnundan kıl aldırmayan internet devinden gelen e posta mesajına göz atalım:

Bilgi için VESTELNET'i arayan Sn. VESTELNET İnternet erişim hizmeti abonesi; Türkiye'nin İnternet servis sağlayıcılığı alanında önde gelen iki firması; VestelNet ile Superonline aralarında yapılan anlaşmaya göre; Vestelnet aboneleri bundan böyle Superonline altyapısından internet hizmeti alacaklardır. VeezyGo modeli ve Veezy markalı erişim hizmeti ile birçok aileyi internete bağlayan Vestelnet, pazarlama kanalında Vestel PC'leri aracılığı ile internet hizmetini halka ulaştırmaya devam edecektir. Mevcut Vestelnet aboneleri, e-posta hizmeti ve adresleri dahil olmak üzere abonelikleri dahilindeki tüm hizmetleri, Superonline kalitesi ile almaya devam edecekler. VeezyGo aboneleri aynı abonelik koşulları devam ettiğinden Denizbank kredi kartı ile ödemekte oldukları abonelik bedellerini İnternet Servis Sağlayıcılığı sözleşmelerine göre ödemeye devam edeceklerdir. Bu altyapı paylaşımı ile ilgili detaylı bilgi önümüzdeki günlerde gerek web sayfamız gerekse tarafınıza gönderilecek e-posta vasıtasıyla verilecektir.

Yukarıdaki acz bildirimine üstünkörü göz gezdirenler bile şunu hemen anlamışlardır:

VeezyGo diyor ki, "ben bu internet işini kıvıramadım, çuvalladım ve işleri konunun uzmanı Superonline'a devrettim" .

Hatırlarsınız, geçen yıllarda Kestaneci ve Kokoreççi tiplemeleriyle olabildiğince çok kişiye internet bağlantısı satmayı hedefleyen ve tüketici tercihini etkileyebilmek için kendini "çok büyük" hatta "dev" gibi gösterme stratejisini izleyen ixir.com da aynı makus talihi yaşamış ve büyük palavralarla gözünü boyadığı binlerce (belki onbinlerce) insana para karşılığı sattığı mal çürük çıkınca, "sizi Superonline'a havale ettim" deyip piyasadan sıvışmıştı.

Şimdi de Veezy "ben kıvıramadım, hadi Superonline'a emanet olun" deyip kirişi kırıyor.

Peki bendeniz de dahil, onbinlerce (belki yüzbinlerce) kandırılmış insandan avuç avuç dolarları toplarken atılan o palavralar neydi?

Buna hile-hurda-dalavere denmez de ne denir?

Dedim ya, ekonomiden hiç anlamam, ben Mısır'daki sağır sultanım. Ama yine de bu balonun patlayacağını size söylediğim günün üzerinden daha iki hafta geçmemişken fiyaskoyu itiraf ettiler.

Bu kampanya aslında bizden taze para toplayabilmek, yani kendi bankalarına faizsiz kredi kullandırabilmek için icat edilmiş bir numaraydı. Bizden toplanan parayla internete yatırım yapılmadı; tersine, toplumumuzdaki modern teknolojiye ve internete yönelik eğilim, vatandaşın üç kuruşlarını emebilmek için fırsat olarak algılandı.

Mısır'daki sağır sultanın (yani bendenizin) bile görebildiği bu kumpası muazzam bütçeli medyanın dolgun maaşlı ekonomi uzmanları görebildiler mi, bilemiyorum. Biliyorsunuz, okumuyorum o paçavraları. Herhalde patronlarının ticarî ve siyasî faaliyetlerinin pazarlamasını yapmaktan bu konuya eğilecek vakitleri olmamıştır.

Hiç anlamam ekonomiden ama yine de size dümeni açıklayabilirim.

Bankası da olan bir holding var ortada (hangisinin yok ki). Bu tarz holding bankalarının kasalarının bir biçimde faizi şusu busu sorulmayan, nerede kullanıldığı takip edilmeyen "sahipsiz" parayla dolması gerekiyor hızlı büyüme mantığı açısından. Kılçıksız balık gibi yani, tadından yenmeyen bir meblağ banka için bu bir sürü ufak paranın toplamı.

Örnek olsun diye söylüyorum, ucuz peşinatlı VeezyGo kampanyasına aylar önceden yatırılan ve karşılığında tek kuruş faiz ödenmeyen 100 dolarlar hangi işlerde kullanıldı ve kullanılmakta acaba? Kim araştırdı parasının gezindiği güzergâhı? Satın aldığımız şey (VeezyGo) ödediğimiz kadar ediyor mu sahiden? Dargelirliliğin verdiği eziklik değilse nedir 100 dolar peşinatlı VeezyGo müşterilerini birbirleriyle mağduriyet ortağı yapan? Hangi yoksul burnundan kıl aldırmayan bir holdinge hesap sorabilir?

Acaba bankanın kasalarında biriken o paralarla faaliyet gösterdikleri alanda (internet alanında) yeterli altyapı yatırımları yapıldı mı?

Görünen o ki yapılmamış. Bunu ben çektiğim Veezy çilelerinden biliyordum; yukarıdaki itirafnamedeki "artık Superonline kalitesi ile" ifadesi de zaten bu gözlemimi doğruluyor. Çünkü "superonline kalitesi" ifadesi aynı anda "Veezy kalitesizliği" anlamına geliyor.

Oradaki pişkin adamlara bir kez de buradan sorayım; iki yıldır telefonlarla e postalarla arayıp bu kalitesizlikten şikâyetimi dile getirdiğimde neden hep "bizim teknolojimiz iyi, sorun sizin telefon hattınızda, annenizin kızlık soyadını bir daha söyleyin" ve benzeri lâfazanlıklarla durumu idare ettiler? Oysa ben de dahil birçok kullanıcı biliyordu onların teknolojiye ve kaliteye yatırım yapmadıklarını. Paralarımızın beceriksizce değerlendirildiğini (ya da belki başka kanallara aktığını) kestirebiliyorduk. Ama onlar ısrarla gerçek olmayan şeyler söylüyorlardı. İşte sonunda (mecbur kalınca) sakladıkları gerçeği de itiraf ettiler.

Güzelim Türkiyem vahşi batı gibi. Bankaların Red Kit'in maceralarındaki bankalardan bile iğreti olduğu ve o oranda lâubalice yönetildiği, banka patronlarının kendi bankalarının içini hortumlayıp diğer şirketlerine, oradan da kimbilir nerelere akıttığı, alınterimizi buharlaştırdığı ve bunun karşılığında en fazla birkaç ay hapis yatıp sonra servetlerinin başına geri döndüğü bir ülke oldu. Benimki gibi birkaç bireysel itirazın dışında bu tufaya ses çıkaranın pek olmadığı bir ülkeye dönüştürüldü memleketim.

Bar bar bağırdım bir buçuk yıl boyunca. VeezyGo kampanyası bir balondu. Parlak vaadlerle aklımızı çelen bu kampanyadaki muhtemel amaç paralarımızı Holding bankasının kasasına (oradan da kimbilir nerelere) akıtmaktı herhalde. Kurumlaşmak gibi bir niyetleri yokmuş demek ki. Başka nasıl açıklanabilir hizmetteki bu paspallık?

Kim bilebir ki bir internet bağlantısı satın alırken onun altyapısını, teknolojisini, servisini falan araştırmak gerektiğini? Zaten bu tarz kampanyalar daha önce internetle tanışıklığı olmayan insanları baştan çıkarmak üzerine kurulur. Paraları uyanığa kaptırdıktan sonra burnun sürtüle sürtüle anlarsın çürük mal aldığını, ama üç yıllık sözleşmeye imzayı basmışsındır.

Zaten o sayfalar dolusu, 6 puntoluk minik yazıları okuyacak ne sabrın vardır ne de seni kıskıvrak bağlayan hukuk inceliklerine hakimiyetin. Başına gelecekleri sezer, ama çaresizlikten imzayı atar, bacak arasından yersin golü. Yanlış bir markadan alışveriş yaptığını hissedersin hissetmesine de, ne etrafında akıl verecek bir tanıdığın vardır, ne de teknik destek alabileceğin tarafsız bir kurum bilirsin. "Yâ settar'" der, dalarsın maceranın göbeğine. Tam o noktada seni ve cebindeki dolarları bekleyen dızdızcıyla karşılaşırsın.

Kaldı ki, bu konuda bana danışan bir arkadaşımı Veezy konusunda uyardığım halde, en "ucuz" (ama aslında en pahalı) peşinat onunki diye gitti Veezy'nin kucağına oturdu. Şimdi önünde 3 uzun yıl var, çok yolar saçını başını.

Veezy balonu söndü ve bunu size duyuran ilk ve tek kaynak Patronsuz Medya - Derkenar oldu

"Artık Superonline kalitesine emanetmişiz", aman ne iyi! Ne var ki ben zaten bezginliğin doruğuna varmış ve iki hafta önce 36 milyon lirayı bastırıp Superonline'dan 3 yıllık bir e posta hesabı satın almıştım bile. Ve şimdi bana çürük Veezy bağlantısını satan ve de 2 yıl boyunca kızlık soyadını sora sora anamı ağlatan Vestel Holding, "artık Superonline kalitesine emanet olunuz" diyor.

Siz de BDDK'nın müşfik kollarına emanet olunuz inşallah!

Bir kez daha keklendim Veezy tarafından. Belli ki haftalar-aylar öncesinden belliydi bu devir teslim işlemi, bizden sakladılar. Saklamakla da kalmayıp, ahmak yerine koydular "Veezy'den kaynaklanan hiç bir sorun yok" diyerek.

Ve hizmeti adamakıllı sermiş, mail-login sayfaları bile açılmayan, değiştirdiğimiz şifreleri hesaplara yansıtamayan, amatör bile denemeyecek kadar konunun acemisi adamları çalıştıran çürük mal satıcıları şu ana kadar çektirdikleri çileden dolayı özür bile dilemiyor. Oysa ben onlara hem kaptırdığım paralardan hem de Veezy berbatlığından gına gelince ek Superonline hesabına ödediğim paradan dolayı, her gün lânetler yağdırıyorum. Voodoo büyüsü bilsem onu da yapardım. Hack bilgim olsa yedi sülalelerini hacklardım! Adreslerini bilsem pencerelerinin önüne osuruk ağacı diker, her gün sulardım.

Bu zevatı mahkemeye vermeye kalksam, hem konuyu bilen avukat bulamam, hem mahkeme harcını yatırmaya param yetmez, hem de yeni bir uzmanlık alanı olan internet konusunda sağlıklı karar verebilecek bir yargıca rastlamak, totoda 13 tutturmak kadar imkânsıza yakın olduğu için, bir nevi adalet-toto oynamış olurum. Zaten onlar da bunu bildiklerinden o kadar pervasız ve umursamaz. Çünkü güzel Türkiyem, yargı yolunun kazıklanmış tüketici için fazlasıyla çileli bir yol olduğu tuhaf bir memleket. İnternet hukuku, ne yazık ki henüz fetus aşamasında bir hukuk ve mevzuatında doğru dürüst içtihat oluşmamış. Bu konudaki bir davada Mera hukuku'nu ya da Gemi Adamları Kanunu'nu esas alabilecek yargıçlara rastlamak ihtimali bile var. Yani yargı yolu, daha katmerli bir çile kapısı.

Demek oluyor ki, vur dibine havalansın neco, canını sıkma, bas kalayı!

Bir kazık yedik ki, sormayın gitsin. Yasalar kimden yana bilemem, ama bürokrasi benim gibi mağdurlardan yana değilmiş gibi görünüyor. Emekli yüksek bürokratları müşavir olarak kadroya alabileceğim bir holdingim bile yok, kesin gört altına giderim.

O nedenle de, bana ve benim gibilere bizatıhi internet üzerinden atılmış olan bu kazığın hesabını internet üzerinden sormaya kararlıyım.

Ne yapmalı?

Tüm internet kullanıcılarına sesleniyorum. Bizi bu yeni ve henüz tam anlamıyla zaptedilmemiş soluk alma alanında kurda kuşa yem olmamızı önleyecek tarafsız yapıyı kurmak zorundayız.

Öncelikle, bir İnternet Tüketici Danışma Merkezi gibi bir şey (eğer yoksa) kurulmalı ve yeni/eski kullanıcılara kararsızlığa düştükleri her konuda bilgi verme, yol gösterme görevini fahrî olarak üstlenmeli.

Dahası, internetle ilgili davalarda uzmanlaşmış bir hukukçular birliği oluşmalı ve internet davalarında mağdur edilen kullanıcının yanında müdahil olarak davalara katılmalı, hatta kendiliğinden dava açmalı.

Hangi internet sağlayıcının güvenilir ve yeterli, hangilerinin riskli ve balon olduğu konusunda kolayca başvurabileceğimiz ve en kesin bilgilere ulaşabileceğimiz bir veritabanı oluşturulmalı.

Spam, virüs, crack gibi konularda kullanıcıyı uyaran ve bilgilendiren ve bu tarz korsanlıkların peşine düşen sivil bir inisiyatif geliştirilmeli.

Bütün bu sivil oluşumların buluştuğu ortak bir internet sitesi olmalı. Kendi adıma, böyle bir siteye Derkenar'ın anasayfasından daimi link vermekten haz duyarım. Hatta böyle bir sitenin tasarımını para-pul düşünmeden yapabilirim.

Bendeniz de dahil onca kullanıcısına kan kusturan Veezy yöneticilerine ise artık tek bir sözüm var.

"Batacaksınız" dedim, battınız. Şimdi de "milletin maskarası olacaksınız" diyorum. Ama üç vakit mi desem, beş vakit mi desem, o konuda kararsızım.

* * *

Bunları da okumakta fayda var:

Veezy saç baş yolduruyor!

Sallantıdaki holding nesinden belli olur?

 

Görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?


Adınız Soyadınız
E Posta adresiniz (gizli kalacak)
« ( Rakamı kutuya yazınız )

 

 

Necdet Şen

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Vay be! On yıl geçmiş aradan!

Ali Türkan

Hava da bi güzel, saatlerce oturmuşum, hava kararmış. Baktım, bizim Hannes de inmiş. Tam seslenecektim, biriyle konuştuğunu gördüm. Biz de camiden gelmedik buralara. Hayatı, büyük şehirde ne ayaklar döndüğünü az çok biliriz. Pek gözüm tutmadı konuştuğu herifi. Hadi bugünlük de bu kadar olsun. Uykusuzluktan geberiyorum, yatıp uyuyayım azıcık. Yazar

Déja Vu

Necdet Şen

Ama zengin deneyimlerimizin de gösterdiği gibi, bu tarz ayrıkotlarını temizlemenin ve kendi kararlarıyla basıp gitmelerini sağlamanın gayet incelikli yolları vardır. Bu yollardan birincisi ve en garantilisi, o kişiyi bunaltmak ve yazıp çizmeyi zevk olmaktan çıkarıp gerilime dönüştürmektir.   Necdet Şen

Web Gezgini

Bir asteğmenin günlüğünden: Terör niçin bitmiyor?

Şehit asteğmenin günlüğü:

"Bugün var ya aşkım... Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum.

Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, gidelim öldürelim diyoruz göndermiyorlar.

Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar.

Nuh Gönültaş (Bugün)

En Son Yazılar

Yaban

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim?   Kitap Kurdu

Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

İlker Tortop

Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız.   Yazar

Neanderthal ve biz

Alper Uzun

İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor.   Yazar

İnsan neden nefret eder?

Kâmuran Kızlak

Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler.   Yazar

Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Seyit Balkuv

Kemal Tahir'in dediği gibi rezil bir geçmişe sahip olsa bile, günümüzde sadece zenginler için değil işçiler için bile en yüksek refah düzeyinin Batı'da olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, Batı sistemini elden geldiği kadar Doğu'ya uyarlamak insanların hayat şartlarının iyileşmesine yardımcı olmaz mı?   Yazar

Güce tapanlar tarikatı

İlker Tortop

Çok değil yirmi yıl önce yani benim gençliğimde kızlara dik dik bakmak yürek isterdi. Ayrı ayrı merdivenlerden sınıflara girilirdi, etekler şimdiki gibi göbekte değildi. Bir kızın elini tutmak, onunla tenhada konuşmak en havalı aksiyondu bıçkın gençler için. Şimdiyse toplumun bu kadar tatminsiz olmasına şaşırmak mı yoksa şaşırmamak mı gerekiyor bilemiyorum.   Yazar

Star'a veda

Necdet Şen

Eskiden hüsranlarım çok uzun sürerdi. Zannederdim ki bütün bunlar bir tek benim başıma geliyor. Uzun uzun yas tutardım. Kendime acımaktan ve "boşa geçen" hayatım için yazıklanmaktan marazî bir zevk alırdım. Kolum kanadım düşer, dünyaya hoyratlığın egemen olduğunu düşünürdüm. Şimdi bunlar çok kısa sürüyor. Karar verene kadar.   Necdet Şen

Serseri miyiz ki yazın ceketsiz gezelim?

Vahap Demir

Efendi adam kışın da kazak giymezdi çünkü kazağı da serseriler giyiyordu. Efendi adam efendi gibi üşürdü ama hasta da olmamalıydı. Ülkemiz fakir ama onurluydu ve maalesef hastalık tedavisi için yurtdışından gelen ilaçların karşılığında onur kabul etmiyordu köftehorlar. İlle de dolar olmalıydı.   Yazar

Lego seti gibi bir dünya

Alper Uzun

Proteinlerin üç boyutlu yapısına baktığınızda tıpkı o LEGO setleri gibi birbiri içine geçmiş ve yapacağı işe göre özelleşmiş parçalar var. Yakın bir gelecekte istenilen bir takım proteinler böyle LEGO setlerinin parçacıkları gibi takıp çıkarılacak. Ona göre ilaçlar yapılacak. Bireye özel ilâç geliştirilmesinde belki de en heyecan verici adımlar böyle atılacak.   Yazar

Mini mini birler

Seyit Balkuv

Gelecekte ne olurlarsa olsunlar, şu an için bir önemi yok. Bacaklarında dolanan sabah serinliği ile çişi gelen çıplak bacaklıların, ilâhî yolculuklarına attığı bu ilk adım kutsallığından bir şey kaybetmiyor. Hem çocukların, hem ebeveynlerin, hem de izleyenlerin gözlerini nemlendiriyor.   Yazar

Son Yorumlar

Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban

Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?

Tüm Yorumlar

 Google Web   Derkenar  
 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

121