Patronsuz Medya

Nefret eden insan, içindeki kötülüğü büyütür

Necdet Şen - Star, 29 Temmuz 2008


"Sevmem" ya da "nefret ederim" gibi zehirli kelimeleri sözlüğümden kazıyıp atalı uzun yıllar oldu.

Düşünürüm ki, ayinesi Söz'dür kişinin. Farkına varmasa bile kişi kendi ağzından çıkan sözle beslenir.

Ana rahmindeki bebek misali, içinde yaşadığı deryaya pisleyen yine o deryayı içmek zorunda kalır.

* * *

Her ne kadar biz ağzımızdan çıkan kelimeleri kafamızdaki düşüncelerin bire bir yansıması sansak da, pek öyle değildir aslında.

Demiryolu makası gibi rotamızı belirler kelimeler. Seçtiğimiz kelimelerin gösterdiği yöne doğru ilerleriz.

O nedenle de "nefret ediyorum", "lânet okuyorum" gibi hınç dolu ifadelerle şiddeti mahkûm ettiğimizi sansak da, alttan alta şiddeti meşrulaştıran bir tutumu beslemiş oluruz.

Kucağında bebesiyle gezintiye çıkmış masum insanları "nasıl yaparsam daha çok kişiyi öldürürüm" diye planlar kurarak bombalı tuzaklara çeken insanımsılarla nefret yarışına girmenin manası ne?

Zaten terörün bir amacı da bu değil mi?

* * *

Bir şeylerden nefret etmek, aslında kişinin kendi içinde dönüp duran saldırgan dürtülere yaktığı yeşil ışıktır.

O saldırganlık ki, muhatapsız kaldığında bumerang gibi geri döner.

Kendi nefretimizle vuruluruz.

Nefret eden insan, foseptik yüklü vidanjörler gibi içindeki zehirli atıklarla dolanır durur ortalıkta. Taşıdığı nefretle, bizzat kendi vicdanını çürütür.

Kişi kendisini "nefret, lânet, hiddet, kin, husumet" ve benzeri kavramlar yardımıyla ifade ettikçe, hem kendi algılarını hem de içinde yaşadığı deryayı kirletecektir.

Hep birlikte soluduğumuz manevî iklimi sertleştiren, sinirleri geren, kişileri yabancılaştıran bir tuzaktır nefret söylemi.

Nefret eden insan, içinde uyuyan kötülüğü büyütür.

* * *

Olaylara, nesnelere, bireylere yönelik düşmanca ifadeler, aslında o şeylerin içimizde uyandırdığı korkunun dışavurumudur.

Asıl amacı bu Korku duygusunu ve onun en güçlü türevi olan Nefret'i açığa çıkarmak olan Terör, bilinçsizce başvurulan bu nefret söylemi sayesinde amacına bir adım daha yaklaşmış olur.

* * *

Çoğu kez herhangi bir terör saldırısında o ülkenin en üst düzey yöneticilerinin ve kanaat önderlerinin verdikleri ilk tepki "nefretle kınamak" oluyor.

O zaman da dünyayı televizyon ekranından seyreden birey, her saldırıdan sonra yapılan bu açıklamalara bakarak, sahiden de korkulacak bir durumla karşı karşıya olduğu kanaatine varıyor.

Çünkü biliyor ki insan ancak en çaresiz anlarında haykırır.

Ve en güçlü zannettiği kişiler, sıradan insanlar gibi korkmakta ve haykırmaktadır.

* * *

Gücü en dolaysız yansıtan ifade, kabul etmek gerekir ki, ortalığın en fazla toza dumana bulandığı zamanlarda bile istifini bozmayacak kadar özgüven yansıtan sağlam bir duruştur.

Gürültüye pabuç bırakmayacağını tavırlarıyla belli eden kişi saldırıya uğrama ihtimali en düşük olan kişidir aynı zamanda.

Sanırım, bu model toplumlara da uyarlanabilir.

* * *

İsterdim ki aklımızı -ve bizi- yönetenler her terör eyleminden sonra ortalığı bedduaya ve lânete boğmak yerine, bir yenilmez armada özgüveniyle çıksın karşımıza ve "merak etmeyin" desinler, "duruma hakimiz".

Belki o zaman her gün bir kez daha dünyanın batmakta olduğuna inandırılmaya çalışılan biz küçük insanlar, ekran karşısında dehşet duygusuyla donup kalmak yerine "korkacak bir şey yok, biz bu sorunların üstesinden geliriz" diye düşünebiliriz.

* * *

Sanıyorum ki, korkmaktan vazgeçtiği zaman toplumun yaratıcı enerjisi de usul usul ortaya çıkacaktır.

 Düşünenlerin düşünceleri

Yazının içeriği mesajı güzel, vurgulayıcı cümlelerle meramınızı iyi dile getirmişsiniz ama şu son bölüm, yani "bizi yönetenler, 'merak etmeyin, duruma hakimiz'deselerdi" bölümü sizce ne kadar gerçekçi bir demeç olurdu? İstemek gerçekleri değiştirmiyor ne yazık ki. Sizce böyle söyleseler bile halk inanır mıydı? Şahsen beni ikna edemezdi böyle bir söylem ve yüreğime su serpemezdi böylesine bir polyanacılık.

Sedef - 14 Eylül 2009 (04:29)


 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 9436


 

Necdet Şen

Para kazanma sanatı!

Ali Türkan

Hırslı, yavşak, yalancı, sahtekâr, vicdansız ve insafsız olan herkes, kalıbımı basarım, dolar milyoneri olur memleketimizde (ve dünyanın her yerinde). Neyse, senin yazdıklarını sana yazmanın anlamı yok.  Devam


Cenaze Sosyetesi

Necdet Şen

Ey cemaat! Cenazemde televizyon kamerası, fotograf makinesi, çelenk falan görmek istemiyorum. Devlet erkânını, Hülya Avşar'ı, Bedri Baykam'ı, Yunus Bülbülses'i de görmek istemiyorum. Hatta mümkünse hiç birinizi görmek istemiyorum! Ben kendim yolu bulur giderim.  Devam


Son Yorumlar

Web Gezgini - 19 Mayıs 1919'da 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun'a ayak basan... Geberteceksin hepsini!

Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun

Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü

Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?

Ali Barutçu - Çok hayran kaldığım sözler. Bir öğretmenin eski bir gazete kâğıdından okumuştum bu... Eski bir tapınak yazıtı

Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?

Daha fazla Yorum »


Web Gezgini

Entelektüel, münevver, aydın

Sonuçta hepsi de 'vatansever' olan bu gençler, en büyük engellemeyi, Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa, Fuat Paşa gibi bürokratlardan gördükleri için, Padişah'tan çok Tanzimat bürokrasisine düşman oldular.

Ayşe Hür (Taraf)


Son Yazılar

İki küçük kol düğmesi, bir kurşun

Kâmuran Kızlak

Umarım kimsenin aklından "nasıl olur da aynı suçu işleyen iki adamdan biri idam edilirken, diğeri dalavere ile mahkemelerin elinden kurtarılır" gibi münafıkça sorular geçmemiştir.  Devam


Şarkiyatçılık

Edward Said

Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu.  Devam


Ev alırken nelere dikkat edilir?

Durmuş Düşünür

Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil.  Devam


Dört anlaşma

Don Miguel Ruiz

Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır.  Devam


Kozmik Deprem Senaryosu

Ahmet Faruk Yağcı

Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak?  Devam


Editör'ün Önerisi

Reklam bize ne yapar?

John Berger

Reklamın korkunç bir etkileme gücü vardır; reklam aynı zamanda çok önemli bir siyasal olgudur. Oysa reklamın ulaşma alanları geniş olsa da sundukları sınırlıdır. Reklam ele geçirme gücünden başka güç tanımaz.  Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.   »

 

30 - 36 - 182 - 234

 

15 Mart 2010 Pazartesi
Web Derkenar
©