Patronsuz Medya

Medya olmasa Terör ne işe yarar?

Necdet Şen - Star, 1 Ağustos 2008


Bomba yeni icat edilmedi. Özellikle de dinamit.

Peki yüzyıllardan beri var olan patlayıcılar neden günümüzün en önemli siyasî aktörlerinden birine dönüştü?

* * *

Bir düşünelim. Diyelim ki günün her saati yayın yapan ve evlerin çoğunda gün boyunca hep açık kalan televizyon kanalları hiç yok.

Diyelim ki gazeteler fotograf basabilecek teknik imkânlara sahip değil.

Yani diyelim ki medya görüntü yoluyla ceset pornografisi yapabilme olanağından tümüyle yoksun.

Böyle bir durumda terör haberleri bugünkü kadar etkileyici olur muydu?

* * *

Devam ediyoruz. Diyelim ki teknoloji gene aynı teknoloji. Ama medya belki sağduyusunu ihtiraslarının önüne koyabilmeyi başarabildiği için öyle dehşet verici görüntüler kullanmıyor ve haberi allayıp pullamadan, serinkanlı bir dille, kamu yararını gözeterek veriyor.

O zaman da bu tarz bombalı katliamlar siyaseten aynı derecede büyük bir koz olarak kullanılabilir mi?

* * *

Üç yaşındaki bebelerin bile sokakta bombalı saldırıyla parçalanma korkusu içinde yürüdüğü bu tedirgin ruh hali sadece kimliği belirsiz bir teröristin (belki de üç kuruşa satın alınmış bir işsizin) eseri olabilir mi?

* * *

Terör, medyasız da var olabilir. Ama ancak onu ortalığı velveleye vererek yansıtan bir medya sayesinde bu kadar önemli bir güç haline dönüşür. Bunu bir yere kaydedelim.

O nedenle de patlayan bombalardan sonra yapılan bu tarz bağırgan yayıncılık, bilmeyerek -ya da bilmezlikten gelerek- o şeytanî planın tamamlayıcı aktörüne dönüşüyor.

Terör eylemlerinin planlayıcıları eylem planlarını muhtemelen bunun Medya aracılığıyla kamuoyuna nasıl yansıtılacağını da hesaba katarak yapıyor.

Denir ki, "Terör eylemleri çoğunlukla televizyonların ana haber bültenlerine yetiştirilebilecek bir saatte uygulamaya konmaktadır."

Eğer öyleyse korkunç bir şey değil mi bu?

Terör medyayı parmağında oynatıyor demektir o zaman.

Birbirlerinden yolcu kapmaya çalışan dolmuş motorları gibi abartıyı abartıyla katlayarak yayın yapan Televizyon kanalları Terör lordlarının oyununa geliyor demektir.

Onları taklit etmeye çalışan yazılı basın da bir kez daha kendi kendine verdiği namus sözünü unutup yangına körükle koşuyor demektir.

Dolayısıyla Medya, her planlanmış Terör eyleminden sonra bu kumpasa bilmeden de olsa su taşıyor ve bunu habercilikle karıştırıyor.

* * *

Burada yanlış olan, Medya'nın bu haberleri kamuoyuna duyurması değil, duyururken popülizme meyletmesidir. Yani seyirciyi/okuyucuyu kucaklamak adına, sahneye profesyonel cenaze ağlayıcısı edasıyla dalmak ve zaten gerilmiş olan ortamı daha da germektir. Bu tarz habercilikte sorumluluk duygusuyla bağdaşmayan bir taraf var.

* * *

Terör olayları bundan sonra da olacak ve olduğunda da tabii ki haber yapılacaktır. Toplumun acısına usulü dairesince tabii ki tercüman olunacaktır. Kimin itirazı var?

Ama Terör'ün kendine biçtiği rol, eğer tahmin edildiği gibi insanları dehşete düşürmek ve bu dehşet duygusunun yarattığı yılgınlık ortamında siyaset gemisinin dümenini kendi istediği yöne kırmasa, orada durup bir daha düşünmek gerekmez mi?

Teröre karşı geliştirilecek en akıllıca refleks, "uy uy uy, ellerin kırılsın gözün çıksın zalım, nasıl kıydın kınalı kuzulara" diye yaygara koparmak ve saçını başını yolan dizini döven annelerden rol çalmaya kalkışmak mıdır?

Ekranlardaki haykıran anonslarla ve sürmanşetten verilen kanlı fotograflarla bir sonraki saldırıya da yeşil ışık yakılmış olmaz mı?

* * *

Bu durumda Dedem Necdet geliyor, boy boylayıp soy soyluyor ve görelim hânım ne diyor:

Ey Medya, titreyip kendine dönmeli ve kriz anlarında serinkanlı bir duruşla toplumsal barışa destek çıkmalısın.

Her kanlı eylemden sonra ortaya çıkan infialden istifade etmeye çalışan linç kışkırtıcılarına alet olmamak da işin cabası, anladın mı, heeey!

 

 Yorumlar

Terör üzerine yazılmış yazıları internette arayıp okurken sizin yazınıza da rastladım. Hoş bir tesadüf olarak Derkenar'ı da keşfetmiş oldum. Web Gezgini bölümünüzden link vermiş olduğunuz "Terörizmi Tanımlamak" yazısını da buldum bu sayede.

Bu yazıdaki şu tanımı bir katkı olarak buraya ekleme ihtiyacı duyuyorum:

"Biz terörizmi şöyle tanımlıyoruz: "Terörizm, bir bireyin, örgütün, şirketin ya da devletin, insan olsun insandışı hayvan olsun masum kişiler üzerinde kasıtlı olarak fiziksel şiddet uygulayarak dinî, ideolojik, siyasî ya da iktisadî amaçlarına ulaşmaya çalışmasıdır."

Terörizmi Tanımlamak (Steven Best, Anthony J. Nocella)

Bize sunduğunuz bu değerli çalışma için teşekkürler.

Onur Demir - 18 Eylül 2009 (17:36)

Necdet Bey, kaç zamandır beynimi kurcalayan bir soru var: Acaba diyorum, terörü daha da parça tesirli hale getirebilmek için bazı manşetler olaylardan cok önce hazırlanmış olabilir mi? Eylemden daha güçlü ve sinsice atılmış manşetler, hemen o anda mı akla gelir?

Muzaffer Terzi - 26 Nisan 2010 (00:36)

Sayın Terzi, sorunuz beni bir müddet düşündürdü.

Aklımdan geçenleri kısaca özetleyeyim:

Gazetelerin yazı işleri bölümünde büyük bir toplantı masası olur. Genellikle öğleye doğru genel yayın müdürü ve yazı işleri müdürleri (ve belki bazı sayfa editörleri) o masanın etrafında toplanıp ellerinde bulunan "mallara" bakarlar. Hangisi ana sayfaya girecek, hangisi manşet olacak, bunu kararlaştırırlar.

Başlıkları kim mi atar? Genellikle masanın etrafındakilerden fikirler çıkar, biri seçilir. Son kararı veren tabii ki genel yayın müdürüdür.

Bunların önceden mi yoksa o anda mı tasarlandığı konusuna gelince. Bilemem. İnsanın alacası içinde. Her iki durumda da bu başlıkları atabilecek ve bunun için hiç bir vicdan azabı duymayacak şekilde değişim geçirmiş olmak gerekir.

Yani o masaya insanlar ancak o başlıkları atacak tıynetteyse oturtulur. Değilse, en fazla yazı işleri salonunun en dip köşesindeki bir masada "kültür sanat editörü" falan olarak rutin işlerle vakit öldürür. Çoğunlukla da yerini daha genç ve daha hırslı birine terkedip, gider memleketinde bakkallık-kırtasiyecilik gibi bir işle geçimini sağlar.

Necdet Şen - 27 Nisan 2010 (12:59)

Benim de diyeceklerim var…

Ad Soyad
e posta   (yayınlanmayacak)
« 9126

Necdet Şen yazıları

Editörün Önerisi

Destur! Kanaat önderi geliyor!

Necdet Şen

Hayatımın hiç bir aşamasında hiç bir kapıya kulp olamadığım için "mesleğiniz nedir?" gibi basit bir soru karşısında bile kem küm edip şallak mallak ola ola geldim bugüne.


Son Yorumlar

Bildiğimiz üzüntü duygusunu depresyon&q…
Bunalım Burhan » Ayol, bunlar sağlam insanı…

Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu

ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu

Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü

Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu

 

Web Gezgini

Sosyalizmin Muaviye´si Stalin'dir

İki şeyi birbirinden ayırmak lâzım. Dünyada sosyalizm diye bir şey hiç olmadı. İslâm'ın başına gelen tabiri caizse, sosyalist teorinin de başına geldi.

Demir Küçükaydın (Adil Medya)


Son Yazılar

İslamlık ve Sosyalizm

Hikmet Kıvılcımlı

Bugün hâlâ -gözü kararmış vurguncu, derebeği, ezgici olmayan- her Mümin ve Müslüman, o Ganimet Sûre'sinin en birinci ayetini bir, bir daha, namusluca okuyup anlamıya çalışabilir. Kur'an ortadadır.


Talât Paşa Ruhu

Erdem Abaka

Bir "milletler topluluğu" yaratma hayalinden bir çırpıda vazgeçerek, adına ihtilâl yapılan halkların kanları ve acıları üstüne çelik bir çekirdek inşa eden İttihatçı zihniyet, Türk halkının sırtına taşınması zor bir yük bindirdi.


Kürk cinayettir!

Hülya Yalçın

Canlıların yaşam hakları doğumla başlar ve biri diğerinden üstün kılınamaz. Hele ki "KÜRK" kullanmak için öne sürülebilecek hiç bir tartışma götürür mazeret yoktur.


Yüzyılın aşkı: Güzide ve Bilal

Gökhan Akçiçek

Hayat her aşkı sonlandırmak istese de, buna direnen âşıklar, aşkı son nefeslerine kadar taşıyorlar. Gövdeden çıkıp, ruhta eriyen aşk, yaşama sunduğu insan sevgisinin tutkulu bu inadı karşısında, bazen ölümü bile çaresiz kılabiliyor.


Etiketler





Şu an 116 cici çocuk Derkenar'a bakıyor

   

Yazı Boyutu
54 - 138 - 188  
©