Necdet Şen - Star, 21 Temmuz 2008
Söylemeye utanıyorum, ama ben solcuyum.
Kırk yıl oldu "ben solcuyum" demeye başlayalı.
Kırk yıldır solcuyum ve her geçen gün kendimi biraz daha yalnız ve gözden düşmüş hissediyorum. Neden?
Türkiye'de Sol'un efsanesi var kendi yok hale gelmesinin mutlaka birçok açıklaması vardır.
Ama bunlar arasında bana en acıtıcı geleni, Türkiye Solunun kendi varlığını kavram üzerinden değil de kelle sayısı üzerinden tartmaktaki ısrarı.
Bu zaaf, Sol'un bu ülkedeki varlığını seçimlerde aldığı/alacağı oy oranıyla, daha da beteri, muhtelif konulardaki protesto metinlerine atılan imza sayısıyla ölçmek gibi hazin bir sonuç doğuruyor.
Bu protesto metinlerinin bizi bin parçaya böldüğü aşikâr da, olayların gidişatını etkilemek bağlamında bir şey ifade edip etmediğini pek kestiremiyorum.
Yani bu kelle sayma alışkanlığının bizi sapladığı balçıktan söz ediyorum.
Encamımızı özetlemek gerekirse:
Biz kaç kişiyiz nokta com
Bir avuç mutsuz ayyaştan ibaretiz nokta net
Acı değil mi?
Eskiden kâğıtlara yazılır, kapı kapı dolaştırılırdı bildiriler. İnternet çıktı çıkalı işler kolaylaştı. İki fırt arası döşe bir protesto metni, yap bir tık adres defterindeki herkese gitsin. Onlardan da başkalarına göndermesini iste. Sonra yak bi cıgara, hayran hayran aynada kendini seyret.
"Ne büyük işler başardım yav! Yarım sayfa protesto metni kaleme aldım!"
Aferiiiiiiin! Tel sarar yavrum tel sarar!
Ve bir an önce Nevîzade sokağındaki mahut tayfaya katıl. Meyhane arkadaşlarını bekletmek olmaz.
Ola ki gitmezsen senin iskemleyi başkası kapabilir. Haliyle manitayı da. Ofsaytta kalabilirsin.
Biliyorum, bu çizdiğim tablo epeyce karikatürize. Hatta alaycı. Ama gerçeği kısmen de olsa yansıtmadığını kim iddia edebilir?
Kendisini "solcu" diye adlandıran kişi toplumun geri kalanını dilediği gibi paylayabilir, linç edebilir, kimin yeni sağcı, kimin liboş, kimin dinci, kimin apolitik, kimin oportünist, kimin homofobik, kimin abidik gubidik olduğu konusunda gönlünce fetva verebilir sınırın beri yanında.
Solcu dediğin, aşağılama ve dışlama katsayısıyla ölçülür.
Söv ki yerin bu yer değildir. Söv yoldaşım, meze getirdim sana. Söv!
Büyük bir şevkle didişiriz, küfürleşiriz, bölünürüz = biz solcuyuz.
Ve bazılarımızın bu patırtıda kendine biçtiği rol, edepsize göz yumup, lâf anlama yeteneği daha fazla olanı "aman çok az kişi kaldık, daha fazla bölünmeyelim" diye sıkıştırmaktır.
Çünkü Solculuk dediğin, geleneksel aile yapımıza uygun bir biçimde, ölçülü kardeşten ölçüsüz olanının tüm arızalarını mazur görmesini beklemektir.
Bunları şu meşhur "kavanozdan bok sallama" hadisesi ve onu izleyen gelişmeler nedeniyle dile getirme ihtiyacı duydum.
Ne Nişanyan'ı tanırım ne (onu savunan) Mahçupyan'ı ve ne de onları linç etmeye ant içmiş Cihangir Kolonisi mensuplarını.
Agos gazetesinin okuru ya da avukatı da değilim.
Ama olağan bir protesto girişimi olmaktan çıkıp saha bombardımanına dönüşen bu olaydaki ölçüsüzlüğe sıradan bir izleyici olarak tepki duyuyorum.
Bu iş sağduyu sınırını bence çoktan aştı, Sol -ve Feminizm- açısından yüzleşilmesi gereken müzmin bir histerinin göstergesi oldu.
Solculuğun bu kadar sirkeleştiği bir ülkede insan "solcuyum" derken elinde olmaksızın sesini alçaltma ihtiyacı hissediyor.
Umutla bekliyorum, bizim Sol ne zaman kendi içinde kökten bir hesaplaşma yaşayacak diye.
Kelle hesabı yapa yapa ve kendi ayıplarını örtbas ede ede hepi topu birkaç yüz kişiye düştüğümüzü ve artık sözlerimizin toplumun vicdanında yankı bulmadığını ne zaman sahiden kavrayacağız?
Umutla bekliyorum bizim Sol 12 Eylül travmasının rantıyla geçinmenin, şerefli mağlubiyet efsaneleriyle avunmanın, kendisini ilkesiz kof yapmacık bir koloni olmaktan kurtaramadığını ne zaman görecek?
Kırk yıldır solcuyum, sesim gitgide cılızlaşıyor.
Artı değerden, emekten, sermayeden, sınırsız ve duvarsız bir kardeş sofrasından söz etmeyeli uzun zaman oldu; mütemadiyen savunmadayım.
Falancanın saçını niye yolduk, filancanın gözünü niye oyduk, niye bu kadar nefret doluyuz; etrafımdakilere hep bunları açıklamam gerekiyor.
Oysa ben, bundan sonra da göğsümü gere gere "solcuyum" diyebilemek, sömürüsüz bir dünya idealinden söz etmek istiyorum.
Komplo teorisi, polemik, husumet ve savaş naraları bıktırdı artık.
Daha anlamlı kavramlar üretebilen bir Sol'u ve diğer Solcu kardeşlerimle kolkola yürüyebileceğim günleri hasretle bekliyorum.
Necdet Şen
Neredeydin ki günlerdir?
Ali Türkan
Yürüdük. Elini tuttum. Gözlerine baktım. Tenhalarda sarıldık. Öpüştük bile. Öyle acemice, öyle keşfederce, öyle güzel. Delikanlı kızdı. Sapına kadar insan. Nasıl güzeldi kafası. Ne üstümdeki çullar ilgilendiriyordu onu, ne parasızlığım. Devam
Abdullah Öcalan için Hilton'da rezervasyon
Durmuş Düşünür
Hapiste tutulan ve sistemli bir tacize maruz bırakılan bir Öcalan mı daha faydalı bu ülke için, yoksa aramıza kabul edilmiş ve düzene entegre olmuş bir Abdullah Öcalan mı? Devam
Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?
Hasan Arpacıoğlu - Ali Türkân'ın yazılarını yeni keşfettim. Okudukça ne kadar büyük bir yetenek olduğunu... Dallamalık konusunda doktora yaptım abi!
Erdem Abaka - Kimlik kartları bazı bilgilere kolay ulaşmak ve güvenlik açısından etkili olmakla... Kimlikler lütfen!
Burak Öztürkçü - İdeoloji, dünyanın nasıl olduğunu kendi penceresinden resmeder, nasıl olması gerektiğini... İslâmî Cemaatler
Raif Yalçın - Ben uluslararası çalışan bir TIR şöförü olarak GPS aletini çok sık kullanmak zorundayım... GPS'li hayatlarımız
Bilge Bozkurt - Köyden kente göç sürecinde yalnızlaşan insanın, biraz da dînî bütün bir kimlikse hele... İslâmî Cemaatler
1977 seçimlerinde Şehremini'de sandık müşahidiydim. Bir ara yaklaşık 40 kişilik sakallı-çarşaflı bir grup geldi, oylarını kullandı. İçlerinden birini tanıyordum, dışarıda kime oy verdiklerini sordum, "AP'ye, yani Demirel'e" dedi. Sebebini sorunca "CHP korkusu" dedi. İçim cız etti.
Şarkiyatçılık
Edward Said
Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu. Devam
Ev alırken nelere dikkat edilir?
Durmuş Düşünür
Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil. Devam
Dört anlaşma
Don Miguel Ruiz
Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır. Devam
Kozmik Deprem Senaryosu
Ahmet Faruk Yağcı
Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak? Devam
İslâmî Cemaatler
Vahap Demir
Sosyoloji bir anlama çabasının adıdır, değer yargılarını, inançlarını bir kenarda tutmayı, olan biteni en objektif haliyle resmedebilmeyi gerektirir. Devam
Taksit taksit gidiyorum galiba
Deniz Türkoğlu
Ondan sonraki günlerde her zil sesi, kafana balyoz gibi iniyor. Allahtan elektriğimi kestiniz de, ruhum huzura eriverdi. Elleriniz dert görmesin. Zaten uzun zamandır ışığa bakamayan kuduz köpek hastalığı var bende. Devam
© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir. http://www.derkenar.com/necdetsen/kiyici-sol-ve-kelle-hesabi/