Patronsuz Medya

İnternet dediğin gâvur icadı, yasakla gitsin!

Necdet Şen - Star, 8 Ağustos 2008


Karabatak gibi bir görünüp bir kaybolan You Tube video paylaşım sitesi sayesinde "erişime engelleme" adı verilen hukuk komedisiyle milletçe tanışmış olduk.

Aslında bu site yasaklama (ya da karartma) ayıbı You Tube karartılmadan çok önce de vardı. Ama nihayetinde "devletimizin bekasını" ilgilendiren konularda ve zaten pek fazla kimsenin haberdar olmadığı sitelere karşı yapıldığından kıymetli gündemimizi pek meşgul etmiyordu.

"Müesses nizama karşı hain emeller içinde olan" o tarz web sitelerinin bir anda kayıplara karışması niçin sorun olsundu ki? Devlet millet meseleleri söz konusu olduğunda her türlü yasak kararına kuzu kuzu boyun eğen bir ırkın ahvadıydık ne de olsa.

* * *

Kimbilir hangi sitenin herhangi bir sayfasındaki -belki muhbir ve yargıç dışında- hiç kimsenin haberdar olmadığı bir ayrıntı yüzünden siteler bazen tek tek bazen topluca ortadan yok oluyor.

Tek bir yaprağa kafayı takıp tüm ağacı kesmek gibi veciz bir yaptırım bu.

Aklı başındaki insanlar istedikleri kadar "site kapatmak çözüm değil, dünyaya rezil oluyoruz" desinler, bizim vazifeşinas yargıçlarımız bu ayıbı "yüce Atamız'la ilgili hakaret içeren yayınlar vardı, ben de kapattım" gibi asil gerekçelerle savunabiliyor.

Peki, Atatürk'e hayvan postu giydirmeyi ironi zanneden birkaç tane densiz velet yüzünden internetten kocaman bir uzvu kesip çöp tenekesine atmak caiz midir hocam?

Avrupa Birliği'nin kapısında bekleyip duran koskoca Türkiye'nin despot rejimlerle yönetilen Güney Kore ve Suudî Arabistan'la aynı ligde yer alması bu millete reva mıdır?

Alnına konan sineği tabancayla vuran Temel benzeri pratik çözümler üreten bir adalet camiamız olduğundan mı acaba bu yasaklar?

Şu an itibariyle bir sürü değerli içerik kendisiyle aynı alan adı (domain) altında bulunan bir tek sayfadaki belki bir tek cümle ya da video yüzünden ulaşılamaz durumda.

Yargıç ve savcıların bu konulara daha geniş açılı bakabilmesi gerekmez miydi?

* * *

İnterneti çöplüğe dönüştüren ve çalıntı içerikle yayın yapan vampir yayınlara hiç bir şey yapılamazken, kabağın kullanıcı tabanlı portalların başına patlaması bize özgü bir çelişki. İnternetin neyin nesi olduğunu pek kavrayamadığımızın da bir vesikası aynı zamanda.

Büyük emeklerle hazırlanıp yayına konan web sitelerinin kaderinin teknik bilgisi kıt kişilerin iki dudağının arasında olması, bu çaptaki bir ülkeye hiç yakışmıyor.

* * *

Şuna inanıyorum ki, doğruluğu tartışılabilir nedenlerle karartılan bir web sitesinin açılması için illâ resmî başvuru beklenmemesi, kapatmak kadar açmanın da o kararı veren hukukçunun sorumluluğunda olması gerekir.

Niçin tüm site (hatta siteler topluluğu) bir tek cümle yüzünden mahkûm edilsin ki?

Dünyada pireye kızıp yorgan yakan aptal bir millet olarak tanınmak istemiyorsak, ama ille de yasaklamak gibi millî reflekslerimize de ket vuramıyorsak, tüm alan adını karartmak yerine bu uygulamayı sadece "muzır" sayfayla sınırlamak daha ince bir çözüm yolu olurdu.

Ayrıca, kapatılması istenen web siteleri, eğer yurt dışında değilse, çoğunlukla büyük kentlerimizdeki servis sağlayıcılarından yayın yapıyorlar. Çoğunun da vergi levhası var, adresi belli.

Bu gerçek de göz önünde tutularak, İstanbul ve Ankara gibi metropollerden başlayarak tüm Türkiye'de İnternet ile ilgili konulara bakan ihtisas mahkemelerinin acilen kurulması gerektiğini düşünüyorum.

İnternet suçlarına mutlaka konunun uzmanı savcı ve yargıçlar bakmalı.

* * *

Eğer bu yol kısa vadede kolay olamayacaksa, hiç değilse her adliye binasında interneti ortalama kullanıcı düzeyinde bilen hakim ve savcılar bulundurulabilir.

Olmadı, yaşına ve meslek kıdemine bakılmaksızın her adliye mensubuna internetle ilgili temel bilgiye sahip olmalarını sağlayacak seminerler ve kurslar verilebilir.

Oysa, internetle ilgili şikâyetlerin çoğu büyük metropollerdeki adliyelere yapılırken, bu kentlerimizde ekseriyetle emekliliği yaklaşmış yaşlı hakim ve savcılar görev yapıyor.

Yaşı kemale ermiş ve emeklilik günlerinde yerleşeceği sahil kasabasının hayaliyle gün sayan hakim ve savcıların o saatten sonra "bir de şu interneti öğreneyim" diye hevesleneceklerini pek sanmıyorum.

* * *

Tabii kabahati sadece "kanun yasakla diyor" diyerek kolayına kaçan hakime ya da ihbarı değerlendiren savcıya yüklemek de meseleyi tam açıklamıyor. Bu konuda çözüm üretme yolunda somut adım atmayan herkesin yaşanan bu karmaşaya kendince katkısı var.

Apar topar çıkartılmış ve "bilişim suçu" kavramını muğlak bir dille tanımlayan mevcut yasayla bunun gibi daha çok yol kazası yaşarız.

Bu yasanın tekrar gözden geçirilmesi ve elektronik ortamda suç olanla olmayanın çok daha net ve incelikli bir dille tanımlanması gerekiyor.


 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 7557


 

Necdet Şen

Sosyolojik bir vaka olarak pantalon ütüsü

Ali Türkan

Az önce muhabbet ettiğim arkadaşlar, yalnızca kadın bedeninin bir bölümü hakkında konuşmamış, o bölümle ilgili tüm "gizli" emellerini de bir güzel ortaya saçmışlardı.  Devam


Yıl 2108: İnsanoğlu dünya cennetini yarattı

Necdet Şen

Teknoloji sayesinde biz zeki insanlar kendimize bir dünya cenneti yarattık. Ama bu cennet, şimdilik sadece parasını ödeyebilen "seçilmiş" insanların hizmetinde. Ne yapalım, herkese yetecek kadar temiz havamız yok.  Devam


Son Yorumlar

Necdet Şen - Yakup Kadri, bilindiği gibi, aynı zamanda Kadro hareketinin de öncülerinden.... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun

Yalçın Şahin - Gazi'nin Topal Osman'la iş bağladığı ve kaplıcalarında şifayab olduğu rivayet olunan... Geberteceksin hepsini!

Web Gezgini - 19 Mayıs 1919'da 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla Samsun'a ayak basan... Geberteceksin hepsini!

Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun

Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü

Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?

Daha fazla Yorum »


Web Gezgini

Kaos ve kozmos

Modern kaos tanımı, klâsik kaos tanımını reddeder. Eski tanımlama kargaşa, düzensizlik, başıbozukluk, biçimsizlik, insanların birbirini boğazlaması veya mahşer, kıyamet belirtisi ya da en uygun tabiriyle Babil Kulesi insanları; herkesin ayrı dilden konuştuğu, ayrı telden çaldığı karmakarışık bir dünyayı ima eder.

Ali Bulaç (Zaman)


Son Yazılar

İki küçük kol düğmesi, bir kurşun

Kâmuran Kızlak

Umarım kimsenin aklından "nasıl olur da aynı suçu işleyen iki adamdan biri idam edilirken, diğeri dalavere ile mahkemelerin elinden kurtarılır" gibi münafıkça sorular geçmemiştir.  Devam


Şarkiyatçılık

Edward Said

Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu.  Devam


Ev alırken nelere dikkat edilir?

Durmuş Düşünür

Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil.  Devam


Dört anlaşma

Don Miguel Ruiz

Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır.  Devam


Kozmik Deprem Senaryosu

Ahmet Faruk Yağcı

Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak?  Devam


İslâmî Cemaatler

Vahap Demir

Sosyoloji bir anlama çabasının adıdır, değer yargılarını, inançlarını bir kenarda tutmayı, olan biteni en objektif haliyle resmedebilmeyi gerektirir.  Devam


Editör'ün Önerisi

"Buralı" Yaşam

Deniz Türkoğlu

Ama denizi de ne zamanda, ne mekânda, ne mülkiyette zapt etmek mümkün değil. Tıpkı Paris gibi ölüm, uyuşturucu, cinsellik pazarlanıyor her yerde.    Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.   »

 

70 - 222 - 2480 - 3316

 

16 Mart 2010 Salı
Web Derkenar
©