Necdet Şen - Star, 4 Temmuz 2008
Şehir hatları vapuru Kadıköy iskelesine yanaşmak üzere. Yolcular vasat kısmında birikmiş iskelenin atılmasını bekliyorlar.
Bir ses işitiliyor kalabalığın arasından.
"Gülersin tabii, keyfin yerinde! Allah bilir sen de oyunu AKP'ye vermişsindir!"
Bunu diyen yirmili yaşlarda ufak tefek hamsi gibi bir oğlan. Çıkıştığı da tam aksine kelle kulak yerinde, hafiften kıranta, kılık kıyafet düzgün biri.
Adam sakin. "Versem noolur ki?"
Oğlanın öfkesi burnunda. "Öldürürüm lan seni!"
Adam gülüyor. Oğlanın öfkesindeki çiğliğe mi, hamsi meşrep cüssesiyle bağdaşmayan kuru gürültüsüne mi belirsiz.
Yanımda duran kadına soruyorum "nedir mesele?'" diye, "hiç işte" diyor, "bu Bey 'biraz sakin olun, dünya yıkılmıyor' dedi, çocuk delirdi.'"
Allah Allah!
İtidal tavsiye edene bile bu kadar öfke duyulan bir cozutma noktasına Türkiye nasıl geldi?
Ne oluyor? Biz neden her on yılda bir birbirimizi gırtlaklayacak kadar kamplaşıyoruz? Kim geriyor ilişkileri? Neden her politik gelişmeyi varlığımızı tehdit eden ölümcül bir kumpas gibi algılıyoruz?
Eskiden bir Celal Bayar vardı, ne zaman görüşü sorulsa "bu kuş komünizm gelebilir'" derdi, milletçe tir tir titrerdik. Şimdi de en az on yıldır bir takım "akil" adamlar "şeriat geliyor, memleket peşkeş çekiliyor, battık, öldük, süvari yetiş'" diye kıyametleri koparıyor.
Kör kör gözüm parmağına bir darbe girişiminin hesabı tarihimizde ilk kez sorulabilirken, milletçe sevincimizden uçacak yerde bir üzüntü bir hiddet bir darbecileri temize çıkarma telâşı ki sorma gitsin.
Ne oluyor?
Bu hamsi kadar oğlan oturup derin siyasal analizler mi yaptı da bu kadar öfkesi burnunda? Yoksa yanlış bir yerleriyle okuduğu yamanmış yazarların dolduruşuna mı geldi?
Cevabı galiba biliyoruz. Onu ve benzerlerini bu kadar kışkırtıp birer darbe gerekçesi olarak sokaklara salan o "akil" adamlar yarın bu toplumun yüzüne nasıl bakacak, işte onu bilemiyoruz.
Bekliyorum açıklanmasını, bakalım darbecilerin layihasında "yanımıza alınacak'" diye bahsedilen kanaat önderleri ve gazeteciler kimmiş?
Düşünenlerin düşünceleri
Basındaki bu hiddetli kalemler sakın fikirsizliğin yerini hötzötle dolduruyor olmasın? Ya da belki kendi asap bozukluklarını dünyanın suçu sayıyorlardır.
Acaba devlet memurlarında olduğu gibi, köşe yazarlarında bir "yaş haddinden emeklilik" sınırı mı konulsa?
Komiser Kolombo - 6 Aralık 2008 (18:13)
Necdet Şen
Hadi biraz ısıtalım
Ali Türkan
Suçluyu bulduk. Bunlara boşverelim. Bunlar fakir edebiyatı, biz gerçek edebiyat yapalım: Yakamoz sevinçlerde örselenen çocukluğum, kırmızı bir sevdanın alaca gölgesinde kendini aradı. Devam
Bir Efsane'nin anatomisi
Necdet Şen
Bir dergi yöneticisinin emrindeki kullarına biraz zulüm etmesinde ne gibi bir sakınca olabilir ki? Dövmüyordu ya, aşağılıyordu alt tarafı. Parası neyse ödüyordu işte. Hem de öyle az buz değil, cukka paralar ödüyordu. Devam
Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü
Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?
Ali Barutçu - Çok hayran kaldığım sözler. Bir öğretmenin eski bir gazete kâğıdından okumuştum bu... Eski bir tapınak yazıtı
Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?
Sonuçta hepsi de 'vatansever' olan bu gençler, en büyük engellemeyi, Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa, Fuat Paşa gibi bürokratlardan gördükleri için, Padişah'tan çok Tanzimat bürokrasisine düşman oldular.
İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Kâmuran Kızlak
Umarım kimsenin aklından "nasıl olur da aynı suçu işleyen iki adamdan biri idam edilirken, diğeri dalavere ile mahkemelerin elinden kurtarılır" gibi münafıkça sorular geçmemiştir. Yine de kendi fikrimi beyan edeyim... Devam
Şarkiyatçılık
Edward Said
Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu. Devam
Ev alırken nelere dikkat edilir?
Durmuş Düşünür
Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil. Devam
Denizleri Asmak
Deniz Türkoğlu
Aramızdan silahları tanıyanlar oldu. Hücreleri, duvarları, Filistin'i görmeden askısını, aşkı öğrenmeden tecavüzü, direnmeyi, inkâr etmeyi, cesareti, ihbar etmeyi, yalvarmayı, küfretmeyi, bilenmeyi, vazgeçmeyi öğrendik. Devam
© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir. »