Patronsuz Medya

6 Eylül 2008 Cumartesi

 Google Web   Derkenar  

 

Hani, nerede İnternet'in kendi gündemi?

Necdet Şen - 21 Kasım 2002


Şunun farkındayım, DKM bir medya gözlemcisi web sitesidir. Haliyle yazılı ve görsel medyayı izleyip yorumlar. Ama her gün açıp okuduğum tek internet adresi olan bu sitenin saygıdeğer yazarları iki etkinlik arasında alelacele çırpıştırıldığı izlenimi veren, bazen ne anlattığı bile anlaşılamayan "afferin oğlum Ahmet, yuh sana Mehmet!" içerikli sallama yazılardan vazgeçip, internetin yepyeni ve özgür bir platform olduğunu, köhnemiş medyanın balon yazarlarıyla polemik yapmaktan ya da onların vasat yorumlarını şakşaklamaktan daha fazlasına lâyık olduğumuzu ne zaman idrak edecek?

İnternet patronsuz medyadır; burada etik kaygılarımız ya da sorumluluk duygumuz dışında elimizi tutan hiç bir şey yok. Yılda 9,5 dolarlık alan adı ve ayda 10 dolar (bazen bedava) barındırma ücretinden başka maliyeti olmadığı için, bizi holdinglere hükümetlere gebe bırakmayan, kendi yağımızla kavrulabileceğimiz bir yer burası. Kaybedilecek bir maaş, başkalarına kaptırılacak koltuk, tiraj kaygısı, patron sansürü, meyhane baskısındaki yazının şehir baskısından atılmasına neden olan netameli ilişkiler yok.

Ama manzara o ki, internet siteleri, çoğu arkadaşımız için popüler medyayı eleştirir gibi görünüp, münhal bir genel yayın yönetmenliği için medya patronlarına göz kırpmak, kovulduğu holdingin yöneticileriyle ilgili televole tadında dedikodular yaymak, koltuğunu kapanları nişadırsız kalaylamak, ya da en azından birkaç köşe yazarıyla sanal flörtler yaşayıp camiadan tümüyle kopmamak gibi hesapların pazarlanma yeri durumunda.

Sadece ağalı, beygirli, cep telefonlu ve cipli televizyon dizileri değil grotesk olan; medya eleştirisi de alabildiğine grotesk. En sunturlu söven en babayani medya eleştirmeni oluyor, tıpkı derin devlete en fazla angaje olanın en "araştırmacı" gazeteci sayılması gibi.

"Düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığı buralarda da geçerli; dün aşağıladığınız köşe yazarı bir başka holdingin gazetesindeki yerini sağlama alıp, bir iki günlük mazlum mavrasından sonra adres değiştirince bir anda demokrasi havarisi oluyor ve neredeyse kutsanıyor. Yıllar boyunca "patronum" diye adlandırdığı genel yayın müdürüne beğendirmek için yazdığı vıcık vıcık yağ kokan yazılar şıp diye unutuluyor.

Bu tarz zaaflar yüzünden ne DKM ne de diğer medya gözlemcisi web siteleri olması gerektiği kadar etkin ve inandırıcı olamıyor, yapılan yorumlar çoğunlukla küfürlü magazin kıvamında kalıyor.

Hissesinin yüzde sekseni faşizan eğilimli büyük sermayeye satılan gazete sol gazete oluyor ve o gazetenin ruhu 50 yıl önce ölmüş olan başyazarı "bir tek bizim gazete büyük sermayeye satılmadı" diye yazdığında bir Allahın kulu çıkıp bu yalanını suratına çarpmıyor; tam tersine "bakınız aziz üstadımız ne demiş" diye etik yazısı niyetine alıntılanıyor.

Binlerce gazeteci medyadaki gergedanlaşmaya ayak uyduramadığı için kapı önüne konmuşken ve utancından sokağa çıkamazken, her nasılsa medya gözlemcisi sitelerin ilgi alanından bir anda çıkıveriyor. Medya etiği, etiksiz medyanın maaşa bağlanmış kalemlerinden alıntılanıyor.

Metreslikten köşe yazarlığına terfi ettirilmiş gecekondu starların kimbilir kime yazdırılmış yazıları "içinde fikir bulabilir miyiz?" diye didik didik inceleniyor, ne kadar "başarılı" gazeteci olduklarına dair yorumlar yazılıyor.

Öyle medya gözlemcisi siteler var ki, kopyala-yapıştır yöntemiyle çaldıkları yazıların altına ya da üstüne yazarının adını eklemeye bile gerek görmüyor ve bu "etik" tavırlarının ödülünü de genel yayın müdürü ve patron düzeyinde insanlardan özel mülakat alarak görüyorlar.

Rumuzlar ardına gizlenmiş hınç dolu insanların nefret kusan mektupları tırnaklana tırnaklana interneti kolaçan ettikten sonra "medya etiği" sitelerinde halka açılıyor.

Hangi sitenin arkasında hangi gözden düşmüş medya starının eski mevzileri tekrar ele geçirme hesapları yatıyor, hangi site hangi komplonun ya da pazarlama taktiğinin taşıyıcısı, biri çıkıp bunun analizini yapsa, herhalde internette forward rekoru kırar; ama bu gölge boksu ortamında site editörlerinin kimlikleri de ancak dedikodular ve tahminlerde sıkışıp kalıyor.

İnternet, medyadan dışlanmış sahici gazetecilerin başlarını dimdik tutarak, gerekirse bir kuruş para kazanmadan da gazetecilik yapabilecekleri, satın alınamayan kalemleriyle maaşa bağlanmamış kanaat önderliği görevini üstlenebilecekleri, meslek onurunu küçük hesaplara kurban etmediklerini dosta düşmana kanıtlayıp, moralsiz toplum için bir umut olabilecekleri belki de en uygun alandı. Hâlâ daha var bu umut. Ama şu anda görünen, işsiz kalmış eski tüfeklerin kendisini kovan yöneticilere gözdağı vermek için alelacele kotarılmış www'lu şantaj dosyaları ya da hiç iş bulamamış keşfedilmemiş yeteneklerin göz önündekilere lânet yağdırdıkları www'lu hakaretnameler.

Medyadan dışlanmış eski gazetecilerin ve medyaya kapağı atmayı düşleyen muhterislerin bu takıntılı yorumlarına bakarak dünyayı anlamaya çalışıyor olsaydık, hayatın birkaç köşe yazarı ve birkaç genel yayın müdürü arasında geçen bir vodvilden ibaret olduğunu ve etik denen amorf kavramın nefret edilen kişilerle onlara sövenler arasında geçen bir gerilla savaşı olduğuna kanaat getirecektik.

Beyin yıkamanın o kadarına tahammül gösteremeyip uzun zamandan beri gazete okumayan ve televizyon seyretmeyen biri olarak, "belki farklı bir ses işitirim" diye uğradığım bu internet ortamında üç beş medya starının günlük magazin raporu dışında bir şeye rastlayamıyorsam, kendi hayatımla ilgili gerçeği öğrenmek için başka nereye bakmalıyım?

Niçin internet medyasının kendisine ait yaratıcı ve bağımsız bir gündemi yok? Niçin birkaç holdingin vurgun hesaplarının jokeri haline gelmiş olan popüler medyanın ortaya attığı gündem maddeleri üzerinde fındık kabuğunu doldurmayan ve pek fazla kaale alınmayan ıvır zıvır karalamalarla vakit öldürüyor internet medyası? Niçin bizzat kendisi gündem belirlemiyor?

Belki yeni bir şeyler öğrenirim diye umut içinde gezindiğim ve okul yıllığı gibi sürüsepet fotografın açılmasını bekledikten sonra dişe dokunur tek satıra rastlayamayıp sukutu hayal içinde kapattığım sayfalarla dolu olan internet ortamı keçiboynuzu tadı veriyor. Umutla sarıldığım internetin de aslında bir çöplük ve menfî insanlar galerisi olduğuna kanaat getiriyorum yavaş yavaş.

Medyadan dışlanmış eski gazetecilerin kinlerini kustukları ve çalakalem yazıp bir kez bile okumadan sanal aleme yolladıkları hesaplı artniyetli yazılardan ufkumu geliştirecek ne gibi ilhamlar devşirmeliyim, bilemiyorum.

Ama biliyorum ki her bir yazısı için eşek yüküyle para ödenen ve tabii ki parayı verenin saksafonunu üfleyen köşe uleması konu sıkıntısı çektikçe internette sörf yapıp bilmemkaç yüzbin tirajlı gazetelerinde bizim birkaçyüz ziyaretçili web sitelerimizden aparttıkları kavram ve fikirleri kendi cahil patronlarına ve niyet tavşanından farksız ezberci okurlarına satıyorlar. O ışığı tükenmeye yüz tutmuş entellektüel kalıntılarına ya da toplumun vicdanı olacakken direkten dönmüş "angaje" yazarlara bir parçacık ufuk açmak yerine onların dar ufuklarına hapsolmanın mantığı nedir?

Biliyorum, internette site yapmak, birkaçyüz okura hitap etmek yazara/gazeteciye para kazandırmaz. Dahası, web sitelerinizde ağzınızla kuş tutsanız da en yakın "dost"larınızın sizin yazılarınızı değil, o ışığı sönmüş medya starlarını okuduğunu görür efkârlanır, hevesinizi yitirebilirsiniz.

Diğer yandan, her gün o çok satışlı anlamsız kâğıt tomarlarının kalantor yazarlarına methiyeler ya da küfürler düzseniz de onlar ısrarla sizi görmezlikten gelirler. Kovulma korkusuyla gölgelerinden bile sakındıkları gazetelerinin patronlarına "şu falancayı da işe alsana" diyebilecek ağırlıkları yoktur onların. Zaten olsa da bu ağırlıklarını sizin için kullanmak istemezler.

Sizi görmezlikten gelirler; çünkü kendi pamuk ipliğine bağlı manevî iktidarlarını başkasına kaptırmaktan ödleri kopar. Ne yağ çekerek yaranabilirsiniz, ne de sövüp sayarak dikkatlerini çekebilirsiniz; onlar ciğercinin kedisidir, sizler sokak kedisi.

O nedenle, siz siz olun kendi gündeminizi yaratın arkadaşlar. Bu medyanın eleştirilmeye değecek bir tarafı yok. Bizatıhî kendisi kocaman bir şaka. Bugünün popüler medyasını eleştirerek fikir hayatımıza katkıda bulunamazsınız. Bence dünyayı kendi duyargalarınızla algılamaya, art niyetle kadrajlanıp önünüze konulmuş resimdeki çerçeve dışında kalan geniş manzarayı da keşfetmeye görmeye çalışmalısınız.

O plaza binaları ki, içindeki zevatla birlikte hâk ile yeksan olduğu gün şu yazdığınız yazılar, kişilere özel yorumlar onlarla birlikte çöpe gidecek. Elinizden geliyorsa daha kadim doğrulara tutunup, daha uzun soluklu kelâm etmeyi deneyin.

Yazıktır harcadığınız ve bize harcattığınız şu bilmemkaç kilovat saat enerjiye.


İlk kez Dördüncü Kuvvet Medya sitesinde yayınlandı.

 

Necdet Şen - Necdet Şen

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Konuyla ilgili görüş belirtmek ister misiniz?


 Necdet Şen Star'da

Sessizlik Suikasti

Ali Türkan

Bi bakayım, şeyderim.Neticeten.Yalçın Küçük'ün kitaplarından birinde bi şey okumuştum. O da Marks'dan araklamış, "killing by bilmemne" diye bir şey sokmuş siyasi terminolojiye. Yalçın Küçük de "sessizlik suikasti" olarak çevirmiş. Hangi ciltte olduğunu bir türlü bulamadığım için, babaya güvenmek zorundayım.Bazı adamları sessizlikle öldürüyorlar. Konspirasyon bu abiciğim. Ne mal olduklarını ortaya çıkaracak her yazı, her adam gözardı ediliyor. Yazar

Son Yorumlar

Sevgili Uğur, bu övgülerinizi keşke okuyabilseydi ama Ali Türkan artık hayatta değil. Basılmış bir...
Derkenar - Sesi güzeldi

Tanrım çok güzel yazıyorsunuz ağabey, klasiklerin çoğunu okudum bu yüzden yeni çıkan kitaplara...
Uğur Kaya - Sesi güzeldi

Bir süre severek öğretmenlik yapmiş biri olarak bir kitapta okuyup anımsadığım şu sözü öğretmen...
Hatice Kizilirmak - Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Ellerinden öperim o doktorların. Benden yaşça küçük olsalarda!...
Yasemin Aydınlı - Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Saygıdeğer hocam, ...
Beta Tester - Bir doktordan mektup

Sevgili adaş, sözünü ettiğin zamanlarda aldığın Rol neydi?...
İlker Koçak - Kuş tüyü Vicdan

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Nabız

Adama sorarlar: “Bir hekim, hiç kendi hastasını tanımaz mı kardeşim?” Bir cerrah, kliniğine yatmış hastasını muayene etmiş, gerekli tetkikleri yap(tır)mış, ameliyat kararı vermişse, zaten o süreçte hastasını çok iyi tanıyor demektir. Sadece ameliyatı değil, hastasının diğer sistemik özelliklerini biliyordur.

Ata Soyer (Evrensel)

En Son Yazılar

Kaşıyan Adam

Vahap Demir

Halk hem cumhuriyetten hem de serbest seçimlerden hoşlanmaktadır ve tepede işler nasıl giderse gitsin sabırla ve tevekkülle kendinin söz söyleyeceği günün gelmesini beklemektedir. Beklerken de herhalde keyif verdiğinden olsa gerek göbeğini kaşıyarak filân beklemektedir.   Yazar

Ramazan geldi, hazırlıklar tamam mı ey medya?

Ali Sedat Çetinkoz

Ramazan, sonuçta bir dinsel olaydır. Din deyince aklımıza ilk gelen şey nedir? Fatih Çarşamba: 50 yıldır karikatürüne aşina olduğumuz; peşinde dört tane kara çarşaflı kadınla yürüyen kurt dişli, koca tesbihli, kara sakallı bir adam! Bunlardan kurtulmamızın ilacı nedir? Laiklik! Laikliğin en katı savunucusu kimdir? TSK.   Yazar

Örnek gösterilecek bir ilk yardım olayı

Murat Örem

Türkiye 30 Temmuz'da işi gücü bırakmış bir mahkeme kararını beklemiyordu. İnanın ki bu ülkede her şeye rağmen insanların çok büyük bir kısmı artık bu arkaik devlet oyunlarına dönüp bakmıyor bile. Onlar para pul hesabı yapmadan bir cana daha can katmanın çabasıyla, bir çocuğa daha iki harf öğretmenin çabasıyla gecesini gündüzüne katıyor.   Mektup

Bir doktordan mektup

Süheyla Apaydın

Türkiye'de gün geçtikçe bozulan bireysel ahlak nedeniyle kaybolan "saf insanlık", maalesef ilk önce kendini insanla uğraşan mesleklerde göstermektedir. Uğraşısı insan olan hekimin, bu bozulmadan kendini tamamen kurtarması, soyutlaması mümkün değildir.   Mektup

Öğretmenin görevi üniformalı çocuk yetiştirmek mi?

Vahap Demir

Silgi ortasından delinerek boyuna asılmalı, böylece kaybolması önlenmeliydi. Muntazam kıyafetimizde görüntüyü bozan tek unsur boyunlara asılan silgilerdi. Tek parti döneminin üniform anlayışını sadece tek parti dönemi anlayışının ülkeye yaşattığı sefaletin delebiliyor olması kayda değer bir ironiydi.   Yazar

Gidiyordum yelkenimin rüzgârında

Seyit Balkuv

Fakat, bu sefer de nereden geleceği belli olmayan arsız parazit esintiler, evrensel düşünmeye, hayatı sevmeye, fikr-i sabitleri yok etmeye uğraşan yelkenciye bunun bedelini ödetmek için can atar. Karşı ağırlıklarından azade olmak uğuna mücadele yeteneği körelmiş tekneyi bir o yana, bir bu yana yatırır, bir boş anını bulursa da batırıverir.   Yazar

“Uygarlığın” Küçük Çocuğu ile Şişman Adamı

Ahmet Deniz Ölmez

Peki, bunca zamanın ardından -bunca yaşanmışlık ortadayken- biz insanlar, diğer Uzak Asyalarda; Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslarda, Afrika'da, kan kokusuna duyduğumuz iştahı ne kadar dizginleyebildik? Ve doğanın her alanında muktedir olan bizler, ne kadar dindirebildik kendi doğamızdaki "Barış" adlı ağlayan çocuğun gözyaşlarını?   Yazar

Kuş tüyü Vicdan

İlker Tortop

Darbeyi alkışlayan, faşist sivilleri alkışlayan, zorbaları alkışlayan bu halkın vicdanı neresinde? Bizim güvenlikli sitelerde oturup, siyah camlı arabalarla gezmemiz; savaşa karşı olmamız, sokak hayvanlarına karşı olmamız, Avrupa Birliği'ni istememiz daha iyi bir ülke için yeterli değil sanırım.   Yazar

Ayrıcalıklılar kulübü üniversite

Seyit Balkuv

Aslında üniversite diploması denen şey, ortak menfaatlerini korumak adına bir araya gelen diğer üniversitelilerin birbirine sokularak oluşturduğu ayrıcalıklılar kulübüne kabul pasaportunuzdur. Yoksa gerçek anlamda üniversite bitirmeniz sizi daha erdemli yapmaz.   Yazar

Vicdanın elvermemesi: Vicdanî Ret

Ahmet Deniz Ölmez

Kimseye, vicdanının kabul etmediği bir iş zorla yaptırılamaz. Bu, çok ilkel ve çağdışı bir yöntemdir. Bugün, inançlı bir kişiye, "inanma!" baskısı yapmak ne kadar despotça ise, silahı, savaşı, öldürmeyi kabullenmeyen kişiye, silah verip, savaşa gönderip, "öldür" demek de, o kadar despotça ve saçmadır.   Yazar

 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

°