Patronsuz Medya

Derviş William, sözü eğri büğrü söyleme!

Necdettin Efendi - 13 Mayıs 2008


William'dan mektup:

Merabalar Necdet Abi,

Sabah şeriflerin hayrola ve de uçuşan pirelere kışt kışt! (Heh heh, espri yapayım dedim, bilmem oldu mu yani, ehi ehi, olsa da yaptım olmasa da:)

Şu an ayakta olduğunu biliyorum, çünkü sen karga kabahatini yemeden kalkmış ve kompyütır başına geçmiş ve dahi sebilhane bardakları gibi dizdiğin alengirli tümcelerinle kimbilir hangi derunî mevzulara balıklama dalıp, feylosofane ve dervişane fikirler dercedip, yazı masasını seccade kılaraktan, adeta ibadet edercesine, bla bla bla,,, (şey abi cümlenin ucunu kaçırdım da, ehi ehi:)

Abi, neyse, lâfı uzatıp kaşıntı yaratmadan arz-ı hâl eyleyeyim; bu sefer yeni yazımı Word dosyasıyla değil de sitedeki Yazar Formu vasıtasıyla göndermiş bulunuyorum ve tabii ki ben bir Ali Türkan sayılmam, hatta Tuna Kiremitçi ve Kürşat Başar bile sayılmam (ama onlar kadar yakışıklıyımdır yani, he he heee:), yani demekliğim odur ki, şu kürre-î arz üstünde bir ben vardur bende benden içerü...

Bu yazımda tüketim toplumunun makineleştirdiği horospu çocuklarına adamakıllı giydirdim. Bu dallamalara karşı o kadar hınç doluyum ki abi, yazdım yazdım hırsımı alamadım, daha da yazacam, ööle bilendim yani. Bunu oku sen, çok daha sert bir yazı geliyor arkasından. Kodum mu oturturum yani, sertimdir biraz.

Ondan sonra da, Melâmî Tekkesi, Millî Reasürans Merkezi ve Sular İdaresi hakkında zehir zemberek birkaç yazılar yazmayı düşünüyorum! Koyacam yani oralarına hepsinin!

Neyse abi, seni daha fazla germeyeyim. Yazıyı bi oku, fikriyatını belirt diyecektim. Yumuşak olduysa, daha da sertleştirebilirim. Sövebilirim, dövebilirim, darp edebilir, tân eyleyebilirim. Tırmalayabilir, kaşıyabilir, bayıra da karşı yatırabilirim hatta. Bizde öfke gani. Klavyenin de kemiği yok hani.

Öpüldünüz abi! Kahrolsun her şey! Annem bile okşasa, benim bağrım taş olur.

Lütfen görüş belirt abi. Senin düşüncelerin benim için ayet-i kerime kıymetindedir.

William Shake Speare, Britanya'nın asî çocuğu ("rebel without a cause")

* * *

Necdettin Efendi'nin yanıtı:

William'cığım, ciğerim, estağfurullah, senin yeteneğini puanlayacak durumda değilim. Ama madem "abi" olarak görüyor ve fikrimi soruyorsun, affına sığınarak, daha evvel de zikrettiğim görüşlerimi bir kez daha yineleyeyim.

(Aman haa, kendi üstüne alınma, ortaya konuşuyorum, herkes faydalansın diye.)

* Ne kadar üslup yapmaya çalışırsan o kadar yapmacık oluyor. Tamam, Türkçe'yi sular seller gibi okuyup yazıyorsun, yazacak dünya kadar da konun var. Ama neden illâ da edebîyat yapıcam diye kendini bu kadar sıkıntıya sokuyorsun? Daha düz yazamaz mısın?

* Ben de senin gibi, şu "özleştirme" saçmalığıyla dilimizden sürgün edilen eski kelimelere "meftunum". Bazen ben de aralara bir iki tane unutulmaya yüz tutmuş Osmanlıca kelime ya da deyim serpiştiriyorum. Ama bu meret var ya, baharat gibidir; azı karar çoğu bulamaç. Maksadın kelime hazneni sınamak, egonu tatmin etmekse tamam, ama "okunsun" istiyorsan, şu ağdayı ve cilayı biraz daha az kullanmalısın.

* Sık sık hatırlatıyorum; kafan bozukken, gönlün kırıkken, kalbin harapken, yazmayı ertele; bekle, keyfin yerine geldiğinde yaz. Ve (aman ha) sövüp sayar gibi, ilenir gibi, lânet okur gibi değil, kankanla bıcırdaşır, harmandalı oynar, hayatın tadını çıkarır gibi yaz (onun da b_kunu çıkarmadan tabii). Mütemadiyen kınayan, hakir gören, elinde balta, "berbat" avına çıkan, linç eden yazılar yazmakta kararlıysan, bir daha düşün. Hatta git biraz dolaş, martılara, bulutlara, denizin ve gökyüzünün sonsuzluğuna dal, senin müzmin gerginliğinin ve hep olumsuz ayrıntılara odaklanıyor oluşunun kaç kişinin neresinde olacağına dair derin tefekküre dal, sonra eve dön, yazdıklarını bir de o gözle oku; bakalım nasıl bulacaksın.

* Eleştirel akıl, tabii ki durağan ve ezberci bir zihinden daha iyidir. Ama diğer yandan da, eleştirmek dünyanın en kolay işidir. Daha doğrusu, saldırgan bir memnuniyetsizlikle uyanık bir zihni birbirine karıştırıyor olmak. Osmanlıca deyim hakkımızı kullanarak söyleyecek olursak, bu ikisini ayırt etmek için özel bir dikkat göstermekte "faide mülâhaza addediyorum".

* Nükte, aksırık gibi kendiliğinden geldiğinde hoş, ama "şimdi espri yapacağım, yapıyorum, yaaaptııım, anladın değil mi, yani ben şunu demek istedim" ve benzeri zorlama şirinlikler, çoğu zaman tam da istenilenin tersi sonuç doğurabilir. Sen duymazsın belki ama tam da o sırada birileri "hadi lan, canım ille de gülmek isteseydi, internette senin yazını değil, Cem Yılmaz'ın videosu arardım" diyor ve ekranın sağ üst köşesindeki kırmızı çarpı işaretini tıklıyor olabilir.

* Unutma ki "iyi bir ilk izlenim için ikinci bir fırsat yoktur" ve bu da dahil, tüm genellemeler, aslında bir parça sahtedir. Samimiyet (yani içtenlik) ise, tadından yenmez. (Peeeh!) Kısa ve öz yazan bakkalla uzun ve sıkıcı yazan bakkalın arasındaki farkı biliyoruz değil mi? Afişi bile var.

* Cümle aralarına parantezler, çıkmalar, meseller, ek cümleler sokuşturarak, meramını anlaşılmaz yapmaktansa, duru ve yalın bir dille anlatmak çoğu zaman daha iyi sonuç verir. Dene, göreceksin, çok kolay.

* Neydi parolamız? "Konuşur gibi yazmak." Yazdığın şey, yani içerik, iyiyse, anlattığın bir şey varsa, resmî evrak gibi bile yazsan, gene de mala davara okuyana faydası olur. Ama yok, pek bir şey anlatmayan içi boş bir yazıysa, istediğin kadar lâf kalabalığı yap, ortaya çıkan şey, gene de lâf kalabalığıdır.

(Bu son öğüdüm hem kızıma, hem de gelinime idi aslında.)

Hulâsa, Yunus'tan tornistan ederek söylemek gerekirse; bu ayetin tefsiri şudur:

"Derviş William, sözü eğri büğrü söyleme!
Seni sigaya çeken bir Molla Necdet gelir."

Bugünlük de bu kadar. Sağlıcakla kal William. Yarın ola hayrola. Her zamanki gibi, kediler yoldaşın, yosmalar oynaşın olsun, dam üstünde un eleyen tombul memeli kızlar rüyana girsin, acıyı bal, Fırat'ı yol, öfkeyi kul eyle (sen öfkeye kul olma), karanfil koksun cıgaran, dağlarına bahar gelsin memleketinin, cıgarayı bırak damla sakızı çiğne, tüpgazcıya, garsona, komiye, sucunun bakkalın kaportacının çırağına üç beş kuruş bahşiş ver.

Aydur.

Harapistanlı Kul Necdettin


 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 4797


 

Necdet Şen

Ali'lerin Sessizliği

Ali Türkan

Yusuf'u seven kadınları da merak ediyorum. Hangisi işsiz, sokaklarda eski kitap satarak üç beş kuruş kazanmaya çalışan bir insana aşık olur acaba? Ya da şöyle sorayım: O kadınlardan kaçı, Yusuf gibilerini "gelecek vaadetmiyor" diye sepetlediler gençliklerinde?  Devam


Ufaktan 'Kadirizm' durumları

Necdet Şen

Patlayan flaşları görünce, birdenbire kendini çok mühim bir kişi zannetmeye başlamış olabilirsin. O an sanırsın ki, bu memlekette bir tek sen ünlüsün, her saniye yayında olan onlarca ulusal ve yüzlerce yerel kanaldan birinde arada sırada birkaç dakikalığına görünüyorsun diye adın tarihe altın harflerle kazındı sanırsın.  Devam


Son Yorumlar

Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?

Hasan Arpacıoğlu - Ali Türkân'ın yazılarını yeni keşfettim. Okudukça ne kadar büyük bir yetenek olduğunu... Dallamalık konusunda doktora yaptım abi!

Erdem Abaka - Kimlik kartları bazı bilgilere kolay ulaşmak ve güvenlik açısından etkili olmakla... Kimlikler lütfen!

Burak Öztürkçü - İdeoloji, dünyanın nasıl olduğunu kendi penceresinden resmeder, nasıl olması gerektiğini... İslâmî Cemaatler

Raif Yalçın - Ben uluslararası çalışan bir TIR şöförü olarak GPS aletini çok sık kullanmak zorundayım... GPS'li hayatlarımız

Bilge Bozkurt - Köyden kente göç sürecinde yalnızlaşan insanın, biraz da dînî bütün bir kimlikse hele... İslâmî Cemaatler

Daha fazla Yorum »


Web Gezgini

CHP korkusu!

1977 seçimlerinde Şehremini'de sandık müşahidiydim. Bir ara yaklaşık 40 kişilik sakallı-çarşaflı bir grup geldi, oylarını kullandı. İçlerinden birini tanıyordum, dışarıda kime oy verdiklerini sordum, "AP'ye, yani Demirel'e" dedi. Sebebini sorunca "CHP korkusu" dedi. İçim cız etti.

Ali Bulaç (Zaman)


Son Yazılar

Şarkiyatçılık

Edward Said

Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu.  Devam


Ev alırken nelere dikkat edilir?

Durmuş Düşünür

Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil.  Devam


Dört anlaşma

Don Miguel Ruiz

Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır.  Devam


Kozmik Deprem Senaryosu

Ahmet Faruk Yağcı

Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak?  Devam


İslâmî Cemaatler

Vahap Demir

Sosyoloji bir anlama çabasının adıdır, değer yargılarını, inançlarını bir kenarda tutmayı, olan biteni en objektif haliyle resmedebilmeyi gerektirir.  Devam


Eğitim 'cehaleti' alır, eşeklik baki kalır (mı?)

Necdet Şen

"Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır" sözü ne yazık ki gerçeği tam yansıtmıyor, çünkü eğitimin cehaleti aldığı falan yok. Tam tersine, -eğer kişinin mayasında efendilik yoksa- bu cehaletin üstüne bir de lâf ebeliğini ve kendini bilmezliği ekliyor.  Devam


Evliyalar, Bursa, çocukluk ve şu hayat

Erdem Abaka

Ben kazık kadar adam oldum. Kendime hâlâ uygun bir balta arıyorum sap olabilmek için. Kokaine tövbe eden Megastar Tarkan dışarıda. Bazı şeyler için tövbe etmeyen bir takım adamlar içeride.  Devam


Editör'ün Önerisi

Semboller ve Dil

Vahap Demir

Ve sembolleri kaybettiğimizden beri dilimizi kaybettik aslında. Ne yapsak kendimizi ifade edemiyoruz. Söylediklerimiz hep kastımızdan çok ya da az kalıyor. Bir türlü ayarı tutturamıyoruz. Bu yüzden "sözlerin maksadını aştığına" dair özrümüz bile var.  Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.   http://www.derkenar.com/necdetsen/dervis-william-sozu-egri-bugru-soyleme/

 

118 - 357 - 2421 - 3460

 

12 Mart 2010 Cuma
Web Derkenar
©