Patronsuz Medya

Cep telefonu neden bu kadar yaygınlaştı?

Necdet Şen - Star, 5 Ağustos 2008


Birkaç yıl önce Kekova'ya uğramıştım günübirliğine.

Çok uzun yıllar önce bir kez daha gittiğim Kale köyü büyümüş, betonlaşmıştı.

Köyün minik tepesine tırmanırken peşimizden hiç ayrılmayan bir oyalı yazma satıcısı kadın vardı. Bir tane de bana satabilmek umuduyla gölge gibi izliyordu ardımsıra.

Ona belli etmiyordum ama acımaya başlamıştım ufak ufak. Düşünsene, buranın yaz mevsimi kaç ay? Şu bez parçalarını üç beş turiste satacak kadıncağız, bütün kış onun parasıyla geçinecek.

Sonunda hiç ihtiyacım olmadığı halde, cebine birkaç kuruş girsin diye bir tane yazma almaya karar verdim.

* * *

Tam o esnada birinin cep telefonunun melodili zili ötmeye başladı.

Çevremdekilere baktım, kimse istifini bozmuyor.

Derken, yazma satan kadın şalvarına davrandı, çıkardı cep telefonunu.

Hem de şu en pahalı olanlarından var ya hani, fotograf falan çeken, internete bağlanan, ilik açan, empiren, kuş konduran, onlardan.

"Heee? Alooo? Yukardayım, geliveecem birazdan."

Telefonu kapatırken açıklama yapma gereği duydu.

"Bizim heriiif, merak etmiş de..."

* * *

Kendimi tutamadım, "bulunduğumuz yerden eşinin olduğu yer olsun da 50 metre olsun, bağırsan duyulur, ne yapacaksın bu telefonu şu avuç içi kadar köyde?" dedim.

"Yooo, bunsuz oluu muu, her eve lâzııım" dedi kadın.

Cebimden çıkarmak üzere avucuma zulaladığım parayı usulca geri bıraktım.

Anladım ki ben ondan daha fakirim.

Bir "iletişim" hikâyesi

Yıllardır görmediğim bir arkadaşım aradı.

Yaşadığı Akdeniz kasabasından birkaç günlüğüne gelmiş, "buluşalım, hasret giderelim" dedi, kabul ettim.

Benden habersiz başka tanıdıkları da çağırmış.

Bir meyhane masasında sekiz kişiyiz. Nicedir birbirini görmemiş sekiz eski dost.

Muhtemelen birbirimize anlatacak birikmiş hikâyelerimiz var.

Bel ki de yok. Söz bitmiş.

* * *

Bu sekiz kişiden altısı yemek boyunca hep cep telefonuyla meşgul oldu.

Telefonlar masa örtüsünün altına belli belirsiz zulalanmış, başlar enseden kesik gibi öne eğik, bir yerlere dit dit dit mesajlar çekiliyor, bip bip bip mesajlar alınıyor.

Bazıları telefonun menüleri arasında gezinip daha önce gözünden kaçmış başka özellikler var mı diye keşif yolculuğuna çıkmış.

Hatta birisi cep telefonunda oyun oynuyor.

Mezeler soğuyor tabaklarda.

Biz hasret gideriyoruz.

* * *

Baktım, masanın öbür ucunde benim gibi cep telefonu olmayan biri daha var. Rakı bardağını evirip çeviriyor içinde bir şey arar gibi.

Mesafe uzak ama gene de zorladım şansımı.

"Hayrola" dedim, "sen de mi cep telefonu kullanmıyorsun?"

"Yok" dedi, "bende var da, şarjı bitti."

Tekrar bardağına baktı. Sıkılmaya devam.

Cep telefonunun şarjı henüz bitmemiş olanlar kendi alemlerinde.

Ben de kendi içime kapandım, sık sık yaptığım gibi "niye buradayım?" diye düşünmeye başladım.

"Kıroyum ama telefonum son model"

O gün bu gündür düşünürüm, "nedir bu cep telefonu çılgınlığı?" diye.

Aklıma gele gele "eşitleyici" diye bir kelime geliyor.

Çöp toplayan oğlanla Rahmi Koç'u, Ajda Pekkan'la ev kadınını, Deniz Akkaya'yla çıkan iş adamıyla el arabasına takılan ameleyi eşitleyebilen belki de tek şey, aynı marka cep telefonunu kullanabiliyor olmaları.

En hunhar biçimiyle gözümüze sokulan tüketim toplumu değerlerinin altında yamyassı ezilmenin simgesi cep telefonu.

Ya da bu ezikliğe bir nebze katlanabilmenin en ulaşılabilir vasıtası.

Herkes turbo motorlu araba alamıyor ama 350 YTL maaşla hayatta kalmaya çabalayan stajyer memur bile taksit-maksit ulaşabiliyor bu cihaza.

Ve minik bir asalet ünvanı gibi avucunda taşıyor.

O sırada kendini kim gibi hissediyor, bilemem.

Sömürü düzenini değiştiremiyor ama cep telefonunu bipletebiliyor insanlar.

 

Benim de diyeceklerim var…

Ad Soyad
e posta   (yayınlanmayacak)
« 1406

Necdet Şen yazıları

Editörün Önerisi

Neredeydin ki günlerdir?

Ali Türkan

Yürüdük. Elini tuttum. Gözlerine baktım. Tenhalarda sarıldık. Öpüştük bile. Öyle acemice, öyle keşfederce, öyle güzel. Delikanlı kızdı. Sapına kadar insan. Nasıl güzeldi kafası. Ne üstümdeki çullar ilgilendiriyordu onu, ne parasızlığım.


Son Yorumlar

Bildiğimiz üzüntü duygusunu depresyon&q…
Bunalım Burhan » Ayol, bunlar sağlam insanı…

Erkin Baba da taklit sayılır Bakınız: John Lennon…
Ali Sedat Çetinkoz » Çocuğun istikbali sözkonusu

ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu

Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü

Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu

 

Web Gezgini

Sosyalizmin Muaviye´si Stalin'dir

İki şeyi birbirinden ayırmak lâzım. Dünyada sosyalizm diye bir şey hiç olmadı. İslâm'ın başına gelen tabiri caizse, sosyalist teorinin de başına geldi.

Demir Küçükaydın (Adil Medya)


Etiketler





Şu an 301 cici çocuk Derkenar'a bakıyor

   

Yazı Boyutu
206 - 799 - 957  
©