Necdet Şen - Star, 3 Eylül 2008
Araştırmacılara göre dünya genelindeki cep telefonu kullanıcı sayısı 3 milyar 300 milyon.
Yani dünya nüfusunun yarısı.
1.3 milyar nüfusa sahip Çin'deki cep telefonu abone sayısı bu yılın Mayıs ayı itibariyle 592 milyona ulaşmış.
Türkiye'de mobil telefon pazarı ise her yıl yüzde 15.3 büyüyor. Şu an 60 milyondan fazla olan cep telefonu abone sayısı iki yıl sonra 82 milyona yaklaşacak.
İnsan merak ediyor, 1981 yılından önce adını bile duymadığımız bu zırıltının bu kadar yaygınlaşması sahiden "ihtiyaçtan" mı yoksa biraz da reklam kuşaklarında gördüğümüz her naneye arsızca saldırmanın da payı var mı bu yaygınlıkta?
Biliyoruz ki, çoğu kişinin birden fazla cep telefonu var. En son çıkan modellere heves edilip de alınan telefonlar yüzünden dolap çekmeceleri kullanılmayan mobil telefonlarla dolu.
Bir yanda açlıktan kırılan Etyopya, Sudan, Bangladeş gibi ülkelerin halkları, diğer yanda zıvanadan çıkmış bir tüketim çılgınlığı.
Yaralı parmağa işemenin enayilik sayıldığı böyle bir dünyada insanların bu kadar hoyratça saçıp savurmalarına ne demeli?
Vicdan dediğimiz şeyin kapsama alanı evimizin duvarlarıyla mı sınırlı?
Tabii bir de şunu merak ediyorum: Ortalıkta bunca cep telefonu var, sabahtan akşama kadar konuşup mesajlaşıp duruyoruz...
Peki iletişebiliyor muyuz bari?
Bugünlerde gazetecilerin ve yazarların da posta kutularına ardarda yığılan mektuplar, kadrosuzluk nedeniyle açıkta kalan genç İngilizce öğretmenlerinin haklı yakınmalarını dile getiriyor.
Onlardan birini paylaşıyorum.
Necdet Bey ne olur es geçmeyin. Siz aydınlara çok ihtiyacımız var. Eğitimciyiz ama atanamıyoruz.
Onca emek, onca masraf, onca çile.
Ailelerimizin bizi okutmak adına vermedikleri mücadele kalmadı "aman çocuğum okusun" diye.
Peki neden okuduk? İşsiz öğretmenler ordusuna katılmak için mi?
Okuduk, çünkü kendimizi yetiştirmek istedik.
Okuduk, çünkü milletimize faydalı olalım istedik.
Okuduk, çünkü ailelerimiz gurur duysun bizle istedik.
Okuduk, çünkü evlenmek, yuva kurmak istedik.
Okuduk, çünkü düzenimiz olsun istedik, kimseye muhtaç olmayalım istedik.
Ama oldu mu? HAYIR.
Okuduk, evet doğru. Ama diplomalarımız tozlandı evin köşesinde. Ailemize muhtacız, para kazanamıyoruz, evlenemiyoruz.
Ben ingilizce öğretmeniyim. Zaten çok az öğretmen alımı var, bir de sınıf öğretmenlerinden 6000 kişi aldılar. Bizim bölümden sınava giren 20 bin 500 kişiyiz ve bizden 1488 kişi alındı. 19 bin kişi gene kaldık.
Siz aydınlara cidden çok ihtiyacımız var. Sesimizi duyurmamıza yardım edin. Eğitime destek verin. Bize destek verin.
İŞSİZİM, MALESEF ÖĞRETMENİM!
Özlem Biçer
Ben insanlara ilk gidişimde yalnızlara özgü bir delilik işledim, büyük bir delilik: Pazar yerinde göründüm. Ve herkese söz söyleyeyim derken, kimseye söz söyleyememiş oldum.
(Friedrich Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt, sayfa 333)
Filozof: Doğru bildiği doğrultuda yürürken, doğru bildiğinden şaşmayan bir akıl ve istenç insanıdır.
Filozof: Herkesin yaptığını yapmayan; birbirinin gözüne batmamak kaygısıyla, herkesin ödün vere vere davrandığı gibi davranmayan insandır.
Filozof: Kendini çevresini sorgulamakla yükümlü insandır. -Bu yükümlülüğü kendisi kendine buyurmuştur.
(Nermi Uygur, Salkımlar, sayfa 175)
Hayatları boyunca bir toplumun mensubu olmuş entelektüeller bile, bir bakıma, içeridekiler ve yabancılar diye ikiye ayrılabilirler: Bir yanda toplumun mevcut haline tamamen ait olanlar, onun içinde yoğun bir aykırılık ya da uyumsuzluk duygusu hissetmeksizin barınanlar ki bunlara evet-diyiciler diyebiliriz; öte yanda hayır diyenler, toplumlarıyla yıldızı barışmayan, bu yüzden de imtiyaz, güç ve şan şöhret edinmeme anlamında yabancı ve sürgün olan bireyler.
(Edward Said, Entelektüel, sayfa 57/58)
Yaşamda başarılması en güç şey, kendi düşüncelerine tutsak olmamaktır. Bu tutsaklığın adına tutarlılık deniyor. (...)
Tutarlı olmak, hiç değişmeden hep belirli bir modele göre düşünmeyi sürdürmektir.
(Krişnamurti, İç Özgürlük, sayfa 63)
Necdet Şen
Kim s!ker Bukowski'yi!
Ali Türkan
Birkaç dazlak. Bu parkta uyuyordum gene; üstüme benzin döküp kibriti tutuşturdular.
- Sonra?
- Sonra da kaçtılar. Gebermedim ama bu kaldı işte.
- Ucuz atlatmışssın. Devam
Ceyhan Mumcu'nun ezberini bozan şüphe
Necdet Şen
Bu günlerde siyasî suikaste kurban giden "kızıl elmacı" yazarların yakınlarının yerinde olmayı asla istemem. İnsanın o yaştan sonra "yoksa ben hayatımı haydutluktan başka bir şey üretemeyen cıfıt bir davaya mı adadım?" diye sorabilmesi hiç kolay olmasa gerek. Devam
Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü
Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?
Ali Barutçu - Çok hayran kaldığım sözler. Bir öğretmenin eski bir gazete kâğıdından okumuştum bu... Eski bir tapınak yazıtı
Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?
Sonuçta hepsi de 'vatansever' olan bu gençler, en büyük engellemeyi, Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa, Fuat Paşa gibi bürokratlardan gördükleri için, Padişah'tan çok Tanzimat bürokrasisine düşman oldular.
İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Kâmuran Kızlak
Umarım kimsenin aklından "nasıl olur da aynı suçu işleyen iki adamdan biri idam edilirken, diğeri dalavere ile mahkemelerin elinden kurtarılır" gibi münafıkça sorular geçmemiştir. Yine de kendi fikrimi beyan edeyim... Devam
Şarkiyatçılık
Edward Said
Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu. Devam
Ev alırken nelere dikkat edilir?
Durmuş Düşünür
Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil. Devam
Dört anlaşma
Don Miguel Ruiz
Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır. Devam
Kozmik Deprem Senaryosu
Ahmet Faruk Yağcı
Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak? Devam
Hangimiz yalnız değiliz ki?
Meltem Tolunay
Asla kullanmayacağınızı bildiğiniz halde "bir gün işe yarar" diye istiflediğiniz şeylerden, örneğin size gelmiş hediyelerin paket kâğıtlarıyla kurdelâlarından başlayabilirsiniz atmaya. Devam
© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir. »