Necdet Şen - Star, 4 Temmuz 2008
İnternet bir anda hayatımıza giren ve her geçen gün de onun ayrılmaz bir parçasına dönüşen spermatik bir gelişme.
Yani hayatımıza girdiği andan itibaren bizi dölledi ve artık bu ortak ilişkiden kaynaklanan yeni bir organizma gelişiyor.
Bu kadar yeni ve hızlı gelişen bir altyapıya hiç bir üstyapı istenilen hızda ayak uyduramaz, bunu biliyoruz.
Ama yine de geleneksel kültürel kodlarımıza başvurmamızı engelleyen bir durum da yok ortada.
Yani hırsızlık internette yapılınca da hırsızlık. Taciz de öyle. Gasp da. Darp da.
İnternetteki bir sürü web sitesinin çalıntı içerikle yayınlandığının herhalde hepimiz farkındayız. Bunun kanunî müeyyidelerinin henüz oluşmamış olması bu talanı had safhaya vardırıyor.
Düşün ki birileri gecesini gündüzüne katıp ortaya özgün bir eser koyuyor, hem sitenin tasarımı için hem de içeriğinin oluşturulması için hayatından günler aylar yıllar çalıp internet denizine bırakıyor "insanlığa hizmet" olsun diye.
Sonra elini taşın altına hiç koymamış, en ufak emek harcamamış birileri o içeriği (bazen tasarımıyla birlikte) birkaç saniyelik kopyala/yapıştır eylemiyle alıp kendi sitesine ya da herhangi bir forumun kullanıcı kısmına cart diye yapıştırıyor.
Bunu yapanlar arasında misyonunu "medya etiği" diye tanımlayan sitelerin de oluşu, fazlasıyla ironik değil mi?
Nezaketen de olsa, alıntının esas kaynağını belirteni mum yak ara ki bulasın.
Bu insanları uyardığınızda aldığınız yanıt, "pardon abi, o kadar hassas olduğunu bilmiyordum"dan "ne var lan, internet dediğin koskoca bir ansiklopedi, burda her şey bedava"ya kadar değişebiliyor.
Bu tür cevaplar, tabiri caizse iş üstünde yakalanan hırsızın "çalmadan önce besmele çektim" demesine benziyor biraz.
Herkes kendi meşrebi ve tıynetiyle koşut bir davranış sergiliyor internette. O nedenle de internet ortamı sülükten geçilmiyor.
Necdet Şen
Bunlar Bitnik abi, bize yaramaz!
Ali Türkan
Beat kuşağını anlamanın yolu, manzara koyan, sürekli "hareket" halinde olan, ülkesinin kendisine sunduğu gelenek ve edebiyatla yetinmeyen, en uzun ve zahmetli yolculuğunu kendi içine, derinliğine yapıp yeni yerler keşfetmeye çalışan insanları anlamaktan geçiyor. Devam
Gazeteci'nin yol haritası
Necdet Şen
Makineye teslim olacak Gazeteci, bunun ipuçlarını veriyor. Farkına varamayacağı, ya da varıp da karşı koyamayacağı sinsi bir zehir girecek içine, üstünde ismi yazan zarflar çoğaldıkça kendi sesine daha da hayran olacak. Devam
Ahmet Faruk Yağcı - Ata'nın yakın çevresi ve liyakat üzerinde çok zamandır düşünürüm. Önceleri bu insanları... İki küçük kol düğmesi, bir kurşun
Necdettin Yançizer - Az önce okuduğum bir haber aklıma yıllar önce seyrettiğim Jacob's Ladder... Akbaba'nın dördüncü günü
Filiz Sazak - Türkiye'de de özel dedektiflik kurumu usul usul yerleşiyor. İlk müşteriler... Özel Dedektif lâzım mı sevgili Urfalılar?
Ali Barutçu - Çok hayran kaldığım sözler. Bir öğretmenin eski bir gazete kâğıdından okumuştum bu... Eski bir tapınak yazıtı
Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?
Sonuçta hepsi de 'vatansever' olan bu gençler, en büyük engellemeyi, Mustafa Reşit Paşa, Âli Paşa, Fuat Paşa gibi bürokratlardan gördükleri için, Padişah'tan çok Tanzimat bürokrasisine düşman oldular.
Asimetri
Ahmet Faruk Yağcı
Bahsedilen hitapların içinde kibir olmayan, asimetri anlatmayan şekilde kullanımı da mümkündür. Bir yaşlının, dervişin, meczubun, köyünden çıkmamış bir teyzenin, çocuğun ya da umur görmemiş saf bir ademin ağzında rahatsız etmezler, kıllandırmazlar. Devam
© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir. »