Necdet Şen - Star, 2 Eylül 2008
Sermaye sınıfını tanımlamak nispeten daha kolay da, işçi sınıfının tanımı günden güne zorlaşıyor.
Yüz yıl önceki teorileri ofsayta düşüren yeni meslekler ve iş kolları var artık.
Üstelik sayısı hızla kabaran -ve daha da kabaracağı aşikâr olan- işsizleri de bir "sınıf" olarak siyasî ve ekonomik denklemlerin içine katmak zorundayız.
Öyle zamanlar oluyor ki, işçi ile işçi ya da işçi ile işsiz arasındaki çelişki sınıf çelişkisinin önüne geçebiliyor.
Dolayısıyla, sınıf çatışması temeline dayalı sosyalist kuramı da günün verileriyle sil baştan tanımlama zarureti hasıl oldu.
İyi güzel de, bundan yola çıkarak çözümü piyasa düzeninde aramanın neresi solculuk?
1990'lara girerken Francis Fukuyama denen zat-ı muhterem "buraya kadardı, son durağa geldik" deyince dünya öyle rahat bir nefes aldı ki sorma gitsin.
Artık ortada kutup mutup kalmamıştı. Top yuvarlaktı. Biz bizeydik.
Savaşlar bitecekti.
Kıtlık, yoksulluk, açlık, nükleer kâbus, diktatörlükler, hepsi bitecekti.
Rakipsiz kalmış olan Pazar Ekonomisi'nin gezegeni cennete çevirmesinin önünde artık hiç bir pürüz kalmamıştı.
Kurtulmuştuk.
Sıra köy evlerinde piyano sonatı çalma faslına gelmişti.
Hayatımız devasa bir hizmet sektörüne dönüşecekti.
Böyle güzel duaya amin dememek elde değil ama insan gene de sormadan edemiyor.
Madem dünyanın gidişatını artık serbest pazar ekonomisi belirleyecek, o zaman bu terazinin ne üretici ne de tüketici kefesinde yer almayı başaramayan milyarlarca yoksulun hali ne olacak?
Yerküre daha şimdiden satın alma gücü olanlar ve olmayanlar diye iki dev parçaya bölünmedi mi zaten?
Bu iki parça arasındaki çatlak hızla büyürken yoksul tarafta kalan meteliksiz yığınların karınlarını kim doyuracak?
Gezegenin mevcut kaynakları yüz yıl sonra 15 milyarı geçecek olan nüfusu beslemeye yetecek mi?
Robotlarımız gömleklerimizi ütülerken biz solfej dersleri alacağız. Harika!
Peki bu derslere aylık geliri 1 dolar cıvarında seyreden "çulsuzlar" da katılabilecek mi?
Bizi de uçurumun çulsuzlar tarafına düşmekten kurtaracak olan mucize nasıl gerçekleşecek?
Küresel bağlamda topyekûn zenginleşmek mümkün mü?
Hangi enerjiyle, hangi suyla, hangi toprakla?
Isınan ve kuraklaşan gezegenin kaynakları hızla erirken dünya nüfusunun kaçta kaçı reklamlarda gözümüze sokulan yaşam standardına kavuşabilecek?
Bu soruların yanıtları aslında bugünün dünyasında mevcut.
Tek kutuplu dünyada savaşlar azalacağına daha da artıyor.
Yakın gelecekte listeye su savaşlarının da ekleneceği biliniyor.
İklim kaynaklı toplu göçlerin ve istilâların da.
Açlıktan ve doğal afetlerden kırılan halklara küresel köyün zengin kısmının yardım elini ne kadar uzattığı da ortada.
Silahlanma, uzayı sömürgeleştirme hamlesi ve lüks tüketim için çarçur edilen kaynakların oranı da.
Hal böyleyken zengin azınlığın kendi leziz pastasını ve limonatasını sayıları çığ gibi artmakta olan açlarla ve susuzlarla bölüşeceğine dair umut besleyebilir miyiz?
Halihazırda açlık, hastalıklar, tayfunlar, depremler, sel baskınlarıyla zaten her yıl milyonlarcası kırılan bu kalabalıklara bir tekme daha atılmayacağının garantisi var mı?
Hem de çok daha büyük bir tekme...
Zenginler için dünyayı dikensiz gül bahçesine çevirebilecek çapta devasa bir mıntıka temizliği gibi meselâ...
Dövüştürerek, döverek, kıtlıkları afetleri katliamları görmezlikten gelerek...
Hayatımızda her geçen gün daha da belirleyici bir rol oynayan televizyon yayınlarının ve algı dünyamızı egemenlerin uygun gördüğü istikamette şekillendiren reklamcıların çağında, kamu vicdanının ilelebet galebe çalabileceğinin garantisi var mı?
Madem gezegeni berbat olmaktan koruyamıyoruz, paranın satın alabileceği şeyler arasında kuşkusuz -dünkü yazıda tarif ettiğim- korunaklı teknolojik kubbeler, o kubbelerin altında dünya yıkılsa da yorganımızı kuru tutabilecek yapay atmosferler, yapay dereler, şelâleler, ultraviyole filtreleri, bahçe düzenlemeleri, organik tarım, genetik müdahaleler yaparız, olur biter.
Bu mümkün. Hatta gidişat oraya doğru.
Peki ya yarının dünyasında bu konforu satın alacak gücü bulunmayanların akıbeti ne olur?
Jolie/Pitt çiftinin malikanesine daha kaç tane Afrikalı evlâtlık sığar meselâ?
Sığamayanların küresel tatil köyümüzde bedavaya konaklamasına göz yumulur mu?
Necdet Şen
Senaryo: Ali Türkan
Ali Türkan
Ne meyhane, ne sosyal hayat, ne de manitalar umurumda. Günde iki defa da yürüyüşe çıktım mı, benden kralı yoktur yani. Basriye ortalıktan kayboldu; onu merak ediyorum. Aramaya çıkacağım şimdi. Sayfaya, "lezbiyenlik", Bruce Lee ve Muhammed Ali'yle ilgili üç şey yazıyorum. Devam
İnternet medyası kendini bitiriyor
Necdet Şen
Ne yapabilirim ki siz okurları göreve çağırmaktan başka? Derkenar da dahil, tüm web sitelerini denetlemek, akıl ve edep çizgisine (tabii ki edepli bir dille) davet etmek, interneti kirletenleri bıkmaksızın uyarmak bizler kadar sizin de göreviniz. Devam
Ali Sedat Çetinkoz - Sözler, anlar uçar gider; yazılan kalıcıdır. Belki de Kuran'ın ilk ayeti o yüzden... Kur'an okuyun demek hayata müdahale mi?
Hasan Arpacıoğlu - Ali Türkân'ın yazılarını yeni keşfettim. Okudukça ne kadar büyük bir yetenek olduğunu... Dallamalık konusunda doktora yaptım abi!
Erdem Abaka - Kimlik kartları bazı bilgilere kolay ulaşmak ve güvenlik açısından etkili olmakla... Kimlikler lütfen!
Burak Öztürkçü - İdeoloji, dünyanın nasıl olduğunu kendi penceresinden resmeder, nasıl olması gerektiğini... İslâmî Cemaatler
Raif Yalçın - Ben uluslararası çalışan bir TIR şöförü olarak GPS aletini çok sık kullanmak zorundayım... GPS'li hayatlarımız
Bilge Bozkurt - Köyden kente göç sürecinde yalnızlaşan insanın, biraz da dînî bütün bir kimlikse hele... İslâmî Cemaatler
1977 seçimlerinde Şehremini'de sandık müşahidiydim. Bir ara yaklaşık 40 kişilik sakallı-çarşaflı bir grup geldi, oylarını kullandı. İçlerinden birini tanıyordum, dışarıda kime oy verdiklerini sordum, "AP'ye, yani Demirel'e" dedi. Sebebini sorunca "CHP korkusu" dedi. İçim cız etti.
Şarkiyatçılık
Edward Said
Beyaz Adam olmak bir fikirdi, bir gerçekti. Hem beyaz dünya hem de beyaz olmayan dünya karşısında düşünülüp kararlaştırılmış bir konum almayı gerektiriyordu. Devam
Ev alırken nelere dikkat edilir?
Durmuş Düşünür
Evini satmak isteyip de bir türlü satamayan insanlara acizane tavsiyem, mutfağa yaptırabildiğiniz kadar bol dolap yaptırın. Dolap kapaklarının kulpları da parlak sarı madenden ya da sedeften olsun. Gerisi önemli değil. Devam
Dört anlaşma
Don Miguel Ruiz
Dört anlaşma dönüşüm ustalığının özetidir. Tolteklerin ustalıklarından biridir. Bu cehennemi cennete dönüştürme ustalığıdır. Toplumsal kâbusu, bireysel cennet rüyasına çevirme ustalığıdır. Devam
Kozmik Deprem Senaryosu
Ahmet Faruk Yağcı
Kozmik bürolarda mutlaka büyük İstanbul depremi müdahale senaryosu da olmalı. Hangi birlik hangi yolları tutacak, hangi bölük hangi mahallenin güvenliğini sağlayacak? Seyyar hastane ve fırınlar nerelere kurulacak? Devam
İslâmî Cemaatler
Vahap Demir
Sosyoloji bir anlama çabasının adıdır, değer yargılarını, inançlarını bir kenarda tutmayı, olan biteni en objektif haliyle resmedebilmeyi gerektirir. Devam
Sahibinden, Kullanılmamış Vicdan
Kâmuran Kızlak
Çalışanlar Kapitalizm tarafından daha iyi pozisyonda, daha bilerek ve daha profesyonelce düdükleniyorlar, işyerinde kendilerini sanki partonmuş gibi algılıyorlar, şirketin kârlılığı için gecelerini gündüzlerine katıyorlar, şirket yıllık kârını açıkladığında sevinçten taklalar atıyorlar, ait oldukları sınıfı unutuyorlar ve hatta hakir görüyorlar. Devam
© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir. http://www.derkenar.com/necdetsen/bu-duzen-boyle-mi-gidecek/