Bir Taşınma Macerası

Mutlu Tönbekici


Nazan geçen gün taşındı... Taşınma maceraları anlat anlat bitmez türünden hikâyelerdir ama bu hakikaten atlanacak cinsten bir şey değil...

Her şey gece saat onda başladı. İlk şokumuzu karşımızda Trans Sibirya türünde bir TIR' görünce yaşadık... Daracık bir Kadıköy sokağından daracık bir Teşvikiye sokağına taşınacak ev ve bizim karşımızda devasa bir TIR' var... Gecenin o saatinde sadece bunu bulmuşlar...

Nazan 3 hafta önce başvuruyor şirkete ve bize dediklerine bak.

" Aman arabaları çizmesin, aman yan aynalar sağlam kalsın" diye bağıra çağıra TIR'ı sokağa sokarken, dakka bir gol bir, "düüürtt" polis geldi... Bir saat lâf anlattıktan sonra taşınma işlemi başladı. Hammallar eve girdiler ve Nazan'ın kedilerini gördüler.

Esasında olayın bir faciayla sonuçlanacağı ilk sorudan belliydi:

"Abla bunlar tavşan mı?"
"Ne tavşanı öz be öz kedi!"
"Ama tavşana çok benziyor! Hani kuyruğu olmasa..."

Tabii tabii hâlâmın da... Neyse... Nazan sinirle tavş.. pardon kedilerini kedi taşıma kutularına kaldırdı... Adamlar taşımaya başladı eşyaları... Kapıdan her eşya çıkışında amir hammal bize "kapıyı sökün" talimatını verdi. Lehimli çelik kapıyı nasıl sökeceksek? Bu gece boyunca sürdü. Eşyalar bitmek üzere adam hâlâ aynı lâfı söylüyor. "Kapıyı sökün"... 34'üncüyü söylediğinde Nazan çelik kapıya kendini asıyordu...

İlk olarak cam masanın canına okudular. Diyoruz ki onu öyle sökmeyin böyle sökün, yoksa pimleri kaybolur, şu olur bu olur. Hayır. Pimler daha o dakikada kayboldu ve artık Nazan'ın bir cam masası yok!

Evde bir çekyat var. Dedik ki bu "çok ağır bunu ilk önce çıkartın, sonra yorulacaksınız, çıkartamayacaksınız". Hayır onlar uzman ya, en sona bıraktılar. Kaldırmaya çalıştılar, olmadı. Hemen klasik hammal iddiaları ardarda geldi:

"Abla bu buradan çıkmaz.."
"Hiç yolu yok.."
"Kapı çok dar..."

Yahu çekyat burada imal edilmedi ya... Bir şekilde girdiyse bir şekilde çıkacak. Bu sefer güya zekâlarını çalıştırdılar:

"Camdan aşağı atalım! Bir şey olmaz!"

İnanmıyorsunuz değil mi? Ben de inanamadım ana adamlar çok ciddiydi. Nazan bu arada dokuzuncu cinnetini geçiriyordu. Çekyat ve halının aynı şey olmadığına adamları ikna etmemiz 20 dakika sürdü. Çekyat kapıdan çıktı.

Her şey TIR'a yüklendi, artık gidiyoruz. Teşvikiye'ye geldik. Saat bu arada 02:00 olmuştu... Taşımacı arkadaşların empati kurma yetenekleri olmadığı için "uyuyan insan gürültüden uyanır" gibi kavramları da yoktu haliyle... Bağıra çağıra TIR'ı sokağa sokmaya çalışırken "düürrt" bu sefer Teşvikiye devriyesi geldi...

Polis kontrolünde ileri geri sokağa girmeye çalışırken bilin bakalım ne oldu? TIR'ın mazotu bitti! Mazot almaya biz gidelim diyeceğiz ama TIR tam da bizim arabanın önünde durmuştu... Eşyaları sokağın başından eve taşımaya karar verdiler... Bağıra çağıra eşyalar taşınıyor ve biz sinir krizleri geçiriyoruz millet uyanacak diye. Azami ölçüde gürültü etmeleri yetmiyordu bir de ne yaptılar biliyor musunuz? Otomata basacağız diye bir tanesini bile sektirmeden bütün zillere bastılar!!! Evet herkes bu sefer gerçekten uyanmıştı...

Bu arada adamlar sürekli söyleniyor.

"Ooo dört katı nasıl çıkacağız?"
"Nereden buldunuz bu evi?"

Ay evet sana sormadan tuttuğumuz için çok özür dileriz...

Sabahın 5'ine doğru Nazan "ben bu gerilime daha fazla dayanamıyorum" diyerek kendini içkiye vurdu... Ona da bravo bu arada... O kâbusun içinde bir Jack Daniels çıkartmayı başardı...

Saat 06:00'da adamlar "çay olsa da içsek" demeye başladılar. Nazan "Ocağı taşıdınız mı da çay istiyorsunuz" diye öyle bir gürledi ki apartmanda uyanmayan sağır bir teyze kalmıştı o da uyandı...

Sabah 7'ye doğru taşınma işlemi bitti... Bu arada farkettik ki kediler yok! Eyvahlar olsun kediler TIR'da kaldı diye TIR'ın peşinden koştuk... TIR'ı Beşiktaş'a doğru yakaladık. Fakat yoklar... Nazan "Bunlar kedilerimi gerçekten tavşan zannettiler ve pişirmek için evlerine götürdüler" diye on ikinci sinir krizini geçirdi.

Incık cıncık aramadan sonra zavallılar gömme dolabın içinden çıktılar... Herhangi bir kutu dolabın içine konulmuş!!! Üç gündür Nazan'a küsler... Her gün gidip terapi yapıyoruz hayvanlara...

"Tamam tavşan değilsiniz, tamam Nazan anneniz o kadar kötü bir kadın değil. Hammallar yaptı... Gelin bakın burada balkon da var... Aman da aman..."

Evet... Aman da aman... Bize kim terapi yapacak?

* * *

Kaynak: Meçhul - Gönderen: Bir "forward" sapığı -->

Konuk Yazılar

 

Yaz başı mektupları

Ali Türkan

Oysa bir yılda doktor hatası yüzünden ölenlerin, sakat kalanların, hayatı kayanların sayısı, en az trafik canavarının "kurbanları" kadar çoktur sanırım (belki de saçmalıyorum). Bu mektubu da tıp ilmine ayırmış olduk. Ha gayret! Sen oradan, ben buradan dümdüz edeceğiz dünyayı. Devam »

Memur sadizmi ve can çekişen hastanelerimiz

Necdet Şen

Ölmüşüz zaten. Ruhumuza fatiha. O binalardan içeri girdiğinde köpek muamelesi görmeye, salak yerine konmaya, kendini kötü hissetmeye, kuyruklardan kuyruk beğenmeye razıysan ne güzel. Sıraya gir. Bekle.   Devam »

Web Gezgini

Hakikatli bir insan: Ahmet Kaya

İkinci sınıf yeteneklerin oluşturduğu ittifakı tedirgin eder namuslu insanlar, dürüstlükleri ve açık sözlülükleri nedeniyle...

Hele hakiki sanatçılar, keskin sezgileri nedeniyle yalanla doğruyu daha kolay ayırt edebildikleri için, açık sözlülüklerinin bedelini ödemeye zorlanırlar gün gelir.

Cihan Aktaş (Taraf)

Son Yazılar

Gençliğe Övgü

İlker Tortop

Gençliğimi özlüyorum ben. Omzumdaki romatizma ağrılarına rağmen özlüyorum o günleri. Beyazlara muhtaç değildik, tuğladan ocağımız yetiyordu gülerek yaşamaya. Etrafımızdakileri etkilemek zorunda değildik ve hayat çok ucuza geliyordu. Devam »

Yakın Tarih Dersleri 02

Ali Sedat Çetinkoz

Şimdilerde emekliliklerini yaşayan iki üst derece hakim ve iki cumhurbaşkanından başka başına fötr takan devlet adamı var mı bilmiyorum. 70'li yıllarda gurbetçilerin izine gelirken giydiği, yeşil ördek tüylü Bayerisch fötrler bile artık kayboldu. Devam »

Son Yorumlar

Şahin hakkında güzel bir yazı , onun sınıf arkadaşı (orta okul) olarak çok hoşlandım...
Oğuz Şahin - Sencer'in çizgi roman dünyası

Arkadaşım saol... Şapkalı a yapmak ne kadar zormuş. Bulamadım bir türlü sen yazmışsın. Allah razı...
Muhammet Uyar - Masaüstü, Bakım Sihirbazı, Şapkalı Â

Henüz çok küçükken anneannem büyüyünce ne olacağımı sorduğunda pilot olacağım, dedim. Güldü...
Ramazan Korkmaz - Kaybolmayan kardeş

Atilla sonraki yıllarda ciddi bir trafik kazası geçirdi, kazada beli kırıldı. Sonrasında mucizevi...
İlker Tortop - Gençliğe Övgü

Çok güzel bir yazı... Derken; duyguların çok güzel ifade edildiği bir yazı ... Hepimiz...
Leyla Erkol Bıkmaz - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü

Tüm Yorumlar

 Google Web   Derkenar  

 

© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi marifetidir. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.

59
Clicky Web Analytics