Erol Özkoray
Ordu son on yılda (1991-2000) tam 80 milyar dolar harcadı. Söz konusu miktar Türkiye'nin borç stokunun %50'sidir. Bu harcamaların hesabının siviller tarafından sorulması, ordunun da bunu cevaplaması gerekiyor. Ekonomik iflâs bu rakamda gizlidir.
Bütün bunlardan sonra son 20 yıldır Türkiye'de sık sık söylenen ve halkımızı enayi yerine koyan şu sözü de ekleyelim: "Aman orduyu siyasete çekip, onu siyasete alet edip, yıpratmayalım!" Bu sözle ahmaklıkta erişilen seviyeyi bir düşünün! Dezenformasyondaki boyutu da...
Aslında ülkenin gelmiş olduğu kesin iflâs noktasında, ordunun, en iyisini ben yaparım iddiasındaki "toplum mühendisliği" uygulamasının da sonu oldu.
Türkiye tutsak bir ülkedir. Yurttaşlar ordunun, statükonun, MGK'nın, paranoyanın, milliyetçiliğin, sistemin, Kıbrıs'ın, İMF'nin, borçların, komplo edebiyatının, sözde demokrasinin, tarihin ve devletin tutsağıdır. Peki bu tutsaklık durumu ülkeye neleri kaybettiriyor? Demokrasiyi, geleceği, umudu, çağdaşlaşmayı, batılılaşmayı, AB üyeliğini, barışı, refahı ve 21. Yüzyılı...
Batı'da Türkiye artık iflah olmaz bir vaka olarak görülmeye başlandı. Hemen iki çarpıcı örnek verelim:
Birinci örnek, Avrupa Parlamentosu Karma Parlamento Komisyonu eşbaşkanı Daniel Cohn-Bendit'in Türkiye ile uğraşmanın "zaman kaybı" olduğunu açıklayarak anlamlı bir biçimde görevini bırakmasıydı.
İkinci örnek ise Fransa. Türkiye'ye Yunanistan ile birlikte Helsinki Zirvesi'nde adaylık yolunu açan Fransa'nın AB'den sorumlu Bakanı Pierre Moscovici'nin kabinesindeki genel eğilim bu "ülkenin üzerine artık bir çarpının konulduğu" yönünde.
AB'deki en önemli ikinci müttefikimiz olan kilit ülke konumundaki Yunanistan ise hâlâ Türkiye konusunda iyimserliğini sürdürüyor, sürdürmek istiyor...
Biz ise Türkiye'yi, AB'nin demokrasi normlarına uymayan, ordusunun siyasetteki rolü devam ettiği sürece gerçekten umutsuz bir vaka olarak görüyoruz.
Orduların siyasetteki rolü üzerine ünlü Arjantinli yazar Nobel edebiyat ödüllü yüzyılın devi Jorge Luis Borges'in sözüyle son noktayı koyalım: "Bir askerin cesur olduğunu varsaymak için hiç bir neden yoktur. Bütün yaşamını rütbe almak için bir kışladan ötekine dolaşmak ve strateji öğrenmekle geçiren bir kişinin cesur olmaya ihtiyacı yoktur. Ve elbette o, ülke yönetmek için de hazırlanmış değildir. Komuta etmek ve itaat edilmek fikri çocukça bir zihniyete özgüdür. Bu da diktatörlerin olgunlaşmamış insanlar olmasını açıklayan şeydir."
Konuk Yazılar

Ali Türkan
Valla, sonrası iyilik sağlık işte. Bi güzel döktüm kurtlarımı. Hüzünleri yağladım; artık hiç gıcırdamıyorlar. Kemalpaşalılar, ne duruyisunuz ya! Adeyin döktürün biraz! Eeeeep beraber! sıvgana bilkaya varacaaaam garıma da kızanıma bakacam masaları, sofraları guracaaaam kimseye muhtaç galmayacaaamaaade güzel emine'm kalksanaaalevent'e göbekleri atsanaaalevent paraları kazaaanıııırayilenin çileleriii azalır... Devam »

Necdet Şen
Bu tarz kültürel etkileşime "Kültürel ensest" diyordu bir arkadaşım. Ona hak veriyorum. Kendi gettosundan dışarı çıkmayan, yalnız kendi kandaşlarıyla düşüp kalkan, beyin salgılarını sadece kendi türdeşleriyle çaprazlayan insanlardan doğan fikirler de işte böyle eciş bücüş sağlıksız oluyor. Devam »
İkinci sınıf yeteneklerin oluşturduğu ittifakı tedirgin eder namuslu insanlar, dürüstlükleri ve açık sözlülükleri nedeniyle...
Hele hakiki sanatçılar, keskin sezgileri nedeniyle yalanla doğruyu daha kolay ayırt edebildikleri için, açık sözlülüklerinin bedelini ödemeye zorlanırlar gün gelir.
Şahin hakkında güzel bir yazı , onun sınıf arkadaşı (orta okul) olarak çok hoşlandım...
Oğuz Şahin - Sencer'in çizgi roman dünyası
Arkadaşım saol... Şapkalı a yapmak ne kadar zormuş. Bulamadım bir türlü sen yazmışsın. Allah razı...
Muhammet Uyar - Masaüstü, Bakım Sihirbazı, Şapkalı Â
Henüz çok küçükken anneannem büyüyünce ne olacağımı sorduğunda pilot olacağım, dedim. Güldü...
Ramazan Korkmaz - Kaybolmayan kardeş
Atilla sonraki yıllarda ciddi bir trafik kazası geçirdi, kazada beli kırıldı. Sonrasında mucizevi...
İlker Tortop - Gençliğe Övgü
Çok güzel bir yazı... Derken; duyguların çok güzel ifade edildiği bir yazı ... Hepimiz...
Leyla Erkol Bıkmaz - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü
© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi marifetidir. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.