Patronsuz Medya

Mehmet Tezkan: Köpekler bana ürdü; bu bir insan hakları ihlâlidir!

Mehmet Tezkan - 12 Mayıs 2002, Sabah


Sabah gazetesi yazarı ve ATV Haber Genel Müdürü Mehmet Tezkan'ın pazar yazısı:

İki köpeğin saldırısından nasıl kurtuldum?

Bugün pazar.

Siyasete mola verme günü.

Yaşamın renklerini yakalama günü.

Baharla birlikte ortalık cıvıl cıvıl. Yeşilköy'den hatta Florya'dan başlayın. Sirkeci'ye kadar uzanan sahil tıklım tıklım.

Sabahın erken saatlerinde genci yaşlısı,kadını erkeği, üstlerinde eşofman, ya yürüyor ya koşuyor.

Deniz kenarında, güneşin altında ter atıyorlar.

Baharın nimetinden faydalanıyorlar.

Sadece bu yaka değil. Bogaz da aynı, Bostancı sahili de.

Amaç daha sağlıklı bir yaşam.

Terleyerek toksin atmak. HDL denen iyi huylu kolesterolu yükseltmek, kalp atışını duzenlemek, tansiyonu düşürmek, stresten uzaklaşmak.

Amaç bu.

Koşarak dinlenmek.

Ancak bu pek olmuyor.

Çünkü sabah sporunu küçük bir köpek ordusuyla yapıyorsunuz.

Ne yapacakları; kime, ne zaman saldıracakları belli olmayan köpek ordusuyla.

Carşamba sabahı saat sekiz.

Yeşilköy sahiline doğru yürüyorum. İlerden bir kadın geliyor. Belli, köpeğini gezdirmiş, evine dönüyor. Tasmasından tuttuğu köpeğinin yanında iki dev köpek daha var. Onlar başıboş.

Yaklaşınca kadin uyardı.

Hemen uzaklasın dedi, bu köpekler saldırıyor.

Daha ne oluyor dememe kalmadan iki dev köpek üstüme saldırdı.

Biri olsa başa çıkarım da, iki köpek olunca işler değişiyor.

Durdum. Tam üstüme atlayacaklar, sola doğru hızlı bir hamle yaptım.

Köpeklerin hamlesini bertaraf ettim.

Bir daha saldırdılar. Bu kez aynı hamleyi sağa dogru yaptım.

Köpeklerden yine sıyrıldım ama sağa hamle etmemle elektrik direğine toslamam bir oldu.

Nefesim kesildi, kolumun koptu zannetim.

Acıdan gözüm dönmüş olacak ki köpekler üçüncü hamleyi yapmadan ben onlara saldırdım.

Havaya birkaç tekme savurdum, son bir gayretle bir sitenin bahçesine kendimi zor attım.

Köpekler inatçı. Bahce kapısına dayandı.

Olayı gören bir Yeşilköy sakini arabasını hızla köpeklerin üzerine sürdü. Köpekler kaçıştı.

Savaş bitti.

Savaş diyorum. İnanın, yaşadıklarım resmen insanla köpeklerin savaşıydı.

Simdi bakın. Haftada dört beş gün spor yapan biriyim. Hâlâ nefes alırken kaburgalarım acısa bile köpeklerin elinden kurtulmayı başardım.

Ya başka biri olsaydı.

Köpeklerden korkan biri.

Sabah yürüyüşüne çıkan yaşlı bir adam.

Cocuğuna hava aldırmaya çıkmış bir kadın.

Olacakları göünüzün önüne getirebiliyor musunuz.

Yanında çocuğu olan kadın ne yapardı?

Direğe çarptığım an düşseydim şimdi yoğun bakımdaydım.

evik davranmasaydım biri ısırıp bacağımı koparabilirdi.

Hepsi olabilirdi.

Hâlâ da olabilir. Bugün bile olabilir.

Çünkü İstanbul'da 300 bin köpek başıboş dolaşıyor.

300 bin köpek terör yaratıyor.

Belediyeler ne yapıyor?

Hiç bir şey.

Hayvan hakları derneklerinin gürültücü kadınlarindan korktukları için hiç bir şey yapmıyorlar.

Başıboş köpekleri toplamadıkları için insan hayatını tehlikeye atıyorlar. İnsan haklarını ihlâl ediyorlar.

mtezkan@sabah.com.tr

* * *

Fersan Cevriye'nin Mehmet Tezkan'a mektubu »

 

 Yorumlar

Üzücü ve çok yönlü tartışılabilir bir durum. Ve ne yazık ki her an köpekler aleyhine dönebilen kaypak bir konu. Böyle zamanlarda ne diyeceğimi bilemem. Bildiğim şu ki; uzun yıllar köpeklerden korkarak yaşamış olan ben bu anı yaşasaydım aynı şeyleri hissederdim.

Sözüm son cümle üstüne olacak. Hayvan derneklerinin gürültücü kadınları (çoğu kez maksadını aşan bir ifade olsa da) değildir asıl bahane. Onları keşke dediğiniz kadar dikkate alsalar. Sorun, toplayıp başına iş açmak istemeyen yönetimlerin gizli saklı zamanlarda hayaletler gibi bütün köpekleri toplayıp yoketmek istemesidir.
Bazı insanların, insan olmayan canlıları da böylesine sevip koruyabiliyor olmasını özünde asla anlayamayan yokedici zihniyetin görevini yapmamasıdır sorun. Yani son cümle haklıdır; görevini lâyıkıyla yapmayan belediyeler insan haklarını ihlâl ediyorlar. Bizim de bütün anlatmaya çalıştığımız bu.

Hülya Yalçın - 25 Eylül 2011 (20:09)

Benim de diyeceklerim var…

Ad Soyad
e posta   (yayınlanmayacak)
« 1012

Mim

Editörün Önerisi

Sessizlik Suikasti

Ali Türkan

Yalçın Küçük'ün kitaplarından birinde bi şey okumuştum. O da Marks'dan araklamış, "killing by bilmemne" diye bir şey sokmuş siyasi terminolojiye. Yalçın Küçük de "sessizlik suikasti" olarak çevirmiş.


Son Yorumlar

ABD'de birçok aile (özellikle de kentli, okum…
Minik Ülkü » Çocuğun istikbali sözkonusu

Milliyet gazetesindeki haberi okuyunca aklıma…
Cekni Kılsın » Vostok Gölü

Cumhuriyetin zorlanarak da olsa itiraf edilen…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu

Türkiye Cumhuriyeti mi illüzyon, Mustafa Kema…
Bunak Moruk » Talât Paşa Ruhu

Cumhuriyet bir illüzyon değildi, illüzyonistl…
Selim Doğan Nebioğlu » Talât Paşa Ruhu

Tarih akışı kesintisizdir. Bu açıdan bakıldığ…
Erdem Abaka » Talât Paşa Ruhu

 

Web Gezgini

Kim kime "terörist" diyor?

Neoliberal ve otoriteryen kurgunun hedeflerine yönlendirilebilecek hareketler "devrim" diye nitelendirilebilirken, buna uyumlu olmayan her şey "terör" kavramının yardımıyla terörize ediliyor.

Ali Topuz (Radikal)


Etiketler





Şu an 152 pasif seyirci Derkenar'a bakıyor

   

Yazı Boyutu
147 - 647 - 788  
©