Ömer Lütfi Mete ~ Sabah, 15 Mayıs 2003
Batılıları, "İkinci Cumhuriyet"çilerimizi ve "Müslüman Demokrat"larımızı çok rahatsız eden Kemalizm nerededir? Ordu'da, MGK'da, MİT'te, biraz da sağ ve sol milliyetçilerde mi?
Yakınanlar kah yarım ağızla, kah açıktan açığa, oralarda olduğunu söylerler. Bu "merkez"ler de aksini iddia etmez, hatta gurur duyarlar. Öyleyse başka yerlerde aramaya gerek yok. Peki bu adresin içinde ne var?
Oradaki en temel değer olarak "Ulus Devlet Duyarlılığı" gibi görünüyor.
Kemalizm'i öcü sayanlar ya doğrudan doğruya "ulus devlet"e karşıdır veya "ulus devlet duyarlılığı"nın abartılmasına! Bu yüzden onları AB ve küreselleşme karşıtlığıyla eleştirir veya suçlarlar.
Kemalistler de, karşıtlarını "ulus devlet"in düşmanı gördüklerine göre taraflar, adresin temel değerin ne olduğunda uzlaşmışlardır. Bu durumda Kemalistleri "ulus devlet"in bekçileri olarak tanımlamak, eksik ama doğru bir değerlendirmedir.
Şimdi dananın kuyruğunun koptuğu yere gelelim Kemalistler ne yaparlar?
Bakımsız ülkenin bağımsızlığı
Atatürk sonrasına kuş bakışı bir göz atarak ne yaptıklarını, daha doğrusu ne yapmadıklarını hatırlamaya çalışalım
* 1 Nisan 1939; ABD ile Ticari İmtiyaz Anlaşması... ABD bununla "en çok imtiyaza sahip" ülke oluyor, bazı sanayi ürünleri için yüzde 12 ile yüzde 88 oranında gümrük indirimi sağlıyor.
* 23 Şubat 1945; ABD ile Karşılıklı Yardım Anlaşması... İkinci maddeye göre, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti sağlamakla yükümlü olduğu hizmet, kolaylık ve bilgileri ABD'ye teslim edecektir.
* 27 Aralık 1949; Türkiye-ABD Eğitim Komisyonu Anlaşması... Parası Türkiye'den, harcaması ABD Büyükelçisi'nden.
* 18 Ocak 1954; Petrol Kanunu... Bunun sömürge yasası olduğunu sadece tek maddesi bile belgeler Türkiye'de her şirket yılda en çok 10 sondaj yapabilir... Yani, yasa adeta "Türkiye'de petrol aramak yasaktır" der.
* 25 Ekim 1959; Jüpiter Anlaşması... ABD'nin nükleer başlıklı Jüpiter füzelerini Türkiye'ye yerleştirmesi onaylanır. İşlem 1962'de tamamlanır. Yani vatan haini DP başlatır, vatanı kurtaran 27 Mayıs'çılar afiyetle bitirirler.
* 31 Mayıs 1968; ABD ile Borç Anlaşması... Türkiye'de bakırın fiili patronu ABD oluverir.
* 29 Kasım 1982; Mutabakat Muhtırası... Bu sayede, ABD Batman, Muş ve Diyarbakır'a da çöküyor.
* 13 Aralık 1995'te onaylanan, 1 Ocak 1996'da yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması... Buna göre Türkiye, AB'nin izni olmadan herhangi bir ülke ile ticari anlaşma yapamaz.
Marifetlerini bir görsek
Mavi Akım, Uluslararası Tahkim ve Irak Savaşı için ilk tezkere ile ABD'ye tanınan en geniş kök salma fırsatı... Ayrıca 1945'ten beri sayısız uluslararası örgüt ve yapılanmalara (IMF, AET, OECD, AGİG gibi) katılım... Bunların tamamını veya bir kısmını önyargıyla karalıyor değilim. Cevap bekleyen sorular var
Türkiye'de her şeye hükmettiği söylenen "Ulus Devlet" duyarlılığı bu süreçte nerelerdedir? İnönü, Menderes, 27 Mayıs, Demirel, 12 Mart, Ecevit, 12 Eylül, Özal, Yılmaz, Tansu, Erbakan, Bahçeli, Gül-Erdoğan silsilesinde; "Ulus Devlet"ten fedakarlık gerektiren yüzlerce imza atılırken Kemalizm ne yapmıştır?
Mesela MGK, kaç defa "Ulus Devlet" duyarlılığı ile herhangi bir "uluslararası işlem"i engellemiş veya "Kemalist müdahale"de bulunmuştur?
Kemalistlerin hükmü şimdiye kadar, dinciler ve Kürtçülerden başka kime, ne kadar geçmiştir?
Konuk Yazılar

Ali Türkan
"Ayağım takıldı" gibi bi şeyler geveledim ama yemedi sanırım. Kikirdeyerek ve "hüüürsss" diye bir ses çıkartıp ineğini güderek uzaklaştı. Dağ başında, zıbıdık bir veledin maskarası da olduk anasını satayım! Tamam, Budizm, nefs terbiyesi falan iyi güzel de, bu akşam sığır bonfile ziftleneceğim. Hele şu pantalon bi kurusun, eti pişirip pişirmeyeceğime de ondan sonra karar vereceğim. Devam »

Necdet Şen
İnternetteki bir sürü web sitesinin çalıntı içerikle yayınlandığının herhalde hepimiz farkındayız. Bunun kanunî müeyyidelerinin henüz oluşmamış olması bu talanı had safhaya vardırıyor. Devam »
İkinci sınıf yeteneklerin oluşturduğu ittifakı tedirgin eder namuslu insanlar, dürüstlükleri ve açık sözlülükleri nedeniyle...
Hele hakiki sanatçılar, keskin sezgileri nedeniyle yalanla doğruyu daha kolay ayırt edebildikleri için, açık sözlülüklerinin bedelini ödemeye zorlanırlar gün gelir.
İlker Tortop
Gençliğimi özlüyorum ben. Omzumdaki romatizma ağrılarına rağmen özlüyorum o günleri. Beyazlara muhtaç değildik, tuğladan ocağımız yetiyordu gülerek yaşamaya. Etrafımızdakileri etkilemek zorunda değildik ve hayat çok ucuza geliyordu. Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Şimdilerde emekliliklerini yaşayan iki üst derece hakim ve iki cumhurbaşkanından başka başına fötr takan devlet adamı var mı bilmiyorum. 70'li yıllarda gurbetçilerin izine gelirken giydiği, yeşil ördek tüylü Bayerisch fötrler bile artık kayboldu. Devam »
Vahap Demir
Sözün özü, Türkiye'de ne sol ne de liberal düşünce yoktur. Az sayıda bunların ne olduğunu bilen insan da tartışmayı harlandıracak kadar kalabalık veya güçlü değildir. Tartışmanın düzeyi de zaten her defasında "bizden gayrisi bize dost değil" önermesiyle sonlanacak kadardır. Devam »
Şahin hakkında güzel bir yazı , onun sınıf arkadaşı (orta okul) olarak çok hoşlandım...
Oğuz Şahin - Sencer'in çizgi roman dünyası
Arkadaşım saol... Şapkalı a yapmak ne kadar zormuş. Bulamadım bir türlü sen yazmışsın. Allah razı...
Muhammet Uyar - Masaüstü, Bakım Sihirbazı, Şapkalı Â
Henüz çok küçükken anneannem büyüyünce ne olacağımı sorduğunda pilot olacağım, dedim. Güldü...
Ramazan Korkmaz - Kaybolmayan kardeş
Atilla sonraki yıllarda ciddi bir trafik kazası geçirdi, kazada beli kırıldı. Sonrasında mucizevi...
İlker Tortop - Gençliğe Övgü
Çok güzel bir yazı... Derken; duyguların çok güzel ifade edildiği bir yazı ... Hepimiz...
Leyla Erkol Bıkmaz - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü
© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi marifetidir. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.