Fikret Başkaya - Özgür Üniversite
Düşüncelerini dürüstçe yazıp söylemenin bedelini fazlasıyla ödemiş olan değerli bilim adamı Fikret Başkaya "Özgür Üniversite" adlı web sitesinde herkesin okuması/okutması gereken bir yazı yazdı. Cumhuriyet'in 80. kuruluş yıldönümünü bahane ederek darbe kışkırtıcılığı yapan ve "üniversite" sıfatını hakkettiği tartışmalı hale gelen cehalet ve bağnazlık yuvalarının "çağdaşlık" maskesi ardındaki ceberrut yüzünü yalın bir dille anlatan (ve altta kısmen alıntıladığımız) bu yazısından dolayı sayın Başkaya'yı kutluyoruz.
Türkiye'de akıl almaz bir kavram ve kafa karışıklığı geçerli. Kavramların içi boş veya boşaltılmış durumda. Entellektüel azgelişmişliğin tahribatı çok büyük. Bunun iki nedeninden söz edilebilir. Birincisi, Türkiye'nin geçmişinde hiç bir zaman gerçek anlamda bir modernitenin yaşanmamış olması; ikincisi de, bağnaz resmî tarihin ve resmî ideolojinin insanların beyinlerini dağlayarak, düşünme yeteneklerini dumura uğratmasıdır. Okumuş kesim, modernitenin ne olduğunu, ne olması gerektiğini tartışmaktan aciz. Zaten aldıkları eğitim, soru sorma, cevap arama yeteneklerini köreltmiş durumda. Bu yüzden Türkiye'nin durumu belki de Dünya'da benzersizdir. Acaba bu Dünya'da, moderniteden, modernlikten, çağdaşlıktan, ilericilikten vb. bu kadar çok söz edildiği halde, moderniteye pek ilgisi olmayan bir başka rejim var mıdır?
Onca yıl sonra hâlâ aykırı soru soranların, orijinal tahlil yapanların apar-topar tutuklandığı, linç edilmeye kalkışıldığı bir rejimin moderniteyle bir ilgisi olabilir mi? Özgür düşünceyi en büyük düşman sayan bir rejimin moderniteyi özümlediği söylenebilir mi? Bir ülke düşünün ki, o ülkenin başbakanının, bakanlarının, milletvekillerinin eşlerinin nerelere gidip, gidemeyeceğine ordu karar veriyor. Bundan daha saçma, insan aklını zorlayan bir kepazelik olabilir mi?
Türkiye'de kapısında üniversite yazan ama adından başka üniversiteyle ilgisi olmayan kurumların çapı da Türkiye'deki rejimin çapının doğal sonucudur. Siz bir binanın ön cephesine "burası üniversitedir" yazdınız diye orası üniversite olmaz. Bir adamın/kadının isminin önünde bir dizi 'akademik ünvan' var diye o adamın ve kadının bilim insanı sayılmayacağı gibi...
Üniversite gerçek üniversite olsaydı, üniversite elemanları Anıtkabir ayinlerine katılmazlardı. Kendilerini kolluk kuvveti yerine koyma, 'Cumhuriyeti koruma ve kollama' misyonuna soyunma gibi bilim insanına yakışmayan aşırılıklarda bulunmazlardı. Daha önce de sayısız kereler yazdığım gibi, bizde üniversite denilen kurumların çatısı altında bulunanların taşıdıkları bilinç, bilim insanı bilinci değil, tipik memur bilinci, değilse kışla bilincidir.
Eğer bir insan, bilim namusu ve entellektüel dürüstlükten yoksunsa, onun bilim insanı sayılması asla mümkün değildir... Kara cüppelerini giyerek hükümeti atalarına şikâyete giden adamların ve kadınların gerçek üniversiteyle, bilimle, bilimsellikle, bilim haysiyeti ve entellektüel dürüstlükle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Bunların en büyük korkuları özerkliktir. Oysa, özerklik olmadan üniversite de olmaz. Kaldı ki, gerçek moderniteye düşman, laik olmayan, cunta anayasasıyla yönetilen (üstelik 130'uncu madde geçerliyken), MGK gibi bir kurumun varolduğu, bağnaz resmi ideolojinin geçerli olduğu bir rejimde, gerçek anlamda üniversite mümkün değildir.
Elbette bu ifadeden giderek, başka yerlerdeki üniversiteleri yücelttiğim anlamı çıkarılmamalıdır. Rektörlerin bir tek derdi var: 12 Eylül Cuntası'nın kendilerine bahşettiği çiftliklerde ağalığı sürdürmek. Şimdilerde eğitimin özelleştirmesinin ivme kazanmasıyla, rektörler, Üniversite döner sermaye kuruluşları, vakıfları, şirketleri vb. aracılığıyla büyük finansal kaynakları da kullanabilir duruma geldiler. Neredeyse birer holding yöneticisi durumundalar.
Bu söylediğim en azından büyük üniversiteler için geçerlidir. Bazı rektörlerin trilyonluk villalarından söz ediliyor... Bunca imkân, ayrıcalık ve otoriteden olmak rektörlerimizi çıldırtıyor... Darbe kışkırtıcılığı yapmalarının nedeni de aynı korkunun eseridir...
Yazıyı tanıdıklarınıza da tavsiye etmek ister misiniz?
Mim
Kaynana şekerleri ve Bruce Lee
Ali Türkan
Tıpkı o filmlerdeki gibi, ölenlerin "kötü" adamlar olduğuna inandırıldığımız zaman, bizim için sorun kalmıyor. Bu da altıncı kaynana şekerinden daha zor bir denklem haline geldi benim için. Üstelik bir şeyler de fena değişti. Devam
Ortanın solundaki paşalar
İdris Küçükömer
Bu işlem, Danıştay tarafından iptal edildi, ama ancak 1976'da onaylandı. 1960 sonrasında Yön'de yazdığı yazılarla tanındı. Ant dergisindeki yazıları ve Düzenin Yabancılaşması adlı kitabı tartışma yarattı.. Devam
Kültürel Ensest
Necdet Şen
Kendi gettosundan dışarı çıkmayan, yalnız kendi kandaşlarıyla düşüp kalkan, beyin salgılarını sadece kendi türdeşleriyle çaprazlayan insanlardan doğan fikirler de işte böyle eciş bücüş sağlıksız oluyor. Devam
Syd Barrett - Çok büyük bir iştahla okudum yazıyı. Tanrım, bu... Cenk Öyküleri 1: Sen kimin uşağısın lan!
Şemsettin Oruk - Ken Parker' i hortlatmak gibi olacak, ama... Klasik çizgi romanın doruğu: Ken Parker
Wakkas Kelle - DEVAM Beyaz Türk kelimesinden ne kastedildiğini bilmiyorum, ancak... Beyaz Türk
Wakkas Kelle - Necdet Bey, kusura bakmayın ama yazınız mantıklı değil. 60'lı yılların Türk... Beyaz Türk
Buse Özkan - Herkes hayatının belli dönemlerinde birçok sıkıntıyla... Eroin Güncesi
Öcalan'ın hedefi ne sizce?
Bütün amacı kendisini kurtarmak. Yaşamı karşılığında, kendisine dayatılan şeyleri yapıyor. Eğer İmralı'da kendisine 'şunu yap, bunu yap' denmese, dışarıda iki asker öldürüldüğü zaman Öcalan'ın ödü kopar. Ama şimdi kendisine çatışma dayatılıyor.
Hüseyin Yıldırım - Neşe Düzel (Taraf)
Bir sor Allah aşkına
Seyit Balkuv
Her soru bir merak duygusundan kaynaklanıyorsa ve merak duygusu da farklı olana yönelmek dürtüsü ile ilgiliyse, "hayata dair bir soru" iyi bir başlangıç noktası olabilir belki de ne dersiniz? Devam
Kırık Emekli General Hayatları
Ahmet Faruk Yağcı
Nesiller gelip geçiyor. Bunca emekli adam, bunca vatana hizmet gayreti beni yoruyor. Ey yetkililer! Siz siz olun beni dinleyin. Zararlı çıkmazsınız. Kendini Cipralex'e Lustral'e vurmuş emekli subay sayınız da yıllar içinde azalır. Devam
Trigger Happy
Deniz Türkoğlu
Kendini tehlikede (hatta yalnızca rahatsız) hissettiği ilk yerde tetiğe basmak ve tehdidi yok etmek üzere kodlanmış, hiç bir tehlike oluşturmayan durumlarda da tetiğe basma ihtiyacına dönüşmüş korkunç bir alışkanlığın adı. Devam
Hayat Oburu
Necdet Şen
Ya hakkaten ya! Hayat çok kısa, seçenekler sonsuz. Ben 99. maddedeyken listenin adı "ölmeden önce yapılması gereken 10.000 şey" diye değişir, yaya kalırım diye tırsıyorum. Devam
Avrupa'da bir seçim
Yalçın Şahin
İnsanlar yurtlarını bırakıp Avrupa'ya göç ediyorsa bu daha çok tanımını Batı insanının yaptığı bir yoksulluktan kaçmak içindir, ki bana göre bu genelde yapay, üretilmiş bir yoksulluktur. Devam
Etiketler
12 Eylül Aile Ali Türkan Askerlik Avrupa Bellek Beslenme Beyaz Türk Birey Bisiklet Bürokrasi Cem Karaca Cinsellik Çizgi Film Çizgi Roman Çocuk Deprem Derkenar Devlet Dil Din Distopya Edebiyat Eğitim Ekmek Teknesi Ekonomi Ensest Erkek Felsefe Feminizm Gazete Genetik Güvenlik Hayvanlar Hedonizm Hızlı Gazeteci Hobi Hukuk Internet Kapitalizm Kedi Kemalizm Kent Konformizm Kürtler Masonlar Medya Mektup Militarizm Milliyetçilik Mistisizm Mizah Mobbing Modernizm Münevver Müzik Nefret Nostalji Operasyon Oportünizm Otomobil Pazarlama Polemik Pornografi Portre Psikoloji Reklam Sanat Satanizm Seks Seyahat Sigara Sinema Siyaset Sokak Sosyalizm Sosyoloji Spam Spor Taassup Tabiat Takvim Tatil Teknoloji Televizyon Terör TIP Tiyatro Turizm Tüketim Toplumu Evlilik© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.

Yazı Boyutu
Büyük
Normal