İsmet Berkan ~ Radikal, 21 Ocak 2002
Hükümetin hazırladığı ve özgürlükleri genişleteceği umulan 'Mini Demokrasi Paketi'nden yine yasak çıktı. TBMM'deki tasarıya göre 312 ve 159. maddelerin kapsamı genişletiliyor.
Bu köşede Türk Ceza Kanunu'nun ünlü 312. maddesiyle ilgili kaç yazı çıktığını ben bile bilmiyorum. Bu yazıların tamamında 312. maddenin keyfi biçimde ve ifade özgürlüğünü kısıtlamak amacıyla kullanıldığı vurgulandı, maddenin değişmesi gerektiği söylendi.
Getirilen değişiklik önerisi de basitti aslında: Maddeyi 12 Eylül öncesindeki yazımına geri döndürmek.
Yıllardır 312'yi değiştirmek için faaliyetler yapılıyor. Kimileri benim gibi bu maddenin değişmesi gerektiğini yazıyor çiziyor, kimileri de yasa taslakları ya da önerileri hazırlıyor. Maddeyi değiştirme konusunda birkaç kez sonuca çok yaklaşıldı ama her seferinde son dakikada işe birileri karıştı ve 312 değişmeden durdu yerinde.
Şimdi, yıllardan sonra ilk kez bu maddeyi (yanı sıra TCK 159'u da) değiştirmeyi öngören bir hükümet tasarısı Meclis'e gönderilmiş durumda.
Gönderilen tasarıya biz gazetelerimizde sonunda olumlu bir şey çıkacağını sanarak 'Mini Demokratikleşme Paketi' adını taktık.
Kendi adıma konuşayım, paketin içeriğini görünce Türkiye'de yapılmak istenen hiç bir iş için peşinen olumlu düşünmemek gerektiğini bir kez daha acı bir deneyimle anlamış bulundum. Çünkü, biraz sonra anlatmaya çalışacağım gibi bu paket belki 'mini' ama hiç de demokratikleşmeyi falan amaçlamıyor. Hatta o kadar ki, paketin amacı aslında ifade özgürlüğünü var olan haline göre biraz daha sınırlamak. Bu haliyle çıkacağına bu yasa değişiklikleri hiç çıkmasa daha iyi.
Var olan 312. maddenin tartışmalara neden olan fıkrası aynen şöyle:
"Halkı, sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik eden kimse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin liradan 36 bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Bu tahrik umumun emniyeti için tehlikeli olabilecek bir şekilde yapıldığı takdirde faile verilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır."
Yıllardır tartışılan ve eleştirilen unsur, fıkranın birinci bölümüydü. Burada tahrik konusunda hiç bir ölçü getirilmemesi eleştiriliyordu. Böylece keyfi uygulamanın önü açılıyordu. Zannettik ki, Avrupa Birliği'ne tam üye adayı olan ve bu yıl tam üyelik müzakerelerini başlatmayı uman Türkiye'nin hükümeti de aynen böyle düşünüyor, Türkiye'yi bir ayıptan kurtarmak istiyor.
Ama gelin görün ki, hükümetten çıkan tasarı hiç de öyle değil. Bakın Meclis'e sevk edilen tasarıda bu fıkra nasıl:
"Sosyal sınıf, ırk, din, merzhep veya bölge farklılığına dayanarak insanları birbirine karşı KAMU DÜZENİNİ BOZMA OLASILIĞINI ORTAYA ÇIKARACAK BİR ŞEKİLDE TAHRİK EDEN kimseye 1-3 yıla kadar hapis cezası verilir.
Halkın bir kısmını aşağılayıcı ve insan onurunu zedeleyecek bir şekilde TAHKİR eden kimseye de birinci fıkradaki (6 aydan 2 yıla) kadar hapis cezası verilir."
Gördüğünüz gibi yeni düzenlemede suçun oluşması için 'kamu düzenini bozma OLASILIĞI'nın ortaya çıkması gerekiyor artık. Yani, somut bir olay çıkması gerekmiyor siz konuşmanızı yaptığınızda ya da yazınızı yazdığınızda. Birilerinin 'Bir ihtimal bu yazının yazılmasının ardından kamu düzeni bozulabilir' diye düşünmesi, sizin 312'den mahkûm olmanız için yeterli artık.
Yeni hali aynen kabul edilecek olursa, Türkiye'de herhangi bir siyasi konuşma ya da yazı yazmaya imkân kalmayabilir. Hangi görüşü savunduğunuzun artık bir önemi yok.
Bir örnek vereyim: 'Hortumcular ve rantiyeler bu ülkeyi sömürüyor' diyecek olursanız, savcılar sizi 312'den mahkeme karşısına çıkartabilir, haberiniz olsun.
Açıkçası ben de aslında sizleri bu maddeye karşı kışkırtmaya çalışarak elimde kalan son kışkırtma hakkımı kullanıyorum, çünkü bu 'paket'in aynen geçmesi halinde bu yazıyla ben de hem 312'lik hem de 159'luk bir suç işlemiş oluyorum.
Evet, 'paket' bir de TCK'nın ünlü 159. maddesini değiştiriyor. Halen 159'dan yargılanmakta olan bir kişi olarak açıkçası bu maddenin kapsamının daraltılmasını, hatta mümkünse bu suçun (devletin emniyet kuvvetlerine hakaret) tamamen Ceza Kanunu'ndan çıkarılmasını bekliyordum.
Öyle ya, diyelim polis, diyelim silahlı kuvvetler hakarete uğradığını düşünüyorsa, hakkını özel hukuk kişileri ya da bireyler gibi açacağı tazminat ve ceza davalarıyla arayabilir.
Ama hayır. Yeni düzenlemeyle tam tersine bu maddenin kapsamı olabildiğine genişletiliyor.
Madde şöyle:
"Türklüğü, Türk milletini, Türkiye devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Bakanlar Kurulunu, bakanlıkları, adliyeyi, devletin askeri veya emniyet ve muhafaza kuvvetlerini veya bunları temsil eden bir kısmını alenen tahkir ve tezyif eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Birinci fıkrada yazılı cürümlerin işlenmesinde tahkir ve tezyif edilen açıkça belirtilmemiş olsa bile, ona yönelik bulunduğunda tereddüt edilmeyecek bir durum varsa, tahkir ve tezyif edilen açıklanmış gibi kabul edilir. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına veya Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlarına alenen sövenlere bir aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.
Türklüğü, Türk milletini veya Türkiye devletini tahkir ve tezyif, yabancı memlekette bir Türk vatandaşı tarafından işlenirse verilecek ceza üçte biri oranında artırılır."
Anlayacağınız bu yasayla sadece Türkiye'de değil, yurtdışında da Türk olarak yaşamak pek kolay olmayacak.
Pes doğrusu.
Konuk Yazılar

Ali Türkan
Bazen söyledikleri doğru olsa bile, o doğruları ondan duymak isteyip istemediğimi merak etmediği için, geri zekâlılığı programlanmış oluyor. Her şeyi bildiğine inanan ve bütün bildiği de bundan ibaret olan o kadar çok insan tanıdım ki, artık hiç birini sallamıyorum. Her şeyi bildiğine inanan insan, hayatın en güzel mucizelerinden birini, öğrenmeyi, ıskalayan insandır. Müstahaktır dallamaya! Devam »

Necdet Şen
Ama zengin deneyimlerimizin de gösterdiği gibi, bu tarz ayrıkotlarını temizlemenin ve kendi kararlarıyla basıp gitmelerini sağlamanın gayet incelikli yolları vardır. Bu yollardan birincisi ve en garantilisi, o kişiyi bunaltmak ve yazıp çizmeyi zevk olmaktan çıkarıp gerilime dönüştürmektir. Devam »
İkinci sınıf yeteneklerin oluşturduğu ittifakı tedirgin eder namuslu insanlar, dürüstlükleri ve açık sözlülükleri nedeniyle...
Hele hakiki sanatçılar, keskin sezgileri nedeniyle yalanla doğruyu daha kolay ayırt edebildikleri için, açık sözlülüklerinin bedelini ödemeye zorlanırlar gün gelir.
İlker Tortop
Gençliğimi özlüyorum ben. Omzumdaki romatizma ağrılarına rağmen özlüyorum o günleri. Beyazlara muhtaç değildik, tuğladan ocağımız yetiyordu gülerek yaşamaya. Etrafımızdakileri etkilemek zorunda değildik ve hayat çok ucuza geliyordu. Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Şimdilerde emekliliklerini yaşayan iki üst derece hakim ve iki cumhurbaşkanından başka başına fötr takan devlet adamı var mı bilmiyorum. 70'li yıllarda gurbetçilerin izine gelirken giydiği, yeşil ördek tüylü Bayerisch fötrler bile artık kayboldu. Devam »
Vahap Demir
Sözün özü, Türkiye'de ne sol ne de liberal düşünce yoktur. Az sayıda bunların ne olduğunu bilen insan da tartışmayı harlandıracak kadar kalabalık veya güçlü değildir. Tartışmanın düzeyi de zaten her defasında "bizden gayrisi bize dost değil" önermesiyle sonlanacak kadardır. Devam »
Şahin hakkında güzel bir yazı , onun sınıf arkadaşı (orta okul) olarak çok hoşlandım...
Oğuz Şahin - Sencer'in çizgi roman dünyası
Arkadaşım saol... Şapkalı a yapmak ne kadar zormuş. Bulamadım bir türlü sen yazmışsın. Allah razı...
Muhammet Uyar - Masaüstü, Bakım Sihirbazı, Şapkalı Â
Henüz çok küçükken anneannem büyüyünce ne olacağımı sorduğunda pilot olacağım, dedim. Güldü...
Ramazan Korkmaz - Kaybolmayan kardeş
Atilla sonraki yıllarda ciddi bir trafik kazası geçirdi, kazada beli kırıldı. Sonrasında mucizevi...
İlker Tortop - Gençliğe Övgü
Çok güzel bir yazı... Derken; duyguların çok güzel ifade edildiği bir yazı ... Hepimiz...
Leyla Erkol Bıkmaz - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü
© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi marifetidir. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.