Her şey insan için!

Web Gezgini


Öğrenim programının bir parçası olarak öğrenciler canlı tavşan üzerinde deney yapmaya hazırlanıyorlar.Nazi doktor Mengele'nin yüzlerce, belki de binlerce toplama kampı tutsağı üzerinde yaptıgı vahşi deneyleri 'insanlıkdışı' olarak nitelemek bugün için çok kolay.

Oysa Nazileri, hatta Mengele gibileri gözü dönmüş caniler olarak görmek, kolay olduğu ölçüde basit ve yetersiz bir açıklama olacaktır.

Naziler de, eninde sonunda birer insandılar; Yahudiler, Çingeneler ya da Polonyalılar Germen ırkına kıyasla daha aşağı tür insanlar olarak tanımlanınca, bu tanım Nazi Almanya'sında bir kez kabul görünce, 'üstün ırka' erişmek için yapılması 'gereken' bilimsel deneylerden Mengele'yi kim alıkoyabilirdi?

Günümüzde hayvanlar üzerinde uygulanagelen deneyleri Mengele'nin vahşetiyle karşılaştırmak, çağdaş bilime çok büyük bir haksızlık mıdır? Belki. Ama laboratuvarlarda, çoğu zaman küçük bilimsel başarılar için kimyasal maddeler, radyasyon, kesip-biçme vb. 'işlemlerle' acımasız deneylere tabi tutulan kedi, köpek, maymun ve kobayların gözüyle bakıldığında, beyaz önlüklü bilim adamları da kanlı birer katil değiller mi?

Ne kadar insani?

'Cinayet'ten söz ederken, kuşkusuz ondan daha ağır bir suç olan 'işkence'yi es geçmemek gerek: Maymunlar, tavşanlar, fareler, kediler, köpekler... Laboratuvarlarda canlı canlı kesilip biçilir, yakılır, gözlerine kimyasal maddeler doldurulur, beyinlerine elektrodlar sokulup şok verilir, kemikleri kırılır, organları veya omurgaları çıkarılır, zehirlenirler, kızgın saç üzerinde yürütülürler, dondurulur, haşlanır, boğulurlar...

Uçak, otomobil, füze testlerinde hayvanlar kullanılarak çarpışma sonuçları incelenir. Nükleer ve konvansiyonel silahların insanları amaçlandığı şekilde öldürüp öldürmeyeceğini sınamak için önce hayvanlar bu silahlarla öldürülür.

Psikoloji literatürü, hayvanlarda uyuşturucu bağımlılığı yaratarak, depresyon yaratmak üzere anası ile yavruyu ayırarak sonuçlarını inceleyen, pek çok akademik raporla doludur. Çelik kasalarda 6 ay kapatma, su içinde haftalarca tutma, uykusuz bırakma, olağan işlemlerdendir.

Kozmetiklerin, deterjanların, asitlerin zararları tavşanların derileri ve gözlerinde denenerek saptanır. Deri testlerinde tavşanların traş edilmiş derisine her türlü zehirli, yakıcı kimyasal maddeler sürülür, sonra bu maddelerin deri üzerindeki yakıcı etkileri incelenir. Üstelik, deneklere büyük acılar veren bütün bu deneyler, hayvanlar uyuşturulmaksızın yapılır; tepkilerin incelenmesi amacıyla!

Ne kadar güvenilir?

Günümüzde insan sağlığı ve bilimsel gelişme için hayvanlar üzerinde, onların acı çekmesi ve canı pahasına yapılan deneylerin 'gerekliliği' de -en hafif deyimle- su götürür: Hayvanlara korkunç acılar çektirerek yapılan deneyler yerine alternatif yöntemlerin kullanılışı, sadece ahlâki değil aynı zamanda bilimsel açıdan da daha geçerli görünüyor.

Çünkü hayvanların, hatta verdikleri tepkiler açısından insana en çok benzediği öne sürülen deney hayvanlarının bile, genetik ve fizyolojik yapıları, psikolojik tepkileri insanlarınkinden çok farklı. Bu farklılıklar yüzünden hayvanlardan elde edilecek bulguların insanlara güvenle uygulanamayacağı, sadece hayvanseverler tarafından savunulan bir görüş olmaktan epeydir çıktı.

Örneğin, insan için zararsız olan aspirin önce hayvanlar üzerinde denenseydi hiç bir zaman piyasaya sürülemeyecekti, çünkü aspirin, kedi, köpek ve fareler üzerinde gerçek bir zehir etkisi yapıyor!

Öte yandan; yaban domuzları ve kirpiler bir alay askeri öldürebilecek miktarda afyona bana mısın demiyorlar; fare ve sıçanlarda hiç bir yan etkisi olmayan ensülin, insanlarda körlüğe, hatta ölüme yol açıyor...

Kedi ve farelerde az miktarı öldürücü olan morfin, insanlarda rahatlatıcı ve uyutucu bir etki yapıyor, bizim en güçlü zehirlerden biri olarak bildiğimiz arsenik koyunlara zarar vermiyor, öte yandan penisilin, yüzyılın bu büyük tıbbî buluşu, kobayları öldürüveriyor. Hayvan deneylerinde zararsız olduğu görülen pek çok kimyasal maddenin, insanlar üzerinde kanserojen etki yaptığı da saptanmış.

1950'lerden bu yana, sadece ABD'de 7.000 hayvan üzerinde bu türden yüzlerce deney yapılmış. Ama anne ile yavruyu ayırma, maymun yavrularını "umutsuzluk kuyusu" adı verilen kasalarda aylarca, hatta yıllarca tutma vb. uygulamalar ne işe yaramıştır? Bir araştırmacıya göre hemen hemen hiç bir şeye: "Maymunlardan aldığımız veriler bize insanlar hakkında yeni bilgiler vermemiştir. Sadece daha önce insanlardan aldığımız bilgileri doğrulamıştır." (Suomi, 1976; Suomi&Harlow, 1977)

Ne kadar gerekli?

Hayvanların korunması adına da olsa, bilimsel deneylerin durdurulmasını istemek, bilimin egemenliği altındaki bugünkü dünyada bir hayâlden başka bir şey değildir. Hayvanlar üzerinde uygulanagelen vahşetin durdurulması, ancak ve ancak bilimsel programlar için alternatif yöntemlerin önerilmesiyle mümkün. Üstelik bu tür yöntemler, geçmişte yararsız olarak görülmüş olsalar da, bugünün teknolojisiyle rahatlıkla uygulanabilir nitelikte.

Örneğin, hücre, doku ya da organ kültürü'nün üstünlüğü; hayvanlardan parça kesmek yerine, orijinal materyali insanlardan alabilmeyi sağlamasıdır. Böylelikle insan sağlığı için de daha doğru ve güvenilir sonuçlar elde edilebilir.

Ayrıca, laboratuvar tahlillerinde tavşan, fare gibi hayvanlar kullanmak yerine, bilgisayar teknolojisinden ve benzetim (simulasyon) tekniklerinden yararlanarak, modeller üzerinde çalışmak mümkün. Bilimsel etkinlik giderek daha büyük oranda benzetim yöntemlerine dayalı hale gelirken, hemen her çeşit bilimsel model bilgisayar ekranlarında başarıyla işlerken, neden hayvanlara korkunç acılar veren deneyler zorunlu olsun?

Mim

Konuk Yazılar

 

Arabın yalellisi, Şam'ın şekeri, Camaykalı'nın Zekeriya adındaki biraderi

Ali Türkan

Alnımdaki saçları eliyle düzeltip "biliyor musun, hep senin gibi bir kardeşimin olmasını istedim." dedi ve alnımdan öpüp çıktı odamdan. Benden sekiz yaş büyüktü. O, her şeyi görmüş, yaşamış bir kadındı ve ben çocuktum daha. Suzan'ı neden mi affetmiyorum? Evlendi ve iki çocuğu var şimdi. İyiymiş. Devam »

Medya'da yükselmenin altın kuralı

Necdet Şen

Ecirle müdür arasındaki farkı belirleyen hassas ayar da burada ortaya çıkıyor işte. Bu ince ayrıntıyı göremeyen (ya da görüp de o terazide tartılmayı izzeti nefsine yediremeyen) medya çalışanının kuru maaşa talim edip susmaktan ya da paketlenip şutlanmaktan başka seçeneği kalmıyor. Devam »

Son Yorumlar

Erdem Abaka, dikkatiniz ve nazik uyarınız için çok teşekkür ederim. Yorumunuzu...
Necdettin Efendi - Totem ve Tabu

Konuyla doğrudan alâkalı olmamakla beraber, küçük ve önemsiz bir ayrıntıdan...
Erdem Abaka - Totem ve Tabu

Orhan Pamuk'la konuşan(!) adam bildiriyor: Evet sayın seyirciler meraktan kurdeşen...
Özgür Sarıkaya - Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?

Sayın Solmaz Abilyondlu, siz de pek bir alıngansınız. Soruyu yanlış yerde sorup,...
Erdem Abaka - Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?

Ya bişey yazmayayım dedim, ellerimi bağladım; buna bari karışma dedim; sen sus...
E.D - Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?

Tüm Yorumlar

Web Gezgini

Ermeni mallarını kimler aldı?

Müslümanların katledilmesi olayları tabii oldu. Ama bunlar 1915'teki tehcirden sonra 1917'de oldu. 1915'te Ermenilerin mecali mi vardı ki?

1914'te 40 yaş altı bütün Ermeni erkekleri askere alındı.

Hrant Dink - Neşe Düzel (Radikal)

Son Yazılar

Düşünce Soykırımı ya da Susturma Kültürü

Mehmet Atılgan Aslan

Ne zaman yüreğimizdeki faşistin sesini susturup başkalarının da en az kendimizinki kadar konuşmaya ve düşünmeye hakkı olduğuna inanacağız, işte o zaman egemen burjuva -asker demokrasisinin değil, gerçek sosyal demokrasinin bize tanıdığı hakkı ellerimize almış olacağız... Devam »

Bizim Ali'ye mektup

Necdet Şen

Peki, öyle olsun Ali. Işıltının çok azıyla bile mıhladın ya şunca insanı bilgisayar karşısına, vallahi sana aşk olsun! Metreslere ve yeğenlere ardına kadar açık olan yayınevleri ve gazete dergi sayfaları sana hiç açılmadı ya, bu ülkenin yekpare yayıncısına da yuh olsun! Devam »

Uzat kanadını zaman kuşu

Ali Sedat Çetinkoz

Bizim bayramlarımız, daha çok hüzünle harmanlanmış bir sevinçtir; daha vicdani, daha merhametli. Zevk almayı alkol, eğlence ve verilen hediyeden çok; yüreğimizi paylaşmada ve hal hatır sormada bulmaya çalışırız. Devam »

Orantısız Güç!

Serdar Demirdirek

Devletin kolluk güçleri üzerinde bazı oyunlar oynanmaya çalışılıyor ve en başta devletin kendi personeli buna çanak tutuyor. Belki bilerek belki de bilmeden ateşe körükle gidiyorlar doğrusu. Sonuçta içlerindeki şiddet arzusunu bastırmak için polis olan birçoklarını da duymuyor değiliz. Devam »

Krishnamurti'nin ihaneti

Seyit Balkuv

Krishnamurti, bilginin her yerde zaten mevcut olduğunu, insanların bilgiden nasibini alması için zihnindeki koşullanmaları, önyargıları bertaraf etmek üzere yoğunlaşması gerektiğini, insanın doğru, sarsılmaz olarak kabul ettiği tüm belleğini ortadan kaldırması gerektiğini savunmuş. Devam »

Biz! Sahip olduklarımızın esiri olanlar!

Özgür Sarıkaya

Hep "al, al, al" diyen sisteme almak da yetmiyor artık. Yeni argümanlar çıkarıyor karşına. Aslında bu şeylerin gerçek sahibi (henüz) değilsin diyor. Ne zaman ki sigortalattın, hah işte şimdi oldu. Mal senindir. Hayırlı olsun tepe tepe kullan. Devam »

İlk kundurayı günahsız olanlar atsın

Necdet Şen

Konu Bush ve benzeri yüz karası porteler ise meslekî açıdan bu hassas ayarı tutturmanın zor olduğunun farkındayım. Ama marifet, işte bu zorun üstesinden gelebilmek, değer yargılarımızın kişilere bağımlı olarak eğilip bükülemeyeceğini hatırda tutmak ve eğriyle doğruyu yerli yerine oturtabilmek. Devam »

Yakın Tarih Dersleri 04

Ali Sedat Çetinkoz

İyi midir kötü müdür bilmiyorum, öyle bir konumdayız ki, bizim her bir siyasi problemimiz aynı zamanda bir dünya siyaseti problemidir. O yüzden de bu özürün sadece lokal bir sonucu da olmayacaktır. Bu yüzden, işin içine "iyi sıhhatte olsunlar" mutlaka katılacaktır. Devam »

Asker oldum piyade

İlker Tortop

Yanlış insanlar gidiyordu, biliyordum bunu, emindim. Banka patronlarını, borsa spekülatörlerini, gazete sahiplerini yollamalıydık savaşa. İnsanı insan yerine koymayan, canlıya canlı muamelesi yapmayan ne kadar insan varsa onlar gitmeliydi. Devam »

Ermeni'den özür dilemek Türk'ü bozar mı?

Necdet Şen

Ben dünyadaki tüm milletlerle barış içinde yaşamak isteyenlerdenim. Silahsız ve nefretsiz bir hayatın mümkün olabileceğine inanıyorum. Kimse benden korkmasın, hiç kimse adımı sıfatımı yılgınlık ve dehşetle anmasın istiyorum. Devam »

Yakın Tarih Dersleri 03

Ali Sedat Çetinkoz

Yüz yıldır pamuklar içinde besleyip gözümüz gibi bakmakta; kast edecek dâhilî düşmanlara karşı 7/24 sürekli teyakkuz halinde, koruyup kollamaktayız. Her şeye rağmen bu ideoloji, sopayla, silah zoruyla da olsa ebediyen yaşatılacaktır. Devam »

 Google

 

© 2000-2009 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi ürünüdür. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.