Can Dündar ~ Milliyet, 13 Eylül 2001
New York'taki kıyametin ardından gelen görüntü yağmuru içinde 2 kadın dikkatimi çekti:
Biri Lübnan'daki Şatila mülteci kampında kutlama gösterilerine katılan siyah peçeli, kocaman gözlüklü, şişman bir Filistinliydi. Neşeyle el çırparak zılgıt çekiyordu.
Öbürü, New York'ta bir bardaydı. Ekrandaki dehşet görüntülerini izlerken ağzından şu sözler döküldü: "Tanrım! Bunun benim şehrim olduğuna inanamıyorum. Beyrut gibi..."
Biri sadece kendi başına gelir sandığı felâketin, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü ülkenin başına gelmesinden mutluydu. Öbürü, sadece uzak kentlerde, tanımadığı insanların yaşamasına alıştığı trajediye kendi evinde tanık olmanın dehşeti içindeydi.
Savaşın kökeninde belki de bu 2 kadın arasındaki kapanmaz mesafe yatıyor:
Bir yanda dışlanmışlığın yarattığı öfke, öte yanda "Böyle şeyler ancak Kudüs'te Beyrut'ta olur. Bana dokunmaz" kibiri...
Ne yalan söyleyeyim, bardaki Amerikalı kadını izleyince "binlerce ateşböceği" benzetmesi döküldü ağzımdan... Iraklı bir TV muhabiri New York faciasını böyle süsleyerek anlatsa, Bağdat bombardımanını heyecanlı bir film gibi izleyen Amerikalılar bunu aynı kayıtsızlıkla seyredebilirler miydi acaba?
Amerika, şimdi mahallenin bütün haylazlarını patakladıktan sonra nereden geldiğini bilmediği bir yumrukla yere yapışan ve yattığı yerden "Bana ha..." diye sinirlenen kof bir çocuğu andırıyor. Yaralı dünya devi, düşmanını bilmediği bir savaşa hazırlanıyor. Son 50 yılda hangi ünlü istihbarat servisinin, kimlere komünizme karşı gerilla savaşı ve bomba eğitimi verdiğini, kimleri kargaşa yaratma konusunda yetiştirdiğini düşünmüyor. Kimlerin Afganistan'da Rusları durdurmak için binlerce Bin Ladin yetiştirdiğini aklına bile getirmiyor. Sadece saldırıyı alkışlayanları düşman belliyor. Dünyayı "uygar olan", "uygar olmayan" diye ayıran hamasi demeçler veriyor. Herkesi "uygarlar" safına katılıp "terörist avı"na çıkmaya çağırıyor.
Bu tavır, dünyanın en kozmopolit kenti sayılan New York'ta hasmane duyguları besleyebilir. Terör paranoyası yeni bir McCarthizm'e yol açabilir. Sistemin vidaları sıkılabilir, "ulusal güvenlik" konseptiyle savunma harcamaları artırılıp özgürlükler kısılabilir. Acı bir benzetmeyle, 11 Eylül'de yaşanan terör, 12 Eylül'de militer bir yapının kapısını açabilir ("Bizim çocuklar yaptı" mı demişlerdi?) Ama bu yeni savaşta eski soğuk savaş taktikleri tutmayacaktır.
Saldırılan hedefler "uygar" denilen dünyanın yapısal simgeleri, globalizmin tapınakları...
Saldırıdan sonraki sevinç çığlıkları ise yeni dünya düzeninden pay alamamış bölgelerden geliyor. Bu görüntü, 3. binyılı kana bulayabilecek bir kutuplaşma sinyalidir. Yeni çağ, yeni bir dünya algılayışını, yeni tehdit değerlendirmesini ve ona uygun bir yapılanmayı dayatıyor.
Tehdit "komünizm" değil artık; tek başına "terörizm" de değil. Yeni tehdit, "globalizm" sonrası dünyanın arka bahçesinde birilerinin, çağımızın en vahşi saldırısına alkış tutmasına yol açan derin dışlanmışlık duygusu, eşitsizlik kaygısı ve buradan doğacak kanlı isyan dalgasıdır.
Buna karşı düzenli orduların, dev istihbarat örgütlerinin yapabileceği bir şey yok. Saldırıyı nefretle kınamamız da yetmiyor. Dünyayı "uygarlar" - "uygar olmayanlar" diye sınıflandırmaksa ancak uçurumu derinleştirmeye yarıyor. İnsanlığın önünü açacak başarı, globalleşen ve özgürleşen dünyada o 2 kadının kendilerini aynı yerkürenin benzer olanakları paylaşan 2 eşit yurttaşı olarak hissetmesinde ve refahtan hakça pay almasındadır.
Umarım bu feci olay, bunun yolunu açar.
Konuk Yazılar

Ali Türkan
Bir kadın tanımıştım bir zamanlar. Garip bir huyu vardı. Mesela bir pop şarkıcısından söz etsek "sırım gibi vücudu var" derdi. Veya "bale nasıldı?" diye sorsam, "güzeldi, adamın vücudu da sırım gibiydi" derdi. Bu "sanatsal faaliyet" ilginç gelmişti bana. Devam »

Necdet Şen
Meslekten kaynaklanan sorunlarımız ne olursa olsun, koşullarımızı düzeltmek için mücadele vermek yerine, bunun acısını bizden hizmet almak için orada bulunan kişilerden çıkarmak ayıptır. Hem de çok ayıp. Velev ki kişi kendini dünyanın en mağdur edilmiş kişisi olarak görsün, yine de ayıptır. Devam »
İkinci sınıf yeteneklerin oluşturduğu ittifakı tedirgin eder namuslu insanlar, dürüstlükleri ve açık sözlülükleri nedeniyle...
Hele hakiki sanatçılar, keskin sezgileri nedeniyle yalanla doğruyu daha kolay ayırt edebildikleri için, açık sözlülüklerinin bedelini ödemeye zorlanırlar gün gelir.
İlker Tortop
Gençliğimi özlüyorum ben. Omzumdaki romatizma ağrılarına rağmen özlüyorum o günleri. Beyazlara muhtaç değildik, tuğladan ocağımız yetiyordu gülerek yaşamaya. Etrafımızdakileri etkilemek zorunda değildik ve hayat çok ucuza geliyordu. Devam »
Ali Sedat Çetinkoz
Şimdilerde emekliliklerini yaşayan iki üst derece hakim ve iki cumhurbaşkanından başka başına fötr takan devlet adamı var mı bilmiyorum. 70'li yıllarda gurbetçilerin izine gelirken giydiği, yeşil ördek tüylü Bayerisch fötrler bile artık kayboldu. Devam »
Vahap Demir
Sözün özü, Türkiye'de ne sol ne de liberal düşünce yoktur. Az sayıda bunların ne olduğunu bilen insan da tartışmayı harlandıracak kadar kalabalık veya güçlü değildir. Tartışmanın düzeyi de zaten her defasında "bizden gayrisi bize dost değil" önermesiyle sonlanacak kadardır. Devam »
Arkadaşım saol... Şapkalı a yapmak ne kadar zormuş. Bulamadım bir türlü sen yazmışsın. Allah razı...
Muhammet Uyar - Masaüstü, Bakım Sihirbazı, Şapkalı Â
Henüz çok küçükken anneannem büyüyünce ne olacağımı sorduğunda pilot olacağım, dedim. Güldü...
Ramazan Korkmaz - Kaybolmayan kardeş
Atilla sonraki yıllarda ciddi bir trafik kazası geçirdi, kazada beli kırıldı. Sonrasında mucizevi...
İlker Tortop - Gençliğe Övgü
Çok güzel bir yazı... Derken; duyguların çok güzel ifade edildiği bir yazı ... Hepimiz...
Leyla Erkol Bıkmaz - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü
Çok işime yaradı bu site gerçekten çok güzel herkeze tavsiye ederim çok güzel olucak kesin ödevim...
Seda Taşçı - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü
© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi marifetidir. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.