Kara Cübbeliler veya Asıl Tartışılması Gerekeni Tartışabilmek!

Fikret Başkaya ~ Özgür Üniversite


Düşüncelerini dürüstçe yazıp söylemenin bedelini fazlasıyla ödemiş olan değerli bilim adamı Fikret Başkaya "Özgür Üniversite" adlı web sitesinde herkesin okuması/okutması gereken bir yazı yazdı. Cumhuriyet'in 80. kuruluş yıldönümünü bahane ederek darbe kışkırtıcılığı yapan ve "üniversite" sıfatını hakkettiği tartışmalı hale gelen cehalet ve bağnazlık yuvalarının "çağdaşlık" maskesi ardındaki ceberrut yüzünü yalın bir dille anlatan (ve altta kısmen alıntıladığımız) bu yazısından dolayı sayın Başkaya'yı kutluyoruz.

Türkiye'de akıl almaz bir kavram ve kafa karışıklığı geçerli. Kavramların içi boş veya boşaltılmış durumda. Entellektüel azgelişmişliğin tahribatı çok büyük. Bunun iki nedeninden söz edilebilir. Birincisi, Türkiye'nin geçmişinde hiç bir zaman gerçek anlamda bir modernitenin yaşanmamış olması; ikincisi de, bağnaz resmî tarihin ve resmî ideolojinin insanların beyinlerini dağlayarak, düşünme yeteneklerini dumura uğratmasıdır. Okumuş kesim, modernitenin ne olduğunu, ne olması gerektiğini tartışmaktan aciz. Zaten aldıkları eğitim, soru sorma, cevap arama yeteneklerini köreltmiş durumda. Bu yüzden Türkiye'nin durumu belki de Dünya'da benzersizdir. Acaba bu Dünya'da, moderniteden, modernlikten, çağdaşlıktan, ilericilikten vb. bu kadar çok söz edildiği halde, moderniteye pek ilgisi olmayan bir başka rejim var mıdır?

* * *

Onca yıl sonra hâlâ aykırı soru soranların, orijinal tahlil yapanların apar-topar tutuklandığı, linç edilmeye kalkışıldığı bir rejimin moderniteyle bir ilgisi olabilir mi? Özgür düşünceyi en büyük düşman sayan bir rejimin moderniteyi özümlediği söylenebilir mi? Bir ülke düşünün ki, o ülkenin başbakanının, bakanlarının, milletvekillerinin eşlerinin nerelere gidip, gidemeyeceğine ordu karar veriyor. Bundan daha saçma, insan aklını zorlayan bir kepazelik olabilir mi?

* * *

Türkiye'de kapısında üniversite yazan ama adından başka üniversiteyle ilgisi olmayan kurumların çapı da Türkiye'deki rejimin çapının doğal sonucudur. Siz bir binanın ön cephesine "burası üniversitedir" yazdınız diye orası üniversite olmaz. Bir adamın/kadının isminin önünde bir dizi 'akademik ünvan' var diye o adamın ve kadının bilim insanı sayılmayacağı gibi...

Üniversite gerçek üniversite olsaydı, üniversite elemanları Anıtkabir ayinlerine katılmazlardı. Kendilerini kolluk kuvveti yerine koyma, 'Cumhuriyeti koruma ve kollama' misyonuna soyunma gibi bilim insanına yakışmayan aşırılıklarda bulunmazlardı. Daha önce de sayısız kereler yazdığım gibi, bizde üniversite denilen kurumların çatısı altında bulunanların taşıdıkları bilinç, bilim insanı bilinci değil, tipik memur bilinci, değilse kışla bilincidir.

Eğer bir insan, bilim namusu ve entellektüel dürüstlükten yoksunsa, onun bilim insanı sayılması asla mümkün değildir... Kara cüppelerini giyerek hükümeti atalarına şikâyete giden adamların ve kadınların gerçek üniversiteyle, bilimle, bilimsellikle, bilim haysiyeti ve entellektüel dürüstlükle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.

Bunların en büyük korkuları özerkliktir. Oysa, özerklik olmadan üniversite de olmaz. Kaldı ki, gerçek moderniteye düşman, laik olmayan, cunta anayasasıyla yönetilen (üstelik 130'uncu madde geçerliyken), MGK gibi bir kurumun varolduğu, bağnaz resmi ideolojinin geçerli olduğu bir rejimde, gerçek anlamda üniversite mümkün değildir.

Elbette bu ifadeden giderek, başka yerlerdeki üniversiteleri yücelttiğim anlamı çıkarılmamalıdır. Rektörlerin bir tek derdi var: 12 Eylül Cuntası'nın kendilerine bahşettiği çiftliklerde ağalığı sürdürmek. Şimdilerde eğitimin özelleştirmesinin ivme kazanmasıyla, rektörler, Üniversite döner sermaye kuruluşları, vakıfları, şirketleri vb. aracılığıyla büyük finansal kaynakları da kullanabilir duruma geldiler. Neredeyse birer holding yöneticisi durumundalar.

Bu söylediğim en azından büyük üniversiteler için geçerlidir. Bazı rektörlerin trilyonluk villalarından söz ediliyor... Bunca imkân, ayrıcalık ve otoriteden olmak rektörlerimizi çıldırtıyor... Darbe kışkırtıcılığı yapmalarının nedeni de aynı korkunun eseridir...

Özgür Üniversite

Konuk Yazılar

 

Berlin'in orta yeri

Ali Türkan

Komşum, apış arasındaki sancıyla daldı uykusuna. Bir yerlerde bir kadın, sevgilisinin genç kollarında uyuyor. Şimdilik bütün kaygıları gitmiş. Başka bir kadın, erkeğini özlüyor hıçkırıklar arasında. Bir çocuğun saçları terliyor yastıkta. Hayat devam ediyor. Benden sonra tufan değil. Ben, Berlin'in orta yerinde, geberiyorum kahrımdan. Bir tek bunu öğrendim hayattan. Devam »

Köktendinci bir cemaat

Necdet Şen

Kendi halkından nefret etmeyi çağdaşlıkla karıştıran bu ırkçı güruhla aynı semtlerde oturuyor, aynı caddeleri parkları taşıtları paylaşıyor, aynı marketten alışveriş yapıyorum, ama fikirlerimizi birbirimizin terazisinde tartabilecek ortak bir dilden yoksunuz. Zihnimi ne kadar zorlarsam zorlayayım, onların yekpare ayrımcılık kokan dünya algısına akıl yatıramıyorum.   Devam »

Web Gezgini

Hakikatli bir insan: Ahmet Kaya

İkinci sınıf yeteneklerin oluşturduğu ittifakı tedirgin eder namuslu insanlar, dürüstlükleri ve açık sözlülükleri nedeniyle...

Hele hakiki sanatçılar, keskin sezgileri nedeniyle yalanla doğruyu daha kolay ayırt edebildikleri için, açık sözlülüklerinin bedelini ödemeye zorlanırlar gün gelir.

Cihan Aktaş (Taraf)

Son Yazılar

Gençliğe Övgü

İlker Tortop

Gençliğimi özlüyorum ben. Omzumdaki romatizma ağrılarına rağmen özlüyorum o günleri. Beyazlara muhtaç değildik, tuğladan ocağımız yetiyordu gülerek yaşamaya. Etrafımızdakileri etkilemek zorunda değildik ve hayat çok ucuza geliyordu. Devam »

Son Yorumlar

Arkadaşım saol... Şapkalı a yapmak ne kadar zormuş. Bulamadım bir türlü sen yazmışsın. Allah razı...
Muhammet Uyar - Masaüstü, Bakım Sihirbazı, Şapkalı Â

Henüz çok küçükken anneannem büyüyünce ne olacağımı sorduğunda pilot olacağım, dedim. Güldü...
Ramazan Korkmaz - Kaybolmayan kardeş

Atilla sonraki yıllarda ciddi bir trafik kazası geçirdi, kazada beli kırıldı. Sonrasında mucizevi...
İlker Tortop - Gençliğe Övgü

Çok güzel bir yazı... Derken; duyguların çok güzel ifade edildiği bir yazı ... Hepimiz...
Leyla Erkol Bıkmaz - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü

Çok işime yaradı bu site gerçekten çok güzel herkeze tavsiye ederim çok güzel olucak kesin ödevim...
Seda Taşçı - 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü

Tüm Yorumlar

 Google Web   Derkenar  

 

© 2000-2008 ~ Derkenar, tasarım + programlama + uygulama olarak bir Sokak Kedisi marifetidir. Tüm hakları yasal koruma altında olup, içeriği izinsiz çoğaltılamaz, ticarî nitelikli yayınlarda ve internet sitelerinde (çok kısa tanıtımlar dışında) kullanılamaz.

77
Clicky Web Analytics