Patronsuz Medya

Aristo öldü!

Ahmet İnam - Mayıs 2000


Aristo öldü. Güneşli bir bahar sabahı attı kendini pencereden. Belki de atmadı. Düştü. Dokuz kat aşağıya. Betonun üstüne. Ağzında kan vardı, son gördüğümde. Gözleri kapalı. Huzuru bulmuş gibiydi yüzü.

Kedimizdi. Beyaz üstüne siyah tüyleriyle. Gözleri siyah sürmeliydi. Küçük yüzü, meraklı sevecen bakışını taşıdı hep. İki yıllık ömründe, hareketin, heyecanın, atılganlığın, giderek çılgınlığa varan bir cesaretin çizgileri vardı. Eve gelen herkesi koşarak karşılar, ayaklarına sürünerek, sevilmek isterdi.

Karım, daha on günlük bebekken çocukların elinden almıştı onu. Belki doğuştan, belki de çocukların ellerinden düşürmelerinden dolayı, dört ayağının üstünde dengesini sağlayamıyordu. Kısa süre işin ayakları üstünde dursa da hemen düşüyordu. Kas yapısından kaynaklanan bir sorunu mu vardı yoksa beyninde bir bozukluk mu? Beyazlı siyahlı bu kedi yavrusu, doğanın, doğal haliyle ölüme bıraktığı bir kediydi. Annesi, büyük olasılıkla terketmişti onu. Kendi başına kalsaydı, yaşamayacak adı da Aristo olmayacaktı. Yemek yiyemiyordu diğer kediler gibi. Yemeklerin üstüne düşüyordu. Kakasının çişinin izleri belli oluyordu tüylerinde. Temiz kalmak için çok zorluyordu kendini, yaşı ilerledikçe, öğreniyordu, biraz. Doğanın ona sağladığı dengeyi, aklıyla bulmaya çabalıyordu.

Evde iki rakibesi vardı. Onlar önce Aristo'yu anlayamadılar. Onlara hem benziyor hem benzemiyordu. Bu ayakta duramayan, yürürken yalpalanıp, çevresindeki eşyaya çarpan kediyi sevmediler. Ürküp kaçıyorlardı ondan. Aristo, büyüdükçe onların bu sevgisizlikten karşı savaş açtı. Yalpalanıp, düşmesine karşın, hızla üzerlerine atlayıp, düşe kalka kovalıyordu onları.

Karım, sevgiyle, her türlü kahrını çektiği için, en yakınıydı. Hiç yanından ayırmaz, izlerlerdi karımı. Yatağın başucunda uyur, sabahları erkenden gürültüyle uyandırırdı.

Aristo, bir arkadaşımın koyduğu addı. Felsefecinin kedisi, felsefeci adı taşıması gerekir diye düşünmüş olmalıydı. Adı Aristo kaldı böylece. Dengede davranmayan yürümekte zorlanan, üstelik dişi olan bu sevimli, haşarı kediye bu ad yakışıyor muydu?

ağırılınca, koşar gelirdi, bilirdi adını. Sakatlığının da farkında idi. Kabullenmek istemezdi. O haliyle yükseklere sıçramak isterdi, kuş avlamak isterdi balkonda. Belki de açık pencerenin önüne konan bir kuşu avlamak için fırladı; dengesini bulamayıp, düştü aşağıya. Evdeki diğer iki kediyle kavgası sırasında, kurtulmak için, kendini pencereye atmış orada duramayıp, düşmüş olabilirdi. Bir olasılık da pencereye çıkıp, dünyaya bakmak istemişti. Dünyanın kaç bucak olduğunu anlamak istiyordu. Seyretmek istiyordu dışındaki gerçekliği. Anlamak dengeli olmayı gerektiriyordu; kapalı pencerelerin ardında olsaydı, düşme tehlikesinden uzakta kalacaktı; o, koklamak istedi dünyayı. Güneşi ve baharı. Işığı gökten gelen. Kuşları, bulutları, ağaçlardan gelen tazeliği, topraktan gelen buharı yaşamak istedi. Ayakları üstünde durabilirse, kaslarına hükmedebilse yaşayacaktı. Hayatın amansız albenisi başını döndürdü onun, Aristo'ydu, akılsız bir hayvan; akıllı bir hayvanın adını taşıyan, bir akılsız hayvan. Aristo'nun sınıflandığı bir hayvan. Duyguları, heyecanları, kavgaları, merakları olan bir hayvan. 30 metrelik bir yükseklikten uçuverdi. Uçuşu sırasında, betona çarpmadan önce, merak ettiği hayatın soluğunu için çekip, bir daha yaşaması olanaksız olan bir serüvenin şiddetli heyecanı yüreğinde duydu mu acaba?

Aristo ne gibi bir bildiriyle göçtü dünyadan? Ardında kalan tanıyıp sevdiklerine ne anlatmak istedi ölümüyle? (Kediler de mesaj mı veriyor, ölürken? Her canlı alabilenlere..)

Bir kavgadır yaşam, bir göze almadır. Doğanın sağladığı donanım eksikliği ve özürü, bu yaşama cesaretimizi ortadan kaldırmamalıdır. Duyabileceğimiz coşkulara değer verip, onları anlamalıyız. Bu coşkularla yaşayacağız hayatı; ayakta duramıyor olabiliriz, dengemiz, bedenimizin düşünce ve duygularımızla olan uyumunda aksaklıklar bulunabilir: neyse elimizdeki olanaklar, potansiyelimiz, sürdürürüz kendimizi gerçekleştirme çabamızda, onları etkin kılma uğraşını. Pencereleri, ışığı,yüksekliği, insanları merak eder araştırırız. Düşebiliriz, çünkü yüksekteyizdir, araştırma heyecanımız, merakımız çıkarmıştır bizi oralara.

Tembelleştirip, yılgınlaştıran, korkak dengelilerden olmaktansa, cesur, tutkulu, araştıran, heyecanlı dengesizlerden olmak yeğdir. Aristo, dengeyi, orta yolu arayan bir filozoftu. Bu kedi filozof, adaşına, kendini pencereden bırakarak, bir şey söyledi.


Yazıyı tanıdıklarınıza da tavsiye etmek ister misiniz?

 

Görüşlerinizi alalım

Ad Soyad
E Posta   (gizli kalacak)

« 3859


 

Mim

Editör'ün Önerisi

Dallamalık konusunda doktora yaptım abi!

Ali Türkan

Bazen söyledikleri doğru olsa bile, o doğruları ondan duymak isteyip istemediğimi merak etmediği için, geri zekâlılığı programlanmış oluyor. Her şeyi bildiğine inanan ve bütün bildiği de bundan ibaret olan o kadar çok insan tanıdım ki, artık hiç birini sallamıyorum.  Devam


Alsak alsak ne alsak?

Seyit Balkuv

Acaba, eski ilkel dönemlerde tüketim araçlarından yoksun, maddi ve manevi sıkıntılar yaşayan insanoğlu, önce tüketim sayesinde bazı aydınlanmalar kazanıp, ardından tüketim alışkanlığından vazgeçerek aydınlanma yolunda ilerleme kaydetmek kaderinde mi?  Devam


Cumhur ve Üslup

Necdet Şen

Görev süresinin bitmesine çok fazla zaman kalmamış olan cumhurbaşkanı Sezer, öyle anlaşılıyor ki, siyasi belleğimize başbakana kitap fırlatan, meclis başkanına tafra yapan, en yüksek siyasi merciden çok herhangi bir CHP ilçe teşkilatı yöneticisi izlenimi bırakan tutumuyla yerleşecek.  Devam


Son Yorumlar

Syd Barrett - Çok büyük bir iştahla okudum yazıyı. Tanrım, bu... Cenk Öyküleri 1: Sen kimin uşağısın lan!

Şemsettin Oruk - Ken Parker' i hortlatmak gibi olacak, ama... Klasik çizgi romanın doruğu: Ken Parker

Wakkas Kelle - DEVAM Beyaz Türk kelimesinden ne kastedildiğini bilmiyorum, ancak... Beyaz Türk

Wakkas Kelle - Necdet Bey, kusura bakmayın ama yazınız mantıklı değil. 60'lı yılların Türk... Beyaz Türk

Buse Özkan - Herkes hayatının belli dönemlerinde birçok sıkıntıyla... Eroin Güncesi


Web Gezgini

Savaş kararını (Apo'nun) avukatı aldırdı

Öcalan'ın hedefi ne sizce?

Bütün amacı kendisini kurtarmak. Yaşamı karşılığında, kendisine dayatılan şeyleri yapıyor. Eğer İmralı'da kendisine 'şunu yap, bunu yap' denmese, dışarıda iki asker öldürüldüğü zaman Öcalan'ın ödü kopar. Ama şimdi kendisine çatışma dayatılıyor.

Hüseyin Yıldırım - Neşe Düzel (Taraf)


Son Yazılar

Bir sor Allah aşkına

Seyit Balkuv

Her soru bir merak duygusundan kaynaklanıyorsa ve merak duygusu da farklı olana yönelmek dürtüsü ile ilgiliyse, "hayata dair bir soru" iyi bir başlangıç noktası olabilir belki de ne dersiniz?  Devam


Kırık Emekli General Hayatları

Ahmet Faruk Yağcı

Nesiller gelip geçiyor. Bunca emekli adam, bunca vatana hizmet gayreti beni yoruyor. Ey yetkililer! Siz siz olun beni dinleyin. Zararlı çıkmazsınız. Kendini Cipralex'e Lustral'e vurmuş emekli subay sayınız da yıllar içinde azalır.  Devam


Trigger Happy

Deniz Türkoğlu

Kendini tehlikede (hatta yalnızca rahatsız) hissettiği ilk yerde tetiğe basmak ve tehdidi yok etmek üzere kodlanmış, hiç bir tehlike oluşturmayan durumlarda da tetiğe basma ihtiyacına dönüşmüş korkunç bir alışkanlığın adı.  Devam


Hayat Oburu

Necdet Şen

Ya hakkaten ya! Hayat çok kısa, seçenekler sonsuz. Ben 99. maddedeyken listenin adı "ölmeden önce yapılması gereken 10.000 şey" diye değişir, yaya kalırım diye tırsıyorum.  Devam


Avrupa'da bir seçim

Yalçın Şahin

İnsanlar yurtlarını bırakıp Avrupa'ya göç ediyorsa bu daha çok tanımını Batı insanının yaptığı bir yoksulluktan kaçmak içindir, ki bana göre bu genelde yapay, üretilmiş bir yoksulluktur.  Devam


© 2000-2010 ~ Derkenar ~ Sitedeki içerik 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri yasası ile korunmaktadır. Yazılı izin olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, değiştirilemez, başka mecralarda kullanılamaz. Ancak uzunluğu 200 kelimeyi geçmemek, yazar adı ve kaynak belirtmek ve bu sayfaya link vermek kaydıyla yazılardan alıntı yapılabilir.  

 

  248 - 10 - 1412 - 1494


Web Derkenar
31 Temmuz 2010 Cumartesi
Yazı Boyutu
©