"

Zehirleme timlerinin tuzağına düşmüş olan Korsan'ın dostlarına mektubu

Korsan (Koko) ~ 12.Nisan.1994 - 02.Mart.2002


Sevgili Dostum, burada, yaşamdan, çok sevdiğim ailemden uzakta kendi kendime düşünürken; birden sizlere yazmak ve dertleşmek geldi içimden.

Biliyor musunuz, ben iki gündür ailemden ayrı, "toprağın iki metre altında" yatıyorum. Kıpırdayamıyorum bile. Üstüm başım toz toprak içinde.

Toz toprak içindeki bu halimle, annemin bana nasıl banyo yaptırdığını anımsıyorum da, ortalığı adeta 'sel' götürürdü.

Birden yaşamım bir film şeridi gibi gözümün önünden akıp geçti. Neler anımsadım neler.

Annemin yemeklerinden nasıl da aşırırdım. Anımsıyorum da. Mutfak savaş alanına dönerdi ve annem sinirden köpürürdü. Ardından, haydi yine kucaklaşmalar, yanağıma kondurulan öpücükler. Bana uzun süre kızamazlardı zaten.

Benim çocukluğumun anılarında, hep annem, babam ve ağabeylerim var. Dinleyen, öğreten, sarılan, seven ve bundan keyif alan. Onlar her zaman benim bir parçam olmuşlardı. Hiç unutmayacağım onları!

Babacığımı hatırlıyorum; o becerikli ve hünerli elleriyle her şeyi önce söken, sonra takan ve tamir eden. Canım babam. Bir tanecik annem; ben hastayken, korktuğumda, yorulduğumda, şaşırdığımda elleriyle bana şafkatle sarılan annem. Büyük ağabeyim; çok uzun boylu, çok akıllı ağabeyim. Gereksinimlerimi hemen nasıl da hissederdi. Bana karşı çok kibar ve saygılıydı. Küçük ağabeyim ise; bütün güzel oyunların kurucusu ve tek kaynağı.

Sevgili ağabeylerim; anneme, babama destek olun n'olur. Beni yitirdikleri için gözyaşı dökerler. Anneciğim ağıtlar yakıp, acılarını diri tutar, yaşatır. Ya babacığım; 'yaşarken, lütfen günlerini keyif alarak geçir olur mu?' Özlemle annemin, babamın yollarını bekleyen, anahtarıların sesiyle kapıya koşturan, daima babamdan önce onun koltuğunu kapan, annemin kokusunun sindiği yastığa baş koyan ben; şimdi neredeyim? Ne oldu bana? Kim yaptı bunu bana?

Bütün dünyanın yalnızca evimizden oluştuğunu siz de bilirsiniz dostlarım. Onun için, duygularımı en iyi sizler anlarsınız. Bana bunu yapanlara ne yapacaklar? Benim büyülü, mutlu dünyamı çalanlara ne yapacaklar?

Lütfen haklarımızın koruma altına, teminat altına alınması için mücadeleyi sürdürün. Benden sonraki kuşakların yaşam hakkı olsun bari. Artık her şey benim için geride kaldı. Hayat, uçsuz bucaksız gibi görünen dünya, sizin artık. Dostluğumuzdan cesaret alıyor ve sizlere güveniyorum. Bana şu an, şu satırları yazarken bile varlığınızla hissettirdiğiniz huzur için teşekkür ediyorum. Beni bir anda bu güzel dünyadan, sıcak yuvamdan, canım ailemden ayıran, insanlıktan, sevgiden uzak katillerimi ise doğaya havale ediyorum.


Sarıyer Belediyesi Canlılara Savaş Açtı

(OzgurlukcuSol HABER )

* Amerika'dan ithal ilaçla köpek katliamı!

* Sarıyer Belediyesi'nin yol kenarlarına, parklara ve yeşil alanlara serptiği "Striktinin" adlı toksik toz sadece köpeklere değil, tüm doğaya ve canlılara öldürücü zararlar veriyor.

* Veteriner Hekim Raporu'na göre, "Korsan adlı Dalmacyalı köpek, Striktinin toksikasyonu belirtileri göstermiş olup, aşırı kasılmaya kalp kasının dayanamaması sonucu 'kalp krizi'ne baglı bir ölümdür."

(OzgurlukcuSol HABER )

İstanbul'un Sarıyer ilçesinde Belediye; ABD'den özel olarak ithal ettiği "Striktinin" adlı şiddetli toksik etkiye sahip ilacı, yollara ve parklara dökerek özellikle köpeklere yönelik bir yoketme kampanyası başlattı.

2 Mart 2002 Cumartesi günü, "Korsan" adlı Dalmaçyalı cinsi köpek Sarıyer ilçesinin Tarabya semtindeki yeşil alanlarda sabah gezintisi sırasında çimenleri koklayarak aldığı toz zehirle ani olarak öldü.

Ani kasılmalar görülen 12 Nisan 1994 doğumlu Dalmaçyalı, sahibi tarafından veterinere yetiştirilmesine rağmen Belediyece kullanılan toksik maddenin henüz panzehirinin Türkiye'ye getirilmemesinden ötürü yapılan müdahaleler sonuçsuz kaldı.

Müdahalede bulunan, Veteriner Hekim Hasan Bulut tarafından düzenlenen Ölüm Raporu'nda, Sarıyer'de "daha önce rastlanan 'Striktinin toksikasyonu' vakalarıyla aynı belirtileri göstermiş olup, Striktinin toksininin yapmış olduğu konvulsüyonlara benzerlik gösterip aşırı kasılma sonucu kalp kasının dayanamaması sonucunda kalp krizi sonucu ölmüştür" deniyor.

Dalmaçyalı'nın sahibi Meral Gündoğdu'nun açıklaması:

Öte yandan, ölen Korsan (Koko) adlı Dalmaçyalı'nın sahibi (annesi) Meral Gündoğdu; yaptığı açıklamada Doğa ve Hayvan Dostlarına seslenerek; "canımızdan çok sevdiğimiz değer verdiğimiz, tüm sağlık kontrolleri ve aşıları zamanında yaptırılan, evimizin bireyi, 12 Nisan 1994 doğumlu "Dalmaçyalı" Koko (Korsan) adlı köpeğimiz, Sarıyer Belediyesi görevlilerinin Tarabya'da sokaklara saçtığı ABD'den ithal zehirlerden (Striktinin) etkilenerek –tüm tıbbi müdahalelere rağmen- kurtulamayıp, 2 Mart 2002 sabahı aramızdan ayrıldı" dedi.

Meral Gündoğdu Sarıyer Belediyesi özelinde hayvan katliamını görev bilen "Yerel Yönetim" anlayışını eleştirerek şunları dile getirdi:

"Bu nasıl bir yerel yönetim anlayışıdır, bu nasıl bir insanlıktır ki; kentlerin, semtlerin devasa boyutlu sorunları dururken, bu sözümona Belediyeler kendilerini; doğanın, yaşamın bir parçası olan köpekleri ve diğer canlıları yok etmekle görevli hissetmektedirler. Sarıyer Belediyesi özelinde; bu insanlık, uygarlık dışı, vahşi-ilkel uygulamaları yapanları, kendilerini bununla yetkili görenleri nefretle kınıyorum. Aracılığınızla, tüm sivil toplum örgütlerinin duyarlılığını ve protestolarını bir kez daha Sarıyer Belediyesi ve benzerlerine yöneltmelerini ve bu katliamları durdurmalarını talep ediyorum, diliyorum."

* * *

İLETİŞİM: Meral Gündoğdu

Tel: (0212)213 01 86

e-mail : mast-yapi@mastyapi.com


Derkenar'ın notu: Korsan'ın ölümü ve sevilen canlıların, dostlarımızın plânlanmış ölümleri çok acı. En çok da gözümüzden esirgediğimiz birilerinin başka birileri tarafından bu kadar kolaylıkla yok edilebilmelerine neden olan husumet duygusu, sevgisizlik hastalığı. Buna dayanmak zor.

Ama yukarıdaki suçlamanın gerçek adresi Sarıyer Belediyesi midir, maalesef bilemiyorum. O cıvarda oturan bir arkadaşımı köpeğini sakınması konusunda uyardığımda, bana "İstanbul'daki hayvanlara karşı en duyarlı belediyenin Sarıyer belediyesi olduğunu" söyledi.

Sonuç olarak, her kim ise o olmaz olası striktinin zehirini uluorta yerlere saçan ve kendi sevgisizliğine silah yapan o iki ayaklı korkuluklar, ne yazık ki o tarz insanlarla içiçe yaşadığımız gerçeğine alışmak ve sevgiyi yaygınlaştırmaya çalışmak düşüyor bize. (8 Mart 2002)

 

Görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?


Adınız Soyadınız
E Posta adresiniz (gizli kalacak)
« ( Rakamı kutuya yazınız )

 

 

Mektuplar

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Sesi güzeldi

Ali Türkan

O da gözlerini kocaman açmış, bana bakıyordu. Nedenini ben de bilmiyorum ama gözlerimi kaçırıp, - Kızın nasıl? Diye sordum. Birden kayboldu. Nereye gitmişti bu oğlan? Şimdi buradaydı be! Yalnızca bir kâğıt duruyordu az önce uzandığı yerde. Açtım kâğıdı. İki satır bir şey: Ben beceremiyorum bu hayatı. İkimiz de pek tanıyamadık babalarımızı. Yazar

Negatif Dil toplumu çürütüyor

Necdet Şen

Şu gazete kalabalığının içinden neden bir tane küçük kara balık çıkıp "ben bu çirkinliği sürdürmek istemiyorum, ben insanların dehşet duygularına karşı daha duyarlı davranacağım, daha pozitif bir yayın politikası izleyeceğim, korku çığırtkanlığı yapmayacağım" deyip kolları sıvamıyor?   Necdet Şen

Web Gezgini

Bir asteğmenin günlüğünden: Terör niçin bitmiyor?

Şehit asteğmenin günlüğü:

"Bugün var ya aşkım... Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum.

Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, gidelim öldürelim diyoruz göndermiyorlar.

Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar.

Nuh Gönültaş (Bugün)

En Son Yazılar

Yaban

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim?   Kitap Kurdu

Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

İlker Tortop

Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız.   Yazar

Neanderthal ve biz

Alper Uzun

İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor.   Yazar

İnsan neden nefret eder?

Kâmuran Kızlak

Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler.   Yazar

Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Seyit Balkuv

Kemal Tahir'in dediği gibi rezil bir geçmişe sahip olsa bile, günümüzde sadece zenginler için değil işçiler için bile en yüksek refah düzeyinin Batı'da olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, Batı sistemini elden geldiği kadar Doğu'ya uyarlamak insanların hayat şartlarının iyileşmesine yardımcı olmaz mı?   Yazar

Güce tapanlar tarikatı

İlker Tortop

Çok değil yirmi yıl önce yani benim gençliğimde kızlara dik dik bakmak yürek isterdi. Ayrı ayrı merdivenlerden sınıflara girilirdi, etekler şimdiki gibi göbekte değildi. Bir kızın elini tutmak, onunla tenhada konuşmak en havalı aksiyondu bıçkın gençler için. Şimdiyse toplumun bu kadar tatminsiz olmasına şaşırmak mı yoksa şaşırmamak mı gerekiyor bilemiyorum.   Yazar

Star'a veda

Necdet Şen

Eskiden hüsranlarım çok uzun sürerdi. Zannederdim ki bütün bunlar bir tek benim başıma geliyor. Uzun uzun yas tutardım. Kendime acımaktan ve "boşa geçen" hayatım için yazıklanmaktan marazî bir zevk alırdım. Kolum kanadım düşer, dünyaya hoyratlığın egemen olduğunu düşünürdüm. Şimdi bunlar çok kısa sürüyor. Karar verene kadar.   Necdet Şen

Son Yorumlar

Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban

Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?

Tüm Yorumlar

 Google Web   Derkenar  
 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

73