Süpermarket Edebiyatı 2

Çamay ve necdet ~ 14 Ocak 2001


Hızlı Gazeteci hangi kitapçılarda? Hepsinde olması gerekir öyle değil mi? Ankara ile İstanbul'da aynı anda sunulmuyor mu satışa? Remzi, Dost, İmge ve Turhan'a baktım. Hepsi "Nereye"yi çıkarıp gösterdiler.

"Oooo bu eski kitabı, ben en son çıkanı istiyorum" diyerek ayıplayıcı nazarlarla baktım yüzlerine. Burası Ankara be. Balığın bile en tazesi burda bulunuyor da nasıl olur da kitabınki olmaz?

Bu arada İmge'de Nereye'nin baskısı tükenmiş. En çok satanlar standında Yılmaz Erdoğan'ın biyografisi, Gülay bilmemkim adlı bir şarkıcının Hayat Güzeldir adlı kitabı, % 100 düşünce gücü, ve daha bir sürü töbe el atılmayacak kitap vardı.

Ha, Can Dündar'ın da bir "Nereye"si olduğunu biliyor muydunuz? 3 baskı yapmış! O da çok satanlar arasında.

Ben inanmıyorum bu çok satma numarasına. Benim kadar kitap alan yoktur. İlk kez görüyorum bu kitabı. Güya ilk baskıyı Ekim 2001'de yapmış. Bence satmayan ama popularitesi olan yazarları bir kez de böyle pazarlıyorlar.

Dost'taki görevliye, kusura bakmayın ama ne kadar dandik kitap varsa, çok satıyor standına koymuşsunuz, bizi mi düdüklüyorsunuz dedim. Annem bir hışımla çekti kolumdan.

Orhan Pamuk'un Kar'ı, Migros'da, Toys & Rus denen oyuncak mağazasında kasaların yanında satıyor. Bütün kitapçılarda aynı şekilde kapı girişlerine ve kasa yanlarına konmuş. Tam amerikan usulû. Yakında bizim markette de görürsem şaşırmayacağım.

Amerika'da kitabın bulunduğu raf bile önemlidir. Kitapçının ilk giriş katında orta yere bir masa konulur. İskambil evler gibi kitap yerleştirilir o masanın üstüne. Sonra Kitap ne üstteki ne alttaki, tam göz hizanıza denk gelen raflara dizilir. Ayrıca kasaların arkası, önü, yanı bu kitapla doludur. Kitap bir üst kata çıktığında artık onunla işleri bitmiş demektir.

Bu nasıl beceriyorlar? Yayıncı para mı veriyor, kitabı her yere koysunlar diye? USA'da öyle yapıldığını biliyorum. Reklamsız, çığırtkansız raflara dizilmiş kendilerine uzanacak eli bekleyen kitapların yanında, Kar, kasabanın genelevine yeni gelen taze gibi pencere-kapı önüne çıkartılmış, milletin iştahını kamçılamaya çalışıyor. Ama millet yutkunmaktan öteye geçemiyor. Taze'nin fiyatı 11.5 milyon TL.

Remzi'den çıkan diğer kitaplarınız da tükenmiş. Yeni baskısı olmayacak mı onların? Bu yeni kitabın diğer bölümleri de çıkacak mı Parantez'den peki? CNN'deki programı izlemiştim yoksa NTV miydi. 5N 1K idi yanılmıyorsam. Orada çekmiş olduğunuz görüntüleri vermişlerdi. Belgesel için de var mı kesinleşmiş bir program yoksa?

Çamay Özalp * 3 Şubat


Ne çok soru sormuşsun. Hepsini tek tek yanıtlayayım.

Can Dündar'ın bu isimdeki kitabını bana hem yayınevim hem de bir okur haber verdi. Benim aklıma Can Dündar dendiğinde güzel yazılar yazan, kendime yakın hissettiğim bir insan gelir.

3.baskı doğrudur. 1000'er adetten 2 bin küsur tane satmış (daha doğrusu, kitapçılara dağıtılmış) demek. O bir medya starı, normaldir.

Benim kitabım Parantez'den çıktı. Yayınevinin "patronu" işe belediye otobüsüyle gidip geliyor. Allah bilir cep telefonu da yoktur. Fakir yayınevinden çıkan kitap zor satar, standlarda fazla durmaz. Kitapçı dükkanı fakir yayınevini pek kaale almaz. Raflardaki kitap bitse yenisini istemez. Her ne kadar Nazım üstadımız kitabın tıraş bıçağı gibi pazarlanmasını savunuyorsa da, bence bu yozlaşmayı da beraberinde getirir, ki şu an olan da bu.

Mamafi, eskiden de Mecburiyet yazarları kiminle samimiyse onların kitapları satar, diğerleri hava alırdı. Bu işin mafyası var ve benim gibi adamların tek şansı, 40 yıl sonra bir sahafta anlayan biri tarafından keşfedilmek.

Orhan Pamuk ve benzerlerinden hazzetmeyişimin temel nedeni de bu; sözümona edebiyat denen bir havuza su taşıyoruz, ama şanslarımız eşit değil; o aileden zengin, para sıkıntısı nedir hiç tanımamış, üstelik hakkında Selanik dönmesi olduğu ve bu yüzden uluslararası Yahudi lobisi tarafından kayırıldığı iddiası var (bkz. Yalçın Küçük - Tekelistan). Onun kitabı çıkınca bütün İstanbul (belki diğer kentler de) dev duvar ilanlarıyla donatılıyor ve "mal" abartılı reklam kampanyalarıyla göze sokuluyor. İçi boş bile olsa benim necip milletim koşar alır, sonra okumaz, rafa kaldırır.

Orhan efendi de hırstan çenesi titreye titreye "başarılarını" sayıp döker ekranlarda. Yani "marketing" başarılarını.

Bana gelince, ağzımla kuş tutsam sözkonusu mafiozi entellektüel camia görmezlikten gelir. Sadece sevenlerimin eşe dosta yaptığı tavsiyelerle de, değil bilmemkaçıncı, ikinci baskı yapmam bile zor.

Bırak reklam kampanyasını, şu andaki kültürel mafyaya yönelik eleştirilerimi bile söylemeyip yutsam, bu günkünden biraz daha şanslı olurdu kitaplarım.

Ne dersin? Yutmalı mıyım sence?

* * *

Ne yazık ki kitapların çok ya da az satması, yazarının medyatik davranma ve eserini PAZARLAMA konusundaki ilkeli ya da ilkesiz oluşuyla çok ilintili. Bütün bu ve benzeri durumlar, insanı yazmaktan çizmekten soğutan durumlar.

Her neyse, ben yine de yazdım, çizdim, saldım uzay boşluğuna, onu bulmak ya da bulmamak herkesin kendi kişisel adam olma/olamama serüveninin bir parçasıdır.

Necdet Şen * 4 Şubat 2002

Sonraki mektup
Süpermarket Edebiyatı

 

Görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?


Adınız Soyadınız
E Posta adresiniz (gizli kalacak)
« ( Rakamı kutuya yazınız )

 

 

Mektuplar

 

Yazıyı arkadaşlarınıza da önermek ister misiniz?

Burada ne arıyorum?

Ali Türkan

Şimdilik evdeki eski eşyayı kırıp kırıp kömürleri tutuşturuyorum. Orman yolları açılınca, ufak çaplı bir operasyon yapıp odun ihtiyacımı da gidereceğiz. Yanlış anlaşılmasın. Türkiye'nin çöl olmasına ben de karşıyım. Yerlere düşmüş dalları toplayacağım. Velhasıl, keyfim yerinde. Kasaba havası yaradı; yanaklarımdan kan damlıyor. Yazar

Star'a veda

Necdet Şen

Eskiden hüsranlarım çok uzun sürerdi. Zannederdim ki bütün bunlar bir tek benim başıma geliyor. Uzun uzun yas tutardım. Kendime acımaktan ve "boşa geçen" hayatım için yazıklanmaktan marazî bir zevk alırdım. Kolum kanadım düşer, dünyaya hoyratlığın egemen olduğunu düşünürdüm. Şimdi bunlar çok kısa sürüyor. Karar verene kadar.   Necdet Şen

Web Gezgini

Türkiye Kürtleri'nin geleceğine dair

DTP'nin kapatılmasını demokratik nizamımız için doğru bulmuyorum fakat siyasi hamle inisiyatifini "dağ kadroları"ndan alan bir siyasi hareket, kendi meşruluğunu bile silah haline getiriyor demektir. Niçin mücadele ediyoruz ki biz? Silahsız politik mücadele için, sivil siyaset için.

Ahmet Turan Alkan (Zaman)

En Son Yazılar

Yaban

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Şimdi başım iki ellerimin arasında düşünüyorum: Onlar gibi olmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yiyip içmek, onlar gibi oturup kalkmak, onların diliyle konuşmak... Haydi bunların hepsini yapayım. Fakat, onlar gibi nasıl düşünebilirim? Nasıl onlar gibi hissedebilirim?   Kitap Kurdu

Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

İlker Tortop

Her şeye alışmış olan bizler hiç bir şeye de şaşırmayacağız. Tankerler evlere girecek, uçaklar taksilere çarpacak, çocukların öğretmeni sapık, mahallenin doktoru sahte çıkacak ama şaşırmayacağız. Dağda ölecek, vadide ölecek, ölecek de ölecek insanlarımız.   Yazar

Neanderthal ve biz

Alper Uzun

İki yüz bin yıl boyunca Avrasya da yaşadılar. Yaklaşık otuz bin yıl önce de ortadan kalktılar. Nedeni tam bilinmiyor ama tahminen modern insanın gelişi ve hava/iklim koşullarının soylarını kuruttukları düşünülüyor.   Yazar

İnsan neden nefret eder?

Kâmuran Kızlak

Klinik Psikoloji insanların nasıl düşünürlerse öyle duygulandıklarından, düşünceleriyle duygularının genellikle tutarlılık gösterdiğinden, yani duyguyu belirleyenin düşünce olduğundan bahsediyor. Olumlu düşünceleri olumlu duygular, olumsuz düşünceleri de olumsuz duygular izler.   Yazar

Son Yorumlar

Doğudaki insanların işlerini kaybetme konusunda Batılılar kadar ürkek olmamalarının sebebi aile...
Erkal Duran - Doğulular, Batılılar, iş hayatı ve Kemal Tahir

Ben de Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız'dan bir alıntı yapayım. Konuya çok...
Onat Dikici - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Hasan Celal Güzel ülkemizdeki siyasi sistem için iki başbakanlı sistem diyor. Biri...
Tuncer İnceoğlu - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

'Analar daha neler dogurur' diyenlerin kanli elleri opuluyor bu memlekette. Kapitalizmin bir kez...
Umut Kalan - Analar bir daha doğuruversin, ne olacak?

Yakup Kadri'nin bu eseri Türk edebiyatının önde gelen gerçekçi romanlarındandır. Yazarın Ankara...
Güliz Aktuğ - Yaban

Mevlana Celaleddin-i Rumi demiş ki:...
Ali Sedat Çetinkoz - Çıplaklık ayıp mı yani?

Tüm Yorumlar

 Google Web   Derkenar  
 

Tasarım + Programlama: Sokak Kedisi   © 2000-2008   Tüm hakları saklıdır. Sitedeki yazılar yayıncının izni olmadan çoğaltılamaz, başka yayın organlarında ve internet sitelerinde kullanılamaz.

66